Tarih:

Paylaş:

Çin’in Afganistan Politikası

Benzer İçerikler

Soğuk Savaş döneminde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında yaşanan savaşın bir bölümü Afganistan topraklarında gerçekleşmiştir. Zira SSCB’nin Afganistan’ı işgal etmesi ve ardından ABD’nin mücahitleri silahlandırması neticesinde bölgedeki çatışmalar artmıştır. Nitekim bu süreç, Moskova yönetiminin büyük bir hezimet yaşamasına sebebiyet vermiştir.

Soğuk Savaş’ın sona ermesinin ardından ABD’nin düşman algısı komünizm ideolojisinden küresel terörizme kaymış ve Washington yönetimi, bu gerekçeyle Müslüman ülkelere askeri operasyonlarda bulunmuştur. Söz konusu müdahalelerin temel amacı, gücünün zirvesinde olan ABD’nin farklı güç odaklarının alternatif olarak ortaya çıkmasını engellemek istemesiydi.

Washington yönetimi, mevzubahis hedef doğrultusunda jeopolitik anlamda Çin ve Rusya’yı çevrelemek ve enerji koridorlarını denetim altına almak için Afganistan’a müdahalede bulunmuştur. Devamında ise enerji ithalatçısı ülkelerin arzını kontrol etmek ve petro-dolar sistemini sürdürmek amacıyla Irak’ı işgal etmiştir.

ABD’nin 2001 yılında terörizmi gerekçe göstererek başlattığı Afganistan Savaşı, 2021 senesinde yeni bir aşamaya geçmiştir. Zira Barack Obama dönemiyle birlikte gündeme gelen Afganistan’dan çekilme tartışmaları, içinde bulunduğumuz süreçte somut bir boyut kazanmıştır. ABD ile Taliban arasında 29 Şubat 2020 tarihinde imzalanan Doha Antlaşması ve ABD’nin açıkladığı çekilme takvimi çerçevesinde, bahse konu olan savaşın 11 Eylül 2021 tarihinde sona ermesi beklenmektedir. Brown Üniversitesi’nin yaptığı son araştırmada, 2001-2021 yılları arasında ABD’nin Afganistan’da toplam 2.261 trilyon dolar harcadığı ve bu savaşta hayatını kaybedenlerin toplam sayısının 171 ile 174 bin arasında olduğu öne sürülmüştür.[1] Yani ABD açısından bu savaş sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır.

ABD’nin Afganistan’a müdahalesi jeopolitik anlamda Çin ve Rusya’yı çevreleme arzusunu barındırsa da bu müdahale, sanılanın aksine her iki devletin de güç kazanmasına yol açmıştır. Özellikle de kendi ülkelerinde bulunan ayrılıkçı, etnik ve dini hareketleri bastırma olanağı yakalamışlardır. Ayrıca bu iki güç, bölgede bulunan terör gruplarının kendi ülkeleri yerine, işgalci güç olarak görülen ABD birliklerine saldırması hasebiyle bölgenin istikrarsızlaşma sürecini kendi topraklarında kayda değer düzeyde yaşamamıştır.

Buna rağmen ABD’nin Afganistan’dan çekilmesinden sonra bölgedeki çatışmaların artacağını öngörmek mümkündür. Üstelik terör gruplarının hedeflerini kestirmek de zordur. Net olan tek şey, bölgede yaşanacak çatışmaların ve terör saldırılarının ABD’yi daha az, bölge ülkelerini daha fazla etkileyeceğidir. Amerikan askerlerinin çekilmesinin ardından bölgede yaşanacak güç boşluğunu doldurmaya en yakın adaylardan biri ise Çin’dir.

Çin, 1980’li yıllarda başlattığı reformlar neticesinde 2010 yılında dünyanın en büyük ikinci ekonomik gücü haline gelmiştir.[2] 2012 senesinde Çin Devlet Başkanı olan Şi Cinping, bu iktisadi kapasiteyi dünyanın birçok bölgesinde siyasi, kültürel ve ticari faaliyetlerde bulunmak amacıyla kullanmıştır. 2013 yılında Şi tarafından duyurulan Kuşak-Yol Projesi de değişen paradigmanın en önemli örneği olarak dikkat çekmektedir. Çünkü Pekin’in yıllarca uyguladığı “Niyetini Gizle” stratejisi, yerini daha aktif bir dış politikaya bırakmıştır. Bu yüzden de bölgesel ve küresel sorunlarda ABD’nin yanı sıra Çin’in attığı ve atacağı adımlar da yakından takip edilmektedir.

