ABD-İran Gerginliğinde Arabuluculuk Konusu

Paylaş

ABD-İran gerginliğinde tansiyon gün geçtikçe tırmanmaktadır. Daha doğrusu, Washington’un Tahran’a uyguladığı baskı her geçen gün artmaktadır. Bu baskı yalnızca İran’ı değil, aynı zamanda onun işbirliği yapabileceği ortakları da hedef almaktadır. Bu bağlamda 1 Temmuz 2019 tarihinde Irak Hükümeti’nin İran destekli Haşdi Şabi milislerinin düzenli orduya katılması yönünde bir karar alması, Tahran’ın etkinlik alanının giderek daraldığını gözler önüne sermiştir. Irak’ın bu şekilde İran’a karşı tavır almasının, Tahran’ın Suriye’deki etkinliğini de olumsuz yönde etkileyeceği tahmin edilmektedir. Bu kararın akabinde 4 Temmuz 2019 tarihinde İran petrolünü Suriye’ye taşıyan petrol tankerinin İngiliz donanması tarafından alıkonması, Tahran’ın Şam’a gerçekleştirdiği petrol ticaretinde sıkıntılar yaşandığını ortaya koymaktadır. Söz konusu tankerin Süveyş Kanalı’nı kullanmak yerine Ümit Burnu’nu dolaşmak zorunda kalması, İran’ın bölgede ciddi bir baskıyla karşı karşıya olduğunu göstermektedir. Zira, İran petrol tankerleri Süveyş Kanalı’ndan geçmek için Mısır’dan izin alamamaktadır.

Deniz yollarından farklı olarak İran’ın Irak üzerinden Suriye’ye açılmayı planladığı Akdeniz Koridoru’nu da hayata geçiremediği görülmektedir. Bu baskı ve zorluklar karşısında İran’ın ABD’yle yeniden masaya oturacağını öngörebiliriz. Ancak bu müzakerelerin başlaması için iki ülke arasında güçlü bir arabulucu mekanizmasının kurulması gerekmektedir. Bu çalışmada, taraflar arasında arabuluculuk yapabilecek aktörlerin girişimleri ve başarı potansiyelleri incelenmektedir.

ABD ve İran’ın uzlaşmak istediklerini gösteren birkaç ipucu bulunmaktadır. Nitekim ABD, her ne kadar İran’a maksimum baskı uygulasa da hiçbir şekilde İran’la sıcak savaşı göze alamamaktadır. Uzmanlar arasında ABD-İran geriliminin sıcak savaşa dönüşmeyeceğine dair bir kanaat oluşmuş durumdadır. Böyle bir savaşın yaşanması için İran’ın çok büyük bir hata yapması gerekir. Fakat İran’ın böylesi bir hata yapması beklenmemektedir. ABD’nin baskıları İran’ı provoke etmeyi hedeflese de bu politika henüz meyvesini vermiş değildir. Dolayısıyla ABD, diplomasi kanallarının halen açık olduğunu göstermektedir.

İran açısından bakıldığında ülkedeki reformist ve muhafazakâr cenahların ABD’yle yaşanan kriz konusunda farklı düşündüğünü vurgulamak gerekir. Muhafazakâr cephe, ABD’yi kışkırtarak onu saldırıya zorlamaktadır. Çünkü ABD’nin saldırısı, İran toplumunun rejim etrafında kenetlenmesine yol açacaktır. Bu da zor durumda olan İran rejimini daha da güçlendirecektir. Ancak reformistler ABD’yle anlaşmak gerektiğinin farkındadır. 8 Mayıs 2019 tarihinden itibaren İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif’in yurtdışı ziyaretlerine bakıldığında, reformistlerin muhafazakârlara rağmen uzlaşma taraftarları olduğu görülmektedir. Aslında Kapsamlı Ortak Eylem Planı’nın (KOEP) da bir reformist projesi olduğu hatırlatılmalıdır.

ABD ile İran arasında hangi ülke veya ülkeler arabulucu olabilir sorusuna gelecek olursak, karşımıza birkaç seçenek çıkmaktadır. İsviçre, Almanya, Japonya, Rusya, Katar, Irak, Umman ve Fransa şu ana kadar iki ülke arasında arabulucu olabileceğine dair açıklama yapmış ülkelerdir. Bu ülkelerin bir kısmı arabuluculuk konusunu kendi prestijleri için düşünmektedir. Fakat bu ülkelerin arabuluculuğu, başka olumlu veya olumsuz sonuçlar da doğurabilir. Bu sebeple bahsi geçen ülkelerin üstleneceği arabuluculuğun tüm yönleriyle incelenmesinde yarar vardır.

