Analiz

Palantir: Algoritmik Savaşın Karanlık Yüzü

Palantir, savaşın ve iç güvenliğin özel teknoloji şirketleri üzerinden yeniden tanımlandığı yeni dönemin simgesel örneklerinden biridir.
Gazze’de devam eden soykırım, Palantir’in işlevsel gerçekliğinin görünür olduğu en çarpıcı laboratuvar alanı hâline gelmiştir.
İnsan hayatı ve güvenliği, küresel sermaye piyasalarında fiyatlanan bir değişken hâline indirgenmektedir.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Gazze’de bir apartman dairesi, Ukrayna’da bir topçu bataryası ve Minnesota’da sıradan bir apartman bloğu… Aynı ekran üzerinde, aynı karar destek yazılımının arayüzünde “hedef” kategorisi altında yan yana sıralanmaktadır. Bu durumda temel soru şu hale gelmektedir: Bu hedefleri kim belirlemekte; sahadaki askerî ve emniyet bürokrasisi mi, yoksa kod satırlarına gömülmüş, görünmez bir biçimde işleyen algoritmik mantık mı?

Filistin’den Ukrayna’ya ve oradan Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) iç güvenlik mimarisine uzanan Palantir vakası, esasında yeni bir “özel sektör merkezli emperyal güvenlik kompleksi”nin sessiz ve derin bir biçimde kurumsallaştığını ortaya koymaktadır. Gazze’de devam eden soykırım, Palantir’in işlevsel gerçekliğinin görünür olduğu en çarpıcı laboratuvar alanı hâline gelmiştir.[i] İsrail Ordusu’na sağlanan yapay zekâ temelli hedefleme altyapısının, NSA ve Unit 8200 gibi kurumların ürettiği geniş veri havuzlarıyla entegre biçimde çalıştığı ve bu sayede on binlerce Filistinlinin “istatistiksel hedef” kategorisine indirgenebildiği, son dönemde yayımlanan çeşitli raporlarda ayrıntılı olarak tartışılmaktadır.[ii]

Palantir de dâhil olmak üzere ABD merkezli teknoloji şirketleri açısından bir “yapay zekâ destekli savaş laboratuvarı”na dönüştüğü ve her hava saldırısının aynı zamanda algoritmik modellerin test edildiği bir deneme zemini işlevi gördüğü vurgulanmaktadır.[iii] Öte yandan Palantir’in İsrail’e sağladığı araçlar üzerinden ortaya çıkan sonuçların savaş suçlarına kurumsal düzeyde iştirak tartışmasını gündeme taşıdığını görülmektedir.

Bu tablo, Ankara’nın uzun süredir dile getirdiği “çifte standart” eleştirisini soyut bir söylem olmaktan çıkarıp somut bir pratik düzleme taşımaktadır. Bir tarafta Gazze’de on binlerce sivilin hayatını kaybettiği bir yıkım süreci yaşanırken, diğer tarafta bu kayıplar Batılı başkentlerde “yan hasar” ve “karmaşık operasyonel ortam” gibi teknik terimlerle nötralize edilmektedir.

Aynı dönemde ABD ve Avrupa’da insan hakları söylemini yüksek perdeden savunan siyasi ve entelektüel çevrelerin, fiiliyatta bu savaş mimarisine kritik yazılım ve veri işleme altyapısını sunan şirketlere hem mali hem de siyasi koruma sağladığı görülmektedir. Ukrayna cephesinde ise Palantir, Batı medyasında “demokratik direnişi destekleyen teknoloji aktörü” olarak konumlandırılmaktadır. Şirketin CEO’su Alex Karp, Ukrayna için geliştirdikleri yazılımların “hedefleme döngüsünü dakikalar mertebesine indirdiğini” ve sahadaki pek çok hedefin bu sistemler üzerinden belirlendiğini açık biçimde ifade etmektedir.[iv]

Meta Constellation benzeri araçlarla uydu görüntüleri, sahadan gelen raporlar ve açık kaynak istihbaratı gerçek zamana yakın bir hızla işlenmektedir. Bu durum, Rus birliklerinin, topçu mevzilerinin ve lojistik hatların daha hızlı tespiti ve imhası anlamına gelmektedir. Ne var ki aynı teknolojik mimarinin Gazze’de yıkılan sivil yerleşimlerle kurduğu bağ gündeme geldiğinde, Batılı söylem alanında belirgin bir sessizlik ve kaçınma hali ortaya çıkmaktadır.

Palantir vakası, dış cephelere ilişkin bir mesele olmaktan çıkmış ve ABD’nin iç mekânlarında, özellikle de göç rejimi ve iç güvenlik alanında yeni bir boyut kazanmaktadır. Ocak ayında ortaya çıkan belgeler, ICE için geliştirilen ELITE isimli uygulamanın, Medicaid başta olmak üzere çeşitli sosyal yardım ve kamu veri tabanlarını birleştirerek Minnesota dâhil farklı eyaletlerdeki göçmen mahallelerini harita üzerinde “baskın önceliği taşıyan hedefler” hâline getirdiğini göstermektedir.[v]

İncelemelere göre, ilgili uygulamada ICE ajanlarının ekranında sokak sokak ve bina bina “yakalama potansiyeli yüksek” adresler belirlemekte; bu adresler bazen tekil şahıslara, bazen de aynı anda düzinelerce kişinin gözaltına alınabileceği apartmanlara işaret etmektedir. Böylece Gazze’de apartman bloklarını sayısal risk kategorilerine indirgeyen algoritmik mantığın, Minnesota’da göçmen aileleri “veri kümeleri” olarak kodlayan bir iç güvenlik pratiğine dönüştüğü görülmektedir.

