Çin’in ABD’yle İlişkilerini Geliştirme Çabası

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 25 Ekim 2023 tarihinde yaptığı açıklamada, Amerika Birleşik Devletleri’yle (ABD) işbirliği yapmaya istekli olduklarını söylemiştir.[1] İki ülke arasındaki farklılıkların üstesinden gelebilmek ve küresel zorluklara yanıt verebilmek için birlikte çalışmasının önemine değinen Şi Cinping, ABD ve Çin’in “doğru” bir anlaşma zemini bulup bulamamasının dünya için hayati önem taşıdığını vurgulamıştır.[2] Bu sözler, Şi Cinping ile ABD’li mevkidaşı Joe Biden arasında bu yıl bir görüşme yapılması umutlarını artırmıştır.[3] Liderler düzeyindeki bu görüşmeye ön hazırlık olarak Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi,  Washington’u ziyaret etmiştir.

Şi Cinping, ikili ilişkilerin “karşılıklı saygı, barış içinde bir arada yaşama ve kazan-kazan işbirliği” ilkeleri üzerine inşa edilmesi gerektiğini savunmaktadır. Uzmanlara göre; Washington’un Pekin’in endişelerini gidermek için çok daha somut ve samimi adımlar atması gerekmektedir. Bu adımlardan biri de Kaliforniya Valisi Gavin Newsom’un iklim işbirliğini görüşmek üzere Çin’i ziyaret etmesidir. Bu adımı sıcak bir şekilde karşılayan Pekin, ikili bağların sağlam ve istikrarlı bir temele oturtulması için çaba sarf etmektedir.

Son yirmi yıldır süregelen ve 2018 yılında ciddi bir krize dönüşen ticaret savaşlarından sonra ABD-Çin ilişkilerindeki gerginlikler hızla artmıştır. İlişkileri onarma girişimleri, geçtiğimiz yılın ağustos ayında ABD’nin Tayvan’la tehlikeli diplomatik temaslarının ardından ciddi bir sekteye uğramıştır. Daha sonra bu yılın başlarında Çin’e ait bir balonun ABD tarafından düşürülmesiyle ilişkilerdeki güven ortamı neredeyse tamamen kaybolmuştur. Bu süreçte Çin ziyareti iptal edilen ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken, ancak yaz aylarında Çinli mevkidaşıyla görüşebilmiştir. 2023 yılı içerisinde Washington, Pekin’le yaşanan yoğun rekabeti hafifletmeye çalışmış, ancak diğer taraftan Tayvan ve Güney Çin Denizi üzerindeki askeri-diplomatik faaliyetlerine devam etmiştir.

İkili ilişkilerdeki yumuşa ve işbirliğinin bölgesel krizlere de etkisi olmuştur. Örneğin Antony Blinken, İsrail-Hamas Savaşı’nın yayılmasını önlemek için Çinli mevkidaşı Wang Yi ile birlikte çalışacaklarını söylemiştir.[4] Görünüşe göre Washington, Pekin’in söz konusu çatışmanın büyümesini önlemek için Ortadoğu’daki diğer ülkeler nezdindeki nüfuzunu kullanmasını istemektedir. Benzer arayışlar, Rusya’nın nükleer kullanımı veya Kuzey Kore’nin tehlikeli füze denemelerinde de yaşanmıştır. Batı Dünyası ve özellikle ABD, küresel rekabet bağlamında Rusya ve Kuzey Kore’yi dizginleyebilmek adına Çin’i bir arabulucu aktör olarak görme eğilimindedir. Bu yönüyle Batı’nın aslında Çin’e ihtiyacı vardır. ABD’nin Çin’le ilişkilerini pozitif yönlü tutma çabası da bununla açıklanabilir.

