ABD ve “Ötekiler” Arasında Çelik-Çomak Savaşı!

Paylaş

Çivisi çıkmış dünyada gelinen son aşamayı bu şekilde de tabir edebilirsiniz. Liderliği kaptırma kaygısı her geçen gün daha da derinleşen ABD, daha doğrusu Başkan Donald Trump adeta yakarım Roma’yı modunda. Tüm hâl ve hareketleriyle benden sonrası tufan diyor. Dışişleri Bakanı Tillerson’u görevden alması da bunun en son göstergelerinden. Savaş baltalarını çıkartan Trump, etrafında bir savaş konseyi oluşturmaya çalışıyor.

Trump, aslında ABD derinlerinin kendisine verdiği rolü oynuyor; aynen daha önceki örneklerinde görüldüğü gibi. Dolayısıyla Trump’ın bu ruh hali ya da çıkışı hiç de sürpriz değil. Zira Çin’in önlenemez yükselişi ve Avrupa Birliği’nin (AB) Almanya-Fransa ikilisi bağlamında makas değiştirmeye başlaması, ABD’yi yeni bir arayışa ve bu bağlamda farklı yöntem ve araçları kullanmaya itmiş görünüyor.

Nitekim Trump’ın seçim kampanyalarında ve başkanlığı kazandıktan sonra yaptığı balkon konuşmasında ABD’nin en temel sorununu ekonomi ve bu noktada en büyük rakibini Çin olarak açıklaması da bundan dolayı.

Hatırlatmak gerekirse Trump, bir milli güvenlik meselesi olarak ele aldığı ABD ekonomisinin içine düştüğü durumun en büyük müsebbibi olarak Çin’i işaret etmekteydi. (İlerleyen günlerde aslında buna Almanya’nın da dâhil olduğu anlaşıldı, yani Çin tek değildi.) Merak edilen, Trump’ın Çin’e ve Almanya’ya karşı nasıl bir mücadele/savaş başlatacağı idi. Onun da adı belli oldu: Ticari savaş.

Ticari Savaş Çelik ve Alüminyum ile Başladı…

Bunu sadece ben demiyorum. Trump’ın ithal çelik ve alüminyuma ek gümrük vergileri getireceğini duyurmasının hemen ardından (dikkatinizi çekiyorum, daha imza atmadan) Çin ve diğer ülkelerden Washington’a yapılan uyarılar bu eksen üzerineydi. Örneğin benzer uygulamaların/tedbirlerin artması halinde “küresel ticaretin zarar göreceği” uyarısında bulunan Çin Dışişleri Bakanlığı ABD’ye “ticari koruma araçlarını kullanmakta itidalli davranması” çağrısında bulunurken; Çin Ticaret Bakanlığı Trump’ı uluslararası ticaret sistemine zarar vermekle suçluyordu.

Çin Ulusal Halk Kongresi’nin sözcüsü ZhangYesui ise tepki de bir adım daha iler giderek; ABD ile ticaret savaşı istemediklerini, ancak ekonomileri zarar görürse elleri kolları bağlı şekilde oturmayacaklarını söylüyordu.

Tepkiler sadece Çin ile sınırlı değildi. Almanya, AB, Avustralya, Kanada, Brezilya ve Meksika’dan da benzer sesler yükseliyordu. Alman ve Avrupalı üreticilerin “fiyatları ucuzlatarak adil olmayan bir rekabet yaratmadığını” söyleyen Almanya Dışişleri Bakanı SigmarGabriel, “Başkan Trump duyurusunu yeniden düşünmeli” diyordu. Bu arada AB Komisyonu Başkanı Jean-ClaudeJuncker da söz binlerce Avrupalı’nın işini riske soktuğunu belirtiyordu.

Gabriel ve Juncker’in tepkileri bununla sınırlı değildi. Trump’ı düşünmeye davet eden Gabriel eğer Trump dediğini yapmaya kalkarsa o zaman ABD’nin bu adımının “asla kabul edilemeyeceğini” belirtiyor ve AB’nin buna “kararlılıkla yanıt vermesi” gerektiğini söylüyordu. Juncker’in, “Endüstrimiz adil olmayan önlemlerle darbe alırken boş boş oturmayacağız. AB çıkarlarımızı savunmak için sıkı ve gerektiği kadar bir yanıt verecek” açıklaması da bundan ötürüydü.

Peki, uyarılar ABD Başkanı Trump’ı kararından vazgeçirmeye yetmiş miydi? Elbette hayır. Sizlerin de bildiği üzere Trump daha önce açıkladığı gibi 9 Mart’ta ithal çelik ve alüminyuma sırasıyla yüzde 25 ve yüzde 10 oranlarında gümrük tarifesi uygulanması kararını imzaladı. İthal çelik ve alüminyuma ek gümrük vergilerinin getirilmesiyle de birlikte gözler bir kez daha Çin ve AB’ye çevrildi.

ABD’nin Büyük Bir Savaşa İhtiyacı Var!

