Analysis

A New Era in Bulgarian Politics: The Radev Axis and Regional Implications

Sofia can be expected to adopt the profile of a much more deal-seeking, self-interested, and unyielding ally.
The new and undisputed center of gravity in Bulgarian domestic politics has now shifted to the Radev axis.
Bulgarian society has finally achieved a clear majority in parliament capable of asserting its will.

Paylaş

This post is also available in: Türkçe

19 Nisan 2026 tarihinde Bulgaristan’da gerçekleştirilen erken genel seçimler, Balkan coğrafyasının siyasi mimarisinde sarsıcı değişimlerin kapısını aralamaktadır.[i] 19 Nisan gecesi kesinleşmeye başlayan sonuçlar, Rumen Radev’in kurduğu İlerici Bulgaristan Koalisyonu’nun oyların yaklaşık yüzde 45’ini alarak birinci sıraya yerleştiğini göstermektedir. Söz konusu oran, 240 sandalyeli mecliste 135 milletvekilliğine tekabül etmekte ve partiye tek başına iktidar kurma yetkisi vermektedir.[ii] 

Sandıktan çıkan diğer verilere bakıldığında, GERB ile PP-DB blokunun yüzde 12’lik oranlarda kalarak büyük bir güç kaybı yaşadığı, Hak ve Özgürlükler Hareketi’nin (DPS) yüzde 6, Vızrajdane’nin ise yüzde 4 bandında kalarak barajı geçmeyi başardığı görülmektedir.[iii] Son beş yıllık kısa zaman diliminde sekizinci kez sandığa giden bir ülkede, ilk defa bu ölçekte net bir meclis çoğunluğu elde edilmiş olması son derece sıra dışı bir gelişmedir. Ortaya çıkan bu radikal tablo, Bulgaristan’ın yıllardır aşamadığı kronikleşen istikrarsızlık sarmalı, Avrupa Birliği ile NATO eksenindeki stratejik konumlanış ve ülkedeki Türk azınlığın geleceği bağlamında ne tür anlamlar taşımaktadır?

Sofya yönetimi geride kalan beş yıllık süre zarfında kesintisiz bir seçim döngüsüne hapsolmuş ve toplumda ağır bir siyasi tükenmişlik hissi yaratmıştır. Daha önceki tüm oylamaların sonucunda ortaya çıkan asılı parlamentolar ve kısa ömürlü kırılgan koalisyon yapıları, ülkenin kurumsal işleyişini adeta felç etmiştir. İlerici Bulgaristan Koalisyonu’nun 135 sandalye ile meclisin salt çoğunluğunu kazanması, bir yönüyle uzun süredir hasreti çekilen istikrar fırsatı sunarken, öte yandan idari gücün denetimsiz biçimde tek bir merkezde yoğunlaşması riskini de barındırmaktadır. 

Saat 16.00 itibarıyla yüzde 34,63 olarak ölçülen ve bir önceki seçime kıyasla belirgin ölçüde yükselen katılım oranı, seçmen tabanındaki bıkkınlığa rağmen sistemin kilitlenmesine karşı sandıkta güçlü bir reaksiyonun varlığını göstermektedir.[iv] Tam da bu aşamada çok kritik bir soru karşımıza çıkmaktadır. Bulgaristan devleti yıllardır süregelen yönetilemezlik girdabından çıkarken kurumsal paylaşıma dayalı daha kapsayıcı bir siyasal zemin mi inşa edecektir, yoksa iktidarın tek bir şahsiyetin etrafında kemikleştiği ve merkeze doğru gittikçe sertleşen yeni bir rejim mimarisine mi evrilecektir?

Rumen Radev’in on yıl süren cumhurbaşkanlığı geçmişi, onun zihin dünyasını ve siyasi reflekslerini anlamak için güçlü birer veri sunmaktadır. Devletin zirvesindeki görev süresi boyunca Brüksel’in ana akım politikalarına sürekli mesafeli duran, Moskova ile diyaloğa daima açık kapı bırakan ve NATO vizyonu içinde nispeten temkinli bir profil çizen Radev, Ocak 2026 tarihinde bu görevinden ayrılarak doğrudan parti siyasetine geçmiştir.[v]

Avrupa medyasında ve bölgesel analiz raporlarında son günlerde sıklıkla tartışılan “Budapeşte etkisinin Sofya’ya sıçrama ihtimali” bütünüyle bu tarihsel bagajdan beslenmektedir. Radev’in olaylara yaklaşımındaki sert üslup ile medya kuruluşları ve yargı mekanizmaları üzerinde kurabileceği muhtemel baskı, onu Viktor Orbán çizgisine yaklaştıran temel endişe kaynakları arasında yer bulmaktadır. Böylesi bir yönelimin hâkim olması durumunda, Avrupa Birliği içerisindeki hukukun üstünlüğü ve demokratik standartlar tartışmalarında Bulgaristan’ın Polonya-Macaristan fay hattına eklemlenme ihtimali doğabilir. 

