Analiz

Ankara-Taşkent Hattında Yeni Sayfa: Türkiye ve Özbekistan’ın Ortak Vizyonu

Bu görüşme, Türkiye ve Özbekistan’ı Avrasya’nın ‘Merkez Ülkeleri’ olarak tescillemiştir.
Ankara-Taşkent hattı bölgesel barış ve refahın teminatı olma yolunda ilerlemektedir.
Ankara ve Taşkent’in ortak duruşu, Türk dünyasının uluslararası sistemdeki ağırlığını artırmaktadır.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Türkiye Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Özbekistan Cumhurbaşkanı Sayın Şevket Mirziyoyev’in Ankara’daki buluşması, Türk dünyasının siyasi tarihinde derin bir iz bırakmaya adaydır. Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 29 Ocak 2026 tarihinde gerçekleşen bu zirve rutin diplomatik temasların çok ötesinde anlamlar taşımaktadır.[i] İki liderin riyasetinde toplanan “Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi” ilişkilerin şahsi dostluktan kurumsal bir ortaklığa evrildiğini göstermektedir. Toplantı sonucunda imzalanan ortak bildiri, Ankara ve Taşkent arasındaki işbirliğini “kapsamlı stratejik ortaklık” seviyesine yükseltmiştir. Bu durum Avrasya’nın kalbinde yeni bir güç mimarisinin şekillendiğine işaret etmektedir.

Zirvenin en dikkat çekici anı resmi görüşmelerin haricinde Hatay’da inşa edilen konutların teslim törenine yapılan canlı bağlantı olmuştur. Özbekistan’ın 2023 depremlerinin hemen akabinde gösterdiği yüksek dayanışma bugün kalıcı bir kardeşlik eserine dönüşmüş bulunmaktadır. Bu somut adım iki ülke arasındaki bağın diplomatik metinlerden ibaret olmadığını kanıtlamaktadır. Liderlerin bu projeyi bizzat himaye etmesi devletlerarası ilişkilerin insani boyutunu göstermektedir. Kriz dönemlerinde dahi tıkır tıkır işleyen bu sağlam mekanizma, taraflar arasındaki güvenin en net göstergesidir.

Mirziyoyev’in Ankara ziyareti esnasında verdiği mesajlar bölgesel güç denklemlerini yeniden tanımlayacak niteliktedir. Özbekistan Cumhurbaşkanı, Türkiye’yi “dünyanın yeni jeopolitik güç merkezlerinden biri” olarak vasıflandırmıştır.[ii] Bu tanımlama, Ankara’nın küresel ölçekte artan nüfuzunun Taşkent tarafından “stratejik bir fırsat” olarak görüldüğünü ortaya koymaktadır. Mirziyoyev’in bu vurgusu iki ülke ilişkilerini ikili boyuttan çıkarıp küresel bir perspektife taşımaktadır. Ankara artık Taşkent için vazgeçilmez bir yol arkadaşı hüviyetindedir.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Özbekistan’ın uluslararası alanda yükselen profilini desteklediklerini açıkça beyan etmiştir. İlişkiler asimetrik bir yapıdan sıyrılarak karşılıklı kazanca dayalı bir ortaklık modeline evrilmiştir. Ankara, Taşkent’in reform sürecine ve kalkınma hamlelerine aktif katkı sunma iradesini ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, Türk dünyası içindeki dayanışmanın somut bir tezahürü olarak okunabilir.

Ankara’daki zirvenin en mühim çıktılarından biri kurumsal diyalog mekanizmalarının tahkim edilmesidir. Dördüncü Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi toplantısı bakanlıklar ve kurumlar arası eşgüdümü zorunlu kılmaktadır. Siyasi, ekonomik ve kültürel gündemlerin senkronize edilmesi kararlaştırılmıştır. Böylece liderler arasındaki şahsi uyum devlet aygıtının tamamına yayılan sistematik bir işbirliğine dönüşmektedir. Bu kurumsallaşma, ilişkilerin sürdürülebilirliği açısından hayati önem arz etmektedir.

