Tarih:

Paylaş:

Rusya-Almanya Enerji İşbirliğinin Sona Ermesi

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Rusya ile Almanya arasında elli yıl önce başlayan doğalgaz işbirliği fiilen sona ermek üzeredir. Nitekim 4 Eylül 2022 tarihinde Almanya Şansölyesi Olaf Scholz, ülkenin 2022 yılının Aralık ayına kadar Rusya’dan doğalgaz tedarikini tamamen durdurmayı planladığını açıklamıştır. Rusya’nın güvenilir bir enerji tedarikçisi olarak adlandırılamayacağını ve Moskova’nın doğalgaz anlaşmalarından kaynaklı yükümlülüklerini artık yerine getirmediğini belirten Scholz, Almanya’nın “2021 yılının Aralık ayından itibaren Rusya’dan doğalgaz tedariki kesilirse ne olur?” sorusuna yanıt aradığını ve böyle bir senaryo için hazırlanmaya başladığını söylemiştir. Scholz, Almanya’nın doğalgaz depolarını aktif olarak yenilediğini ve kışın da doldurmaya devam edeceğini dile getirmiştir.[1] 

2022 yılının yaz aylarından bu yana Gazprom, Kuzey Akım-I Boru Hattı’ndan doğalgaz akışını aşamalı olarak azaltmıştır. 31 Ağustos-3 Eylül 2022 tarihleri arasında ise Gazprom, bu kararı planlı onarımlarla gerekçelendirerek gaz akışını tamamen durdurmuştur. 3 Eylül 2022 tarihinde ise Kuzey Akım-I üzerinden arzın kesilmesine rağmen Almanya’daki doğalgaz depolama tesislerinin %85 oranında dolu olduğu öğrenilmiştir. Yaz aylarında Almanya’da doğalgaz depolama tesislerinin 2022 yılının Ekim ayına kadar %85; Kasım ayına kadar da %95 oranında doldurmayı zorunlu kılan değişiklikler kabul edilmiştir. Fakat Berlin yönetimi, bu planı zamanından önce tamamladığını açıklamıştır.[2]

Hatırlanacağı gibi, Sovyetler Birliği ile Federal Almanya liderleri arasında 1970 yılının Şubat ayında Sovyetler Birliği’nden Batı Avrupa’ya bir doğalgaz boru hattının inşası ve Rus (Sovyet) doğalgazının tedariki konusunda uzun vadeli bir anlaşma imzalanmıştır. Söz konusu anlaşma, Sovyet-Alman ve Sovyet-Avrupa anlaşmalarının tarihindeki en büyük uzlaşı olduğu için “Yüzyılın Anlaşması” şeklinde adlandırılmıştır. Sovyetler Birliği’nin yıkılmasının ardından ise Rusya ile Almanya, enerji alanında yeni bir jeopolitik ilişki geliştirmeye başlamıştır.

2005 yılında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile dönemin Almanya Şansölyesi Gerhard Schröder arasında Alman-Rus ortaklığı için anlaşma imzalanmıştır. Baltık Denizi’nin altından Almanya’ya ulaşacak olan Kuzey Akım-I Projesi; Rusya, Almanya, Hollanda ve Fransa tarafından desteklenirken; bu projeye transit ülkeleri, Baltık ülkeleri ve ABD karşı çıkmıştır. Projenin ana hedefi, Avrupa pazarına doğalgaz arzını arttırmak ve transit ülkelere olan bağımlılığı azaltmaktı.

Anlaşmanın ardından 2005 senesinde Rusya topraklarında, 2006 yılında da Avrupa kısmında Kuzey Akım-I Doğalgaz Boru Hattı Projesi’nin inşaatı başlatılmıştır. Almanya’nın daha fazla desteğini alabilmek için 2006 yılında Putin, Schröder’in istifa etmesinin ardından ona Gazprom Denetleme Kurulu Başkanlığı’nı teklif etmiştir. Bu öneriyi kabul eden Schröder, Rus enerji politikalarının sadece Almanya’daki değil; Avrupa’daki lobisi haline gelmiştir. Nitekim 2008 yılının Haziran ayında yapılan Baltık Denizi Zirvesi’nde önce bu projeye karşı çıkan Litvanya ve Estonya da söz konusu lobicilik faaliyetleri sayesinde projeye itirazlarının olmadığını açıklamıştır. Hatta Letonya, projeye desteğini bile dile getirmiştir.[3]

