Tarih:

Paylaş:

İngiltere’nin Hint-Pasifik Stratejisi

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

2016 yılındaki referandumla başlayan Brexit süreci; protestolar, Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılma talepleri ve vize tartışmaları gibi sorunların ardından 2020 yılının Aralık ayında tarafların ticaret anlaşmasına varmasıyla çözüme kavuşmuştur. Bu süreçle birlikte AB’den ayrılan İngiltere, stratejik yönelimini Avrupa’dan başka bölgelere kaydırma arayışına girmiştir. Uluslararası güç mücadelesinin yeni oyun alanı olarak da bilinen Hint-Pasifik, önümüzdeki dönemde İngiltere’nin stratejik ağırlığını yönlendireceği bölge olarak karşımıza çıkmıştır.

Avrupa’nın küresel siyasetteki ağırlığının giderek ekonomik, siyasi ve güvenlik açısından önemini yitirmesi, küresel imparatorluk geçmişi olan İngiltere’nin farklı bölgelere ilgi göstermesinin temel sebebidir. Avrupa’nın yavaş ekonomik büyümesi ve yaşlanan nüfusunun aksine Hint-Pasifik bölgesi, dünyanın en kalabalık nüfusuna ve ekonomisi en güçlü ülkelerine ev sahipliği yapmaktadır. İngiltere’nin Hint-Pasifik coğrafyasına yönelmesinin temelini oluşturan strateji; Japonya’nın başlattığı ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) sıklıkla tekrarladığı “Özgür ve Açık Hint Pasifik” söylemine dayanmaktadır.

İngiltere, 2021 yılında yayınladığı ve reelpolitik mücadeleye geri dönüş sinyalini verdiği “Rekabetçi Bir Çağda Küresel Britanya Strateji Belgesi”nde[1] kendisini, küresel çıkarları olan bir Avrupa ülkesi olarak tanımlarken; Hint-Pasifik bölgesinin önemini de sıklıkla vurgulamıştır. Bu kapsamda Londra yönetiminin Hint-Pasifik yöneliminin güvenlik, ekonomik ve diplomatik alanlarda gerçekleştiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

Brexit sürecinden sonra Avrupa’yla ilişkileri gerileyen İngiltere’nin belki de en çok sorun yaşadığı alan ekonomidir. Ekonomik sorunlara Covid-19 salgınının verdiği zarar da eklenince İngiltere, Hint-Pasifik’teki devletle olan ticari ilişkilerini geliştirmeyi öncelik haline getirmiştir. Hâlihazırda Birleşik Krallık’ın küresel ticaretinin %17’sini ve doğrudan yabancı yatırımcının %10’unu karşılayan Hint-Pasifik ülkeleri,[2] gelişen ekonomileriyle birlikte mühim fırsatlar sunmaktadır.

İngiltere açısından mevzubahis fırsatların en büyüğü olarak görülen Trans Pasifik Ortaklığı İçin Kapsamlı ve Aşamalı Anlaşması’na (CPTPP), dâhil olan ülkelerin nüfusu hesaba katıldığında, yaklaşık 500 milyonluk bir Asya pazarı söz konusudur. 2021 yılında CPTPP’ye katılmak için resmi başvuru yapan İngiltere, bu sayede İngiliz ürünlerinin Asya pazarına gümrük vergisi olmadan daha rahat girmesini hedeflemektedir. Özellikle de orta sınıfın giderek arttığı Asya, İngiltere’nin hizmet sektörü ve teknolojik ürünleri açısından oldukça elverişli bir pazar olarak değerlendirilmektedir.

İngiltere, CPTPP’ye dâhil olmayan Hindistan’la da önemli bir serbest ticaret anlaşmasının başlayacağını yakın zamanda duyurmuştur. 13 Ocak 2022 tarihinde başlayan söz konusu anlaşma, uzmanların tahminlerine göre, İngiltere’nin Hindistan’a yaptığı ihracatı ikiye katlayabilecek ve 2035 yılına kadar toplam ticareti 38 milyar dolara çıkarabilecektir.[3] Güneydoğu Asya Uluslar Birliği’yle (ASEAN) de ekonomik ilişkilerini geliştirmek isteyen Londra yönetimi, bu doğrultuda önemli adımlar atmıştır. İngiltere Dışişleri Bakanı Liz Truss, ticari ilişkileri güçlendirmek ve serbest ticaret anlaşması imzalamak için 15 Kasım 2021 tarihinde ASEAN’ı ziyaret etmiştir. Hâlihazırda İngiltere, Singapur ve Vietnam’la yürürlükte olan ticaret anlaşmalarına ek olarak diğer ASEAN ülkeleriyle de anlaşma yapmak istemektedir.[4] Bu ve buna benzer iktisadi ilişkiler, önümüzdeki dönemlerde İngiltere’nin ajandasında yer alacaktır. Ekonomik girişimlerinin yanı sıra İngiltere, son yıllarda güvenlik ve askerî alanlarda da bölgedeki faaliyetlerini arttırmaktadır.

