Analiz

Grönland Krizi: Transatlantik Bölünme ve NATO’nun Geleceği

Avrupalı aktörlerin desteği olmadan ABD’nin de Çin’e karşı tam manasıyla başarılı olması kolay değildir.
Trump yönetimi, NATO ülkelerine karşı da havuç-sopa yöntemine başvurabilmektedir.
ABD’nin transatlantik bağların güçlü olmasına, İngiltere’ye ve en nihayetinde Avrupalı aktörlere ihtiyacı vardır.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) ülkesi Danimarka Krallığı’nın topraklarını (Grönland’ı) ele geçirmeyi düşünmesi, on yıllardır süregelen transatlantik bölünmenin en somut örneği olmuştur. Bu kriz, NATO’nun resmi olarak parçalanma sürecinin başlangıcına dönüşebilir. Trump liderliğindeki ABD, Arktik’teki küresel güç mücadelesini tehlikeli bir boyuta taşımak üzeredir. Nitekim tüm Avrupa, Trump yönetiminin Venezuela’dan sonra Grönland için de harekete geçebileceği endişesi taşımaktadır. Venezuela örneğinden sonra ABD’nin Grönland’a veya İran’a saldırı ihtimali muhtemel bir senaryo olarak konuşulmaya başlanmıştır. Fakat Danimarka-Grönland’ın farkı, Venezuela veya İran gibi karşı bir eksen ülkesi değil, bizzat Batı dünyası içerisinde NATO’nun bir üyesi olmasından kaynaklanmaktadır.

Trump’ın Grönland ile ilgili tehditlerinin ardından birçok Avrupa ülkesi, müttefiklik ruhuna uygun olarak Danimarka’ya desteklerini gösterebilmek adına (sembolik de olsa) Grönland’a asker göndermeye karar vermiş olup bu destek giderek büyümektedir. Bu ülkelerden dikkat çekenler Almanya, İsveç, Norveç, Fransa, Hollanda, Kanada ve İngiltere olarak sıralanabilir.[1] İngiltere, bu bağlamda on yıllardır transatlantik bağlantıyı sağlayan arabulucu veya statükonun korunmasını sağlayan köprü aktör olarak görev yapmaktaydı. Ancak NATO’nun geleceği söz konusu olduğunda Londra’nın yolu, Washington’dan ayrılmaktadır. Esasında bu noktada ABD içerisinde de Beyaz Saray ve diğer savunma-güvenlik kurumlarının farklı değerlendirmeleri olabilmektedir. Örneğin Daily Mail Gazetesi’ne göre; Trump, Grönland ile ilgili operasyon planı hazırlaması için Özel Harekat Komutanlığı’na (JSOC) talimat vermiş, ancak Genelkurmay Başkanlığı, böyle bir operasyonun yasa dışı olacağını ve Kongre’nin onayından yoksun olacağını belirterek buna karşı çıkmıştır.[2] Bu yüzden mevcut aşamada, Amerikan karar alma mekanizmaları içerisinde de farklı görüşler bulunmakta olup tartışmalar devam etmektedir.

Dolayısıyla genel bir tablo çizecek olursak Londra’nın görüş ayrılığı daha ziyade Beyaz Saray’la yaşanmaktadır. Bu bakımdan İngiltere’nin transatlantik bağları kurtarabilmek için önümüzdeki günlerde neler yapabileceği çok önemlidir. İngiltere’nin Grönland’a askeri desteği, transatlantik bağlardaki zedelenmenin de ötesinde iki Anglosakson aktör arasındaki keskin görüş ayrılığı ve çatışma anlamına da gelmektedir. İngiltere, Trump’ın bu girişiminin yanlış olduğunu gösterebilmek ve NATO’ya desteğini yinelemek maksadıyla sembolik de olsa Grönland’a asker gönderme kararını açıklamıştır. Trump’a tepki göstermek adına Fransa’dan daha büyük bir adım gelmiş ve NATO’dan çekilme sürecini başlatan karar tasarısı Ulusal Meclis’e sunulmuştur.[3] Trump’ın NATO ülkesi bir ülkenin topraklarını almak için harekete geçmesi, İttifak içerisinden Avrupa Ordusu kurmak isteyen aktörlerin kopuş sürecini hızlandırabilir. 1990’lı yıllardan itibaren NATO’dan bağımsız bir Avrupa Ordusu’nun kurulması için öncülük yapan Fransa, bu hayalini gerçekleştirmek için resmi adımlar atmaya başlayabilir.

Nitekim ABD’nin NATO içerisinden bir aktörü hedef alabilmesi için öncelikle bu İttifak’tan çekilmesi gerekecektir. Fakat ABD Kongresi, eğer NATO’dan çekilmeye izin vermezse; Avrupalı aktörler, ABD gibi “saldırgan” bir müttefikle aynı ittifakta yer alamayacakları için NATO’dan çekilmeye başlayacaklardır. Bu noktada Trump’ın Grönland ile ilgili planları, NATO’nun geleceğini de tartışmaya açmaktadır. Burada Trump’ın gerekçe olarak gösterdiği Rusya ve Çin’in Arktik’teki artan varlığı ise Avrupa açısından bir meşrulaştırıcı argüman olarak görülmeyecektir. Trump’ın sürekli vurguladığı “Avrupalılar kendi güvenliklerini sağlayamıyor” iddiası, Avrupa Ordusu fikrini güçlendirmektedir. Fakat Avrupa tarafından halen NATO’ya büyük ihtiyaç duyulmaktadır. Bu yüzden Avrupalı aktörler, mevcut aşamada NATO’dan çıkmayı bir ihtiyaç gereği olarak değil, Trump’ın Avrupa ülkesine saldırması gibi “mecburi” sebepler nedeniyle yapabilirler. Avrupa, en büyük “tehdit” olarak Rusya’yı görürken, ABD’nin desteği olmadan Rusya’ya karşı başarılı bir kıta savunması olası görünmemektedir.

