Analiz

ABD/İsrail-İran Savaşı’nda İspanya’nın Tutumu: Sistemsel Bir Kopuş mu Bir Denge Arayışı mı?

Sánchez, dış politikada yüksek görünürlüğe sahip, normatif söylemi güçlü ve uluslararası hukuka vurgu yapan karizmatik bir lider profili çizmektedir.
Sánchez’in bu yaklaşımı, İspanya’nın uluslararası arenada daha bağımsız ve eleştirel bir aktör olarak konumlanmasına katkı sağlamaktadır.
Sánchez’in liderliğinin ayırt edici özelliği, güç siyaseti ile normatif ilkeler arasındaki tercih anlarında tutarlı bir pozisyon alabilmesidir.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail’in 28 Şubat 2026 tarihinden beri İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın bölgesel misillemeleri devam ederken; İspanya Hükümeti, Orta Doğu’daki duruma karşı en başından itibaren diğer Avrupa ülkelerinden farklı bir pozisyon almış ve İspanya Başbakanı Pedro Sánchez öncülüğünde savaş karşıtı, uluslararası hukuka vurgu yapan ve açıkça ABD ile İsrail’i eleştirmekten çekinmeyen duruşu ile uluslararası toplum nezdinde takdir toplamıştır. İspanya’da bulunan Rota ve Morón üslerinin İran’a yönelik saldırılar için kullanılmasının yasaklanması, bunun üzerine ABD tanker uçaklarının üslerden çekilmesi[i] ve Trump’ın İspanya ile ekonomik ilişkileri kesme tehdidine Sánchez’in sert bir karşılık vermesi ile başlayan söz konusu duruş, Sánchez’in Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) müttefiklerine rağmen ABD’nin İran’a saldırılarını desteklemeyeceğini açıklaması ve Avrupa Birliği (AB) içerisinde İran’a karşı doğrudan askeri tepki verilmesine karşı çıkan ülkeler arasında konumlanması ile tutarlı bir çizgide ilerlemiştir.

Son olarak 30 Mart 2026 tarihinde İspanya Savunma Bakanı’nın ABD ile İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşı “tamamen yasadışı ve haksız” olarak nitelendirerek İspanya’nın hava sahasını ABD savaş uçaklarına kapattığını belirtmesiyle de bu duruş zirve noktasına çıkmıştır. Hatta hava sahasına erişimi kısıtlama kararının İspanya’nın Beyaz Saray ile gergin ilişkilerini daha da kötüleştirip kötüleştirmeyeceği sorusuna Ekonomi Bakanı Carlos Cuerpo’nun cevabı “Bu karar, tek taraflı olarak ve uluslararası hukuka aykırı bir şekilde başlatılan bir savaşa katılmama ve katkıda bulunmama yönünde İspanya Hükümeti tarafından daha önce alınan kararın bir parçasıdır.” şeklinde olmuştur.[ii]

İspanya’nın Çok Katmanlı Dengeleme Stratejisi

İspanya’nın bahse konu savaş karşıtı politikası, İkinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan uluslararası düzenin değişim içinde olduğu günümüzde NATO ve AB gibi Batı ittifakının üyesi olan bu ülkenin ittifaktan bir kopuş mu yoksa bir denge arayışı içinde mi olduğuna ilişkin tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Aslında İspanya’nın son yıllardaki dış politikası sadece ABD/İsrail-İran Savaşı’nda değil, Filistin yanlısı tutumu ve Gazze ile ilgili AB’den aykırı görüşleri ile de ittifak dışı bir anlayışı yansıtsa da söz konusu dış politikayı uluslararası sistem, dış politika ve iç politika-liderlik olmak üzere üç farklı düzeyde analiz etmek en sağlıklı yaklaşım olacaktır. Çünkü İspanya’nın pozisyonu salt “taraf seçme” değil, çok katmanlı bir dengeleme stratejisi olarak ortaya çıkmaktadır.