İsviçre

8 Mayıs 2019 tarihinde ABD’nin İran’a uyguladığı yaptırımların yeni bir aşamaya geçmesi ve  askeri müdahale ihtimalinin artmasıyla birlikte ilk olarak İsviçre’nin arabuluculuğu gündeme gelmiştir. 16 Mayıs 2019 tarihinde İsviçre Cumhurbaşkanı Ueli Maurer’in apar topar Washington’a gitmesi, İsviçre’nin krizde arabulucu olacağına dair iddiaları güçlendirmiştir.  Bilindiği üzere İsviçre, 1980’den beri ABD’nin İran’daki diplomatik misyonlarını üstlenmektedir. Dolayısıyla İsviçre Cumhurbaşkanı Maurer’in Trump’la bir araya gelmesi, onun “arabulucu” rolünü oynayabileceğini göstermiştir. Görüşmenin ardından Beyaz Saray Sözcüsü Judd Deere tarafından yapılan açıklamada, “Görüşmede Başkan Trump, Ortadoğu ve Venezuela’daki krizleri masaya yatırdı. Trump, uluslararası arabuluculuk ve ABD adına diplomatik ilişkileri yürüttüğü için İsviçre Cumhurbaşkanı Ueli Maurer’e şükranlarını sundu.” ifadeleri yer almıştır.[1]

İsviçre’nin arabuluculuğu konusunda henüz hiçbir gelişmenin yaşanmaması veya basında yer almaması bu girişimin henüz değerlendirilmediğinin ya da görüşmelerin gizli bir şekilde yürütüldüğünün göstergesi olabilir. Her halükârda Bern’in Tahran-Washington hattında arabulucu olma potansiyeli bulunmaktadır.

Almanya

Avrupa’da ABD-İran krizinin aşılmasına yönelik en yoğun çalışan ülkelerin başında Almanya gelmektedir. KOEP’in esasen Almanya merkezli bir proje olduğunu göz önünde bulundurursak, Berlin’in bu etkinliği daha net anlaşılmaktadır. Dolayısıyla Almanya, söz konusu krizde inisiyatif almaya çalışmaktadır.

16 Mayıs 2019 tarihinde Alman Bild Gazetesi’ne konuşan Münih Güvenlik Konferansı Başkanı Wolfgang Ischinger, Basra Körfezi’nde binlerce ABD askerinin katılacağı sıcak bir çatışmanın Beyaz Saray ve ABD Kongresi’ndeki birçok kişi tarafından istenmediğini söyleyerek İran konusunda uluslararası bir barış girişiminin oluşturulması gerektiğini söylemiştir. Ischinger, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin Almanya, Fransa, İngiltere, Çin ve Rusya gibi ülkelerden gelecek görüşme teklifini geri çevirmeyi iki kez düşüneceğini iddia etmiştir.[2] Bu haberden sonra 23 Mayıs 2019 tarihinde Almanya Dışişleri Bakanlığı Siyasi Direktörü Jens Plötner hızla tırmanan ABD-İran gerginliğinde arabuluculuk hedefiyle Tahran’ı ziyaret etmiştir.[3] Bunun ardından, 10 Haziran 2019 tarihinde Tahran’ı ziyaret eden Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas, Ortadoğu’nun “çok gergin” bir durumda olduğunu ve “kimsenin yangına körükle gitmemesi” gerektiğini söylemiş, ayrıca İran’la yapılan nükleer anlaşmanın başarısızlığa uğramaması için Almanya’nın arabulucu olabileceğini ifade etmiştir.[4]

Almanya’nın KOEP üyesi olmasına rağmen ABD’nin baskıları karşısında ses çıkartamaması İran’ın ondan beklentisini boşa çıkartmaktadır. Bu durum, Berlin’in krizde arabulucu olmasını zorlaşmaktadır.