Arktik Bölgesi’nden Latin Amerika’ya; Ortadoğu’dan Avrupa’ya kadar birçok bölgede etkin olan Çin’in Afganistan’daki gelişmelere seyirci kalması düşünülemez. Zira Afganistan hem konum hem de doğal kaynaklar bakımından mühim bir coğrafyada bulunmaktadır. Örneğin Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) kayıtlarına göre Deng Şioping, 1982 yılının Kasım ayında Afganistan’la ilgili olarak şunları söylemiştir:[3]

“Afganistan’daki sorunlar küresel stratejik öneme haizdir. Çin ve Afganistan ortak bir sınıra sahiptir. Bu sebeple Afganistan Çin’i [coğrafi olarak] kuşatabilecek bir tehdit oluşturmaktadır.”

Çin’in Afganistan sınırı, bu ülkenin 14 komşusuyla olan sınırlarının en kısasıdır. Lakin arazi koşulları nedeniyle geçilmesi zor olan yaklaşık 90 kilometrelik bu sınır (Wakhan Koridoru), Afganistan’dan yayılacak olası bir radikalleşme dalgasının yansıyacağı ilk bölge olabilir. Nitekim ABD’nin geri çekilmesinden sonra Afganistan’ın yaklaşık dörtte üçünü kontrol eden Taliban, Badahşan Eyaleti’ne de hâkim olarak Çin’le olan dağlık sınıra ulaşmıştır.[4]

Pekin, her ne kadar ABD’nin Afganistan’a müdahalesini kendi arka bahçesine yapılan bir operasyon şeklinde değerlendirse de Çin’e yönelebilecek radikal grupların güçlenmesinin ve yayılmasının engellenmesi noktasında ABD’nin sağladığı güvenlikten de faydalanmıştır. Fakat ABD’nin çekilmesinden sonra, bu güvenlik ortamının devam edip etmeyeceği belirsizdir.

Tüm bu nedenlerden ötürü Çin, Afganistan üzerinden kendi topraklarına sirayet edebilecek istikrarsızlık ortamını ve terör tehdidini engellemenin yollarını aramaktadır. Ancak bilindiği üzere, tarih boyunca Afganistan’a askeri müdahalede bulunan bütün aktörler başarısızlığa uğramıştır. Bu durum, Afganistan’ın “imparatorlukların mezarlığı” olarak ün kazanmasına vesile olmuştur. Halihazırda Çin, Afganistan’a herhangi bir askeri müdahalede bulunma konusunda isteksizdir. Pekin yönetimi, Afganistan’la ticari ilişkilerini geliştirmek ve altyapı projeleri başlatmak suretiyle bölgenin ekonomisini ve refahını yükseltme arzusundadır. Bu sayede bahsi geçen ülkedeki nüfuzunu arttırırken; askeri operasyonun risklerine de girmeyeceğini düşünmektedir.

Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’nun bir benzerini Afganistan’la da yapmak ya da en azından bu koridoru söz konusu ülkeye uzatmak isteyen Pekin, böylelikle çıkarlarını güvence altına alacak, çeşitli projeler yoluyla istihdamı arttıracak ve doğu-batı geçişli girişimlerin Afganistan ayağının güvenliğini sağlayacaktır. Dolayısıyla Çin nezdinde Afganistan’ın istikrarı, Güney ve Orta Asya’nın ekonomik bölgelerindeki enerji ve ulaşım altyapı projelerinin başarıya ulaşmasının temel anahtarıdır. Bu nedenle Çinli yetkililer, Kuşak-Yol Projesi kapsamında Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’nun Afganistan’a uzatılması konusunda istekli olduklarını gözler önüne seren mühim açıklamalarda bulunmuştur.[5]

Taliban Sözcüsü Süheyl Şahin’in aynı tarihlere denk gelen açıklamalarında, Çin’in Afganistan’daki yatırımlarını Taliban’ın memnuniyetle karşılayacağını dile getirmesi[6] ise bu alanda Çin ile Taliban arasında mühim bir yakınlaşma yaşanabileceğini düşündürmektedir. Şüphesiz Pekin, başta yer altı kaynakları ve hidro-enerji potansiyeli olmak üzere birçok sektörde Afganistan’a yatırım yapmayı planlamaktadır.