Uluslararası sistem açısından baktığımız zaman İspanya’nın söz konusu dış politikasının büyük ölçüde bazı yapısal unsurlar tarafından belirlendiği düşünülebilir. 1982 yılından beri NATO, 1986 yılından beri ise AB üyesi olan İspanya’nın Batı ittifakı ile olan ilişkisi hala devam etmektedir ve İspanya’nın bu örgütlerden çıkma gibi bir politikası olduğuna dair bir emare yoktur. ABD ile restleşse de İspanya hala NATO üyesi olarak güvenlik mimarisinde ABD’ye bağlı ama otonomisini koruma anlayışı benimsemektedir. AB içerisinde ise aktif bir orta büyüklükteki devlet pozisyonuna sahip olan İspanya, bu otonomiyi halihazırda AB’nin stratejik otonomi arayışı çerçevesinde “ABD’den bağımsız Avrupa dış politikası” fikri ile beslemektedir. Bu nedenle uluslararası sistemdeki değişim karşısında İspanya mevcut sistemin uluslararası hukuk sistemine vurgu yaparak değişen düzende güç siyasetini yumuşatma isteği içindedir. Dolayısıyla NATO-ABD, AB ve stratejik otonomi anlayışını içeren yapısal faktörler çerçevesinde İspanya AB’nin stratejik otonomi anlayışına en fazla destek veren ve NATO-ABD hattına bu bağlamda en mesafeli duran AB ülkesi pozisyonunda kendisini konumlandırmaktadır.

2025-2028 Dış Eylem Stratejisi: Kendi Kimliğine Sahip Dış Politika

Dış politika düzeyindeki analizde İspanya’nın “2025-2028 Dış Eylem Stratejisi: Kendi Kimliğine Sahip Dış Politika” başlıklı strateji belgesini incelemek yerinde olacaktır. Belge geleneksel bir dış politika taslağından ziyade stratejik bir yeniden konumlandırma yaklaşımını temsil etmektedir. Güç siyasetinin gölgesinde dönüşüm geçiren küresel düzen içinde İspanya’nın rolünün yeniden tanımlandığı belgede, dış politika, değişken bir sistemde ulusal kapasiteyi ve etkiyi korumak için bir araç olarak nitelendirilmektedir. Bu çerçevede, İspanya dış politikasını sistemik istikrarsızlığa karşı çok taraflılığa bağlılık, uluslararası hukukun savunulması ve uluslararası kurumlar ile işbirliği ve barış vurgusu üzerine inşa etmektedir.

İlgili belgede çok taraflılık stratejik bir çıkar olarak savunulmakta, ekonomik çeşitlendirme ile bağımlılıkların azaltılmasını vurgulayan bir jeo-ekonomik perspektif benimsenmekte ve iç uyum anlayışı, iç siyaseti dış politika kapasitesiyle ilişkilendiren stratejik bir gereklilik haline gelmektedir. Başka bir deyişle İspanya, dış politikasında kendisini AB aracılığıyla faaliyet gösteren, normatif taahhütleri mevcut güç odaklı uluslararası ortama stratejik uyumla birleştiren bir “köprü gücü” olarak konumlandırmakta ve klasik bir “normatif dış politika” örneği sergilemektedir.[iii]

İç Politik Dinamiklerin Etkisi ve Sánchez’in Karizmatik Liderliği

Uluslararası sistem ve dış politika düzeyinde İspanya’nın tutumunu ele aldığımızda, aslında değişen dünya düzeninin birçok ülkeyi İspanya gibi çok taraflı ve dengeli bir dış politika stratejisine zorladığını ve İspanya’nın bu düzeylerde özgün bir konumda yer almadığını söylemek mümkündür. Bu nedenle İspanya’yı farklı kılan unsuru iç politika ve liderlik düzeyindeki konumunda aramak gerekmektedir. Buradaki en kritik unsurun doğrudan iç politika-liderlik düzeyinde olduğu ve İspanya Başbakanı Pedro Sánchez Hükümeti’nin gerek sol/sosyal demokrat çizgiyi temsil eden ideolojik konumu gerekse iç politikada sol partilerle yaptığı koalisyon hükümeti ile kayganlaşan zeminini, söz konusu çizginin Filistin meselesine duyarlı ve insan hakları ile uluslararası hukuk vurgusu yüksek pozisyonu ile güçlendirme çabasında olduğu görülmektedir. Bu bağlamda Pedro Sánchez’in İsrail’e çok daha sert/eleştirel tutumu ve ABD politikalarına mesafeli yaklaşımı sadece dış politika düzeyinde stratejik değil, ideolojik bir tercih olurken, koalisyon dengesiyle sınırlı iç politikada İspanyol kamuoyunun Filistin’e daha sempatik bakması Pedro Sánchez Hükümeti’ni ABD müdahaleciliğine karşı daha eleştirel ve bağımsız bir çizgiye çekmektedir.