Japonya

Japonya Başbakanı Şinzo Abe, iki ülke arasında arabuluculuk yapma niyetini açıkça ortaya koyan ve bu doğrultuda hem Donald Trump hem İran Devrim Rehberi Ali Hamaney’le görüşme gerçekleştiren bir devlet adamıdır. 12 Haziran’da gerçekleşen Japonya Başbakanı Şinzo Abe’nin Tahran ziyareti, İran İslam Cumhuriyeti tarihinde bir ilk olma özelliği taşımaktadır. Daha da önemlisi ABD Başkanı Donald Trump, Abe’nin arabuluculuk girişimine olumlu bakmaktadır.[5] Japonya-ABD arasındaki yakın işbirliğine ek olarak Tokyo, Tahran nezdinde de olumlu bir imaja sahiptir. Zira, Japonya ve İran arasında hiçbir sorun yoktur. Dahası, Abe ile Ruhani arasında oldukça yakın bir dostluk ilişkisi bulunmaktadır. Ayrıca Japonya, ABD’yle müttefik olmasına rağmen Ortadoğu’da daha bağımsız politika izlemeye çalışmaktadır. Örneğin Filistin konusunda Japonya, ABD’nin karşısında yer almaktadır. Aynı şekilde Tokyo, Golan Tepeleri’nin İsrail tarafından ilhakını da desteklememektedir.[6]

Abe’nin İran ziyaretinde Hamaney ve Ruhani’yle yaptığı görüşmelerde iki farklı görüntü ortaya çıkmıştır. Hamaney, ABD’ye karşı sert dil kullanırken; Ruhani, gerilimi azaltmaya yönelik bir dil kullanmıştır.[7] Bu durum, İran’daki karar alıcılar arasındaki fikir ayrılığını net bir şekilde ortaya koymuştur. Ancak son sözü Devrim Rehberi Hamaney söyleyeceği için şu aşamada Japonya’nın arabuluculuk girişiminden bir sonuç çıkmamıştır.

Japonya Başbakanı Abe’nin bu girişimi birkaç hususu ortaya koymaktadır. Birincisi, ABD’de Başkan Trump ve İran’da ise Cumhurbaşkanı Ruhani uzlaşma taraftarıdır. İkincisi, ABD ve İran’daki şahin kanatlar uzlaşmaya yanaşmamaktadır. Üçüncüsü, Japonya’nın İran’la yakınlaşması, ABD’nin Çin karşıtı Asya politikasında İran’ın önemli bir konumda olduğunu göstermektedir.

Rusya

Rusya, ABD ile İran arasında arabuluculuk yapabileceğine dair açıklama yapan ülkelerden biridir.[8] Özellikle, son dönemde Rusya ile İran arasındaki yakın ilişkileri göz önünde bulundurduğumuzda Moskova’nın arabuluculuk girişiminin olasılıklar dahilinde olduğunu söyleyebiliriz. Bu konuda Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov şu açıklamayı yapmaktadır:[9]

“Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki ilişkilerle ilgili olarak biz arabuluculuğumuzu dayatmıyoruz. ABD ile Kuzey Kore arasındaki müzakerelerin başlamasını memnuniyetle karşıladığımız gibi, ABD ile İran arasında müzakerelerin başlamasını da destekliyoruz.”

Lavrov’un bu açıklamasındaki “dayatmıyoruz” ifadesi önemlidir. Nitekim ABD’nin beklentisi, Moskova’nın İran’ın kendisine olan bağımlılığını kullanarak onu müzakere masasına çekmesi yönündeydi. Ancak Lavrov, bu açıklamasıyla hiçbir şekilde arabuluculuk konusunu empoze etmeyeceğini bildirmektedir. Rusya Dışişleri Bakanı açıklamasına şu şekilde devam etmiştir:[10]

“‘Önce ekonomik olarak sizi boğacağım, sonra da benimle müzakere etmek için yalvaracaksınız’ pozisyonunda pazarlık yapmanın dış politikada bir davranış modeli olmadığına inanıyoruz. Karşılıklı saygı çerçevesinde, ültimatom ve ön koşullar olmadan konuşma taraftarıyız.”  

Bu açıklamayla birlikte Moskova, arabulucu olmaya hazır olduğunu, ancak buna önce ABD’nin hazır olması gerektiğini ilan etmektedir. Rusya’nın bu tutumundan birkaç sonuç çıkartılabilir. Bunlardan birincisi; Moskova, Washington’un KOEP’ten çekilmesini ve Tahran’a baskı yapmasını oyunbozanlık olarak değerlendirmektedir. İkincisi; Rusya her ne kadar açıkça ifade etmese de ABD ile İran arasındaki krizin devam etmesinden yanadır. Çünkü bu kriz sayesinde hem İran’ın Rusya’ya hem de Avrupa’nın Rus enerji kaynaklarına olan bağımlılığı daha da artacaktır.