2012 yılında Kuzey Akım-I Projesi’nin tamamlanmasının ardından Rusya ile Almanya ikinci bir projenin görüşmelerini başlatmıştır. 2018 yılının Eylül ayında ise Kuzey Akım-II Doğalgaz Boru Hattı Projesi’nin inşaatına başlanmıştır. Fakat başta ABD olmak üzere çoğu devlet, bunun Rusya’nın çıkarlarına hizmet eden bir jeopolitik proje olduğu gerekçesiyle girişime karşı çıkmıştır. 2021 yılının son aylarında Washington yönetimi, Kuzey Akım-II Projesi’ne karşı yaptırım kararı almıştır.

Rusya’nın 2022 senesinin Şubat ayında Ukrayna’ya müdahale etmesinin ardından Almanya da Kuzey Akım-2 Boru Hattı’nın faaliyete alınmayacağını duyurmuştur. Rusya’ya yönelik yaptırımlar karşısında Moskova da doğalgaz akışını kesintiye uğratarak Avrupa’nın enerji piyasasına ve ekonomisine zarar vermeye başlamıştır. Bu da uzun zamandan beri güvenilir bir tedarikçi statüsünü korumaya çalışan Rusya’nın artık bu ilkeye uymayacağını ortaya koymuştur.

Rusya’nın Avrupa kıtasında enerji krizini tetiklediğini ve bunu bilinçli bir şekilde yaptığını öne süren Berlin’e karşı Moskova, bahsi geçen iddianın gerçeği yansıtmadığını ve yaşanan gelişmelerden Avrupalı siyasetçilerin suçlu olduğunu savunmaktadırlar. Örneğin Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Vekili Dmitri Medvedev, Almanya’nın Rusya’nın düşmanı gibi davrandığını, ülkeye ve vatandaşlarına yaptırımlar uyguladığını ve Ukrayna Ordusu’na silah tedarik ettiğini söylerken; Almanya Şansölyesi’nin ülkesinin ekonomik sorunlar yaşamasına şaşırmaması gerektiğini ifade etmiştir.[4]

Benzer bir şekilde Rusya Başbakan Yardımcısı Alexander Novak da Avrupa’da doğalgaz fiyatlarının daha da yükselebileceğini öne sürmüştür. Novak’a göre, “Avrupa’nın enerji piyasalarındaki çöküş”, Avrupalıların “kısa vadeli politikalarından” kaynaklanmaktadır. Konuyla ilgili olarak Novak, aşağıdaki yorumu yapmıştır:[5]

“Rusya’da sanayi kuruluşları için doğalgaz Avrupa ülkelerinden 40 kat daha ucuzdur. Karşılaştırma yapmak gerekirse, 1000 metreküp doğalgaz, endüstriyel tüketiciler için 70 dolara mâl olmaktadır. Vatandaşlar için ise daha da ucuza.  Avrupa’daki borsalarda ise 1000 metreküp, 3.000 dolara geliyor. Bu, bizim rekabet avantajımızdır.”

Ayrıca Novak, Avrupa’nın 2021 yılında enerji kaynakları için 350-400 milyar avro ödediğini, 2022 yılında 400 milyar avro daha fazla ödeyeceğini belirtmiştir.[6] Anlaşılacağı gibi Rusya, ekonomik olarak Avrupa’ya zarar vermeye çalışmaktadır. Rusya’nın enerji kaynaklarına bağımlı olan Almanya’nın kesilen ve 2023 yılına kadar tamamen sonlandırmak istediği Rus doğalgazına alternatif bulup bulamayacağı ise soru işaretidir.

Halihazırda enerji tedarikçisini çeşitlendirme maksadıyla Ortadoğu ülkeleriyle önemli görüşmeler yapılmaktadır. Hatta birtakım anlaşmalar da söz konusudur. Avrupa’nın en büyük ekonomisi olan Almanya için öncelikli konu, kış dönemini atlatabilmektir. Berlin, bu süre içerisinde doğalgaz depolama tesislerindeki kaynaklarla fiyat dengesini sağlamayı düşünmektedir. Üstelik gelecekte diğer enerji kaynaklarını da yeniden kullanmaya başlayacaktır.  