Liderlik düzeyinde ise Pedro Sánchez, son yıllarda gerek dünya siyasetinde gerekse ve özellikle diğer Avrupa ülkelerindeki siyasette pek görülmeyen karizmatik lider portresine oldukça uygun bir lider profili sergilemektedir. Dış politikada yüksek görünürlüğe sahip, normatif söylemi güçlü ve uluslararası hukuka vurgu yapan Sánchez’in bu yaklaşımı, İspanya’nın uluslararası arenada daha bağımsız ve eleştirel bir aktör olarak konumlanmasına katkı sağlamaktadır. Bu bağlamda liderliğinin ayırt edici özelliği, güç siyaseti ile normatif ilkeler arasındaki tercih anlarında tutarlı bir pozisyon alabilmesidir.[iv]

Sonuç olarak İspanya, ABD/İsrail-İran Savaşı’nda Batı İttifakı ile bağlarını koparmadan, ama bu bağların normatif değerlerine vurgu yaparak ABD-İsrail’e eleştirel, İran’a temkinli ve diplomasi odaklı bir “denge siyaseti” yürütmekte, ancak bu siyaseti hem Sánchez hükümetinin ideolojik ve iç politik dinamikleriyle hem de Sánchez’de vücut bulan karizmatik ve ilkeli lider figürü ile güçlendirerek dünya siyasetinde ayrıksı bir yerde konumlanmaktadır. 


[i] “Spain refuses to provide military support for US attack on Iran and distances itself from France, Germany and the UK”, El Pais, https://english.elpais.com/international/2026-03-02/spain-refuses-to-provide-military-support-for-us-attack-on-iran-and-distances-itself-from-france-germany-and-the-uk.html, (Erişim Tarihi: 03.04.2026). 

[ii] “Spain closes airspace to US military over Iran war, widening rift with US”, The Guardian, https://www.theguardian.com/world/2026/mar/30/spain-closes-airspace-to-us-military-over-iran-war-widening-rift-with-us, (Erişim Tarihi: 03.04.2026).  

[iii] “Spaın’s Foreıgn Actıon Strategy 2025-2028 Foreıgn Polıcy Wıth A Dıstınct Identıty”, Gobierno de Espana, https://www.exteriores.gob.es/es/PoliticaExterior/Documents/EAE_2025-2028/Estrategia%20Acci%C3%B3n%20Exterior%20Ingl%C3%A9s.pdf, (Erişim Tarihi: 03.04.2026).  

[iv] Şule Demirtaş, “Pedro Sánchez nerede, dünya nerede?”, Karar, https://www.karar.com/yazarlar/sule-demirtas/pedro-sanchez-nerede-dunya-nerede-1607092, (Erişim Tarihi: 03.04.2026).  

Doç. Dr. Pınar ÇAĞLAYAN
Doç. Dr. Pınar ÇAĞLAYAN
Doç. Dr. Pınar Çağlayan, 2003 yılında Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, TV ve Sinema Bölümü’nden mezun olduktan sonra, yüksek lisans ve doktora derecelerini Ankara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’ndan aldı. Çağlayan, Uşak Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde doçent olarak görev yapmaktadır ve aynı zamanda bölüm başkanı ve Uşak Üniversitesi AB Eğitim, Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin müdürüdür. Akademik ilgi alanları arasında uluslararası ilişkiler teorileri, Türk-Yunan ilişkileri, AB politikaları, Türk dış politikası, uluslararası göç, milliyetçilik ve Kıbrıs bulunmaktadır. 2021-2025 yılları arasında “100. Yılında Dışişleri Bakanlığı Tarihi ve Türk Dış Politikası ile Etkileşim Süreci” başlıklı bir TÜBİTAK-1001 Projesi ve “Göç ve Dini Çeşitlilik Konularında Teori ve Uygulama Arasındaki Bağlantı” başlıklı bir AB Cost Action Projesinde araştırmacı olarak çalışmıştır. Akademik kariyerinin yanı sıra, 2006-2020 yılları arasında Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nda aile ve sosyal hizmetler uzmanı olarak çalışan Çağlayan, 2018-2020 yılları arasında da Avrupa Birliği’nin FRIT Programı kapsamında ESSN (Sosyal Uyum Yardımı) ve CCTE (Yabancılar İçin Şartlı Eğitim Yardımı) Projelerinde uzman olarak görev almıştır.

Benzer İçerikler