Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ve Savunma Bakanı David McGuinty, Güney Kore’den mevkidaşları Dışişleri Bakanı Cho Hyun ve Ulusal Savunma Bakanı Ahn Gyuback ile 25 Şubat 2026 tarihinde Ottowa’da gerçekleştirilen 2+2 Dışişleri ve Savunma Bakanları Toplantısı kapsamında bir araya gelerek askeri ve endüstriyel bağları güçlendirmeyi amaçlayan bir savunma anlaşması imzalamışlardır. Resmî adı “Askerî ve Savunmaya İlişkin Gizli Bilgilerin Korunmasına Dair Anlaşma” olan bu düzenleme, iki ülkenin silahlı kuvvetleri ve savunma sanayileri arasında gizli askerî ve savunma bilgilerinin paylaşılmasına imkân tanıyan hukuki bir çerçeve sunmaktadır.[1]
Söz konusu gelişme, Asya-Pasifik’te jeopolitik rekabetin giderek yoğunlaştığı, Kuzey Kore’nin nükleer ve balistik füze faaliyetlerinin bölgesel güvenlik kaygılarını artırdığı, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) müttefiklerinden daha fazla sorumluluk üstlenmelerini beklediği bir döneme denk gelmesi bakımından dikkat çekicidir. Aynı zamanda bu anlaşma, orta güçlerin güvenlik alanındaki işbirliği ağlarını çeşitlendirme eğiliminin güçlendiği bir uluslararası ortamda gerçekleşmiştir. Bu bağlamda Kanada’nın son yıllarda Asya-Pasifik bölgesine yönelik stratejik açılımını güçlendirmeye çalıştığı görülmektedir. Güney Kore ile imzalanan söz konusu savunma anlaşması, Ottawa yönetiminin bölgedeki güvenlik ve savunma ağlarına daha aktif biçimde entegre olma arayışının somut bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.
Bu gelişmenin önemini daha iyi anlayabilmek için Kanada ile Güney Kore arasındaki ilişkilerin tarihsel arka planına da bakmak gerekmektedir. Nitekim iki ülke arasındaki ilişkiler uzun yıllar boyunca birbirini birincil stratejik ortak olarak konumlandıran bir niteliğe sahip olmamıştır. Ottawa’nın dış politika ve güvenlik öncelikleri büyük ölçüde ABD, Birleşik Krallık ve diğer “Beş Göz Ağı” üyeleriyle kurduğu kurumsallaşmış işbirliği ağları etrafında şekillenmiştir.[2] Buna karşılık Seul ise güvenlik mimarisini ağırlıklı olarak ABD ile olan ittifakı ve Doğu Asya’daki bölgesel dinamikler çerçevesinde inşa etmiş; diplomatik ve stratejik angajmanlarını öncelikle kendi yakın çevresine yöneltmiştir. Bu nedenle iki ülke arasındaki ilişkiler uzun süre daha sınırlı ve ikincil düzeyde bir ortaklık çerçevesinde gelişmiştir.
Bununla birlikte uluslararası sistemde artan belirsizlik ve güç rekabetinin derinleşmesi, benzer değerlere ve stratejik yaklaşımlara sahip devletler arasındaki daha dayanıklı ortaklıkların önemini artırmıştır. Bu süreçte Carney hükümetinin de ABD Başkanı Donald Trump’ın yeniden göreve gelmesiyle şekillenen dalgalı jeopolitik ve ticari konjonktüre karşı stratejik bir uyum arayışına girdiği görülmektedir. Nitekim Kanada’nın 2025 yılında ABD’yle yaşadığı ticaret gerilimi, Ottawa’yı ticaret ilişkilerini yeniden değerlendirmeye ve savunma tedarik zincirlerini çeşitlendirmeye yönelten önemli bir gelişme olmuştur. Bu durum Kanada’nın benzer stratejik kaygıları paylaşan ve gelişmiş savunma sanayii kapasitesine sahip ortaklarla işbirliğini derinleştirme arayışını da hızlandırmıştır.
