Küresel Mücadelede İşbirliği Arayışları: Blinken-Lavrov Görüşmesi

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Antony Blinken, 20 Mayıs 2021 tarihinde İzlanda’nın başkenti Reykjavik’te gerçekleşen Arktik Konseyi sırasında bir araya gelmiş ve söz konusu görüşme, yapıcı bir atmosferde tamamlanmıştır. Zirvede ikili ilişkilerin yanı sıra gündemi meşgul eden diğer konuların da konuşulduğu görülmüştür.

Bu kapsamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Blinken ve Lavrov arasında yapılan görüşmenin ne anlama geldiğini değerlendirmek üzere alanının önde gelen uzman ve akademisyenlerinden alınan görüşleri dikkatlerinize sunmaktadır.

Dr. Öğr. Üyesi Emre OZAN (ANKASAM Türk Dış Politikası Danışmanı)

Joe Biden yönetiminin göreve başladığında Rusya’ya karşı son derece sert bir söylem kullandığını ve Moskova’yı birçok alanda sıkıştıran bir politika uyguladığını belirten Dr. Öğr. Üyesi Emre Ozan, “En önemli sorun ise Ukrayna’daki krizin yeniden tırmanması olmuştur. ABD, Ukrayna’yı açıkça desteklemiş ve hem yaptırım kartını oynamış hem de askeri olarak Karadeniz’de gözdağı vermiştir. Fakat gerilimi tırmandırırken temkinli davrandığı gibi, kısa bir süre sonra da yatıştırıcı bir dile başvurmuştur. Bunun neticesinde iki ülkenin devlet başkanları düzeyinde bir görüşme planladıkları açıklanmıştır. Hemen ardından dışişleri bakanları düzeyindeki görüşme gerçekleşmiştir.” ifadelerini kullandı.

Ozan, “Aslında ABD’nin Rusya’ya karşı önce sert bir politika izlemesi; fakat sonra yumuşaması şaşırtıcı değildir. Çünkü iki ülke birçok konuda çatışan çıkarlara sahip olsalar da işbirliğinin gerektiği konular da çok önemlidir. Mesela İran’ın nükleer programıyla ilgili devam eden müzakerelerde Rusya da masada yer alan aktörlerden biridir ve Rusya’nın tavrı belirleyici olabilir. Diğer yandan Kuzey Kore’nin nükleer programından kaynaklanan sorunlarda da Rusya’yla işbirliği önem taşımaktadır. ABD’nin Afganistan’dan askerlerini yakın zamanda çekmesi beklenmektedir. Bu bölgede oluşacak güç boşluğu, önemli güvenlik sorunlarına sebebiyet verebilir. Rusya’nın burada daha fazla etkinlik sahibi olacağını ve bu nedenle ABD-Rusya işbirliğinin önem kazanacağını söyleyebiliriz. Uzun vadeli bir konu olarak Çin’le ilişkiler de ehemmiyet arz etmektedir. ABD tarafından Çin, Rusya’dan daha büyük ve mühim bir rakip olarak görülmektedir. Bu nedenle Moskova’nın Pekin’le daha fazla yakınlaşması, Washington’un çıkarlarına aykırıdır. ABD, Çin’e karşı Rusya’yla bir ittifak oluşturma arayışında değilse de Moskova’yı Washington’dan çok fazla uzaklaştırmak istemeyecektir.” yorumunu yaptı.

Biden’ın ilk aşamada bütün bu ortak çıkarlara rağmen Rusya’yı birçok alanda zorlayan sert bir politika uygulamasının ve şimdi temkinli bir diyalog kurmasının biraz da iç politikayla ilgili olduğunu hatırlatan Ozan, “Trump’ın Rusya’ya çok fazla taviz verdiğini düşünen Biden, bu durumu tersine çevirmeye çalışmaktadır. Rusya’yla işbirliği yapmak istemekte ama bunu mümkün olduğu kadar az taviz vererek ve kendi asgari şartlarını kabul ettirerek uygulamaya özen göstermektedir.” dedi.

