Tarih:

Paylaş:

Türk Dünyası’nın Yenilenen Yüzü: Türk Devletleri Teşkilatı

Benzer İçerikler

This post is also available in: English

Kazakistan’ın kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in önerisi doğrultusunda 2009 yılında kurulan Türk Konseyi, 8. Liderler Zirvesi vesilesiyle İstanbul’da toplanmıştır. Zirvede çeşitli başlıklar tartışılmış ve yapılan toplantıların ardından yayınlanan 121 maddelik bildiride mühim meseleler ele alınmıştır.[1]

Hatırlanacağı üzere, 31 Mart 2021 tarihinde gerçekleştirilen Türk Konseyi gayriresmi toplantısına Türkmenistan Cumhurbaşkanı Gurbangulı Berdimuhamedov da Nazarbayev’in daveti üzerine onur konuğu olarak katılmıştır. 12 Kasım 2021 tarihinde gerçekleştirilen zirvede ise Türkmenistan, gözlemci üye statüsüne kavuşmuştur. Konuya ilişkin yaptığı açıklamada Berdimuhamedov, gözlemci üye olarak dahil olmalarının üye ülkelerle aralarındaki işbirliğinden kaynaklandığını dile getirmiştir.[2]

Türk Konseyi’nin adı, 12 Kasım 2021 tarihli zirvede Türk Devletleri Teşkilatı olarak değiştirilmiştir. Ayrıca ülkeler, gelecek 20 yıla ilişkin ortak tutumlarını şekillendirecek 2040 Vizyonu’nu da kabul etmiştir. Türk Dünyası ülkeleri, söz konusu belge aracılığıyla Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde gerçekleştirmek istedikleri hedefleri belirlemiştir.

Mevzubahis zirve neticesinde Türk Devletleri Teşkilatı’nın daha kurumsal bir kimlik kazandığı söylenebilir. Özellikle de gözlemci üyelik kriterleri ve teşkilatın diğer aktörlerle olan ilişkilerinin çerçevesi belirlenmiştir. Söz konusu gelişme, Türk Devletleri Teşkilatı’nın gelecekte çok daha önemli bir aktör haline geleceğini ortaya koymaktadır.

Türk devletleri, artık yalnızca tarihsel ve ekonomik bağlar üzerinden ilişki kurmamakta; ortak çıkarlar ve değerler çerçevesinde hareket etmektedir. Ortak çıkarların başında ise Doğu-Batı güzergâhında Türk Dünyası’nın bölgesel ve küresel bir merkez olmasını teşvik etmek gelmektedir.

Bu anlamda Zengezur Koridoru’nun hayata geçirilmesiyle Orta Asya-Kafkasya-Türkiye hattı, Çin’den Avrupa’ya ulaşan güzergâhların en istikrarlı rotası haline gelecektir. Özellikle de Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un “Orta Asya+Güney Kafkasya Platformu” tavsiyesi, söz konusu istikrarın daha yapısal bir boyut kazanmasını sağlayacaktır. Çünkü Türk Dünyası ülkeleri, Orta Koridor’un bütün potansiyelini kullanma arzusundadır.

Bu kapsamda İkinci Karabağ Savaşı, üye devletler tarafından sadece Azerbaycan’ın haklı davası olarak değil; aynı zamanda uluslararası hukukun hayata geçirilmesi şeklinde yorumlanmaktadır. Nitekim Türk Devletleri Teşkilatı üyeleri, açıkça Azerbaycan’ın yanında olduklarını göstermişlerdir. Diğer yandan Azerbaycan ile Ermenistan arasında uzlaşının sağlanmasına dair benimsenen yapıcı tutum da Türk Devletleri Teşkilatı üyelerinin barışçıl bir yaklaşıma sahip olduklarını gözler önüne sermiştir.

İkinci Karabağ Savaşı sonrasında çözülen Karabağ Sorunu’nun yanı sıra Türk Dünyası’nın en önemli konularından biri de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) durumudur. Karabağ ve KKTC cephelerinden bakıldığında, Türk Devletleri Teşkilatı üyelerinin yaşanan haksızlıklara karşı ortak bir tutum benimsedikleri söylenebilir. Türkiye’nin talebiyle Kıbrıs Türk halkının teşkilatın faaliyetlerine katılacak olması, KKTC’nin Türk Dünyası’nın ayrılmaz bir parçası olduğunu teyit etmiştir.