Bu çerçevede Kanada ile Güney Kore arasında imzalanan savunma anlaşması, yalnızca ikili ilişkilerin güçlendirilmesi anlamına gelmemekte; aynı zamanda orta güçlerin büyük güç rekabetinin yoğunlaştığı bir uluslararası ortamda daha yakın stratejik koordinasyon geliştirme arayışının bir yansıması olarak da değerlendirilebilir. Nitekim söz konusu adımın, Kanada Başbakanı Mark Carney’nin “büyük güçlerin” ekonomik baskılarına karşı orta ölçekli devletlerin daha yakın işbirliği geliştirmesi yönündeki çağrısının ardından atılmış olması da bu stratejik yönelimi destekleyen bir gelişme olarak öne çıkmaktadır.[3]
Hatırlatmak gerekirse Mark Carney, Ocak 2026 tarihinde Dünya Ekonomik Forumu kapsamında Davos’ta yaptığı konuşmada, uluslararası sistemde güç rekabetinin sertleştiğine dikkat çekerek orta ölçekli devletlere stratejik bir çağrıda bulunmuştur. Carney, özellikle “Amerikan hegemonyası” olarak nitelendirdiği güç yoğunlaşmasına ve büyük aktörlerin daha küçük ülkeler üzerindeki baskı kapasitesine karşı, orta güçlerin kolektif hareket etmesinin hem ekonomik hem de siyasal açıdan dengeleyici bir rol oynayabileceğini vurgulamıştır.[4] Bu söylem, küresel düzeyde daha çok taraflı ve dayanışmacı bir orta güç işbirliği arayışının işareti olarak değerlendirilebilir.
Bu stratejik söylem ve ortaya koyduğu işbirliği vizyonu, Kanada’nın dış politika önceliklerinde orta güçler arası ortaklıkların güçlendirilmesine verilen önemin arttığını göstermektedir. Nitekim Ottawa yönetimi, söz konusu yaklaşımı somut politika adımlarıyla destekleme çabası kapsamında Güney Kore ile mevcut stratejik ortaklığını daha kapsamlı bir çerçevede yeniden yapılandırma yönünde adım atmıştır. Bu çerçevede Ottawa ve Seul yönetimleri, Kapsamlı Stratejik Ortaklık Eylem Planı’nı değişen jeopolitik koşullar ve hükümetlerin stratejik öncelikleri doğrultusunda yeniden uyarlama sürecini sürdürme konusunda mutabık kalmıştır.
Gerçekleştirilen görüşmelerde iki taraf ayrıca, operasyonel işbirliğini geliştirmeyi, birlikte çalışabilirliği artırmayı ve ortak eğitim ile tatbikatların gerçekleştirilmesini kolaylaştırmayı amaçlayan daha kapsamlı bir Savunma İşbirliği Anlaşması’nın sürdürülmesi konusunda görüş birliğine varmıştır.[5] Bu çerçevede taraflar, güvenlik ve savunma alanındaki koordinasyonu kurumsallaştırmayı hedefleyen yeni bir eylem planı üzerinde mutabakata varmış; plan kapsamında ortak tatbikatların sayısının artırılması ve hava kuvvetleri arasında düzenli kurmay düzeyinde istişare mekanizmalarının oluşturulması kararlaştırılmıştır.
Bunun yanı sıra deniz ve kara kuvvetleri, uzay faaliyetleri ile stratejik politika başlıklarını kapsayan toplantıların sürdürülmesi konusunda da anlaşmaya varılmıştır. Ayrıca iki ülkenin savunma bilimi, teknoloji ve malzeme alanlarında bilgi ve kaynak paylaşımını geliştirmesi yönünde adımlar atılacağı ifade edilmiştir.[6] Kanada Savunma Bakanı McGuinty, Kanada’nın savunma sanayii kapasitesini artırmasının hayati bir öncelik olduğunu vurgularken, küresel ölçekte savunma alanındaki ortaklıkların derinleştirilmesinin de benzer derecede belirleyici olduğuna dikkat çekmiştir. Bakan’a göre atılan bu adım, söz konusu çift yönlü stratejik gerekliliğin somut bir yansımasını oluşturmaktadır.
Bu çerçevede imzalanan anlaşma, Kanada’nın savunma ortaklıklarını çeşitlendirerek bölgesel angajmanını güçlendirmesine katkı sağlarken, Güney Kore’nin küresel ölçekte bir savunma tedarikçisi olma yönündeki hedeflerini de destekleyen bir nitelik taşımaktadır. Nitekim söz konusu görüşmeler, Kanada’nın devriye görevleri için 12 adede kadar denizaltı tedarik etmeyi planladığı projeye ilişkin rekabetin yoğunlaştığı ve Seul’ün bu ihaleyi kazanma yönündeki girişimlerini artırdığı bir döneme denk gelmiştir. Bu bağlamda söz konusu projenin, Güney Kore açısından yalnızca ekonomik kazanç üretmekle kalmayıp aynı zamanda Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) üyesi ülkelerin savunma pazarlarına daha güçlü bir şekilde açılma fırsatı sunabilecek stratejik bir kapı niteliği taşıdığı da değerlendirilmektedir. Bu yönüyle anlaşmanın, Kanada Devriye Denizaltısı Projesi başta olmak üzere savunma sanayii alanındaki işbirliği üzerinden ekonomik ve stratejik kazanımlar üretmesi beklenmektedir.
