Analiz

AB’nin Orta Asya Açılımında Özbekistan’ın Yükselen Rolü

Özbekistan hem ekonomik hem de siyasi düzeyde AB için vazgeçilmez bir ortak hâline gelmektedir.
Özbekistan ile AB arasındaki ticaret hacmi, 2024 yılı itibarıyla yaklaşık 4,8 milyar euroya ulaşarak son beş yılda neredeyse iki kat artmış bulunmaktadır.
Özbekistan’ın ekonomik bağlarını Batı ile derinleştirirken aynı zamanda bölgesel bağlantı ağlarını güçlendirme potansiyelini de ortaya koymaktadır.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Avrupa Birliği’nin (AB) Orta Asya’ya yönelik politikası, son yıllarda hem içerik hem de yöntem bakımından belirgin bir dönüşüm sürecine girmiştir. Bu dönüşümün merkezinde bölgenin jeopolitik öneminin artması, küresel güç rekabetinin yoğunlaşması ve AB’nin kendi stratejik özerkliğini güçlendirme çabaları yer almaktadır. Bu bağlamda Özbekistan, AB’nin Orta Asya açılımında giderek daha görünür ve etkin bir aktör haline gelmiştir. Özellikle 2016 sonrası dönemde Taşkent yönetiminin benimsediği reformcu ve çok yönlü dış politika yaklaşımı, AB ile ilişkilerin derinleşmesini mümkün kılmış; Özbekistan’ı yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, bölgesel düzeyde de kilit bir ortak konumuna taşımıştır.

AB’nin Orta Asya’ya yönelik ilgisinin artmasında birden fazla faktör etkili olmaktadır. Enerji güvenliği, tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi, kritik hammaddelere erişim, Çin’in artan ekonomik etkisi ve Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında Avrasya coğrafyasının yeniden önem kazanması bu faktörler arasında öne çıkmaktadır. Orta Asya, uzun süredir AB dış politikasında ikincil bir bölge olarak değerlendirilmiş olsa da 2019 yılında kabul edilen AB’nin Orta Asya Stratejisi ile bu yaklaşım değişmeye başlamıştır. Bu strateji, bölge ülkeleriyle dayanıklılık, refah ve bölgesel işbirliği ekseninde daha kapsamlı ve uzun vadeli ilişkiler kurulmasını hedeflemiştir. Özbekistan ise bu stratejinin uygulanmasında pratik ve siyasi açıdan en elverişli ortak olarak öne çıkmıştır.

Özbekistan’ın AB açısından taşıdığı önemin temelinde, ülkenin demografik, ekonomik ve siyasi özellikleri bulunmaktadır. Yaklaşık 36 milyonluk nüfusuyla Orta Asya’nın en kalabalık ülkesi olan Özbekistan, aynı zamanda bölgenin en hızlı büyüyen ekonomilerinden birine sahiptir. Devlet kontrolünün kademeli olarak azaltılması, yabancı yatırımların teşvik edilmesi ve ticaret rejiminin serbestleştirilmesi yönündeki reformlar, AB sermayesi ve şirketleri için cazip bir ortam yaratmıştır. Bu durum, AB’nin bölgeye yönelik ekonomik angajmanını Özbekistan üzerinden genişletmesine imkân tanımaktadır.

Bu bağlamı açıklayan en somut gelişmelerden biri, 24 Ekim 2025 tarihinde Brüksel’de imzalanan “Geliştirilmiş Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması”dır. Bu belge, Avrupa Birliği ile Özbekistan arasında 1996 tarihli Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması’nın kapsamını genişleterek siyasi diyalog, ticaret, yatırım, sürdürülebilir kalkınma, fikri mülkiyet, dijital dönüşüm ve çevresel alanlarda derinlemesine bir işbirliği zemini oluşturmayı hedeflemektedir. Anlaşma, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Avrupa Konseyi Başkanı António Costa tarafından Özbekistan Cumhurbaşkanı Sayın Şevket Mirziyoyev’e eşlik eden bir heyet huzurunda imzalanmıştır. Bu, ilişkilerin artık daha yüksek düzeyli siyasi kararlılıkla sürdürüldüğünün açık bir göstergesi olmuştur.[1]