Öte yandan ülkelerin müşterek çıkarlarının ortak tehdit algıları üzerinden şekillendiği bilinmektedir. Afganistan’daki güvenlik sorunları, sadece Orta ve Güney Asya’yı tehdit etmemekte; bütün bir Avrasya coğrafyasında endişeye sebebiyet vermektedir. Bu nedenle 27 Eylül 2021 tarihinde gerçekleştirilen Afganistan konulu Dışişleri Bakanları Konseyi Toplantısı’nda, mevzubahis ülkenin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterildiği ve Afgan halkının onurlu bir şekilde yaşaması gerektiği vurgulanmıştır. Bununla birlikte toplantı sonrasında ilan edilen bildiride; Afganistan’ın tüm kimlik gruplarını kapsayan bir hükümetin kurulması, terörizmle mücadelenin sürdürülmesi, uyuşturucu kaçakçılığının engellenmesi ve barışçıl bir düzenin sağlanması arzusu dillendirilmiştir.  Bu konuda Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkelerin katkıda bulunmaya hazır olduğu da belirtilmiştir.[3]

Bahse konu olan zirvede ekonomi başlıklı görüşmeler de yapılmıştır. Bu bağlamda Türk Dünyası’nın günümüzdeki en önemli meselelerinden biri, ortak bir fon kurulmasıdır. Türk Dünyası, her geçen gün hem kendi içinde hem de çeşitli aktörlerle gerçekleştirdiği işbirlikleri ve projelerle büyümektedir. Türk Devletleri Teşkilatı, daha özgür ve daha özgüvenli bir şekilde çeşitli projeleri hayata geçirmek için ortak bir iradenin geliştirilmesinin yanı sıra ortak bir fona da ihtiyaç duymaktadır. Bu kapsamda 1 Eylül 2022 tarihine kadar eşit sermaye ve eşit oy hakkı çerçevesinde Türk Yatırım Fonu’nun kurulması kararlaştırılmıştır.

Dahası Türk devletleri, aralarındaki ticari engelleri kaldırmak amacıyla somut bir irade ortaya koymuşlardır. Üstelik yeşil teknoloji, akıllı şehirler, yenilenebilir enerji ve tarımsal kalkınma gibi konularda adım atarak dünyanın yaşadığı değişime öncülük etmek istedikleri de görülmektedir. Bu süreçte dijitalleşme, havacılık, uzay ve teknolojik gelişmeler konularında alınan işbirliği kararları, ilişkilerin derinleştirilmesi ve genişletilmesinin amaçlandığını gözler önüne sermiş ve üye devletlerin uzun vadeli bir perspektif benimsedikleri anlaşılmıştır.

Sonuç olarak liderler zirvesinin ana teması, “Yeşil Teknolojiler ve Dijital Çağda Akıllı Şehirler” olsa da aslında bunun çok daha ötesinde hem Türk Dünyası hem de teşkilat üyeleri açısından önemli kararlar alınmıştır. Liderlerin yaptıkları konuşmalara bakıldığında, genel olarak karşılıklı saygıya, ortak çıkarlara, barışçıl tutuma, güvenlik sorunlarının beraber çözülmesine ve ileriye dönük ortak stratejilere vurgu yapıldığı söylenebilir. Tüm bu bilgilerden hareketle, Türk Dünyası ülkelerinin yalnızca köklü geçmişe dayanan bir birikimle değil; aynı zamanda ortak gelecek tahayyülüyle de hareket ettikleri öne sürülebilir.


[1] “Türk Devletleri Teşkilatı Sekizinci Zirve Bildirisi”, TCCB, https://tccb.gov.tr/assets/dosya/2021-11-12-turkkonseyi-bildiri.pdf, (Erişim Tarihi: 12.11.2021).

[2] “Türkmenistan Lideri, Ülkenin Türk Konseyi’ne Üye Olma Kararını Anlattı”, Business Türkmenistan, https://business.com.tm/tr/post/7833/glava-turkmenistana-obyasnil-reshenie-strany-prisoedinitsya-k-tyurkskomu-sovetu, (Erişim Tarihi: 12.11.2021).

[3] “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi (Türk Konseyi) Dışişleri Bakanları Konseyinin Afganistan’daki Duruma İlişkin Bildirisi, 27 Eylül 2021”, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, https://www.mfa.gov.tr/turk-dili-konusan-ulkeler-isbirligi-konseyi-bildirisi.tr.mfa, (Erişim Tarihi: 12.11.2021).

Emrah KAYA
ANKASAM Dış Politika Uzmanı Emrah KAYA, Akdeniz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezundur. Yüksek lisans derecesini 2014 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde hazırladığı “Latin Amerika'da Sol Liderlerin Yükselişi ve Uluslararası Politikaya Etkisi: Venezuela-Bolivya Örneği (Rising of the Left Leaders in Latin America and its Effects to International Politics: An Example of Venezuela-Bolivia)” başlıklı teziyle almıştır. Doktora eğitimine yine Süleyman Demirel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde devam eden KAYA, tez aşamasındadır. Başlıca çalışma alanları; Orta Asya, Latin Amerika, Güvenlik, Terörizm, Barış Süreçleri’dir. KAYA’nın çeşitli kitap ve dergilerde çalışmalarının yanı sıra ulusal ve uluslararası medya kuruluşlarında analizleri yayınlanmıştır.