Tarih:

Paylaş:

Sırbistan İslam Cemaati Meşihat Başkanı Müftü Mevlud ef Dudic: “Uluslararası Toplum, Bosna Hersek’in Bölünmesine İzin Vermeyecek Gücü Kendinde Bulmalıdır.”

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Son dönemde Balkanlar, etnik ve mezhepsel ayrışma tartışmalarıyla yeniden uluslararası kamuoyunun gündemine gelmekte ve yaşanan gelişmeler Yugoslavya’nın dağılması sürecindeki acılı hadiseleri hatırlatmaktadır. Bu kapsamda Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM), Sırbistan İslam Cemaati Meşihat Başkanı Müftü Mevlud ef. Dudić’in[1] görüşlerini dikkatlerinize sunmaktadır.

Öncelikle Sırbistan’da İslam birliğinin bozulmasının ve bölünmenin, vakıf mallarının Bosna ulusuna ve Müslüman topluluğa geri verilmesi projesine etkileri konusunda ne düşündüğünüzü öğrenebilir miyiz?

Herhangi bir bozulma olmadığını; ancak 2007 yılında İslam cemaatinden ayrılan ve hem yerel hem de ulusal düzeydeki siyasilerin yardımıyla kurumları ve malları ele geçirmeye çalışan bir grup imamın bulunduğunu hatırlatmak isterim. Fakat çok şükür ki meşru İslam cemaati korundu. Ancak ayrılan grup, polis yapılarının da yardımıyla cami, mektep ve imamların yüzde 18’ini ele geçirdi. Meşihat ise yüzde 82’sini korumayı başardı. Hatırlanacağı gibi, söz konusu olaydan bir yıl önce kiliselere ve dini cemaatlere mal iadesine dair bir kanunun çıkarılmıştı. Bu noktada Belgrad yönetiminin “kime iade edeceklerini bilmeme” bahanesiyle İslam cemaatine ait çok sayıda vakıf malının iadesini devre dışı bırakmak istediğini göz ardı etmemek gerekir. Bu grupta yer alan kişiler, mülkün iadesini almamızı zorlaştırmak için cemaatin çizgide bölünmesi için kullanıldı.

Sırbistan’da İslam Birliği’nin bir yolu var mı; yani tek bir yapıya dönüşmek mümkün mü? Meşihat’ın bu konuda bir çalışması oldu mu? Böyle bir birleşmeyi mümkün kılmak için ne yapılabilir?

En başından beri cemaatten ayrılanlara kapı açıktı ve ayrılanların bir kısmı geri döndü. Elbette diğer ayrılmaya karar verenlere de kapı açık olacak. Onlardan beklentimiz toplumlarına geri dönmeleri ve toplumdan aldıklarını geri vermeleridir. Cemaatimiz intikam almadan ve saygın görevler üstlenme şansı verme umuduyla açık fikirliliğe, cömertliğe ve bağışlamaya hazırdır. İslam toplumu, 2007 yılındaki darbe faaliyetlerinde talimat veren veya bu faaliyetlere katılanlarla hiçbir zaman dönüş veya uzlaşı şartlarını müzakere etmemiştir. Ancak hatasını anlayanlara da kapılarını kapatmamıştır.

Muammer Zukorliç’in ani ölümünün Sancak’taki dini ve siyasi etkileri nelerdir?

Muamer Zukorliç’in ani ölümü, her birimiz için bu millet, bu bölge ve ümmet için yeri doldurulamaz bir kayıptır. Çünkü saygıdeğer bir liderlerimizi, müçtehidimizi yitirdik. O; cemaatin, Sancak’ın, Boşnakların ve tüm ümmetin gururuydu.

Bir Müslüman için ölüm kavuşmadır ve elbette asıl olan kaderdir ama aklımdan çıkmayan bir soru var. Zukorlic’in ölümünün şüpheli bir yönü var mı? Çünkü o varlığını Bosna’ya armağan eden bir isimdi.

Kesinlikle Bosna halkının en mühim kişiliğiydi. Balkanlarda veya Avrupa’da eşi olmayan, bu zamanın en büyüğü olduğunu söylemek istiyorum. Büyük insanlar büyük şeyler yapar ve bu insanlar baskı altındadır. Her gün yaşam mücadelesi verirler. Bazı analistlerin belirttiği gibi, insanlar olarak herhangi bir komplo olup olmadığını kendimize sormamız gerekse de ölümünün onun kaderi ve Allah’ın hükmü olduğuna inanmak istiyorum. Ölümü bir sır olarak kalacaktır. Biz de kaderin böyle tecelli etmesini kabulleneceğiz.

İslam Birliği’ndeki bölünmenin Preşova’ya etkileri hakkındaki görüşlerinizi öğrenebilir miyim?

Bu durum, aynı prensiple Sancak’ta da Preševo’da da yapıldı. Dolayısıyla cemaatimizin Meşihat’ın bileşenlerinin Preşevo Vadisi’nde cemaatleri ve imamları var. Ancak küçük bir Sırp grup, “İslam cemaati” yapma politikasını kabul etti. Diyanet yapılarından bazı kişilerin İslam cemaatinin bozulmasına ortak olmaları; böylece cemaatlerinden ayrılanları finanse etmeye devam etmeleri ve imamlarını daha büyük bölünmelerle sonuçlanan yasadışı cemaatlere göndermeye devam etmeleri gerçekten garip.