ABD’nin göçmenlere, Müslüman topluluklara ve siyah nüfusa yönelik baskı mekanizmalarında Palantir benzeri araçların kritik rol üstlenmesi, Washington’un “demokrasi ve özgürlük” söyleminin inandırıcılığını daha da zayıflatmaktadır. Daha geniş bir çerçeveden bakıldığında Palantir, savaşın ve iç güvenliğin özel teknoloji şirketleri üzerinden yeniden tanımlandığı yeni dönemin simgesel örneklerinden biridir. NATO müttefikliği, savunma ihaleleri ve “ortak tehdit” söylemi, giderek bu şirketlerin pazar payını büyüten ideolojik ve kurumsal bir zemin işlevi görmektedir. Şirketin 2025 ikinci çeyrek yatırımcı mektuplarında, Gazze ve Ukrayna gibi sıcak çatışma sahalarından, aynı zamanda göç ve polis operasyonlarından elde edilen gelirler, “yapay zekâ temelli büyüme hikâyesi”nin merkezî unsurları olarak sunulmaktadır. Böylelikle insan hayatı ve güvenliği, küresel sermaye piyasalarında fiyatlanan bir değişken hâline indirgenmektedir.

[i] “Palantir Allegedly Enables Israel’s AI Targeting amid Israel’s War in Gaza, Raising Serious Human Rights Concerns”, Business & Human Rights Resource Centre. 11 Nisan 2024. https://www.business-humanrights.org/en/latest-news/palantir-allegedly-enables-israels-ai-targeting-amid-israels-war-in-gaza-raising-serious-human-rights-concerns/, (Erişim Tarihi: 19.01.2026).

[ii] “AI for War: Big Tech Empowering Israel’s Crimes and Occupation.” Al-Shabaka: The Palestinian Policy Network. https://al-shabaka.org/briefs/ai-for-war-big-tech-empowering-israels-crimes-and-occupation/, (Erişim Tarihi: 19.01.2026).

[iii] “AP Exposes Big Tech AI Systems’ Direct Role in Warfare amid Israel’s War in Gaza”, Business & Human Rights Resource Centre. 17 Şubat 2025, https://www.business-humanrights.org/en/latest-news/ap-exposes-big-tech-ai-systems-direct-role-in-warfare-amid-israels-war-in-gaza/, (Erişim Tarihi: 19.01.2026).

[iv] “Software on the Front Line: How Palantir Is Aiding Ukraine in Its War with Russia.” IndepthNews (IDN). 31 Temmuz 2025. https://indepthnews.net/software-on-the-front-line-how-palantir-is-aiding-ukraine-in-its-war-with-russia/, (Erişim Tarihi: 19.01.2026).

[v] “Report: ICE Using Palantir Tool That Feeds on Medicaid Data.” Electronic Frontier Foundation (EFF). 14 Ocak 2026. https://www.eff.org/deeplinks/2026/01/report-ice-using-palantir-tool-feeds-medicaid-data, (Erişim Tarihi: 19.01.2026).

Göktuğ ÇALIŞKAN
Göktuğ ÇALIŞKAN
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde lisans eğitimi alan Göktuğ ÇALIŞKAN, aynı süreçte çift anadal programı kapsamında üniversitenin Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yer alan Uluslararası İlişkiler bölümünde de eğitim görmüştür. 2017 yılında lisans mezuniyetini tamamladıktan sonra Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde yüksek lisans programına başlayan Çalışkan, bu programı 2020 yılında "Hindistan Şiiliği ve İran’ın Hindistan Politikasının Yumuşak Güç Çerçevesinde Değerlendirmesi: Kontrüktivist Bir Bakış" adlı teziyle başarı ile tamamlamıştır. 2018 yılında ise çift ana dal programı kapsamında eğitim gördüğü Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olmuştur. Millî Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Seçme ve Yerleştirme (YLSY) programı kapsamında Fransa’da dil eğitimi alan Göktuğ Çalışkan, ardından Fas’ta bulunan Uluslararası Rabat Üniversitesinde 2. yüksek lisansını "La Présence Chinoise En Afrique Et L’évaluation De La Politique Africaine De La Chine Dans Le Contexte Du Projet « La Ceinture Et La Route » : Les Cas du Kenya et de l’Ouganda" (Çin'in Afrika'daki Varlığı ve Çin'in Afrika Politikasının Kuşak ve Yol Projesi Bağlamında Değerlendirilmesi: Kenya ve Uganda Örnekleri) teziyle 2022 yılında tamamlamıştır. Aynı zamanda Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi olan Çalışkan, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde de doktorasına devam etmektedir. Çalışkan, ayrıca YLSY kapsamında Fas’ta yine Uluslararası Rabat Üniversitesi’nde doktoraya başlamıştır. Ankasam Uluslararası İlişkiler uzmanı olarak çeşitli konularda röportajları ve analizleri bulunan Çalışkan, kitap bölümleri, makaleler ve kitap incelemelerine de devam etmektedir. Çalışkan, iyi derecede İngilizce ve Fransızca bilmekte olup, Çin-Afrika İlişkileri, Sahel, Sahel’de Din ve Güvenlik, İran, Şiilik, Hindistan, Gıda Güvenliği, Afrika'da İklim, İsyanlar ve Terörizm, Afrika Jeopolitiği, Kuşak ve Yol Projesi, Orta Asya üzerine akademik çalışmalarını sürdürmektedir.

Benzer İçerikler