ANKASAM Uluslararası İlişkiler Uzmanı Göktuğ Çalışkan, Independent Türkçe’de yayımlanan değerlendirmesinde ABD’nin Hürmüz Boğazı’ndaki politikalarını ve Washington’ın “uluslararası hukuk” söylemi ile sahadaki askeri uygulamaları arasındaki çelişkiyi ele aldı. Çalışkan, ABD’nin küresel deniz ticareti ve enerji güvenliği söylemi üzerinden hareket ettiğini ancak bölgede artan askeri varlığın fiili bir baskı ve abluka düzeni oluşturduğunu ifade etti.
Çalışkan’a göre Washington yönetimi, Hürmüz Boğazı’ndaki müdahalelerini uluslararası deniz güvenliği ve seyrüsefer serbestisi çerçevesinde meşrulaştırmaya çalışsa da, bölgede konuşlandırılan savaş gemileri ve deniz gücü unsurları fiilen güç projeksiyonuna dayanıyor. Bu durumun uluslararası hukuk ilkeleriyle jeopolitik çıkarların çatıştığı yeni bir tablo ortaya çıkardığını savunuyor.
Değerlendirmede Hürmüz Boğazı’nın yalnızca askeri değil, aynı zamanda küresel enerji arzı açısından stratejik bir merkez olduğuna dikkat çekiliyor. ABD’nin bölgede kurmaya çalıştığı denetim mekanizmasının İran üzerindeki baskıyı artırırken, Çin ve diğer enerji ithalatçısı aktörleri de doğrudan etkileyebileceği belirtiliyor. Çalışkan, bu sürecin küresel ticaret yolları üzerinde yeni güç mücadelelerini tetikleme potansiyeli taşıdığını ifade ediyor.
Yazıda ayrıca Washington’ın uluslararası hukuk vurgusunu sıkça öne çıkarmasına rağmen, kriz anlarında askeri caydırıcılık ve deniz gücü kullanımını önceliklendirdiği değerlendirmesi yapılıyor. Çalışkan, bunun özellikle Orta Doğu’da “hukuk temelli düzen” söylemi ile “güç siyaseti” arasındaki farkı daha görünür hale getirdiğini savunuyor.
Sonuç olarak Çalışkan, Hürmüz Boğazı çevresindeki gelişmelerin yalnızca ABD-İran gerilimiyle sınırlı olmadığını; küresel enerji güvenliği, deniz ticareti ve büyük güç rekabetinin yeniden şekillendiği daha geniş bir stratejik mücadeleyi yansıttığını vurguluyor.