Karadağlı Riyaset ile Meşihat arasındaki ilişkileri bize anlatır mısınız?

Karadağ’da hiçbir ilişkimiz olmayan bir Meşihat vardır. Yasal olarak seçilmiş organlara sahip meşru bir İslam cemaati olmasına rağmen Sancak Müftülüğü’nün Sancak’ın hem Sırp hem de Karadağlı kısmını kapsaması gerektiğini düşünüyoruz. İslam toplumunu Sırbistan ve Karadağ diye parçalayarak zayıflatmak bir adaletsizliktir. Biz Boşnaklar için Bosna ve Sancak ana vatandır.

Sırbistan ile Sırp Cumhuriyeti arasındaki ilişkilere dair görüşlerinizi de merak ediyorum. Sırbistan’ın Sırp Cumhuriyeti’ni desteklediğini söyleyebilir miyiz?

Sırbistan, Bosna-Hersek’in toprak bütünlüğünü desteklese de Bosna’daki kendi soydaşlarına yardım etmeye çalışmaktadır. Korkarım ki bu, yıkıcı olacak. Üstelik yeni çatışmalara ve savaşlara yol açabilir. Sırbistan, nerede yaşarsa yaşasın soydaşlarından vazgeçmemektedir. Boşnaklar ise kendi haline bırakılmaktadır. Yeni maceralara ve savaşlara girmemek için yeterince akıllı ve öngörülü olunacağına inanıyorum. Bugün Sırbistan’ın Sırp Cumhuriyeti’ni desteklediği çok açıktır. Uluslararası toplumun Müslümanların yeniden katledilmesine izin vermeyeceğine inanıyorum.

Boşnakları tehdit eden Sırp Cumhuriyeti’ne karşı alınabilecek önlemler konusunda önerileriniz var mı?

Uluslararası toplum, Bosna Hersek’in bölünmesine izin vermeyecek gücü kendinde bulmalıdır. Avrupa Birliği (AB) ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) kilit aktörlerdir. Ayrıca Türkiye de her zaman olduğu gibi Bosna’yı koruyacağını vurgulamaktadır.

Belgrad yönetiminin Sırbistan’daki Boşnakların olası tepkilerine karşı geliştirdiği önlem nedir ve konuyu bastırmak için uygulayabileceği stratejiler nelerdir?

Dayton Anlaşması’nın garantörü olan Sırbistan’ın ayrılmayı desteklemeyeceğine ve Bosna-Hersek’e karşı halkın bir kısmının yanında yer almayacağına inanmak istiyorum. Aslında tüm gözler Türkiye’dedir. Çünkü Türkiye ile Sırbistan arasındaki ilişkilerde, tarihin en iyi dönemi yaşanmaktadır. Türkiye, Sırbistan’a Bosna veya Sancak’tan daha fazla yatırım yaptı.

Zukorliç’in ölümünden sonra Adalet ve Uzlaşma Partisi’nin siyasi çizgisi ne olacak?

Adalet ve Uzlaşma Partisi’nin Zukorliç’in çizdiği yolda devam edeceğini düşünüyorum. Siyasi planlarından bahsetmek istemiyorum ama onun kaldığı yerden devam edeceklerine inanıyorum.

Sizce rahmetli Zukorliç’in oğlu Usame Zukorliç’in Adalet ve Uzlaşma Partisi’ndeki varlığı kalıcı olabilir mi?

Oğlu, toplumumuzun bir parçası olduğu için parti başkanlığına seçildi. Usame, eğitimli ve yetenekli birisidir. Parti organları bundan sonraki eylemlerine karar verecektir.

Adalet ve Uzlaşma Partisi, Boşnakların siyasi hak ve özgürlüklerini savunmak için diğer Boşnak partilerle işbirliği yapacak mı? Böyle bir ittifak ve bakış açısı görebiliyor musunuz?

Sırbistan’daki haklarımızı ve çıkarlarımızı elde etmemiz için tüm Boşnak partileri arasındaki işbirliğinin büyük önem taşıdığı kanaatindeyim.


[1] Müftü Mevlud ef. Dudić, Sırbistan İslam Cemaati Meşihat Başkanı’dır. Priştine’deki medreseden ön eğitimini alıp Saraybosna’daki İslam İlahiyat Fakültesi’nden mezun olmuştur, yüksek lisans ve doktora derecelerini Uluslarası Novi Pazar Üniversitesi’nden almıştır. 2013 yılının Ekim ayında Belgrad Müftüsü olarak atanmış ve 2014 senesinin Ocak ayında Sırbistan-Sancak’ta yapılan seçimlerde İslam Cemaati Meşhihat Müftüsü seçilmiştir.

Gözde KILIÇ YAŞIN
Gözde Kılıç Yaşın, 1998'de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. Yüksek lisans ve Doktora çalışmalarını aynı üniversitede Genel Kamu Hukuku alanında gerçekleştirdi. Uluslararası hukuk, soykırım suçu, savaş suçları, uluslararası göç, iltica, Ortodoks dünyası özelinde teostrateji, terör, su sorunları, enerji kaynakları ve enerji nakil hatları alanlarında çalışmakta; Balkan ülkeleri, Kıbrıs, Doğu Akdeniz özelinde siyasi, ticari, hukuki ve toplumsal gelişmeleri takip ederek politik öngörüler ışığında gelecek tasarımı çalışmaları gerçekleştirmektedir.