Kanada’yı “kilit bir müttefik ve ittifak ortağıyla kıyaslanabilecek bir dost”[7] olarak nitelendiren Güney Kore Dışişleri Bakanı Cho Hyun, artan jeopolitik belirsizliklerin Seul ile Ottowa’yı savunma ve güvenlik alanlarında daha kapsamlı bir işbirliğine yönelttiğini ifade etmiştir. Güvenlik ile ekonomik istikrar arasında yapısal bir karşılıklı bağımlılık bulunduğuna dikkat çeken Cho, bu çerçevede Güney Kore ile Kanada arasındaki ekonomik ilişkilerin daha ileri bir seviyeye taşınmasının stratejik açıdan gerekli olduğunu vurgulamıştır.[8] Bu çerçevede ticaret hacminin ve karşılıklı yatırımların artırılmasına yönelik adımların sürdürüleceğini dile getiren Hyun, savunma sanayii başta olmak üzere stratejik sektörlerde daha yakın bir ortaklık tesis etme arzusunu ortaya koymuştur.
Güney Kore Ulusal Savunma Bakanı Ahn Gyuback ise Kanada’yı Güney Kore açısından temel bir güvenlik ortağı olarak nitelendirerek, iki ülkenin Hint-Pasifik’ten Arktik bölgesine uzanan geniş bir coğrafyada barış ve istikrarın güçlendirilmesi amacıyla birlikte hareket edeceğini vurgulamıştır.[9] Bu değerlendirme, Seul ve Ottowa’nın güvenlik perspektifini yalnızca bölgesel bir çerçeveyle sınırlı görmediğini, aynı zamanda küresel güç rekabetinin yeni cephelerini kapsayacak şekilde genişlettiğini göstermektedir. Nitekim taraflar, günümüzde güvenlik ile ekonomik istikrara yönelik tehditlerin birbirinden ayrı ele alınamayacak ölçüde iç içe geçtiğine dikkat çekmekte; özellikle Hint-Pasifik ile Avrupa-Atlantik bölgeleri arasındaki stratejik dinamiklerin giderek daha fazla kesiştiğini ve karşılıklı etkileşim ürettiğini vurgulamaktadır.[10]
Bu bağlamda Güney Kore’nin NATO ile Avustralya, Japonya ve Yeni Zelanda ile birlikte yer aldığı IP4 çerçevesinde geliştirdiği angajman da söz konusu iki güvenlik alanı arasındaki bağlantının güçlendiğini ortaya koymaktadır. Nitekim Kuzey Kore’nin Rusya’ya mühimmat ve asker sağlaması, Kore Yarımadası’ndaki güvenlik sorunlarının Avrupa güvenliğiyle de doğrudan ilişkilendirilmeye başlandığını göstermektedir. NATO’nun kurucu üyelerinden biri olan Kanada ise bu süreçte iki bölge arasındaki stratejik etkileşimde önemli bir köprü rolü üstlenebilecek bir aktör olarak öne çıkmaktadır.
Bu doğrultuda Kanada ve Güney Kore’nin Asya-Pasifik’e yönelik politikalarının büyük ölçüde örtüştüğü görülmektedir. Her iki ülke de Kuzey Kore’nin Rusya ile geliştirdiği askerî işbirliği ve sürdürdüğü siber faaliyetlerden duydukları endişeyi dile getirirken, Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan tamamen arındırılması hedefine bağlılıklarını yinelemektedir. Ayrıca taraflar resmî söylemlerinde sıklıkla atıfta bulundukları “özgür ve açık Hint-Pasifik” vizyonu doğrultusunda kurallara dayalı bölgesel düzenin güçlendirilmesini desteklemekte; Tayvan Boğazı’nda barış ve istikrarın korunmasını savunmakta ve bölgesel mimaride Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) Merkeziliğinin güçlendirilmesini önemli bir unsur olarak görmektedir.