Ekonomik entegrasyon hedefleri, siyasi vizyonun en güçlü mütemmim cüzü konumundadır. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılı sonu itibarıyla 3 milyar dolar seviyesini aşmıştır. Liderler bu rakamı orta vadede 5 milyar dolara çıkarma hususunda mutabık kalmıştır. Bu hedefe ulaşmak adına gümrük prosedürlerinin sadeleştirilmesi ve ticaretin önündeki engellerin kaldırılması planlanmaktadır. Ekonomik ilişkiler potansiyelin altında kalmamak adına yeni teşviklerle desteklenecektir.

Türk firmalarının Özbekistan’daki varlığı, stratejik sektörlerde derinleşmektedir. İnşaat ve taahhüt işlerinin yanı sıra tekstil gıda ve enerji alanlarında ciddi yatırımlar mevcuttur. Özbekistan zengin yeraltı kaynaklarını ekonomiye kazandırma sürecinde Türk teknolojisine ihtiyaç duymaktadır. Türk sanayicisi için Özbekistan, Orta Asya pazarına açılan bir üretim üssü niteliğindedir. Bu karşılıklı bağımlılık ekonomik ilişkileri daha dirençli hale getirmektedir.

Enerji ve madencilik alanındaki işbirliği, Ankara zirvesinin öncelikli gündem maddeleri arasında yer almıştır. Özbekistan’ın sahip olduğu altın, uranyum ve doğal gaz rezervleri Türkiye’nin hammadde tedarik güvenliği açısından kritiktir. İmzalanan anlaşmalar bu kaynakların ortak projelerle işlenmesini ve küresel pazarlara sunulmasını öngörmektedir. Türkiye’nin enerji koridoru olma hedefi, Özbekistan’ın kaynak çeşitliliğiyle örtüşmektedir. Bu alandaki ortaklık her iki ülkenin enerji güvenliğine katkı sağlayacaktır.

Ulaştırma ve lojistik, Türkiye-Özbekistan ilişkilerinin jeopolitik omurgasını oluşturmaktadır. Özbekistan, denize çıkışı olmayan ve komşuları da kara ile çevrili bir ülke konumundadır. Bu coğrafi dezavantajı aşmak için Hazar Geçişli Orta Koridor hayati bir alternatiftir. Türkiye, bu koridorun batıdaki en önemli çıkış kapısıdır. İki ülke, lojistik hatlarını entegre ederek Çin’den Avrupa’ya uzanan ticaret yolunda merkezî bir rol üstlenmektedir.

Ankara’da ele alınan ulaştırma protokolleri transit geçişlerin hızlandırılmasını hedeflemektedir. Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı’nın kapasitesinin artırılması ve gümrüklerin dijitalleşmesi öncelikli konulardır. Bu adımlar Türk dünyasının küresel ticaretten aldığı payı artıracaktır. Lojistik işbirliği, bölge ülkelerinin Rusya ve Çin gibi büyük güçlere olan bağımlılığını dengelemektedir. Orta Koridor, Ankara ve Taşkent’in ortak stratejik projesi haline gelmiştir.

Güvenlik ve savunma sanayii stratejik ortaklığın en hassas boyutunu teşkil etmektedir. Bölgesel istikrarsızlıklar ve terör tehdidi iki ülkeyi daha yakın çalışmaya sevk etmektedir. Türkiye’nin savunma sanayiindeki tecrübesi Özbekistan Ordusu’nun modernizasyonuna katkı sunmaktadır. Zirve kapsamında askeri eğitim ve savunma teknolojileri konusunda mutabakat sağlanmıştır. Bu işbirliği, bölgesel güvenliğin yine bölge ülkeleri tarafından sağlanması ilkesini güçlendirmektedir.