Bu yılın eylül ayında Şi Cinping’in Hindistan’daki G20 Zirvesi’ne katılmaması, Joe Biden’la görüşme ihtimalinin sonlanması olarak yorumlanmıştı. Çin’le uzun zamandır diyalog kanallarını açık tutmaya çalışan ABD, Kasım ayında olası bir Şi-Biden görüşmesini ayarlayabilmek için diplomatik temaslarını hızlandırmıştır. Bu kapsamda taraflar, Şi-Biden toplantısı öncesinde “samimi ve yapıcı” bir diyalog geliştirmeye çalışmaktadırlar. Küresel ve bölgesel güvenlik kaygıları, Rusya-Ukrayna Savaşı ve Tayvan Boğazı’ndaki gelişmeler; ikili ilişkilerin gündemini oldukça meşgul etmektedir. Son 1 yıldır ABD Savunma Bakanlığı yetkilileri, Çin’le olası bir kriz anındaki karşılaşmayı önlemek için diyalog mekanizmasını yeniden başlatmak için çaba sarf etmektedir.

Washington, Pekin’le olan askeri iletişiminin yeniden kurulabileceğine dair ümidini korumaktadır. Çin, ABD’nin diyalog için uygun bir atmosfer yaratmadığını savunmaktadır.[5] Pekin’in iddiasına göre ABD, sürekli saldırgan davranmaktadır. Tüm bu gerginliğe rağmen Çin, ABD’yle ilişkilerde diyaloğa her zaman açık kapı bırakmaktadır. Fakat bu diyaloğun hangi tarafın yararına olduğu tartışmalıdır. Zira ABD’nin uzun vadede Çin’i sınırlandırmak için bölgede ve dünyada yeni krizler yaratmak isteyeceği tahmin edilebilir.

ABD, aynı zamandaÇin’in bu ılımlı yaklaşımından da fayda sağlayabilir. Daha açık bir ifadeyle Çin’in diyalog ve işbirliği yanlısı tutumu, ABD’nin bölgedeki çıkarlarını daha da ilerletmesine zemin hazırlayabilir. Hatırlatmak gerekirse ABD, 2 Ağustos 2022 tarihinde dönemin Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin uçağını Tayvan’a indirinceye kadar sürekli Çin’le iletişim halinde kalmıştı. Çin’le yakın diyalog kurması sayesinde ABD, küresel arenadaki imajını yükseltmeyi başarmıştı. Bu yüzden Çin, diyalog ve iyi niyetinin karşılığında düşmüş olduğu bu “tuzağa” bir kez daha düşmeyebilir.


[1] “China Willing To Cooperate With US, Manage Differences – Xi”, Reuters, https://www.reuters.com/world/china/china-willing-cooperate-with-us-manage-differences-xi-2023-10-25/, (Erişim Tarihi: 25.10.2023).

[2] Aynı yer.

[3] “Xi says China Willing To Cooperate With US As Hopes Rise For Talks With Biden”, The Guardian, https://www.theguardian.com/world/2023/oct/25/xi-says-china-is-willing-to-cooperate-with-us-ahead-of-potential-meeting-with-biden, (Erişim Tarihi: 25.10.2023).

[4] Aynı yer.

[5] “Chinese Balloon Saga: China Confirms It Rejected US Offer Of Defence Minister Talks”, SCMP, https://www.scmp.com/news/china/diplomacy/article/3209662/chinese-balloon-saga-china-confirms-it-rejected-us-offer-defence-minister-talks, (Erişim Tarihi: 25.10.2023).

Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk Tamer, 2014 yılında Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Gazi Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları Bilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başlamıştır. 2016 yılında “1990 Sonrası İran’ın Irak Politikası” başlıklı teziyle master eğitimini tamamlayan Tamer, 2017 yılında ANKASAM’da Araştırma Asistanı olarak göreve başlamış ve aynı yıl Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Programı’na kabul edilmiştir. Uzmanlık alanları İran, Mezhepler, Tasavvuf, Mehdilik, Kimlik Siyaseti ve Asya-Pasifik olan ve iyi derecede İngilizce bilen Tamer, Gazi Üniversitesindeki doktora eğitimini “Sosyal İnşacılık Teorisi ve Güvenlikleştirme Yaklaşımı Çerçevesinde İran İslam Cumhuriyeti’nde Kimlik İnşası Süreci ve Mehdilik” adlı tez çalışmasıyla 2022 yılında tamamlamıştır. Şu anda ise ANKASAM’da Asya-Pasifik Uzmanı olarak görev almaktadır.

Benzer İçerikler