Tarih:

Paylaş:

Kosova ve Tayvan Krizleri Bağlamında Çin-Sırbistan İlişkileri

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Rusya’nın 24 Şubat 2022 tarihinde Ukrayna’yı işgal etmesinin ardından dünyanın kaoslar üzerinden şekillenmeye başladığı bir sürece girilmiştir. Kosova ve Tayvan krizlerinin de bu döneme denk gelmesi ve olayların başrolündeki ülkelerin birbirleriyle kurduğu ilişkiler dikkat çekicidir.

Kosova ile Sırbistan arasındaki kriz, Priştine’nin 1 Ağustos 2022 tarihi itibarıyla ülkenin kuzeyinde yaşayan Sırpların Kosova tarafından çıkartılan plakalara sahip olması zorunluluğunu açıklamasının ardından patlak vermiştir. Söz konusu karardan sonra, Kosova’nın kuzeyinde yaşayan Sırp azınlık, protestolar düzenleyerek bazı şehir yollarını kapatmış ve Belgrad ile Priştine arasındaki gerilim yükselmiştir. Ancak Kosova Hükümeti, Avrupa Birliği (AB) ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Büyükelçileri ile yaptığı görüşmelerin ardından aldığı kararı bir ay süreyle ertelemiştir.[1]

NATO’nun Kosova Gücü’nün (KFOR), ülkenin kuzeyindeki durumun gergin olduğunu ve “istikrarın tehlikeye girmesi halinde müdahale etmeye hazır olduğunu”[2] açıklaması, krizin geldiği seviyeyi göstermesi bakımından oldukça önemlidir.

ABD ile Çin arasında yaşanan Tayvan Krizi ise ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan’a gerçekleştirdiği ziyaret nedeniyle ortaya çıkmıştır. Böylece Pekin-Washington hattındaki gerilim, son yıllardaki en üst noktaya ulaşmıştır.

Hem Sırbistan’ın hem de Çin’in Tayvan ve Kosova sorunları bağlamında uzun zamandır tutarlı politikalar izledikleri görülmektedir. Sırbistan, Tayvan konusunda Çin’i desteklerken; Pekin yönetimi de Kosova konusunda Belgrad’ı desteklemektedir. İki ülkenin söz konusu politikalarını, yaşanan bu krizlerde de uyguladıkları görülmektedir.

Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hua Chunying, 3 Ağustos 2022 tarihinde Kosova ile Sırbistan arasındaki plaka sorununa ilişkin yaptığı açıklamada, tarafların diyalog kurmasının ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları çerçevesinde karşılıklı olarak kabul edilebilir bir siyasi çözüme ulaşmalarının en iyi yol olduğunu belirtmiştir. Bununla birlikte Sırbistan’ın egemenliğine, bağımsızlığına ve toprak bütünlüğüne tam olarak saygı gösterilmesi gerektiğini de ifade edilmiştir.[3] Çin’in doğrudan Kosova topraklarını ilgilendiren bu kriz hakkında Sırbistan’ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne vurgu yapması, Pekin’in bahsi geçen anlaşmazlıkta Belgrad’ın yanında yer aldığını gözler önüne sermektedir.

Sırbistan Başbakanı Ana Brnabic de ABD ile Çin arasındaki Tayvan geriliminin tırmandığı sırada konuya ilişkin yorumda bulunmuş ve Belgrad’ın Tek Çin İlkesi’ni desteklediğini söylemiştir. Brnabic’e göre Tayvan, Çin’in ayrılmaz bir parçasıdır.[4]

Çin, 2008 yılında Sırbistan’dan bağımsızlığını kazanan Kosova’yı tanımamaktadır. Bunun nedeni ise Pekin’in savunduğu Tek Çin İlkesi’dir. Çin tarafından benimsenen bu ilke, Sırbistan’ın da yararına olan bir politikadır. Zira Belgrad yönetimi de Kosova’yı kendi toprağı olarak görmekte ve bu ülkeyi tanımamaktadır.

