Tarih:

Paylaş:

Japonya-Orta Asya İlişkileri: İlk Adımı Atıp Sonda Kalmak

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Dünyanın ekonomik olarak en büyük ülkelerinden biri olan Japonya, yükselen Asya’nın temel üretici güçlerindendir. Dünya Bankası’nın (DB) verilerine göre, 4.975 trilyon dolarlık Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GYSYH) ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Çin’in ardından dünyanın en büyük üçüncü ekonomisidir.[1] 1997 yılında Tokyo, Japon İpek Yolu Diplomasisi’ni başlatmıştır. Söz konusu girişim, Çin’i Orta Asya ve ötesine bağlayacak olan Kuşak-Yol Projesi’nden önce Tarihi İpek Yolu’nun canlanmasını gündeme getiren ilk girişimdir.

Japonya, Resmi Kalkınma Yardımı çerçevesinde bölgeye ekonomik yatırımlar başlatmış ve altyapı iyileştirmelerinde bulunmuştur. Japonların bu girişimi, ABD’nin 1999 yılındaki İpek Yolu Stratejisi Yasası’na, Rusya’nın artan ilgisine ve Güney Kore’nin 2009-2013 yılları arasındaki açılımına ilham kaynağı olmuştur. Ancak Japonya’nın girişimi, Çin’in Kuşak-Yol Projesi ve Rusya’nın Avrasya Ekonomik Birliği’nin (AEB) gölgesinde kalmıştır. Günümüzde ekonomik olarak bir duraklama sürecinde olan Japonya, Orta Asya devletleriyle ilişkilerini geliştirme noktasındaki tutumunu sürdürmektedir.[2]

İlk defa 2004 yılında Japonya’nın Orta Asya ülkeleriyle başlattığı Central Asia Plus Japan Dialogue/5+1 (CAJD) formatındaki ilişkiler,[3] dünyaya örnek olmuş ve Çin’den ABD’ye kadar çeşitli ülkeler bu çerçevede bölge ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmeye başlamıştır. CAJD kapsamında Japon devlet yetkilileri, çeşitli düzeylerde görüşmeler gerçekleştirmiştir. Yedi kez bir araya gelen dışişleri bakanları, 6 Ağustos 2020 tarihinde Covid-19 salgını nedeniyle videokonferans yoluyla görüşmüşlerdir. Ayrıca 14 kez Kıdemli Yetkililer Toplantısı, sekiz defa Tokyo Diyalogu ve çeşitli ekonomik forumlar gerçekleştirilmiştir.[4]

Japonya’nın geliştirdiği bu ilişkiler sistemi, ülkelere karşı dengeli bir yaklaşım benimsemesini sağlamış ve bir ülkenin dışlanmasını engellemiştir. Özellikle de Türkmenistan gibi Daimi Tarafsızlık Statüsü’ne sahip bir ülke de CAJD kapsamında Japonya’nın geliştirmek istediği ilişkiler ağına dahil olmuştur. Diğer yandan Japonya, ekonomik ilişkilerini yoğunlaştırmış, bölgedeki siyasi sorunlardan uzak durmuş, ekonomik gücüne rağmen korkulacak bir aktör olarak görülmemiş ve kendisini Asyalı bir dost olarak konumlandırmayı başarmıştır.[5]

2006 yılında dönemin Japonya Dışişleri Bakanı Taro Aso, Tokyo’da düzenlenen 5+1 Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, bölgede yeni bir “Büyük Oyun”un başladığını; ancak Orta Asya’nın barış ve istikrar koridoru olduğunu belirtmiştir. Aso, Japonya’nın bölgeye olan ilgisinin dört temele dayandığını açıklamıştır. Öncelikle dünyadaki düzenin bir zincire benzediğini dile getirerek Japonya’nın refahının bu zincirin sağlamlığıyla paralel olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle Orta Asya’daki ve hatta Güney Asya gibi yakın coğrafyadaki güvenlik sorunlarının aşılması gerektiğini ve Tokyo’nun bu amaçları güderek hareket ettiğini aktarmıştır.