Bu girişimin arka planında AB’nin Orta Asya’ya yönelik yeni stratejik vizyonunun somut bir uygulaması yer almaktadır: Bölgesel bağlantılardan küresel ekonomik ağlara kadar çok katmanlı bir ortaklık modeli. Bu anlaşma, ticaret ve yatırım hacmini büyütmenin yanı sıra kritik stratejik alanlarda işbirliğini de kapsayacak şekilde tasarlanmıştır. Özbekistan ile AB arasındaki ticaret hacmi, 2024 yılı itibarıyla yaklaşık 4,8 milyar euroya ulaşarak son beş yılda neredeyse iki kat artmıştır. Böylece AB, Özbekistan’ın üçüncü büyük ticaret ortağı konumuna gelmiştir. Bu veriler ekonomik entegrasyonun giderek arttığını ortaya koymaktadır.[2]

Bu imza töreni, AB ile Orta Asya ülkeleri arasındaki ilişkilerin doğasını yeniden tanımlayan geniş kapsamlı stratejik bir adım olarak okunabilir. Anlaşma metni, daha önceki çerçeve belgelerden farklı olarak ticaret, siyasi diyalog, yatırım ve sürdürülebilir kalkınma alanlarını tek bir çatı altında toplamaktadır. Bu, AB’nin Orta Asya açılımının kapsamını genişleten niteliğini ortaya koymaktadır. Özellikle kritik hammaddeler, dijitalleşme ve ekolojik dönüşüm gibi alanlarda öngörülen işbirlikleri, ekonomik ilişkilerin klasik ticaret sınırlarını aşarak stratejik teknolojik alanlara kadar uzanmaktadır. Bu yönüyle anlaşma, AB’nin sadece ekonomik değil, aynı zamanda yapısal ve normatif düzeyde bir ortaklık hedeflediğini göstermektedir.

AB’nin Orta Asya açılımı, 4 Nisan 2025 tarihinde Özbekistan’ın Semerkant kentinde düzenlenen zirvede de dile getirilmiştir. Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, Orta Asya ülkelerinin liderleriyle yaptığı bu toplantıda stratejik ortaklıkların geliştirilmesine dair kapsamlı taahhütlerde bulunmuştur.[3] Bu zirvede gündeme gelen en önemli hususlardan biri, AB’nin Küresel Geçit Girişimi çerçevesinde bölgeye sağlanması planlanan yaklaşık 12 milyar euroluk yatırım desteğidir.[4] Bu destek, ulaştırma altyapısı, yenilenebilir enerji, dijitalleşme ve kritik hammaddeler gibi dört temel alanda yoğunlaşacak şekilde tasarlanmıştır ve bölgenin ekonomik altyapısının güçlendirilmesini hedeflemektedir. Bu politikanın arka planında Avrasya’daki güç dengelerinin yeniden şekillenmesi ve AB’nin bölge ülkeleriyle çok yönlü işbirlikleri kurma ihtiyacı bulunmaktadır.

Bu bağlamda Özbekistan’ın rolü sadece bir muhatap olarak kalmayıp aynı zamanda bölgesel işbirliğini yönlendiren bir aktör olarak da tanımlanabilir. Semerkant Zirvesi’nde bölgede birlikte hareket etme iradesi vurgulanmış; Özbekistan Cumhurbaşkanı Sayın Şevket Mirziyoyev, bu ilişkilerin birkaç yıl öncesine kadar düşünülemez olduğunu belirterek ortaklıkların yeni bir çağ açtığını ifade etmiştir. Bu açıklama, yalnızca diplomatik bir retorik unsuru değil, aynı zamanda Özbekistan’ın kendi dış politika yönelimindeki dönüşümü de yansıtmaktadır. Geniş kapsamlı ekonomik ve politik işbirliklerinin kurulması hem AB’nin hem de Özbekistan’ın stratejik çıkarlarının örtüştüğünü göstermektedir.

Bu süreç, Özbekistan’ın, AB’nin Orta Asya açılımında da merkezi bir konum edindiğini göstermektedir. Ekonomik göstergeler, bu coğrafyada ticaretin yönünü Batı pazarlarına doğru genişlettiğini ortaya koymaktadır. 2024 yılı itibarıyla AB, Özbekistan’ın ticaretinin önemli bir bölümünü oluşturmuş; Özbekistan mallarının yaklaşık %7,2’si AB ülkelerine ihraç edilmiştir.[5] Bu durum AB’nin Özbekistan için ikinci büyük ihracat pazarı olduğunu göstermektedir. Bu gelişmeler, Özbekistan’ın ekonomik bağlarını Batı ile derinleştirirken aynı zamanda bölgesel bağlantı ağlarını güçlendirme potansiyelini de ortaya koymaktadır.