Rusya ve Çin karşısında Batı dünyasının bütünleşmesi ve ortak bir cephe oluşturmaları, büyük oranda NATO çatısı altında mümkün olabilmektedir. 2022 yılında güncellenen NATO’nun Stratejik Konsepti’nde Çin’den “sistemik rakip” olarak bahsedilmiş ve aslında Rusya’yla birlikte hedef olarak gösterilmiştir. Avrupa’nın güvenliğinin yanı sıra Asya-Pasifik’te Çin’e karşı ortak bir cephe oluşturmak isteyen ABD, bu konuda bilhassa transatlantik bağları ve bu anlamda İngiltere’yi bir köprü olarak kullanarak Avrupalı aktörleri Asya-Pasifik’e davet etmektedir. Bu açıdan bakarsak ABD’nin transatlantik bağların güçlü olmasına, İngiltere’ye ve en nihayetinde Avrupalı aktörlere ihtiyacı vardır. Avrupa, belki ABD’nin desteği olmadan kendi ordusunu kurmayı başarabilir ve böylece kıtayı koruyabilir. Ancak Avrupalı aktörlerin desteği olmadan ABD’nin de Çin’e karşı tam manasıyla başarılı olması kolay değildir. Bu yüzden karşılıklı menfaatler söz konusu olup görev ve güç paylaşımı Batı dünyası için önemlidir. Bu güç paylaşımında Avrupa’nın güvenliği, ABD’nin de çıkarları dahilindedir ve Grönland meselesinin diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiği ortadadır.

Buradaki en büyük tehlike ise ABD’nin Grönland’ı ele geçirmek için Avrupalı aktörlere karşı Havuç-Sopa oyununa başvurmaya başlamasıdır. Trump yöntemi, yüksek gümrük tarifeleri başta olmak üzere Avrupa ülkelerine karşı birçok enstrümana başvurabileceğini her fırsatta dile getirmektedir. Bunun da ötesinde Trump yönetimi, uzunca bir süre Ukrayna’ya yardım paketini geciktirerek Avrupa’yı yalnız bırakabileceğini göstermiştir. Avrupa’nın iyi davranışlarını ödüllendiren ve kötü davranışlarını cezalandırma yoluna giden Trump yönetimi, NATO ülkelerine karşı da havuç-sopa yöntemine başvurabilmektedir. Burada ABD’nin “sopaya” kolay kolay başvuramayacağı aktör olarak İngiltere dikkat çekmektedir. Dolayısıyla Avrupa ve NATO’nun geleceği için ABD’yi ikna görevi İngiltere’ye düşmektedir. Rusya ve Çin’e karşı mücadelede Batı dünyasının geleceğini, büyük oranda bu iki aktör şekillendirecek gibi durmaktadır.

[1] “Germany Joins Canada, Sweden, and Other Nations in Sending Troops to Greenland as Trump Threats Intensify”, Yahoo, https://www.yahoo.com/news/articles/germany-joins-canada-sweden-other-210454381.html, (Erişim Tarihi: 16.01.2025); “European nations send additional troops to Greenland as US annexation threats escalate”, CNN, https://edition.cnn.com/2026/01/15/world/europe-troops-greenland-trump-nato-intl-hnk, (Erişim Tarihi: 16.01.2025).  

[2] “Trump asked US special forces to plan Greenland invasion, faces resistance from military generals: Report”, First Post, https://www.firstpost.com/world/trump-asked-us-special-forces-to-plan-greenland-invasion-faces-resistance-from-military-generals-report-13967597.html, (Erişim Tarihi: 16.01.2025).   

[3] “France is proposing to consider leaving NATO.”, PRM, https://prm.ua/en/france-is-proposing-to-consider-leaving-nato/, (Erişim Tarihi: 16.01.2025).

Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk Tamer, 2014 yılında Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Gazi Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları Bilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başlamıştır. 2016 yılında “1990 Sonrası İran’ın Irak Politikası” başlıklı teziyle master eğitimini tamamlayan Tamer, 2017 yılında ANKASAM’da Araştırma Asistanı olarak göreve başlamış ve aynı yıl Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Programı’na kabul edilmiştir. Uzmanlık alanları İran, Mezhepler, Tasavvuf, Mehdilik, Kimlik Siyaseti ve Asya-Pasifik olan ve iyi derecede İngilizce bilen Tamer, Gazi Üniversitesindeki doktora eğitimini “Sosyal İnşacılık Teorisi ve Güvenlikleştirme Yaklaşımı Çerçevesinde İran İslam Cumhuriyeti’nde Kimlik İnşası Süreci ve Mehdilik” adlı tez çalışmasıyla 2022 yılında tamamlamıştır. Şu anda ise ANKASAM’da Asya-Pasifik Uzmanı olarak görev almaktadır.

Benzer İçerikler