Mevcut durumda Ortadoğu ülkeleri, Rusya’nın yerini almaya hazır olduklarını göstermişlerdir. Küresel enerji piyasalarında önemli yere sahip olan ABD’nin de genelde Avrupa’ya ve özelde de Almanya’ya yardımcı olacağı düşünülmektedir. Rus doğalgazına nazaran daha pahalıya mâl olacağını bilmesine rağmen Berlin yönetimi, enerji güvenliğini sağlamak amacıyla alternatif kaynaklar almaya devam etmektedir.

Enerji alanında Rus-Alman işbirliğinin sona erecek olması, Rusya açısından da olumsuz sonuçlar doğuracaktır. Öncelikle Rusya, güvenilir tedarikçi konumunu kaybedecektir. Nitekim bu durum, teorik de olsa Rusya-Almanya ilişkilerinin düzelmesi halinde bile ciddi bir güven problemi yaratacaktır. İkincisi, Rusya için büyük bir pazar kaybı meydana gelecektir. Rusya, var olan gelirlerinden yoksun kalacağı gibi, ilerleyen zamanda yeniden Avrupa pazarı için aday haline geldiğinde bile pazarda yer alması zorlaşacaktır. Üçüncü olarak Rusya’nın enerji sektörünün büyük sorunlarla karşılaşabileceği söylenebilir. Büyük Avrupa pazarından yoksun kalan doğalgaz sektörü, enerji kaynaklarının üretimini azaltma yoluna gidebilir. Bu yüzden de sektöre yapılan yatırımlar durabilir. Ayrıca Avrupa pazarından dışlanan Rusya, Çin ve ileride Hindistan gibi Batı dışı ülkelerin taleplerine muhtaç hale gelebilir. Petrol pazarında görüldüğü gibi Batı ambargosuna maruz kalan Rusya petrolü, Çin ve Hindistan’a %30 daha ucuza satılmaktadır. Benzeri bir durum doğalgazda da yaşanabilir. Fiyatı belirleyen tarafın Rusya değil, tüketici ülkenin olması muhtemeldir. Bu da yine Rusya’nın edilgen duruma düşmesine yol açabilir.

Sonuç olarak Almanya’nın Rusya’yla olan enerji işbirliğini sona erdirmesi, uzun süredir bu işbirliğinden ötürü Berlin’i eleştirenleri haklı çıkaracaktır. Zira yirmi yıldır işbirliği için yapılan milyarlarca dolar boşa harcanmış sayılacaktır. Bu yüzden de Almanya’nın enerji stratejisi de başarısız olarak değerlendirilebilir. Zira Almanya’daki enerji fiyatları ve bu bağlamda ülke ekonomisi, ciddi belirsizliklerle karşı karşıya kalacaktır.  


[1] “Шольц: Россия нарушает контракты по газовым поставкам, к их остановке в ФРГ готовились с декабря”, Kommersant, https://www.kommersant.ru/doc/5546777, (Erişim Tarihi: 05.09.2022).

[2] “Германия заполнила газохранилища на 85%, несмотря на остановку «Северного потока»”, Kommersant, https://www.kommersant.ru/doc/5546711, (Erişim Tarihi: 05.09.2022).

[3] “Россия и Германия сломили сопротивление Латвии, Литвы и Эстонии”, Nezavisimaya Gazeta, https://www.ng.ru/economics/2008-06-06/5_pribalty.html, (Erişim Tarihi: 05.09.2022).

[4] “«ФРГ действует как враг России». Медведев объяснил, почему у немцев проблемы с газом”, Gazeta.Ru, https://www.gazeta.ru/politics/2022/09/04/15399925.shtml?updated, (Erişim Tarihi: 05.09.2022).

[5] “Новак сравнил стоимость газа для промышленности в России и Европе”, Vedomosti, https://www.vedomosti.ru/economics/news/2022/09/04/939097-novak, (Erişim Tarihi: 05.09.2022).

[6] Aynı yer.

Dr. Sabir ASKEROĞLU
Lisans öğrenimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler bölümünde tamamlayan Dr. Sabir Askeroğlu, yüksek lisans derecesini Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda almıştır. Doktora eğitimini İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda tamamlayan Dr. Askeroğlu, çeşitli düşünce kuruluşlarında görev yapmıştır. Başlıca ilgi alanları, Avrasya çalışmaları ve Rus dış politikası olan Dr. Askeroğlu, iyi derecede Rusça ve İngilizce bilmektedir.