Son zamanlarda Polonya, Doğu Avrupa’nın jeopolitik dönüşümünde dikkat çeken geniş çaplı bir silahlanma sürecine girmiş durumdadır. Bu eğilim, ülkenin güvenlik algısından savunma politikasına; askeri harcamalardan sivil ve askeri etkileşime kadar geniş bir alanda izlenmektedir. Polonya’nın izlediği bu politikayı doğal olarak nitelendirmek mümkündür. Çünkü Polonya’nın jeopolitik kararları, doğrudan Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırgan politikasına tepki olarak ortaya çıkmıştır. Rus askeri faaliyetleri ve sınır komşularının güvenlik politikaları, Polonya’da ciddi bir tehdit algısı oluşturmuştur. Bu durum, Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) doğu kanadının güvenliğine verilen önemin artmasına sebep olmuştur.
Bu çerçevede Polonya’nın NATO içindeki rolü, bir tampon devlet olmaktan ziyade ittifakın bir askeri üs ve savunma hattı haline gelmesi yönünde ilerlemektedir. Coğrafi konumu nedeniyle Polonya, güvenlik açığı bakımından ciddi bir riskle karşı karşıya kalmıştır.
Birincisi, ortak NATO savunma şemsiyesi dışında Polonya, yakın çevresinde Nordic-Baltic Eight (NB8) veya NORDEFCO gibi bölgesel inisiyatiflerde yer almamaktadır. Polonya’nın katılımı belli çerçevelerde olmaktadır. İkincisi, Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas kısa süre önce NATO’nun yanında ayrı bir AB ordusu kurulmasının “son derece tehlikeli” olacağı uyarısında bulunmuş ve böyle bir adımın kriz zamanlarında komuta zincirinde karmaşaya yol açabileceğini ifade etmiştir. Avrupa Birliği’nin gelecekteki savunma kapasitesine dair tartışmalar sürerken Kallas, Avrupa çapında ortak bir ordu kurulmasına karşı çıkarak bu fikri riskli bulduğunu bildirmiştir.[1]
Tüm bu faktörler dikkate alındığında, Varşova’nın ortak Avrupa Birliği savunmasına yönelik güvenilirliği zayıflayabilir. Bu durum anlaşılabilir niteliktedir. Ayrıca, komşu Slovakya’nın, Çekya’da yeni kurulan Başbakan Andrej Babiš hükümetinin ve Macaristan’ın Rusya’ya yönelik yürüttüğü, olumlu gibi görünen yaklaşım politikası, Polonya’nın kendi bölgesinde (Doğu Avrupa) yalnızlaştığının bir göstergesi olarak algılanabilir. Ukrayna’ya yönelik yardımın azaltılması ve Moskova ile diyalog vurgusu yapan bu ülkelerin, denge politikası çerçevesinde yürüttükleri siyaset, kendi ulusal çıkarları açısından anlaşılabilir görünmektedir. Rus enerji kaynaklarının tedarikine büyük ölçüde bağımlı olan Macaristan için Moskova ile yaşanacak bir gerilim kabul edilmesi güç bir durumdur. Ancak bu yaklaşım, Rusya tarafından yakın ya da uzak gelecekte ortaya çıkabilecek tehditlere karşı bir güvence sağlamamaktadır.
Bahsetmeye değer bir diğer husus, 2027 yılının sonuna kadar Rusya’dan Avrupa’ya yapılan tüm doğalgaz ve LNG ithalatının sona erdirilmesinin planlanmasıdır. Bu durum, Yamal–Avrupa doğal gaz boru hattının tamamen işlevsiz hale gelmesine ve fiilen devre dışı kalmasına yol açmaktadır. Polonya topraklarından da geçen bu hattın kapatılması, Batı Avrupa devletleri açısından Polonya’nın enerji transit ülkesi olarak üstlendiği rolün dönüşmesine neden olmuştur.
Brüksel’in bakış açısına göre, Polonya’nın Rusya’ya karşı bir “ön hat ülkesi” konumunda olduğu özellikle öne çıkarılabilir. Tarihsel ve kültürel elementleri göz önünde bulundurulduğunda, Polonya’nın Avrupa jeopolitiğinde önde gelen bir aktör olma iddiasının istisnai olmadığı da belirtilmelidir. Nitekim bu durum, bazı Avrupa ülkeleri açısından yeni bir rekabet alanının oluşmasına zemin hazırlayabilecek niteliktedir.