Pekin, “Tek Çin İlkesi” üzerinden şekillenen duruşunu, iç siyasette olduğu kadar dış politikada da uygulanışına özen göstermektedir. Dolayısıyla Çin’in Tayvan ve Sırbistan’ın da Kosova konusunda benimsedikleri yaklaşım birbirine benzemektedir. Söz konusu durum, iki ülkeyi aralarındaki işbirliklerini geliştirme konusunda teşvik etmektedir.

Ayrıca her iki devlet de karşılaştıkları sorunlar karşısında Birleşmiş Milletler’deki (BM) gücünü kullanmaktadır. Çin, BMGK’da daimî üye olduğu için Tayvan konusunda kendisine karşı kararlar alınabilmesini engellerken, Sırbistan’ın da BMGK’da yer alan bir başka daimi üye ve en büyük müttefiki olan Rusya sayesinde kendisi aleyhine kararların alınmasını önlediği görülmektedir. Bu yüzden de hem Kosova hem de Tayvan, BM’ye katılamamaktadır. İşte bu durum, iki sorunun bir başka benzer yönünü oluşturmaktadır.

Çin, Sırbistan’ın en büyük ticaret ortaklarından biri ve Asya’daki en büyük ekonomik ortağıdır. Taraflar arasındaki ilişkiler, ekonomik alanda olduğu kadar, askeri boyutta da ilerlemektedir. Bu da ilişkilere stratejik bir mahiyet katmaktadır.

2022 yılının Nisan ayında Çin, Sırbistan’a FK3 hava savunma füze sisteminin teslimatını yapmıştır. İddialara göre Sırbistan, Rus S-300 hava savunma sistemi almamayı tercih ederek; Çin’den hava savunma sistemi almayı tercih etmiştir.[5] Belgrad’ın geleneksel müttefiki olan Moskova yerine, Çin’i seçmesi, Belgrad’ın Pekin’le olan ilişkilere verdiği önemi net bir biçimde ortaya koymaktadır. Bunun yanı sıra Sırbistan’ın Çin tercihiyle, Batı yaptırımlarıyla boğuşan Rusya’yla ilişkilerini dengelemeye çalıştığı söylenebilir. Dolayısıyla Çin ile Sırbistan arasındaki münasebetlerin yeni bir aşamaya girdiğini söylemek mümkündür.   

Sırbistan’ın Çin’le tesis ettiği stratejik ilişkiler, ilerleyen dönemlerde Belgrad’ın BM’deki gücünü artırmasını da sağlayabilir. BMGK’daki 5 daimî üye olan ABD, Çin, Fransa, İngiltere ve Rusya’nın veto hakkı olduğu göz önünde bulundurulduğunda, Sırbistan açısından Çin’le kurduğu ortaklık oldukça mühimdir.

Tüm bunlara ek olarak Rusya’nın Sırbistan’ın geleneksel müttefiki olmasından dolayı Çin’in bu ülkedeki etkisinin göz ardı edildiği söylenebilir. Her ne kadar Sırbistan, AB üyeliği için aday bir devlet olsa da üyelik sürecinin uzaması, Pekin’in Belgrad üzerindeki nüfuzunu artıran bir başka husustur. Zira Sırbistan’ın AB üyesi olmasının gecikmesi, bloktan alacağı ekonomik yardımları da engellemektedir. Yani Sırbistan’ın AB üyesi olamaması, Çin’in ülkeye nüfuz edebilmesini kolaylaştırmaktadır.

Çin’in Sırbistan’da yaptığı yatırımlar, Belgrad’ın en yakın müttefiki olan Moskova’yı da rahatlatmaktadır. Zira Rusya, 24 Şubat 2022 tarihinde Ukrayna’ya başlattığı harekât sonrasında bölgede sıkışmış vaziyettedir. Öyle ki; Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Avrupa ülkelerinin hava sahalarını Rusya’ya kapatmaları nedeniyle bölgedeki en yakın müttefiki olan Belgrad’a planlanan ziyaretini gerçekleştirememiştir.