Mevcut durumda Beş Güç Savunma Düzenlemesi (FPDA) ve Beş Göz İstihbarat İttifakı (Five Eyes) gibi çok uluslu anlaşmaları ve bölge ülkeleriyle ikili savunma anlaşmaları bulunan İngiltere, son yapılan AUKUS Anlaşması’yla[5] Avrupa’dan Hint-Pasifik coğrafyasına dönüşünü bir kere daha teyit etmiştir. Temelde nükleer denizaltı yapımını içeren anlaşma; teknoloji, endüstriyel üsler ve tedarik zincirleri gibi alanları da kapsamasıyla İngiltere’nin Anglo-Sakson ittifakı çerçevesinde bölgeye angajmanını arttıracaktır.

İngiltere’nin savunma anlamında attığı ve Çin’le gerilime neden olan en önemli adım, Güney Çin Denizi’ndeki askeri faaliyetleridir. Bilindiği üzere Pekin, Güney Çin Denizi’ni “9 Çizgi Hattı” dâhilinde kendi egemenlik bölgesi olarak görmektedir. Bu bölgede gerçekleştirilecek her türlü askeri faaliyeti de egemenlik haklarına karşı yapılmış bir hareket olarak değerlendirmektedir. Buna rağmen İngiltere, 2019 yılının Ocak ayında ABD’yle birlikte Güney Çin Denizi’nde ilk ortak askeri tatbikatını gerçekleştirmiştir.[6]

İngiltere’nin en büyük deniz filosunu Pasifik Okyanusu’na yollaması, ülkenin askeri varlığını arttırmak için gösterdiği en kayda değer çaba olarak ön plana çıkmaktadır. İngiltere Savunma Bakanı Ben Wallace’ın oluşturulan bu donanmayla ilgili kullandığı “Birleşik Krallık Donanması, 21. yüzyılın uluslararası sistemini şekillendirmede aktif bir rol oynamak için yola çıkacaktır”[7] sözleri, Londra’nın kendisini aracı bir aktörden ziyade kurucu bir aktör olarak gördüğünü göstermektedir. Bu kapsamda İngiltere, beş yıllık bir dönemi kapsayacak Hint-Pasifik konuşlanması için, HMS Spey ve HMS Tamar isimli iki deniz sınıfı devriye gemisini bölgeye yollayacağını ve devriye görevi icra edeceğini açıklamıştır.[8]

Son olarak İngiltere, askeri ve ekonomik hamlelerinin yanında bölgeye yönelik diplomatik girişimlerini de hızlandırmıştır. Bu yönde atılan en önemli adım, ASEAN-İngiltere ilişkileridir. Dönemin İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab, ASEAN Dışişleri Bakanlarıyla yaptığı toplantı sonucunda ASEAN’la “Diyalog Ortağı” olduklarını açıklamıştır.[9] Bu açıklamayla birlikte bölgede bulunan 10 üye devletin İngiltere’yle olan ilişkilerini; ticaret, yatırım, iklim değişikliği, çevre, bilim ve teknoloji ve eğitim gibi alanlarda daha da arttıracağını ve böylece Avrupa’da kaybettiği partnerlerinin yerini Asya’daki devletlerle dolduracağı şeklinde yorumlamak yanlış olmayacaktır. Raab’dan sonra gelen Dışişleri Bakanı Liz Truss da bölgeye yapılan ziyaretleri, İngiltere’nin yeni dış politikasının önceliği olarak görmüştür. Bu kapsamda bölgede yaptığı ve bir hafta süren Güneydoğu Asya ziyareti, ekonomik ve siyasi ilişkileri derinleştirmek için önemli bir adım olmuştur.[10]