Son olarak Ozan, “Rusya’nın da ABD’yle işbirliğine sıcak baktığını söyleyebiliriz. Yani Rusya da ortak çıkarların farkındadır ve ABD’yle yüksek gerilimli bir ilişkiyi arzu etmemektedir. Fakat Moskova, kendi temel çıkarlarının ve uluslararası pozisyonunun Washington tarafından tanınması şartıyla işbirliğine yanaşacaktır. Dolayısıyla her iki ülke açısından da zorlu bir süreç vardır. Bu kadar çok sorunun yaşandığı bir ortamda ortak çıkarlar etrafında işbirliği yapmak kolay değildir. Tarafların masaya oturmuş olmalarıysa, bu yönde bir çabanın bulunduğunu gözler önüne sermektedir.” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

Prof. Dr. Mehmet Sait DİLEK (Atatürk Üniversitesi-Uluslararası İlişkiler)

Prof. Dr. Mehmet Sait Dilek konuya dair yaptığı açıklamada, “Blinken-Lavrov görüşmesini sağlıklı bir şekilde analiz edebilmek için öncellikle tarihsel arka plana bakmak gerekmektedir. ABD Eski Başkanı Barack Obama’nın ilk dönemine bakıldığında, Washington’un Kremlin’le ortak çıkarlara dayanan istikrarlı ve çok boyutlu bir ilişki geliştirme arayışı içerisinde olduğu görülmüştür. Demokratik Parti’nin o dönemdeki çizgisine göre; uluslararası normlara saygılı, barışçıl ve müreffeh bir Rusya, ABD’nin çıkarlarına ters düşmemekteydi. Bu nedenle Demokratlar, Oğul Bush döneminin sonlarında gergin ilişkiler yaşamış olan iki nükleer gücün yeniden beyaz bir sayfa açabilmesi için ‘Reset (Yeniden Başlatma)’ adını verdikleri politikayı uygulamaya başlamışlardı. Ancak Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesi, söz konusu politikanın Obama’nın ikinci döneminde uygulanabilirliğini sona erdirmiştir. Transatlantik yapı (ABD-Avrupa Birliği (AB)), Kırım’ın ilhakını büyük bir meydan okuma şeklinde değerlendirip ekonomik yaptırımlar üzerinden Rusya’yı baskılamaya karar vermiştir.” dedi.

Dilek, “Donald Trump dönemi incelendiğindeyse, kendisinin daha başkan adayıyken Rusya’yla yakın ilişkiler kurma niyetini dünya kamuoyuna açıkladığı görülmektedir. Ancak 2016 yılındaki seçimlerde Trump ve ekibinin Kremlin’le gizli bir işbirliği yaptığına dair iddiaların güçlenmesi, Trump’ın yaklaşımını etkilemiştir. Özellikle de “Rusya Soruşturması”, Washington-Moskova hattındaki ilişkilerinin yaptırım stratejisi üzerinden şekillenmesine neden olmuştur.” yorumunu yaptı.

Bununla birlikte Dilek, “İktisadi açıdan gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan Rusya ise savunma ve enerji gibi güçlü olduğu sektörler üzerinden yaptırımlara maruz bırakılınca birçok ihtilaflı bölgede (Kuzey Buz Denizi-Ortadoğu-Kafkasya-Baltıklar-Asya Pasifik-Doğu Avrupa vb.) tansiyonun yükselmesine etkide bulunmuştur. Bu nedenle Biden döneminde ABD-Rusya ilişkilerinde yaşanan sorunların çeşitliliği, sadece iki taraf arasında krize neden olmayıp; uluslararası sistemi kırılgan, istikrarsız ve öngörülemeyen bir zemine taşımaktadır.” ifadelerini kullandı.