Dolayısıyla Polonya’da yaşanan süreç, yalnızca askeri kapasitenin artırılması olarak değil; bütüncül bir ulusal güvenlik ve savunma stratejisinin yeniden inşası olarak değerlendirilebilir. Bu çerçevede Varşova’nın, çok sayıda ülkeyi kapsayan geniş ölçekli formatlarla yanı sıra daha sınırlı ve ikili askeri işbirliklerine öncelik verdiği gözlemlenmektedir.
Polonya, Almanya ve Hollanda arasında askeri birliklerin hareketliliğini kolaylaştırmaya yönelik imzalanan anlaşma; Polonya ile İsveç arasındaki stratejik güvenlik ortaklığı ve Polonya ile Hollanda arasında tesis edilen ikili savunma anlaşması, söz konusu politikanın somut örneklerini teşkil etmektedir. Ancak kayda değer bir işbirliği anlaşması Fransa ile yapılmıştır. Söz konusu anlaşma, dış tehditler karşısında (askeri destek de dahil olmak üzere) karşılıklı yardımı esas alarak Polonya–Fransa ittifakını güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Polonya Başbakanı Tusk, bu anlaşmanın olası bir saldırı durumunda iki ülkenin birbirine destek vermesini sağlayacak bir çerçeve oluşturacağını ifade etmiştir.[2]
Fransa açısından da bu anlaşma önem arz etmektedir. Söz konusu düzenleme, Fransa’nın Doğu Avrupa bölgesindeki jeopolitik nüfuzunu pekiştirmesine katkı sağlayacaktır. Bununla birlikte Fransa’nın askeri endüstrisinin güçlenmesine ve nükleer şemsiye stratejisinin etki alanının genişlemesine de hizmet etmektedir. Görünüşe göre Varşova, güvenlik ortaklıklarını yalnızca ABD ile sınırlı tutmayarak daha geniş bir stratejik çerçeveye yaymayı amaçlamaktadır.
Buna ek olarak Polonya, Avrupa dışı ülke olarak Güney Kore’yle de askeri işbirliğini sürdürmektedir. Polonya, orta menzilli hassas güdümlü füzelerin ortak üretimini öngören 3,3 milyar avro (3,8 milyar dolar) değerinde bir savunma anlaşmasını Güney Kore’yle imzalamıştır. TVP World’ün aktardığına göre sözleşme, Polonya Silahlanma Ajansı ile Güney Koreli Hanwha ve Polonyalı WB Group’tan oluşan bir konsorsiyum arasında imzalanmıştır.[3] Anlaşma, Polonya’nın Homar-K çok namlulu roketatar sistemleri için 10 binden fazla CGR-080 orta menzilli füzenin ortak üretimini kapsamaktadır. Yetkililer, projenin iki ülke arasındaki savunma işbirliğini daha da derinleştireceğini belirtmiştir.[4]
Sonuç olarak Polonya’daki gelişmeler, tarihsel deneyimlerin, bölgesel tehdit algısının ve ittifak içi stratejik rollerin birleştiği bir kesitte şekillenmektedir. Bu durumu sadece “silahlanma yarışı” olarak görmek yanlış olacaktır. Bunun arkasında coğrafi konum, tarihsel hafıza ve güvenlik algısındaki değişim gibi karmaşık etkenler vardır.
[1] Sertac Aktan, “Kallas denies rift between NATO and EU, rejects calls for a European army”, Euronews, https://www.euronews.com/2026/02/02/kallas-denies-rift-between-nato-and-eu-rejects-calls-for-a-european-army, (Erişim Tarihi: 18.02.2026)
[2] “Poland, France sign new cooperation treaty”, Polskie Radio, https://www.polskieradio.pl/395/7785/artykul/3521524,poland-france-sign-new-cooperation-treaty, (Erişim Tarihi: 18.02.2026).
[3] Necva Tastan Sevinc, “Poland signs $3.8B deal with South Korea to manufacture medium-range missiles”, Anadolu Agency, https://www.aa.com.tr/en/asia-pacific/poland-signs-38b-deal-with-south-korea-to-manufacture-medium-range-missiles/3784614, (Erişim Tarihi: 18.02.2026).
[4] Aynı Yer