Öte yandan Çin’in başlatacağı projelerin ve yatırımların, terör gruplarının hedefi olup olmayacağı da belirsizliğini korumaktadır. Dış güçlerin Afganistan coğrafyasında şimdiye kadar yürüttükleri terör örgütü kurma ve yönlendirme, propaganda yapma ve espiyonaj faaliyetleri göz önünde bulundurulduğunda, meydana gelecek istikrarsızlığın coğrafyaya dahil olan her aktörü olumsuz etkileyeceği öngörülebilir. Zira geçmişte Veziristan, Belucistan ve Kaşgar bölgelerinde bulunan ayrılıkçı grupların, Çinli mühendislere ve konsolosluk çalışanlarına düzenlediği saldırılar hafızalardaki yerini korumaktadır. Benzer bir şekilde 2021 yılının Haziran ayında Pakistan’ın Kohistan bölgesindeki bir hidroelektrik santral sahasında çalışan 30’dan fazla Çinli işçiyi taşıyan otobüse yapılan saldırı, Pekin yönetimi tarafından kasıtlı bir eylem olarak görülmüş ve Çinli işçilerin güvenliğini sağlama noktasında Pakistanlı yetkililere çağrı yapılmıştır.[7] Böylesi eylemlerin Afganistan’da yaşanması da ihtimaller arasında yer almaktadır. Bu olasılık ise Çin’in Afganistan politikasını zorlaştıran faktörlerden biri olacaktır.

Çin’in Afganistan’da başarılı olmak istediği bir başka alan da ideolojik üstünlüktür. Pekin, yıllardır Afganistan’da başarısız olan ve istikrarsızlığı daha da artıran başta ABD olmak üzere Batılı devletlere karşı, Afganistan’ı ekonomik olarak kalkındırıp istikrarlı bir yapıya kavuşturarak kendi ideolojisinin ve uyguladığı politikaların dünyanın en zorlu coğrafyalarına bile istikrar getirebileceğini göstermek istemektedir.

Mevcut jeopolitik dengelerde Hint-Pasifik coğrafyası yükselirken; Atlantik bölgesi düşüşe geçmektedir. Bu sebeple Asyalı bir güç olan Çin, zikredilen bölgede ABD’nin söz söylemesini engellemenin ve Pekin’in ana aktör olacağı bir düzenin kurulmasının peşindedir. Şi, bu stratejisini 2014 yılının başında katıldığı Asya’da İşbirliği ve Güven Arttırıcı Önlemler Konferansı’nda “Asya’nın sorunları son kertede Asyalılar tarafından çözülmeli ve Asya’nın güvenliği Asyalılar tarafından sağlanmalıdır.”[8] sözleriyle ifade etmiştir. Kuşkusuz Pekin yönetimi, Afganistan’da elde etmek istediği başarıyı, Doğu’nun ya da Asya’nın Batı’ya karşı üstünlüğü şeklinde sunabilirse, uluslararası sistemdeki ABD-Çin statü savaşını da farklı bir boyuta taşıyabilir.


[1] “US Costs to Date for the War in Afghanistan”, Watson Institute, https://watson.brown.edu/costsofwar/figures/2021/human-and-budgetary-costs-date-us-war-afghanistan-2001-2021, (Erişim Tarihi: 28.07.2021).

[2] “China Overtakes Japan as World’s Second-Biggest Economy”, BBC News, https://www.bbc.com/news/business-12427321, (Erişim Tarihi: 28.07.2021).

[3] Kinling Lo, “What is China’s Relationship with Afghanistan, and how Will It Change Once The US is Gone?”, South China Morning Post, https://www.scmp.com/news/china/diplomacy/article/3140966/what-chinas-relationship-afghanistan-and-how-will-it-change, (Erişim Tarihi: 28.07.2021).

[4] Yaroslav Trofimov-Chao Dengin, “Afghanistan’s Taliban, Now on China’s Border, Seek to Reassure Beijing”, The Wall Street Journal, https://www.wsj.com/articles/afghanistans-taliban-now-on-chinas-border-seek-to-reassure-beijing-11625750130, (Erişim Tarihi: 28.07.2021).

[5] Polina Tikhonova, “China Prepares to Move into Afghanistan with $62 Billion “Belt and Road” Initiative as American Troops Leave”, Insider Paper, https://insiderpaper.com/china-belt-and-road-afghanistan-us-forces-leave/, (Erişim Tarihi: 28.07.2021).

[6] Riyaz ul Khaliq, “Taliban Welcome “Friendly” China’s Investments in Afghanistan”, Anadolu Ajansı, https://www.aa.com.tr/en/asia-pacific/taliban-welcome-friendly-china-s-investments-in-afghanistan/2302492, (Erişim Tarihi: 28.07.2021).

[7] “Chinese Engineers Killed in Pakistan Bus Blast”, BBC News, https://www.bbc.com/news/world-asia-57837072, (Erişim Tarihi: 28.07.2021).

[8] “China President Speaks Out on Security Ties in Asia”, BBC News, https://www.bbc.com/news/world-asia-china-27498266, (Erişim Tarihi: 28.07.2021).

Mustafa Cem KOYUNCU
2016 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olan Mustafa Cem KOYUNCU, 2020 yılında Karabük Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başlamıştır. Halihazırda Hint-Pasifik bölgesinde yaşanan ABD-Çin rekabeti üzerine tez yazan KOYUNCU, ileri seviyede İngilizce bilmektedir.