Batı Asya’daki “I2U2” İttifakı: Yeni Bir “QUAD” mı?

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Dünyadaki güç dengeleri, “Rusya’yla mücadele” noktasında Avrupa’ya ve “Çin’in yükselişini durdurmak” maksadıyla Asya-Pasifik’e doğru kayarken; Batı Asya’da bu dengeleri bozacak yeni bir ittifak doğmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İsrail, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Hindistan liderleri, 14 Temmuz 2022 tarihinde açıkladıkları ortak bildiride,[1] ekonomiden güvenliğe, ulaştırmadan uzay alanındaki işbirliğine, temiz enerjiden sağlık ve gıda güvenliğe kadar birçok alanda işbirliği yapacaklarını duyurmuşlardır. Bahsi geçen dört ülkenin İngilizce isimlerinin kısaltması olan “I2U2”, ABD’nin girişimleri sonucunda kurulması ve Hindistan’ın da içerisinde yer alması sebebiyle “Batı Asya QUAD’ı” veya “QUAD 2.0” olarak da adlandırılmaktadır.

I2U2 İttifakı’nda esas olarak; su, enerji, ulaşım, uzay, sağlık ve gıda güvenliği gibi karşılıklı olarak belirlenen altı alanda “ortak yatırımların teşvik edilmesi” amaçlanmaktadır.[2] Bunun dışında söz konusu ittifakın temeli, 2020 yılında İsrail ile BAE arasında imzalanan normalleşme anlaşmasına dayanmaktadır. Bu anlaşma, “İsrail-Arap barışını” temsil ettiği için dönemin ABD Başkanı Donald Trump tarafından “İbrahim Anlaşması” olarak nitelendirilmişti. Söz konusu eksene Hindistan’ın da dahil olmasıyla bu ittifaka ilişkin “Hint-İbrahim İttifakı” ifadesi kullanılmaya başlanmıştır.[3] Zira bildiride İsrail ile İbrahim Anlaşmalarına ve diğer barış ve normalleşme düzenlemelerine destek verildiği belirtilmiştir. Batı ve Güney Asya’daki ekonomik işbirliğinin geliştirilmesi ve özellikle I2U2 ortakları arasında sürdürülebilir yatırımın teşvik edilmesi dahil olmak üzere ekonomik fırsatların değerlendirilmesi çağrısı yapılmıştır.

Bahse konu olan birlikteliğin en önemli basamağını ticaret ve ekonomi koridorları oluşturmaktadır. Trump’ın da desteğiyle İsrail’in Körfez ülkeleriyle ilişkileri normalleştirmesi sonrası, Avrupa’dan Hindistan’a uzanan yeni bir ekonomi koridorunun inşası gündeme gelmiştir. Hindistan, İsrail ve BAE, bu koridorun temel saç ayacağını oluşturmuştur. “Arab-Med Koridoru” veya “Hint-Arap-Akdeniz Koridoru” şeklinde bilinen proje,[4] gelinen noktada dört ülke arasında temiz enerjiden gıda güvenliğine kadar çeşitli alanlarda işbirliğine kapı aralamıştır.

Bahsi geçen toplantıda I2U2 liderleri, gıda güvenliği ve temiz enerji olmak üzere iki temel alanda mutabık kaldıklarını duyurmuştur. Birincisi BAE’nin Hindistan genelinde en son teknoloji ürünü iklimi içerecek bir dizi entegre gıda parkı geliştirmek için 2 milyar dolar tutarında yatırım yapması kararlaştırılmıştır. ABD ve İsrail’in özel sektörleri de bu konuda katkı sunmaya davet edilmiştir. Bu yatırımların, mahsul verimini en üst düzeye çıkarmaya ve karşılığında Batı ve Güney Asya’daki gıda güvensizliğinin üstesinden gelmeye yardımcı olması amaçlanmıştır.

İkinci olarak I2U2 grubu, Hindistan’ın Gujarat eyaletinde 300 megawatt (MW) kapasiteli bir hibrit yenilenebilir enerji projesi geliştirmeyi kararlaştırmıştır. ABD’nin 330 milyon dolarlık proje için bir fizibilite çalışması başlattığı ve BAE merkezli şirketlerin de yatırım ortakları olarak hizmet etmeye hazırlandıkları belirtilmiştir. Bu tür projeler sayesinde Hindistan’ın yenilenebilir enerji sektöründe alternatif bir küresel merkez haline getirilmesi amaçlanmıştır.