AB’nin bu açılımının içeriği yalnızca ekonomi alanıyla sınırlı kalmamakta, aynı zamanda normatif etki alanlarını da içermektedir. Örneğin sürdürülebilir kalkınma politikaları, çevre standartlarının yükseltilmesi ve dijitalleşme alanında ortak projelerin teşvik edilmesi, AB’nin normatif gücünü bölgeye taşıyan mekanizmalar olarak karşımıza çıkmaktadır.[6] Kritik hammaddelerin işlenmesi gibi stratejik alanlarda planlanan işbirlikleri, sadece ekonomik fayda sağlamakla kalmayıp uzun vadede bölgesel üretim kapasitelerinin modernleşmesini de tetikleyebilir. Bu yönüyle AB’nin stratejik yaklaşımı, ekonomik bağları teknolojik ve yapısal dönüşümle ilişkilendiren bütünsel bir model sunmaktadır. Bu model, Özbekistan’ın ekonomik kalkınma hedefleriyle örtüşmektedir.

Özbekistan’ın bu yeni pozisyonu, dış politikasının esnek ve çok yönlü doğasıyla da tutarlı bir çizgi izlemektedir. Ülke, Rusya ve Çin gibi güçlü komşularla ilişkilerini sürdürürken aynı zamanda Batı’yla da dengeli bir ortaklık kurma hedefini benimsemiştir. Bu denge politikasının başarısı, Özbekistan’ın kendi ulusal çıkarlarını maksimize etme kapasitesini artırmaktadır. Bu durum, sadece ekonomik faydalarla sınırlı kalmayıp aynı zamanda bölgedeki genel istikrar ve refah için de önemli bir potansiyel yaratmaktadır.

Sonuç olarak AB’nin Orta Asya açılımı bağlamında Özbekistan’ın yükselen rolü, bölgesel dinamiklerin yeniden şekillenmesinin somut bir göstergesi olarak okunabilir. Brüksel’de imzalanan yeni ortaklık anlaşması ve Semerkant Zirvesi’ndeki stratejik deklarasyonlar bu dönüşümün iki önemli mihenk taşıdır. Özbekistan hem ekonomik hem de siyasi düzeyde AB için vazgeçilmez bir ortak hâline gelmektedir. Bu ortaklık, bölge ile Avrupa arasında sadece bir köprü değil aynı zamanda uzun vadeli stratejik ilişkilerin temelini oluşturacak bir normatif yaklaşımı temsil etmektedir.

[1] “EU and Uzbekistan deepen ties with new partnership agreement signed in Brussels”, Euronews, https://www.euronews.com/2025/10/24/eu-and-uzbekistan-deepen-ties-with-new-partnership-agreement-signed-in-brussels, (Erişim Tarihi: 19.01.2026).

[2] Aynı yer.

[3] “AB’den Orta Asya açılımı”, DW, https://www.dw.com/tr/abden-orta-asya-a%C3%A7%C4%B1l%C4%B1m%C4%B1/a-72146093, (Erişim Tarihi: 19.01.2026).

[4] Adkhamjon Janobiddinov, “Uzbekistan–EU Relations Enter a New Era with the Signing of the Enhanced Partnership and Cooperation Agreement”, Special Eurasia,
https://www.specialeurasia.com/2025/10/23/uzbekistan-eu-epca/, (Erişim Tarihi: 19.01.2026).

[5] Aynı yer.

[6] “A new chapter in Uzbekistan–EU relations: Why the EPCA matters”, Eureporter, https://www.eureporter.co/world/uzbekistan/2025/10/28/a-new-chapter-in-uzbekistan-eu-relations-why-the-epca-matters/, (Erişim Tarihi: 19.01.2026).

Sena BİRİNCİ
Sena BİRİNCİ
Sena Birinci, 2024 yılında Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Aynı zamanda Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi'nden çift anadal yapmıştır. Şu anda Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nde Siyaset ve Sosyal Bilimler alanında yüksek lisans eğitimine devam eden Sena’nın ilgi alanlarını Avrupa siyaseti, Avrupa Birliği ve seçim siyaseti oluşturmaktadır. Sena, ileri derece İngilizce, başlangıç seviyesinde Rusça bilmektedir.

Benzer İçerikler