Afganistan kaynaklı riskler, Ankara ve Taşkent’in güvenlik ajandasında üst sıralarda yer almaktadır. Sınır güvenliği ve radikalizmle mücadele konusunda istihbarat paylaşımı artırılacaktır. Türkiye’nin terörle mücadeledeki birikimi Özbek makamlarıyla paylaşılmaktadır. Savunma sanayiinde atılan adımlar, Özbekistan’ın caydırıcılığını artırmayı amaçlamaktadır. Bu ortaklık, üçüncü ülkelere karşı hasmane bir tutum barındırmaktan ziyade bölgesel istikrarı korumaya yöneliktir.

Yumuşak güç ve kültürel diplomasi, siyasi ilişkilerin toplumsal tabanını oluşturmaktadır. Ortak dil, tarih ve din birliği işbirliğinin doğal zeminidir. Ankara’da imzalanan eğitim ve kültür anlaşmaları bu zemini tahkim etmektedir. Türk-Özbek Üniversitesi projesi akademik işbirliğinin zirve noktasıdır. Gelecek nesillerin ortak bir vizyonla yetişmesi hedeflenmektedir.

Medya ve iletişim alanındaki ortaklıklar, dezenformasyonla mücadele için elzemdir. Türk dünyasına yönelik algı operasyonlarına karşı ortak bir söylem geliştirilmesi kararlaştırılmıştır. İletişim başkanlıkları arasındaki eşgüdüm artırılacaktır. Kültürel etkileşim halkların birbirini daha yakından tanımasına olanak tanımaktadır. Turizm alanındaki teşvikler bu süreci hızlandıracaktır.

Ankara zirvesi Türk Devletleri Teşkilatı vizyonuna doğrudan katkı sunmaktadır. Türkiye ve Özbekistan, teşkilatın iki ana motor gücüdür. Bu iki ülkenin uyumu teşkilatın karar alma mekanizmalarını hızlandırmaktadır. Bölgesel entegrasyon ikili ilişkilerin ötesinde çok taraflı bir boyuta taşınmaktadır. Ankara ve Taşkent’in ortak duruşu, Türk dünyasının uluslararası sistemdeki ağırlığını artırmaktadır.

Türkiye ve Özbekistan’ın bölgesel meselelere yaklaşımı istikrar odaklı bir perspektife dayanmaktadır. İki lider sorunların diyalog ve diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiğini savunmaktadır. Bu tutum bölgedeki çatışma risklerini azaltmaya yöneliktir. Ankara ve Taşkent barışın tesisi için inisiyatif almaktan çekinmemektedir. Diplomatik kanalların açık tutulması kriz yönetimini kolaylaştırmaktadır.

İki ülke arasındaki etkileşim sivil toplum kuruluşlarını da kapsamaktadır. İş dünyası temsilcileri arasındaki temaslar giderek sıklaşmaktadır. Kültür sanat faaliyetleri halkların gönül dünyasında yeni köprüler kurmaktadır. Edebiyat ve sinema alanındaki ortak yapımlar tarihsel mirası gün yüzüne çıkarmaktadır. Bu tür faaliyetler siyasi ilişkilerin toplumsal meşruiyetini artırmaktadır.

Teknoloji ve inovasyon, işbirliğin yeni ve dinamik bir sahasıdır. Türkiye’nin teknopark tecrübesi Özbekistan’a aktarılmaktadır. Dijital dönüşüm projeleri kamu hizmetlerinin verimliliğini artırmaktadır. Genç nüfusun teknoloji okuryazarlığı iki ülkenin kalkınma hedefleriyle örtüşmektedir. Uzay ve havacılık alanındaki potansiyel işbirlikleri geleceğe yönelik heyecan verici adımlardır.

Tarım ve su yönetimi, küresel iklim değişikliği sebebiyle hayati bir konudur. Özbekistan’ın tarımsal potansiyeli Türkiye’nin modern tarım teknikleriyle buluşmaktadır. Su tasarrufu sağlayan sulama sistemleri ortak projelerle yaygınlaştırılmaktadır. Gıda güvenliği her iki ülkenin stratejik öncelikleri arasındadır. Tarımsal ticaretin artırılması kırsal kalkınmaya destek olmaktadır.