Son olarak bildiride, karşılıklı yatırımları teşvik etmek amacıyla alınan kararların I2U2 ülkeleri arasında uzun vadeli stratejik ortaklığın yalnızca ilk adımları olduğu vurgulanmıştır. Analistler, bu ittifakı Çin’in Batı ve Güney Asya’daki etkisini ABD’nin kontrol altına alma çabası şeklinde değerlendirmektedir.[5] Bu sayede Washington’un bölgedeki müttefiklerini genişletebileceği ve Pekin karşısında Batı Asya’da yeni bir eksen oluşturabileceği tahmin edilmektedir. Girişim, Pasifik’teki “artan Çin etkisine” yanıt olarak kurulan QUAD benzeri veya onu destekleyen bir proje şeklinde kabul edilmektedir. Bölge araştırmacısı Kevjn Lim’e göre; ABD, “I2U2” oluşumuyla birlikte iki stratejik bölgeyi; yani Hint-Pasifik ile Batı Asya’yı birbirine entegre etmeye çalışmaktadır.[6] Hindistan, bahsi geçen ittifakı daha ziyade ekonomik-ticari kazanç olarak görmektedir. ABD ise bu oluşumu, Çin’in kuşatılmasına hizmet edebilecek stratejik bir platform şeklinde değerlendirmektedir.  

I2U2 İttifakı’nı Küresel Açıdan Okumak

Dünyada Avrupa-Atlantik güçleri (Batı) ile Avrasya-Pasifik (Doğu) güçleri arasında yeni bir “Soğuk Savaş” ve dolayısıyla kutuplaşma sürecinin yaşandığı görülmektedir. Böylesi bir süreçte Batı Asya’da yeni bir ittifakın ortaya çıkmasıyla, küresel güç dengelerinin değişeceği tahmin edilmektedir. ABD liderliğinde kurulan I2U2 İttifakı’nın dengeleri, Batı’nın lehine değiştirebileceği yorumu yapılmaktadır. İsrail’in Körfez ülkeleriyle normalleşme sürecine girmesi, esasında Rusya, Hindistan ve Çin’in başını çektiği Doğu ekseninde herhangi bir hasara sebebiyet vermeyecektir. Aksine Doğu cephesinin İsrail’le ilişkileri her zaman sıcak-ılımlı olmuştur. İsrail, özellikle de Rusya ve Hindistan’la ilişkiler üzerinden Avrasya-Pasifik eksenine yakınlaşmaktadır.

İsrail’le ekonomik ve siyasi ilişkilerini geliştirmek suretiyle Avrupa’ya uzanmak isteyen Hindistan, bu bağlamda Tel Aviv’i bir köprü olarak kullanmayı arzulamaktadır. Daha açık bir ifadeyle Hindistan, ABD ve İsrail’le ilişkiler geliştirmek suretiyle güç dengelerini Batı lehine değiştirirken; Rusya ve Çin’le yakınlaşarak da Doğu eksenini güçlendirebilmektedir.

ABD, son dönemde özellikle de Hint-Pasifik’te teşkil ettiği veya ön ayak olduğu platform ve ortaklıklarla güç dengelerini Batı lehine değiştirmeye çabalamaktadır. Bu durum, Rusya ve Çin liderliğinde Avrasya-Pasifik üzerinden yükselen Doğu eksenine bir meydan okuma olarak görülmektedir. Çok kutupluluk vizyonuyla hareket eden Hindistan hem ABD liderliğinde “QUAD” ve “I2U2” gibi oluşumlarda yer almakta; hem de Rusya ve Çin’in öncülük ettiği BRICS ve Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) gibi platformların temel sacayağını oluşturmaktadır. Dolayısıyla “I2U2” içerisinde Hindistan’ın yer alıyor olması, küresel güç dengelerinde köklü bir değişikliğe işaret etmemektedir. Fakat bunun bölgesel düzeydeki yansımaları çok daha farklı olabilir.

I2U2 İttifakı’nın Bölgesel Etkileri

Hindistan’ın ABD ve İsrail’le yakınlaşması, onun Batı ve Güney Asya’daki aktörlerle olan ilişkilerini de tehlikeye atabilir. Bu hassas jeopolitik rekabet, İran’dan başlayarak Pakistan ve Körfez ülkelerine kadar uzanan bir coğrafyada kırılmalara yol açabilir. Her şeyden önce Yeni Delhi’nin I2U2’de bulunması, Tahran’la münasebetlerini zedeleyebilir. Zira Hindistan, Pakistan’ı dengelemek için onun komşusu olan İran’la işbirliğine yönelmişti. İran ise Pakistan’ın BAE ve Suudi Arabistan’la olan köklü ilişkileri nedeniyle bir karşı denge unsuru olarak Hindistan’la yakınlaşmaya sıcak bakıyordu.