Irak

ABD-İran krizinde Irak’ın arabuluculuğu da söz konusudur. İran Dışişleri Bakanı Zarif’in 26 Mayıs 2019 tarihli Bağdat ziyareti esnasında Irak Dışişleri Bakanı Muhammed Ali el-Hekim, İran’a uygulanan ekonomik yaptırımların fayda etmeyeceğini belirterek, “İran ile ABD arasında arabuluculuk yapacağız” ifadesini kullanmıştır.[11]

Hem ABD hem İran’la yakın ilişkiler geliştiren Bağdat’ın bu girişimi dikkate değerdir. Ayrıca Irak, ABD-İran geriliminden en fazla etkilenen ülkelerin başında gelmektedir. Buna ek olarak, Avrupalılar da Irak’ın söz konusu krizde arabulucu olmasını desteklemektedir.[12] Ancak Irak’ın ABD’ye fazla bağımlı olması ve ülkede gittikçe artan İran nüfuzu, Bağdat’ın bağımsız bir aktör olarak hareket etmesini zorlaştırmaktadır. Nitekim Irak’ın Haşdi Şabi kararı, Bağdat’ın eninde sonunda ABD’yle birlikte hareket edeceğini göstermektedir.

Katar

ABD’nin Ortadoğu’daki en büyük askeri üssünün bulunduğu Katar, 2017 yılında Suudi Arabistan tarafından uygulanan ambargoyu Türkiye ve İran’ın desteği sayesinde aşmıştır. Bu bakımdan Doha ile Tahran arasında karşılıklı güven söz konusudur. Bu yakın ilişkilerden dolayı Katar, ABD-İran geriliminden etkilenmektedir. Bu bağlamda Katar Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman El Sani, 10 Haziran 2019 tarihinde ülkesinin hem İran hem ABD’yle görüşerek iki ülke arasındaki gerilimin düşürülmesi için çaba gösterdiğini açıklamıştır.[13] Doha’nın krizdeki arabuluculuğu, 9 Temmuz 2019 tarihinde Katar Emiri Şeyh Temim’in ABD ziyareti esnasında da gündeme gelmiştir.[14]

Ne var ki Katar’ın ABD’ye olan bağımlılığı, onu arabulucudan ziyade ABD’nin sözcüsü durumuna düşürmektedir. Özellikle Katar Emiri Şeyh Temim’in ABD ziyareti ve bu temaslar esnasında ikili askeri işbirliğinin derinleştirilmesine yönelik adımların atılması,[15] Doha’nın bahsi geçen krizdeki tarafsız duruşunu gölgelemektedir. Bu sebepten dolayı Katar’ın arabuluculuk önerisi diplomatik söylemden başka bir şey değildir.

Umman

Körfezi ülkeleri arasında Umman daha bağımsız ve tarafsız politika izlemeye çalışan bir ülkedir. Bu duruşundan dolayı Umman’ın ABD-İran krizinde arabulucu olma potansiyeli bulunmaktadır. Bu bağlamda Umman’ın Washington Büyükelçisi Hanine el-Magiri, 9 Mayıs 2019 tarihinde yaptığı açıklamada, ülkesinin ABD’yle İran arasında arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu ifade etmiştir.[16] 21 Haziran 2019 tarihinde Tahran’ı ziyaret eden Umman Dışişleri Bakanı Yusuf Bin Alevi, İran Dışişleri Bakanı Zarif’le görüşmesinde Muskat’ın Tahran-Washington hattındaki arabuluculuğunu teyit etmiştir.[17]

Umman Dışişleri Bakanlığı, “ABD ile İran arasındaki gerilimi azaltmak için diğer taraflarla birlikte çalıştıklarını” duyurmuştur.[18] Bu açıklamadan anlaşıldığı kadarıyla birkaç ülke, krizde arabuluculuk yapmak için birlikte hareket etmektedir. Ancak aradan bir ay geçmesine rağmen bu girişimlerle ilgili hiçbir haberin yayınlanmaması bu girişimlerin başarılı olmadığını göstermektedir. Fakat Umman dahil diğer bölge ülkelerinin arabuluculuk üstlenme arayışlarının devam edeceğini öngörebiliriz.