İkinci temel hem Orta Asya hem de Hazar bölgesinde bulunan altın, uranyum ve enerji kaynakları gibi yeraltı zenginlikleridir. Azerbaycan’ın da dahil olduğu bölge ülkelerinin enerji kaynakları konusundaki zenginliğine vurgu yapan Aso, Orta Asya’nın Japonya için bir arz kaynağı olmasıyla ilgilendiklerini söylemiştir.

Üçüncü olarak, Japonya ile Orta Asya arasındaki coğrafi yakınlık ve İkinci Dünya Savaşı sonrasında Japonya’da hayata geçirilen yapılanma modeline dair tecrübelerin bölge ülkeleriyle paylaşılmak istenmesini göstermiştir.

Aso’ya göre son temel ise Japonya’nın dış politikasında artan faaliyetlerin genişlemesi ve derinleşmesi noktasında Orta Asya’nın önemli bir bölge olduğudur.[6]

Tokyo’nun Orta Asya ülkeleriyle gerçekleştirdiği toplantılarda dikkat çeken en önemli konu başlıklarından biri de Orta Asya ülkelerinin kendi kendilerini kalkındırabilecek ekonomik kapasiteye ulaşmasıdır. 2019 yılında gerçekleştirilen Yedinci Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda dönemin Japonya Dışişleri Bakanı Taro Kono, konuyu Japonya’nın Orta Asya diplomasisinin temel politikasının altında “açık”, “istikrarlı” ve Japonya’nın bölgesel işbirliği için bir “katalizör” rolünü oynamasıyla birlikte dile getirmiştir. Ayrıca Kono konuşmasında şu konuları ele almıştır:[7]

1. Turizm

2. Ticaret, yatırım ve kalkınma

3. Afganistan’ın da dahil olduğu bölgesel güvenlik ve işbirliği

Japonya’nın Orta Asya ülkeleriyle kurduğu ilişkiler, sadece CAJD çerçevesinde şekillenmemektedir. İkili ilişkileri geliştirme konusunda bir politika benimseyen Japonya, bölge ülkelerini 1992 yılında tanımıştır. 2022 yılı ise Tokyo’nun Nur-Sultan, Bişkek, Taşkent, Duşanbe ve Aşkabat’la diplomatik ilişkiler tesis etmesinin 30. yıl dönümüdür.

2018 yılı verilerine göre, Japonya’nın Kazakistan’la olan ticaret hacmi, 2 milyar dolara[8] ve Özbekistan’la olan ticaret hacmi ise 700 milyon dolara ulaşmıştır.[9] Japonya, bölge ülkeleri için Doğu Asya’daki en önemli aktörlerden biri olurken; kazan-kazan politikası uygulamakta ve bu ilişkileri, karşılıklı saygı çerçevesinde sürdürdüğü görülmektedir. Ayrıca Tokyo, bölge ülkeleriyle ulaşım, kültür, enerji ve yatırım gibi konulardaki münasebetlerini geliştirmeye ve derinleştirmeye çalışmaktadır.

Hem bir Asya ülkesi olup hem de demokratik değerlere sahip olan Japonya, küresel sistemde yaşanan değişimin farkındadır. Dünyada artan rekabet sürecinde çeşitli ülkelerle başta ekonomik münasebetler olmak üzere karşılıklı ilişkileri geliştirmeye çalışmaktadır. Ayrıca dünyanın büyük ekonomilerinden biri olan Japonya, yeraltı kaynakların arzı noktasında güvenebileceği ülkelere ihtiyaç duymaktadır. Japonya’nın son dönemlerde izlediği dış politikada muhtemelen Çin’le arasındaki rekabet de etkilidir. Batı ülkeleriyle güçlü bir ilişkiye sahip olan Japonya, Avrasya’da etkili bir aktöre dönüşmeye çalışmaktadır. Özellikle de Orta Asya ülkeleriyle kurduğu köklü ilişkilerin derinleşmesi ve genişlemesi, karşılıklı çıkar çerçevesinde Japonya’ya önemli bir manevra alanı kazandırabilir. Lakin Orta Asya ülkelerinin Japonya dışındaki küresel ve bölgesel aktörlerle geliştirdiği çok yönlü ilişkilerde, Tokyo’nun payı oldukça sınırlıdır. Bu nedenle Japonya’nın Orta Asya’ya yönelik politikalarını yoğunlaştırması ve daha çok çaba harcaması gerekmektedir.  