Bu bilgilerden hareketle Blinken-Lavrov görüşmesini tarafların normalleşebilmesi için atılan ilk ciddi adım olarak değerlendirmek gerektiğini vurgulayan Dilek, “Bu görüşme, Haziran ayı içerisinde yapılması planlanan Biden-Putin buluşması için hazırlık oluşturulmasını amaçlamıştır. Amerikan yönetimi, Rus muhataplarıyla yüz yüze diplomasi üzerinden görüşerek uluslararası sistemde hissedilen tansiyonu düşürme girişiminde bulunmaktadır. Ancak taraflar arasında gerçek bir barış ortamının sağlanabilmesi için uzun ve samimi bir diyalog sürecine ihtiyaç vardır.” diyerek açıklamalarını tamamladı.

Coşkun BAŞBUĞ (Güvenlik ve Terör Uzmanı/Emekli İstihbarat Albayı)

Arktik Bölgesi’nin uzun süredir göz önünde bulunmayan gizli bir savaşın yapıldığı coğrafya olduğunu vurgulayan Güvenlik ve Terör Uzmanı Coşkun Başbuğ, “Burası, ABD ve Rusya’nın karşı karşıya geldiği bir yerdir. İki ülkenin diğer bölgelerde olduğu gibi Arktik Bölgesi konusunda da birbirini suçlayan ve birbirlerinin politikasına ket vurmak isteyen yaklaşımları vardır. Bölgenin %80’inin Rusya’ya kıyısı bulunmaktadır. Dolayısıyla Rusya, bölgedeki haklarını korumak adına buradaki askeri varlığını artırmakta ve bölgenin silahlandırılmasını önemsemektedir. Keza ABD’nin de bölgeyle ilgili önemli planları vardır. Tıpkı Moskova gibi Washington da bölgedeki askeri varlığını arttırma gayesindedir. Mevzubahis silahlanma yarışında iki ülke de birbirini suçlamaktadır. Bu kısır döngü, günümüze kadar bir şekilde işlemiştir. Ukrayna konusunda son günlerde yaşananlarla birlikte ABD ile Rusya arasında yeni bir gerginliğin yaşanma olasılığı bulunmaktadır. Belki de yeni gerginlik, Arktik Bölgesi üzerinden cereyan edecektir. Çünkü bölgede gelişecek olaylar, ABD-Rusya ilişkilerinin belirleyicisi olacaktır. İki lider arasında gerçekleşecek toplantıda, taraflar gerilimi tırmandıran açıklamalarda bulunurlarsa, önümüzdeki süreçte yapılacak görüşmeleri de olumsuz etkileyecektir. Ancak bu görüşmelerde bir uzlaşı çıkarsa, şüphesiz iki ülkenin Karadeniz stratejileri de dahil olmak üzere birçok politikasında değişim yaşanacaktır.” dedi.

Arktik Bölgesi’nin gelecek dönemde çok sık konuşulacağını öne süren Başbuğ, “Kutup bölgesi, yeraltı kaynaklarıyla anılmaktadır. Dünya Ticaret Örgütü’nün (DTÖ) resmi rakamlarına göre, dünya ticaretinin %80’i deniz yollarıyla yapılmaktadır. Bahse konu olan deniz yollarına alternatif rotalar geliştirmek isteyen ABD, Rusya ve Çin gibi başat aktörler, bu alanda kendilerine alan açmanın gayreti içerisindedir. İklim değişiklikleriyle birlikte Arktik Bölgesi’nde eriyen buzullar, bölgedeki manevra alanını genişletmiştir. Tüm bunlar birlikte değerlendirildiğinde bölgenin değeri daha da artmıştır.” yorumunu yaptı.