Ukrayna sahasındaki savaşın gidişatı, Rusya’ya yönelik ambargolar ve savunma harcamaları gibi stratejik dosyalarda Sofya’nın artık çok daha pazarlıkçı, kendi çıkarlarını dayatan ve ayak direyen bir müttefik profiline bürünmesi beklenebilir. İlerici Bulgaristan liderini doğrudan “Rusya muhibbi” olarak etiketlemek indirgemeci bir okuma sunsa da onun benimseyeceği pragmatist denge politikasının Batı ittifakı içinde yaratacağı yapısal sarsıntıları öngörmek gerekir.

Seçim sonuçlarının kaybedenler cephesine bakıldığında, ülkenin yerleşik sistem partilerinin ciddi bir çöküş yaşadığı net bir biçimde gözlemlenebilir. Uzun yıllar boyunca devlet yönetiminin ana omurgasını oluşturan GERB’in yüzde 12 bandına kadar inerek ikinci sıraya sıkışması; yolsuzluk iddialarının, elit yorgunluğunun ve kurumlara duyulan güvenin erozyonunun sandıktaki ağır faturası niteliğindedir. Buna paralel olarak, geçmiş yıllarda büyük bir reform iddiasıyla sahneye çıkan PP-DB ittifakı da kurduğu koalisyonların yıkılması ve sergilenen yönetim zafiyetleri neticesinde toplumsal kredisini bütünüyle tüketmiş durumdadır. 

Söz konusu bu iki eski ana akım blokun meclisteki toplam gücünün bile İlerici Bulgaristan Koalisyonu’nun oldukça gerisinde kalması, eski merkezin mutlak tasfiyesini doğurmasa da siyasetteki ağırlıklarının belirgin ölçüde marjinalleştiğini ispatlamaktadır. Meydana gelen bu büyük kırılma neticesinde, Bulgaristan iç siyasetindeki yeni ve tartışmasız ağırlık merkezi artık Radev eksenine kaymıştır. Mecliste varlık gösteren diğer tüm siyasi partilerin bu devasa çekim kuvveti etrafında yeni bir yörünge belirlemek zorunda kalacağı bambaşka bir döneme geçiş yapılmaktadır.

Değişen meclis aritmetiğinin bir diğer hayati unsuru olan Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH), sandıktan yüzde 6 oy oranıyla çıkmayı başararak meclisteki yerini korumuştur. Geçmiş seçim dönemlerine kıyasla parlamentodaki milletvekili sayısında belirli bir daralma yaşanmış olsa da partinin özgül ağırlığı rakamların ötesinde derin bir sosyolojik anlam taşımaktadır. HÖH; komşu ülkedeki Türk ve Müslüman azınlığın haklarının güvence altına alınması, Türkiye-Bulgaristan ilişkilerinde yumuşak güç unsuru işlevi görmesi ve kriz anlarında iletişim kanallarının açık tutulması konularında tarihi bir misyon yüklenmektedir. 

Seçim süreci boyunca Türkiye’de Ankara, İstanbul, Edirne ve Bursa gibi büyükşehirlerde kurulan sandıklara çifte vatandaş konumundaki diasporanın gösterdiği yoğun katılım, bu iki yaka arasındaki bağın gücünü teyit etmiştir.[vi] Yeni oluşacak parlamentoda İlerici Bulgaristan’ın tek başına icraatı üstlenme potansiyeli hesaba katıldığında, HÖH’ün geçmiş yıllardaki vazgeçilmez koalisyon ortağı vasfı bir miktar erozyona uğrayabilir. 

Buna karşın, söz konusu siyasi hareket, azınlık haklarının korunması ve Ankara ile kesintisiz bir diplomatik trafiğin sürdürülmesi bakımından vazgeçilmez bir kanal olmaya devam edecektir. Radev’in kuracağı yeni hükümetin HÖH’ü sistemin çeperlerine iten bir dışlayıcılıkla mı, sınırları çizilmiş sınırlı bir ortaklıkla mı, yoksa bölgesel dinamikleri gözeten dengeleyici bir partnerlik anlayışıyla mı konumlandıracağı hususu, önümüzdeki sürecin cevabı en fazla aranan sorularındandır.

İktidar partisinin elde ettiği 135 sandalyelik güç, matematiksel düzlemde tek parti iktidarını garanti altına alsa da Bulgaristan’ın parçalı siyasi kültürünün ve kurumsal yapısının böylesi bir mutlak tahakkümü ne ölçüde kaldırabileceği ciddi bir tartışma konusudur. Ufukta beliren senaryolar arasında, saf bir İlerici Bulgaristan kabinesi kurulması ihtimali en gerçekçi seçenek olarak öne çıkmaktadır. 