Fransa

ABD-İran krizinde arabulucu olmaya çalışan ülkelerden biri de Fransa’dır. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron son günlerde Ruhani ve Trump’la telefon görüşmeleri gerçekleştirerek arabulucu olmaya çalışmaktadır.[19] Bu doğrultuda Macron, üst düzey danışmanı Emmanuel Bonne’yi 10 Haziran 2019 tarihinde İran’a göndermiştir. Her ne kadar Bonne, Tahran ile Washington arasında arabulucu rolüyle ya da ABD’nin mesajını taşımak için Tahran’a gelmediğini belirtmişse de[20] aslında Avrupalılar hem İran’ı hem ABD’yi tutumlarını değiştirmeleri için ikna etmeye uğraşmaktadır. Uzmanlara göre, Avrupalı diplomatlar Tahran ile Washington arasındaki krizin yumuşamasını beklerken; Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, krize acil bir çözüm bulmak amacıyla Avrupa’nın diplomatik çabalarına öncülük etmeye çalışmaktadır.[21]

Fransa’nın Almanya’ya göre ABD’yle daha uyumlu hareket ettiğini dikkate alırsak Macron’un arabuluculuğunun gerçekleşme olasılığının daha yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Abbas Musevi, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Başdanışmanı Emmanuel Bonne’nin Tahran ziyaretine olumlu baktıklarını belirterek, “İyi niyetle yapılan ve tansiyonun düşürülmesi amacını taşıyan her bir adıma olumlu bakıyoruz ve yapıcı görüşleri her zaman dinleriz.” şeklinde açıklama yapmıştır.[22]

Sonuç olarak ABD-İran arasındaki kriz, bölgedeki ve dünyadaki pek çok ülkeyi etkilemektedir. Dolayısıyla bu ülkeler krizin bir an önce bitmesi için çaba harcamaktadır. Yukarıda sayılan ülkelerin arabuluculuk girişimleri, ABD ve İran tarafından değerlendirilecek ve her iki tarafın da kabul ettiği bir ülke bu işi üstlenecektir. Son gelinen aşamada Fransa’nın arabuluculuğunun ön plana çıktığı görülmektedir. Zira Fransa’nın bütün Avrupa’nın çıkarlarını temsil ettiği düşünülmektedir. Macron’un Trump ve Ruhani’yle telefon görüşmesi gerçekleştirmesinin ardından danışmanının İran’ı ziyaret etmesi, ABD ve İran’ın arabuluculuk konusunda Fransa üzerinde mutabık kaldıklarını göstermektedir. Ancak İran, yalnızca Fransa’nın değil, birkaç ülkeden oluşan çok uluslu bir yapının arabulucu olmasını isteyebilir. Bu durumda yukarıda sayılan ülkelerin her biri değerlendirilebilir.

[1] “Pazarlık Başladı Mı”, Hürriyet, 17 Mayıs 2019, http://www.hurriyet.com.tr/dunya/pazarlik-basladi-mi-41216487, (Erişim Tarihi: 10.07.2019).

[2] Aynı yer.

[3] “Berlin Tahran’da Arabuluculuk Arayışında”, DW, 23 Mayıs 2019, https://www.dw.com/tr/berlin-tahranda-arabuluculuk-aray%C4%B1%C5%9F%C4%B1nda/a-48853626, (Erişim Tarihi: 10.07.2019).

[4] “Almanya: ‘Umman Körfezi’ndeki Gelişmeler Endişe Verici’”, Voice of America, 14 Haziran 2019, https://www.amerikaninsesi.com/a/almanya-umman-korfezindeki-gelismeler-endise-verici/4959139.html, (Erişim Tarihi: 10.07.2019).

[5] “Donald Trump Welcomes Japan’s Offer of Mediation With Iran”, The Guardian, 27 Mayıs 2019, https://www.theguardian.com/world/2019/may/27/donald-trump-welcomes-japans-offer-of-mediation-with-iran, (Erişim Tarihi: 10.07.2019).

[6] Michael Macarthur Bosack, “Why Japanese Mediation of U.S.-Iran Tensions Makes Sense”, Japan Times, 4 Haziran 2019,  https://www.japantimes.co.jp/opinion/2019/06/04/commentary/japan-commentary/japanese-mediation-u-s-iran-tensions-makes-sense/#.XSWgm-gzaUk, (Erişim Tarihi: 10.07.2019).

[7] Noriyuki Suzuki, “Iran Spurns Japan’s Efforts For Mediation With U.S.”, Kyodo News , 13 Haziran 2019, https://english.kyodonews.net/news/2019/06/b2a30117e0d9-japans-abe-to-meet-irans-supreme-leader-amid-tensions-with-us.html, (Erişim Tarihi: 10.07.2019).