1996 yılında çevresel korumayı desteklemek amacıyla Ottawa Deklarasyonu’yla kurulan Arktik Konseyi’ni hatırlatan Başbuğ, “ABD, Rusya Kanada, Danimarka, İzlanda, İsveç, Norveç ve Finlandiya Konsey’in içerisinde yer alarak bu yapıya katkı sağlamıştır. Sekiz devletten bölgeye esas kıyıdaş olanlar ABD, Rusya, Kanada, Norveç ve Danimarka’dır. Bu ülkeler, ‘Arktik Beşlisi’ olarak adlandırılmaktadır. Bununla birlikte bölge o kadar önemlidir ki; bölge dışından Çin, Japonya, Güney Kore, Almanya, Fransa ve İngiltere gibi 13 ülke, gözlemci sıfatıyla buradaki gelişmeleri yakından takip etmektedir. Bahsi geçen ülkelerin de Arktik Bölgesi’ne yönelik birtakım planları olduğu aşikârdır.” açıklamasında bulundu.

Hem enerji nakil firmalarının hem de enerji üretim şirketlerinin dikkatlerinin bölge üzerinde olduğunu vurgulayan Başbuğ, “Bölgede bulunan doğal kaynakların çoğu Rusya’nın topraklarındadır. Bu durum, Rusya’ya büyük bir avantaj sağlamaktadır. ABD, 1867 yılında Ruslardan satın aldığı Alaska sayesinde bölgeye komşu ve kıyıdaş olmuştur. Buradaki haklarını bölgeye yaymaya çalışmaktadır. Dolayısıyla İzlanda’daki toplantı son derece kritiktir. Çünkü ABD ile Rusya arasında son dönemde artan gerilimin ardından ilk yüz yüze temastır.” dedi.

Son olarak Rusya’nın tıpkı Karadeniz’de olduğu gibi, Arktik Bölgesi’nde de şakası olmadığını belirten Başbuğ, “Rusya, Ukrayna’da olduğu gibi, Arktik Bölgesi’ne de asker yığmaktan çekinmeyeceğini belirtmişti. Alan hâkimiyeti açısında avantajlı olan Rusya’dır. ABD’nin pastadan en büyük payı almak için elinden geleni yapacağını; ancak gerilimi tırmandıran taraf olmaktan kaçınacağını düşünmekteyim. Burada Rusya’nın daha sert tepki göstereceğini ve geri adım atacak olan devletin ABD olacağını öngörmek gerekir.” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

Onur ÖYMEN (Emekli Büyükelçi)

Söz konusu görüşmeden önce hem Blinken’in hem de Lavrov’un yaptığı açıklamaların gözden kaçırılmaması gerektiğini vurgulayan Emekli Büyükelçi Onur Öymen, “İki siyasi de Arktik Bölgesi’yle alakalı olarak ikili ilişkiyi normalleştirmek istediklerini açıklamıştır. Ancak Biden’ın da söylediği gibi ABD, Rusya’nın saldırgan politika izlemesi halinde aynı şekilde cevap vereceklerini belirtmiştir. Fakat mevcut görüntü, tarafların ortak çıkarların gözetildiği bir diyaloğun başlatılmasından yana olduğunu ortaya koymaktadır.” dedi.

Öymen sözlerine, “ABD, Moskova’nın şimdiye kadar yaptığı ve Washington’un tepki gösterdiği eylemlere rağmen Rusya’yla diyalog kuracaktır. Bu eylemler Kırım’ın ilhakı, Ukrayna’daki durum ve Rusya’nın Suriye politikasıdır. Mevzubahis politikalar, son yıllarda ABD ile Rusya arasında soğuk rüzgarlar esmesine sebep olmuş ve gerçek bir diyaloğun kurulmasını engellemiştir. Elbette Rusya’nın da ABD’ye ilişkin şikâyetleri vardır. Tüm olup bitenlere rağmen karşılıklı temasın yararlı olacağı söylenebilir. Çünkü yapılan açıklamalarda da ortak menfaatler vurgulanmıştır. Dolayısıyla ikili ilişkilerde ortak çıkarlar üzerinden bir kanal açma girişimleri olacaktır.” diyerek açıklamalarını sonlandırdı.