Sağlık alanındaki işbirliği, pandemi sürecinde kazanılan tecrübelerle derinleşmiştir. Sağlık turizmi ve ilaç sanayii yeni fırsat alanları sunmaktadır. Ortak hastane yatırımları sağlık hizmetlerinin kalitesini yükseltmektedir. Tıbbi eğitim programları personel kapasitesini geliştirmektedir. İki ülkenin sağlık bakanlıkları arasındaki koordinasyon kesintisiz devam etmektedir.

Sonuç olarak bu görüşme, Türkiye ve Özbekistan’ı Avrasya’nın “Merkez Ülkeleri” olarak tescillemiştir. İlişkiler duygusal bir zeminden rasyonel ve stratejik bir düzleme evrilmiş bulunmaktadır. Bu dönüşüm her iki ülkenin ulusal çıkarlarına hizmet etmektedir. Ankara-Taşkent hattı bölgesel barış ve refahın teminatı olma yolunda ilerlemektedir. Gelecek dönemde bu ortaklığın küresel yansımaları daha net görülecektir.

[i] “Türkiye Becoming One of World’s New Geopolitical Power Hubs: Uzbek President”, Anadolu Agency, 29 Ocak 2026, https://www.aa.com.tr/en/turkiye/turkiye-becoming-one-of-world-s-new-geopolitical-power-hubs-uzbek-president/3814624, (Erişim Tarihi: 29.06.2026).

[ii] “Presidents of Uzbekistan and Türkiye Conclude Productive Talks”, UzDaily, 29 Ocak 2026, https://www.uzdaily.uz/en/presidents-of-uzbekistan-and-turkiye-conclude-productive-talks/, (Erişim Tarihi: 29.06.2026).

Göktuğ ÇALIŞKAN
Göktuğ ÇALIŞKAN
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde lisans eğitimi alan Göktuğ ÇALIŞKAN, aynı süreçte çift anadal programı kapsamında üniversitenin Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yer alan Uluslararası İlişkiler bölümünde de eğitim görmüştür. 2017 yılında lisans mezuniyetini tamamladıktan sonra Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde yüksek lisans programına başlayan Çalışkan, bu programı 2020 yılında "Hindistan Şiiliği ve İran’ın Hindistan Politikasının Yumuşak Güç Çerçevesinde Değerlendirmesi: Kontrüktivist Bir Bakış" adlı teziyle başarı ile tamamlamıştır. 2018 yılında ise çift ana dal programı kapsamında eğitim gördüğü Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olmuştur. Millî Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Seçme ve Yerleştirme (YLSY) programı kapsamında Fransa’da dil eğitimi alan Göktuğ Çalışkan, ardından Fas’ta bulunan Uluslararası Rabat Üniversitesinde 2. yüksek lisansını "La Présence Chinoise En Afrique Et L’évaluation De La Politique Africaine De La Chine Dans Le Contexte Du Projet « La Ceinture Et La Route » : Les Cas du Kenya et de l’Ouganda" (Çin'in Afrika'daki Varlığı ve Çin'in Afrika Politikasının Kuşak ve Yol Projesi Bağlamında Değerlendirilmesi: Kenya ve Uganda Örnekleri) teziyle 2022 yılında tamamlamıştır. Aynı zamanda Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi olan Çalışkan, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde de doktorasına devam etmektedir. Çalışkan, ayrıca YLSY kapsamında Fas’ta yine Uluslararası Rabat Üniversitesi’nde doktoraya başlamıştır. Ankasam Uluslararası İlişkiler uzmanı olarak çeşitli konularda röportajları ve analizleri bulunan Çalışkan, kitap bölümleri, makaleler ve kitap incelemelerine de devam etmektedir. Çalışkan, iyi derecede İngilizce ve Fransızca bilmekte olup, Çin-Afrika İlişkileri, Sahel, Sahel’de Din ve Güvenlik, İran, Şiilik, Hindistan, Gıda Güvenliği, Afrika'da İklim, İsyanlar ve Terörizm, Afrika Jeopolitiği, Kuşak ve Yol Projesi, Orta Asya üzerine akademik çalışmalarını sürdürmektedir.

Benzer İçerikler