[1] “GDP (Current)-US$-Japan”, The World Bank, https://data.worldbank.org/indicator/NY.GDP.MKTP.CD?locations=JP&most_recent_value_desc=true, (Erişim Tarihi: 18.11.2021).

[2] Timur Dadabaev, “Central Asia: Japan’s New ‘Old’ Frontier”, East-West Center, https://www.eastwestcenter.org/system/tdf/private/api136_0.pdf?file=1&type=node&id=37028, (Erişim Tarihi: 18.11.2021).

[3] ““Central Asia Plus Japan” Dialogue Held in Sofia, Bulgaria (On the Occasion of the 12th Meeting of the OSCE Ministerial Council)”, Ministry of Foreign Affairs of Japan, https://www.mofa.go.jp/announce/announce/2004/12/1207-2.html, (Erişim Tarihi: 18.11.2021).

[4] ““Central Asia Plus Japan” Dialogue”, Minisrty of Foreign Affairs of Japan, https://www.mofa.go.jp/region/europe/dialogue/index.html, (Erişim Tarihi: 18.11.2021).

[5] Paul Goble, “Japan Increases Involvement in Central Asia”, The Jamestown Foundation, 18(139), https://jamestown.org/program/japan-increases-involvement-in-central-asia/, (Erişim Tarihi: 18.11.2021).

[6] “Central Asia as a Corridor of Peace and Stability”, Minisrty of Foreign Affairs of Japan, https://www.mofa.go.jp/region/europe/speech0606.html, (Erişim Tarihi: 18.11.2021).

[7] “Foreign Minister Kono Attends the Seventh Foreign Ministers’ Meeting of the “Central Asia Plus Japan” Dialogue”, Minisrty of Foreign Affairs of Japan, https://www.mofa.go.jp/region/europe/eu/page6e_000187.html, (Erişim Tarihi: 18.11.2021).

[8] “Kazakhstan Trade Balance, Exports and Imports by Country and Region 2018”, WITS, https://wits.worldbank.org/CountryProfile/en/Country/KAZ/Year/2018/TradeFlow/EXPIMP, (Erişim Tarihi: 18.11.2021).

[9] “Uzbekistan Trade Balance, Exports and Imports by Country and Region 2018”, WITS, https://wits.worldbank.org/CountryProfile/en/Country/UZB/Year/2018/TradeFlow/EXPIMP, (Erişim Tarihi: 18.11.2021).

Emrah KAYA
ANKASAM Dış Politika Uzmanı Emrah KAYA, Akdeniz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezundur. Yüksek lisans derecesini 2014 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde hazırladığı “Latin Amerika'da Sol Liderlerin Yükselişi ve Uluslararası Politikaya Etkisi: Venezuela-Bolivya Örneği (Rising of the Left Leaders in Latin America and its Effects to International Politics: An Example of Venezuela-Bolivia)” başlıklı teziyle almıştır. Doktora eğitimine yine Süleyman Demirel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde devam eden KAYA, tez aşamasındadır. Başlıca çalışma alanları; Orta Asya, Latin Amerika, Güvenlik, Terörizm, Barış Süreçleri’dir. KAYA’nın çeşitli kitap ve dergilerde çalışmalarının yanı sıra ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarında analizleri yayınlanmıştır.