Buna alternatif olarak, iktidar blokunun Meclisteki küçük sol veya merkez fraksiyonlardan teknik destek alarak tabanını genişletmesi veyahut HÖH ile örtülü bir uzlaşı zemininde formüller üretmesi beklenebilir. Gündeme gelebilecek her bir formül, Avrupa Birliği ile entegrasyon süreçleri, demokratik kurumların bağımsızlığı, azınlık haklarının yasal güvencesi ve medya düzeninin alacağı şekil bakımından farklı fırsatlar ile öngörülemez riskler barındırmaktadır. 

Bu noktada arzulanan siyasal istikrar ile devlet gücünün otoriter bir çerçevede yoğunlaşması arasındaki o ince çizgiye bilhassa dikkat kesilmek gerekmektedir. Ülkenin otoriter bir istikrar anlayışı ile kontrollü bir kırılganlık hali arasında adeta sarkaç misali gidip gelme ihtimali, tüm kurumların yakın gelecekte zorlu bir dayanıklılık testinden geçeceğine işaret etmektedir.

Sonuç olarak, Bulgaristan toplumu, sandık yorgunluğunun zirveye ulaştığı bir evrenin ardından mecliste güçlü ve iradesini dayatabilecek net bir çoğunluk tablosuna nihayet kavuşmuştur. Karşımızda yükselen bu yeni siyasal mimari, ülkedeki kurumları tahkim eden kapsayıcı bir toplumsal uzlaşının eseri olmaktan ziyade tamamen Radev figürü etrafında kümelenen konjonktürel bir dalganın sonucudur. Sofya’da kurulan bu taze güç denkleminin Türkiye tarafından yakından izlenmesini zorunlu kılan üç temel stratejik başlık ortaya çıkmaktadır. Bulgaristan’da yaşayan Türk azınlığa yönelik uygulanacak politikaların seyri, iki komşu devlet arasındaki kritik enerji ve ulaştırma hatlarının güvenliğiyle ticaretin kesintisiz sürmesi ve Sofya’nın Brüksel koridorlarında Türkiye dosyasına ilişkin takınacağı tutum, Ankara’nın öncelikli ajandasını şekillendirecektir. 

Şurası kesin bir gerçektir ki komşumuzdaki bu yeni güç değişimi Türkiye için kimi kıymetli fırsatlar barındırırken, dikkatle yönetilmesi gereken ciddi riskleri de beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla başlayan bu yeni evre, Balkanlar’ın tam kalbinde şekillenen ve üreteceği sonuçlar itibarıyla yakın okumalar gerektiren devasa bir siyaset laboratuvarı niteliği taşımaktadır.


[i] Dzhanan Mehmed Ismail ve Lejla Biogradlija. “Bulgaristan’da eski Cumhurbaşkanı Radev genel seçimi büyük farkla birinci tamamladı”, Anadolu Ajansıhttps://www.aa.com.tr/tr/dunya/bulgaristanda-eski-cumhurbaskani-radev-genel-secimi-buyuk-farkla-birinci-tamamladi/3911091, (Erişim Tarihi: 20.04.2026).

[ii] Aynı yer.

[iii] Aynı yer.

[iv] Aynı yer.

[v] Alex Lefkowitz ve Edward McAllister, “Bulgaria’s pro-Russian former president takes strong lead in election, exit polls show”, Reutershttps://www.reuters.com/world/europe/bulgaria-votes-pro-russian-former-president-leads-polls-2026-04-19/, (Erişim Tarihi: 20.04.2026).

[vi] “Trakya’da yaşayan çifte vatandaşlar, Bulgaristan’daki genel seçim için oy kullanmaya başladı”, Anadolu Ajansı, https://www.aa.com.tr/tr/gundem/trakyada-yasayan-cifte-vatandaslar-bulgaristandaki-genel-secim-icin-oy-kullanmaya-basladi/3911081, (Erişim Tarihi: 20.04.2026).

Göktuğ ÇALIŞKAN
Göktuğ ÇALIŞKAN
Göktuğ ÇALIŞKAN, who received his bachelor's degree in Political Science and Public Administration at Ankara Yıldırım Beyazıt University, also studied in the Department of International Relations at the Faculty of Political Sciences of the university as part of the double major program. In 2017, after completing his undergraduate degree, Çalışkan started his master's degree program in International Relations at Ankara Hacı Bayram Veli University and successfully completed this program in 2020. In 2018, she graduated from the Department of International Relations, where she studied within the scope of the double major program. Göktuğ Çalışkan, who won the 2017 YLSY program within the scope of the Ministry of National Education (MEB) scholarship and is currently studying language in France, is also a senior student at Erciyes University Faculty of Law. Within the scope of the YLSY program, Çalışkan is currently pursuing his second master's degree in the field of Governance and International Intelligence at the International University of Rabat in Morocco and has started his PhD in the Department of International Relations at Ankara Hacı Bayram Veli University. She is fluent in English and French.

Similar Posts