Bu çerçevede Kanada’nın, Güney Kore’nin NATO ile giderek derinleşen angajmanını güvenilir bir ortaklık göstergesi olarak değerlendirdiği ve iki ülkenin hem Asya-Pasifik hem de Avrupa-Atlantik güvenlik ortamlarında ortak öncelikler doğrultusunda işbirliğini sürdürme yönündeki yaklaşımını desteklediği görülmektedir. Nitekim taraflar, söz konusu stratejik diyaloğun kurumsallaştırılması amacıyla 2+2 Dışişleri ve Savunma Bakanları Toplantısı’nın iki yılda bir düzenlenmesi yönündeki taahhütlerini yinelemiş ve bir sonraki toplantının 2028 yılında Güney Kore’de gerçekleştirilmesi konusunda mutabakata varmıştır. Bu durum, iki ülke arasındaki güvenlik işbirliğinin dönemsel bir yakınlaşmadan ziyade uzun vadeli bir stratejik ortaklık çerçevesinde sürdürüldüğünü göstermektedir.
Sonuç olarak Kanada ile Güney Kore arasında imzalanan savunma anlaşması, yalnızca ikili askerî işbirliğini güçlendirmeyi hedefleyen teknik bir düzenleme olmanın ötesinde, uluslararası sistemde yaşanan dönüşüm ve derinleşen güvenlik kırılganlıkları karşısında orta güçlerin stratejik konumlanışını yansıtan daha geniş bir jeopolitik anlam taşımaktadır. Artan büyük güç rekabeti, tedarik zincirlerindeki kırılganlıklar ve güvenlik tehditlerinin bölgesel sınırları aşan niteliği, benzer değerlere ve stratejik önceliklere sahip devletleri daha yakın koordinasyona yöneltmektedir. Bu çerçevede Kanada ile Güney Kore’nin, ortak güvenlik sınamalarına daha etkili biçimde karşılık verebilmek amacıyla ikili savunma ve güvenlik işbirliğini daha ileri bir düzeye taşıma konusunda ortak bir anlayış geliştirdiği görülmektedir.
Nitekim söz konusu anlaşma, iki ülke arasındaki askerî, savunma sanayii ve stratejik koordinasyonu kurumsal bir zemine oturtarak tarafların hem bölgesel hem de küresel ölçekte ortaya çıkan güvenlik meydan okumalarına daha etkin biçimde yanıt verebilmesine imkân tanımaktadır. Bu yönüyle Ottawa ve Seul arasındaki savunma işbirliğinin derinleşmesi, Kanada’nın Asya-Pasifik’teki stratejik angajmanını güçlendirirken Güney Kore’nin küresel savunma ağlarındaki rolünü genişletme potansiyeli taşımakta; aynı zamanda Asya-Pasifik ile Avrupa-Atlantik güvenlik mimarileri arasındaki artan etkileşimin de somut bir yansıması olarak öne çıkmaktadır.
[1] “Canada signs defence agreement with South Korea as it seeks to diversify trade”, India Blooms, https://www.indiablooms.com/world/canada-signs-defence-agreement-with-south-korea-as-it-seeks-to-diversify-trade/details, (Erişim Tarihi: 02.03.2026).
[2] “The Future of Canada-ROK Defence Cooperation, Canadian Global Affairs Institute, https://www.cgai.ca/pp_the_future_of_canada_rok_defence_cooperation, (Erişim Tarihi: 02.03.2026).
[3] “Canada and South Korea signs a defence agreement”, CBC, https://www.cbc.ca/news/politics/canada-korea-defence-agreement-9.7106354, (Erişim Tarihi: 02.03.2026).
[4] Aynı yer.
[5] “Canada signs defence agreement with South Korea as it seeks to diversify trade”, India Blooms, https://www.indiablooms.com/world/canada-signs-defence-agreement-with-south-korea-as-it-seeks-to-diversify-trade/details, (Erişim Tarihi: 02.03.2026).
[6] “Canada and South Korea enter defense agreement due to ‘unpredictable global order’, Jurist News, https://www.jurist.org/news/2026/02/canada-and-south-korea-enter-defense-agreement-due-to-unpredictable-global-order/, (Erişim Tarihi: 03.03.2026).
[7] “Korea, Canada form landmark security and defense cooperation partnership”, The Korea Times, https://www.koreatimes.co.kr/foreignaffairs/20251030/korea-canada-form-landmark-security-and-defense-cooperation-partnership, (Erişim Tarihi: 03.03.2026).
[8] “Canada-South Korea 2+2 Ministerial Talks”, Mirage News”, https://www.miragenews.com/canada-south-korea-2-2-ministerial-talks-1626870/, (Erişim Tarihi: 02.03.2026).
[9] Aynı yer.
[10] “Canada-Republic of Korea Security and Defence Cooperation Partnership (SDCP), Government of Canada, https://www.international.gc.ca/news-nouvelles/2025/2025-10-29-republic-korea-republique-coree.aspx?lang=eng, (Erişim Tarihi: 02.03.2026).