Ayrıca Belgrad, Pekin tarafından Kuşak-Yol Projesi’nin önemli bir parçası olarak görülmektedir. Bu bakımdan Çin tarafından yapılan Macaristan- Sırbistan Demiryolu Projesi son derece önemlidir. Zira bahse konu olan demiryolu, Kuşak-Yol Projesi’nin Avrupa’daki köprübaşı olarak değerlendirilmektedir.[6] Orta ve Doğu Avrupa bölgeleri ve Yunanistan, Çin açısından Avrupa’ya açılan kapı konumundadır.  Buna ek olarak Balkan coğrafyasının Deniz İpek Yolu için de önemli bir merkez olacağı düşünülmektedir. Bu nedenle de genelde Balkanlar ve özelde Sırbistan, Kuşak-Yol Projesi’nin Avrupa’daki bir uzantısıdır. Bu da Sırbistan’ı Çin’in yakından ilgilendiği bir ülke haline getirmektedir.[7]

Sonuç olarak Kosova ve Tayvan sorunlarının benzerliğinden ötürü Pekin, Belgrad’ın yanında yer alan bir politika yürütmeyi tercih etmektedir. Dolayısıyla bu benzerlik, taraflar arasındaki işbirliğinin teşvik etmektedir. Dahası Kosova ve Tayvan krizleri, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik müdahalesiyle başlayan süreçle birlikte değerlendirildiğinde, bu üç olayın Transatlantik ve Avrasya güçleri arasındaki nüfuz mücadelesini simgelediği söylenebilir. Tüm bunlara ek olarak Sırbistan, Çin tarafından Kuşak-Yol Projesi’nin önemli bir bileşeni şeklinde değerlendirilmektedir. Sırbistan açısından da Çin, özellikle de son yıllarda askeri alandaki işbirliği nedeniyle bir ekonomik ortaktan stratejik ortağa evrilen bir partnerdir.


[1]“Kosovo Government Postpones Number Plate Plan Following Serb Protests”, Euronews, https://www.euronews.com/2022/08/01/kosovo-government-postpones-number-plate-plan-following-serb-protests , (Erişim Tarihi: 21.08.2022).

[2] Aynı yer.

[3] “Foreign Ministry Spokesperson Hua Chunying’s Regular Press Conference on August 3, 2022”, Ministry of Foreign Affairs of the People’s Republic of China, https://www.fmprc.gov.cn/mfa_eng/xwfw_665399/s2510_665401/202208/t20220804_10733756.html, (Erişim Tarihi: 22.08.2022).

[4] “Int’l Community Affirms Support for One-China Principle”, Xinhuanet, https://english.news.cn/20220807/15f93b66e6ae454ab9e3da4e5cd52a63/c.html , (Erişim Tarihi: 22.08.2022).

[5] “Serbia at the Crossroads between the Chinese Dragon and the Russian Bear: New Tensions in the Balkans?”, Special Eurasia, https://www.specialeurasia.com/2022/05/13/serbia-china-russia-balkans/, (Erişim Tarihi: 22.08.2022).

[6] Andreea Brînză, “China and the Budapest-Belgrade Railway Saga”, The Diplomat, https://thediplomat.com/2020/04/china-and-the-budapest-belgrade-railway-saga/, (Erişim Tarihi: 23.08.2022).

[7] Ljiljana Grubic, “Serbia’s Increasing Importance for China’s BRI”, Emerging Europe, https://emerging-europe.com/voices/serbias-increasing-importance-for-chinas-bri/, (Erişim Tarihi: 23.08.2022).

Cemal Ege ÖZKAN
Cemal Ege Özkan, 2019 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nden mezun olmuştur. Yüksek lisans derecesini, 2022 senesinde aynı üniversitenin Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Anabilim Dalı’nda hazırladığı “Türk Siyasi Hayatında Selim Rauf Sarper ve Faaliyetleri” başlıklı teziyle almıştır. Hâlihazırda aynı enstitüde doktora eğitimine devam etmektedir. 2020-2021 yılları arasında Türk Tarih Kurumu Yüksek Lisans Bursiyeri olan Özkan, iyi derecede İngilizce bilmektedir.