[8] “Россия выступает посредником между США и Ираном, сообщил источник в Ираке (Irak’taki Bir Kaynak Rusya’nın ABD ile İran Arasında Arabuluculuk Yaptığını Söyledi)”, RIA Novosti, 20 Mayıs 2019, https://ria.ru/20190520/1553650581.html, (Erişim Tarihi: 10.07.2019).

[9] “Москва не навязывает посредничество в отношениях США и Ирана, заявил Лавров (Lavrov, Moskova ile ABD ve İran Arasındaki İlişkilerde Arabuluculuk Dayatmıyor)”, RIA Novosti, 31 Mayıs 2019, https://ria.ru/20190531/1555133113.html, (Erişim Tarihi: 10.07.2019).

[10] Aynı yer.

[11] “Irak: İran ile ABD Arasında Arabuluculuk Yapacağız”, Şarkul Avsat, 26 Mayıs 2019, https://aawsat.com/turkish/home/article/1740246/irak-iran-ile-abd-aras%C4%B1nda-arabuluculuk-yapaca%C4%9F%C4%B1z, (Erişim Tarihi: 10.07.2019).

[12] “Almanya’dan Avrupa’yı Temsilen Irak’a Arabuluculuk Ziyareti”, Bas News, 8 Haziran 2019, http://www.basnews.com/index.php/tr/news/world/525518, (Erişim Tarihi: 10.07.2019).

[13] “Katar: İran ile ABD Arasında Arabuluculuk Yapmaya Hazırız”, Independent, 10 Haziran 2019, https://www.independentturkish.com/node/40301/d%C3%BCnya/katar-iran-ile-abd-aras%C4%B1nda-arabuluculuk-yapmaya-haz%C4%B1r%C4%B1z, (Erişim Tarihi: 10.07.2019).

[14] “Эмир Катара предложил стать посредником между США и Ираном (Katar Emiri, ABD ile İran Arasında Arabuluculuk Yapmayı Teklif Etti)”, Lenta, 9 Temmuz 2019, https://news.am/rus/news/522997.html, (Erişim Tarihi: 10.07.2019).

[15] “ABD ve Katar İmzaları Attı”, Hürriyet, 9 Temmuz 2019, http://www.hurriyet.com.tr/dunya/abd-ve-katar-imzalari-atti-41269024, (Erişim Tarihi: 10.07.2019).

[16] “Umman’dan ABD ile İran Arasında Arabuluculuk Girişimi”, TRT Haber, 21 Mayıs 2019, https://www.trthaber.com/haber/dunya/ummandan-abd-ile-iran-arasinda-arabuluculuk-girisimi-416365.html, (Erişim Tarihi: 10.07.2019).

[17] Aynı yer.

[18] “Umman’dan İran-ABD Arasında Arabuluculuk Açıklaması”, Mehr News Agency, 24 Haziran 2019, https://tr.mehrnews.com/news/1878837/Umman-dan-%C4%B0ran-ABD-aras%C4%B1nda-arabuluculuk-a%C3%A7%C4%B1klamas%C4%B1, (Erişim Tarihi: 10.07.2019).

[19] “French Envoy İn Tehran To ‘De-Escalate’ Iran Crisis”, France 24, 9 Haziran 2019, https://www.france24.com/en/20190709-france-macron-eu-nuclear-iran-trump, (Erişim Tarihi: 10.07.2019).

[20] “İran ve Fransa Nükleer Anlaşmayı Görüştü”, MSN, 10 Temmuz 2019,  https://www.msn.com/tr-tr/haber/dunya/iran-ve-fransa-n%C3%BCkleer-anla%C5%9Fmay%C4%B1-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Ft%C3%BC/ar-AAE88j4, (Erişim Tarihi: 10.07.2019).

[21] “Fransız Diplomat Emmanuel Bonne Tahran’da”, Yeni Akit, 10 Temmuz 2019, https://www.yeniakit.com.tr/haber/fransiz-diplomat-emmanuel-bonne-tahranda-835885.html, (Erişim Tarihi: 10.07.2019).

[22] “İran: Macron’un Başdanışmanının Tahran Ziyaretini Olumlu Buluyoruz”, IRNA, 9 Temmuz 2019, https://tr.irna.ir/news/83389165/%C4%B0ran-Macron-un-Ba%C5%9Fdan%C4%B1%C5%9Fman%C4%B1-n%C4%B1n-Tahran-ziyaretini-olumlu-buluyoruz, (Erişim Tarihi: 10.07.2019).

Benzer İçerikler