Deniz Berktay (Gazeteci ve Doğu Avrupa Uzmanı)

Gazeteci Deniz Berktay konuya dair yaptığı açıklamada, “İzlanda’nın başkenti Rejkjavik’te Blinken ile Lavrov’un yaptıkları görüşme, ikilinin Dışişleri Bakanı sıfatıyla yaptıkları ilk görüşmedir. Görüşme, Biden ve Putin’in 2021 yılının Haziran ayında gerçekleştireceği öngörülen toplantıya yapılan bir hazırlık olarak yorumlanabilir. Bilindiği gibi Biden, seçimlerden önce de Rusya’ya karşı sert politikalar uygulanmasını savunuyordu. Nitekim 2021 yılının Ocak ayında resmen göreve başladıktan sonra da bu yönde bir duruş sergilemiştir. Verdiği bir röportajda Putin’i ‘katil’ olarak nitelendirmesi de bunun göstergesiydi. Rus muhalif lider Aleksey Navalni’nin Almanya’dan Rusya’ya dönmesi ve Putin’i hedef alan açıklamalar yapması, kitleleri eyleme çağırması, Belarus’ta ilkbaharda muhaliflerin yeni protesto gösterilerine hazırlanmaları, Biden’ın göreve başlamasıyla bağlantılı olarak düşünülecek gelişmelerdi. Fakat Moskova yönetimi hem Rusya’da hem de eski Sovyet coğrafyasının pek çok noktasında, ABD’nin politikalarına direnç gösterebileceğini ortaya koydu. 2021 yılının Nisan ayında Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan gerilim de bu durumun bir parçasıydı. Hatırlanacağı üzere ABD, bu krizden yararlanarak Karadeniz’e savaş gemileri göndermeye karar vermiş; fakat sonradan bundan vazgeçmek zorunda kalmıştı. Kremlin’in kararlı tutumuyla karşılaşan Biden yönetiminin geri adım atmaya başladığını söyleyebiliriz.” ifadelerini kullandı.

Berktay, “Blinken-Lavrov görüşmesiyle ilgili olarak Lavrov’un yapıcı bir atmosferden bahsettiğini söyleyebiliriz. ABD ile Rusya arasında görüş ayrılıkları devam etse de söylemlerde gerginliğin tonunun düştüğü görülüyor. Biden yönetimi, Nisan ayındaki gerilimin ardından Rusya’yla ilişkilerin öngörülebilir olmasını dilediklerini söylemeye başlamıştı. Toplantının da bu isteğe uygun bir atmosferde gerçekleştiğini söyleyebiliriz. Washington yönetiminin Rus doğalgazını Doğu Avrupa ülkelerini by-pass ederek Baltık Denizi’nin altından doğruca Almanya’ya ihraç edecek olan Kuzey Akımı-2 Projesi’ne yönelik yeni yaptırım uygulamayacağını açıklaması da oldukça önemlidir. Lakin iki ülke arasındaki ilişkilerde belirleyici olacak toplantı, yaz aylarında liderler düzeyinde yapılması beklenen görüşmedir. Bu anlamda Blinken-Lavrov görüşmesi, önümüzdeki dönemde gerilimin düşeceğinin işaretlerini vermiştir.” diyerek değerlendirmelerini sonlandırdı.

Bu çalışmada yer alan görüş ve değerlendirmeler yazarına ait olup, kurumsal olarak ANKASAM’ın resmi görüşünü yansıtmaz.

Bu çalışmayla ilgili görüşlerinizi, eleştirilerinizi ve varsa ilgili bilgi, belge, fotoğraf vb. materyalleri yandaki butona tıklayarak bizimle paylaşabilirsiniz.

DİĞER HABER-ANALİZLER

SOSYAL MEDYA HESAPLARIMIZ

ÖNE ÇIKANLAR

ANKASAM e-Bülten

e-Bültenimize abone olarak çalışmalarımızdan anında haberdar olabilirsiniz