Brexit sonrası atılan tüm bu adımlar, İngiltere’nin ABD ile Çin arasında şekilleneceği varsayılan uluslararası düzene karşı gösterdiği imparatorluk refleksidir. Unutulmamalıdır ki; İngiltere’yi bir zamanlar “güneşin batmadığı imparatorluk” yapan güç, denizlere hâkim olma kudretiydi. Şüphesiz İngiltere’nin mevcut durumda böyle bir gücü yoktur.  Lakin bir zamanlar İngiliz kaptan ve kâşif olan Kaptan James Cook’un keşiflerine sahne olan ve “İngiliz Gölü” olarak adlandırılan Hint-Pasifik’te, İngiltere’nin önemli bir rol oynayacağı ve denizlere döneceği de görülmektedir. Bu kapsamda İngiliz Silahlı Kuvvetleri’nin başına, Kraliyet Donanma Şefi Adm Sir Tony Radakin’in getirilmesi de kritik bir mesaj olarak not edilmelidir.


[1] “Global Britain in a Competitive Age The Integrated Review of Security, Defence, Development and Foreign Policy”, Cabinet Office, https://assets.publishing.service.gov.uk/government/uploads/system/uploads/attachment_data/file/975077/Global_Britain_in_a_Competitive_Age-_the_Integrated_Review_of_Security__Defence__Development_and_Foreign_Policy.pdf, (Erişim Tarihi: 18.01.2022).

[2] Aynı eser.

[3] “UK and India Launch Talks in New Delhi on Post-Brexit Trade Deal”, Euro News, https://www.euronews.com/2022/01/13/uk-and-india-launch-talks-in-new-delhi-on-post-brexit-trade-deal, (Erişim Tarihi: 19.01.2022).

[4] “The UK Foreign Minister Visits ASEAN Looking for Trade Deals-But is Britain All at Sea Over the CPTPP?”, ASEAN Brifing, https://www.aseanbriefing.com/news/the-uk-foreign-minister-visits-asean-looking-for-trade-deals/, (Erişim Tarihi: 19.01.2022).

[5] “Joint Leaders Statement on AUKUS”, White House, https://www.whitehouse.gov/briefing-room/statements-releases/2021/09/15/joint-leaders-statement-on-aukus/, (Erişim Tarihi: 19.01.2022).

[6] “U.S., Britain Conduct First Joint Drills in Contested South China Sea”, Reuters, https://www.reuters.com/article/us-usa-britain-southchinasea-idUSKCN1PA0PV, (Erişim Tarihi: 19.01.2022).

[7] Brad Lendon, “Britain is Sending a Huge Naval Force Through Some Of The Most Tense Waters in Asia”, CNN, https://edition.cnn.com/2021/04/26/europe/uk-aircraft-carrier-strike-group-asia-intl-hnk-scli-ml/index.html, (Erişim Tarihi: 19.01.2022).

[8] Gabriel Dominguez, “Two Royal Navy OPVs Begin Five-Year Deployment to Indo-Pacific Region”, Janes, https://www.janes.com/defence-news/news-detail/two-royal-navy-opvs-begin-five-year-deployment-to-indo-pacific-region, (Erişim Tarihi: 19.01.2022).

[9] “UK Becomes Dialogue Partner of The Association of Southeast Asian Nations”, Gov.Uk, https://www.gov.uk/government/news/uk-becomes-dialogue-partner-of-the-association-of-southeast-asian-nations, (Erişim Tarihi: 19.01.2022).

[10] “Foreign Secretary Beginning Week-long Visit to Southeast Asia Today”, Politico, https://www.politics.co.uk/news-in-brief/foreign-secretary-beginning-week-long-visit-to-southeast-asia-today/#:~:text=Foreign%20Secretary%2C%20Liz%20Truss%20will,also%20visit%20Thailand%20and%20Indonesia.&text=The%20visit%20follows%20the%20agreement,Asian%20Nations%E2%80%9D%20(ASEAN)., (Erişim Tarihi: 19.01.2022).

Mustafa Cem KOYUNCU
Mustafa Cem Koyuncu, Karabük Üniversitesinde Uluslararası İlişkiler bölümünde Master öğrencisi olup Hint-Pasifik Bölgesi, ABD-Çin Rekabeti, uluslararası güvenlik, jeopolitik ve stratejik araştırmalar alanları üzerinde çalışmalar yapmaktadır. Karabük Üniversitesi’nde eğitimine başlamadan önce, Boğaziçi Üniversitesinde Lisans eğitimini tamamlamıştır. Özel sektörde yöneticilik tecrübesi kazanmasının ardından Koyuncu, kariyerine ANKASAM’da devam etmektedir. Koyuncu, ileri seviyede İngilizce bilmektedir.