2017 yılında Hindistan, ABD liderliğindeki QUAD’a dahil olsa bile Hint-Pasifik’teki bu oluşum, İran için açık bir tehdit sayılmazdı. Ancak Çin’in Kuşak-Yol Projesi kapsamında İran’a ağırlık vermesi ve Pekin-Tahran hattındaki ilişkilerin son yıllarda gelişmesiyle Yeni Delhi, bölge jeopolitiğinde alternatif işbirliklerine yönelmeye başlamıştır. Bu çerçevede Hindistan; BAE başta olmak üzere Körfez ülkeleri ve İsrail’le ilişkilerini geliştirmeye odaklanmıştır. Bunun sonucunda Hindistan, Batı’ya uzanan koridorlarda İran-Rusya rotasına alternatif olarak Körfez-İsrail-Akdeniz güzergâhı için de çalışmalar yapmaya başlamıştır.

Burada dikkat çeken husus; Pakistan’ın Körfez ülkeleriyle sıcak ilişkiler geliştirirken; söz konusu ülkelerin İsrail’le yürütülen normalleşme süreçlerine katılmamasıdır. Ayrıca Hindistan’la gergin ilişkilere sahip olması hasebiyle Pakistan; I2U2 İttifakı’nın karşısında konumlanmaktadır. Dolayısıyla Yeni Delhi’nin Batı Asya’da Tel Aviv’in yanında yer alması, bu ittifakın dışında kalan Tahran ve İslamabad’ın yakınlaşmasına zemin hazırlayabilir. Bu jeopolitik kırılmaların etkisi, uzun vadede Afganistan ve Orta Asya’ya kadar uzanabilir. Eğer “I2U2” İttifakını yeni bir QUAD olarak nitelendirirsek Hindistan, bu ittifak içerisinde de “denklem bozucu” veya “denge sağlayıcı” bir rol oynayabilir.


[1] “Joint Statement of the Leaders of India, Israel, United Arab Emirates, and the United States (I2U2)”, White House, https://www.whitehouse.gov/briefing-room/statements-releases/2022/07/14/joint-statement-of-the-leaders-of-india-israel-united-arab-emirates-and-the-united-states-i2u2/, (Erişim Tarihi: 16.07.2022).

[2] “With the World in ‘Turmoil’, A New ‘Quad’ Comes into Place”, Aljazeera, https://www.aljazeera.com/economy/2022/7/14/with-the-world-in-turmoil-a-new-quad-comes-into-place, (Erişim Tarihi: 16.07.2022).

[3] “An Indo-Abrahamic Alliance on the Rise: How India, Israel, and the UAE Are Creating A New Transregional Order”, MEİ, https://www.mei.edu/publications/indo-abrahamic-alliance-rise-how-india-israel-and-uae-are-creating-new-transregional, (Erişim Tarihi: 16.07.2022).

[4] “An India-Europe Trade Corridor? The Geoeconomics Dimension of an Emerging West Asia Quad”, Orfonline, https://www.orfonline.org/expert-speak/an-india-europe-trade-corridor/,(Erişim Tarihi: 16.07.2022).

[5] “What is the I2U2?”, NY Times, https://www.nytimes.com/2022/07/14/world/middleeast/i2u2-india-israel-uae-us.html, (Erişim Tarihi: 16.07.2022).

[6] Aynı yer.

Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk Tamer, 2014 yılında Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Gazi Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları Bilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başlamıştır. 2016 yılında “1990 Sonrası İran’ın Irak Politikası” başlıklı teziyle master eğitimini tamamlayan Tamer, 2017 yılında ANKASAM’da Araştırma Asistanı olarak göreve başlamış ve aynı yıl Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Programı’na kabul edilmiştir. Uzmanlık alanları İran, Mezhepler, Tasavvuf, Mehdilik, Kimlik Siyaseti ve Asya-Pasifik olan ve iyi derecede İngilizce bilen Tamer, Gazi Üniversitesindeki doktora eğitimini “Sosyal İnşacılık Teorisi ve Güvenlikleştirme Yaklaşımı Çerçevesinde İran İslam Cumhuriyeti’nde Kimlik İnşası Süreci ve Mehdilik” adlı tez çalışmasıyla 2022 yılında tamamlamıştır. Şu anda ise ANKASAM’da Asya-Pasifik Uzmanı olarak görev almaktadır.

Benzer İçerikler