Bu arada yeri gelmişken peşinen belirtelim: Ticari savaş, bu iki ülkeye karşı başlatılan ilk ya da tek savaş boyutu değil, öncesi itibarıyla başlatılan deklare edilmemiş savaşın sadece bir parçası. Daha somut bir şekilde ifade etmek gerekirse, ABD özellikle Çin’i çevrelemeye ve onun projelerini terör üzerinden sabote etmeye, onlara çomak sokmaya devam edecek. Myanmar, Keşmir, Doğu Türkistan ve pek tabi ki Afganistan merkezli gelişmeler ilerleyen günlerde gündemde daha yoğun bir şekilde yerini alacak.

ABD açısından bu son şans! Zaman aleyhine işliyor. O yüzden Çin’i bir savaşa zorluyor. Zira ABD bırakın dünyanın başka bir yerini, AB’nin kendisini bile elinde tutmakta zorlanıyor. Örneğin İngiltere, ABD’nin kendisine Soğuk Savaş döneminde biçtiği “AB Rolü”nü en sonunda elinin tersiyle itti ve son birkaç yıldır kendi oyununu kurmaya, oynamaya çalışıyor. O yüzden Washington’un AB politikası topal ördekten farksız. Diğer ayağı oluşturan Almanya-Fransa ikilisinin burada yapacağı son bir hamle, ABD’yi ciddi bir siyasi-güvenlik krizine itecek, Beyaz Saray’dakiler bunun çok net bir şekilde farkında.

ABD, Avrupa ayağını kaybettiği takdirde Pasifik’te daha da zorlanacağını biliyor. Çin-Rusya ikilisi bunu çok net bir şekilde gördükleri için ABD’nin en zayıf ayağına yükleniyorlar. Çin; AB’nin, özellikle de İngiltere’nin aklını İpekyolu Projesi (Kuşak-Yol) ile çelmeye çalışırken, Rusya ortaya koyduğu kaba güç ile ABD sizin derdinize derman olamaz, akıllı olun, bırakın onu benimle çalışın mesajını veriyor.

Dolayısıyla ABD, Avrupa’yı elinde tutmak için bile bu savaşı başlatabilir. Çünkü Avrupa olmadan Pasifik’teki savaşı kazanması hiç de kolay olmaz. Daha da ötesi, “Kuşak-Yol Projesi” hayata geçtiğinde ABD’nin denizlere dayalı gücü büyük ölçüde sihrini kaybeder. ABD’nin Çin’i kuşatması ve denizlere dayalı hâkimiyeti bir tarafa, ABD dünya adasının istenmeyen adamı olabilir.

Kısacası ABD 11 Eylül’den bu yana izlediği politikada ciddi anlamda bir tıkanma/kriz yaşıyor. Mevcut şartlarda artık bunu yürütemeyeceğinin farkında… Bunu aşmanın yolu ise büyük bir savaştan geçiyor. Suriye’deki politika değişikliğinin altında yatan neden de bu. 2012’de Obama’nın yarım bıraktığı işi Trump ile tamamlamak istiyorlar.

Şimdi anladınız mı Trump, daha doğrusu derin Amerika ne yapmaya çalışıyor?

Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
1969 Dörtyol-Hatay doğumlu olan Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol, Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden 1993 yılında mezun oldu. BÜ’de 1995 yılında Yüksek Lisans çalışmasını tamamlayan Erol, aynı yıl BÜ’de doktora programına kabul edildi. Ankara Üniversitesi’nde doktorasını 2005’de tamamlayan Erol, 2009 yılında “Uluslararası İlişkiler” alanında doçent ve 2014 yılında da Profesörlük unvanlarını aldı. 2000-2006 tarihleri arasında Avrasya Stratejik Araştırmaları Merkezi (ASAM)’nde görev yapan Erol, ASAM’ın Genel Koordinatörlük görevini de bir dönemliğine yürütmüştür. 2009 yılında Stratejik Düşünce Enstitüsü’nün (SDE) Kurucu Başkanlığı ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundu. Uluslararası Strateji ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi (USGAM)’nin de kurucu başkanı olan Prof. Erol, Yeni Türkiye Stratejik Araştırmalar Merkezi (YTSAM) Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Başkanlığını da yürütmektedir. Prof. Erol, Gazi Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi (GAZİSAM) Müdürlüğü görevinde de bulunmuştur. 2007 yılında Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı (TÜRKSAV) “Türk Dünyası Hizmet Ödülü”nü alan Prof. Erol, akademik anlamdaki çalışmaları ve medyadaki faaliyetlerinden dolayı çok sayıda ödüle layık görülmüştür. Bunlardan bazıları şu şekilde sıralanabilir: 2013 yılında Çağdaş Demokratlar Birliği Derneği tarafından “Yılın Yazılı Medya Ödülü”, 2015 yılında “APM 10. Yıl Hizmet Ödülü”, Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) tarafından “2015 Yılın Basın-Fikir Ödülü”, Anadolu Köy Korucuları ve Şehit Aileleri “2016 Gönül Elçileri Medya Onur Ödülü”, Yörük Türkmen Federasyonları tarafından verilen “2016 Türkiye Onur Ödülü”. Prof. Erol’un 15 kitap çalışması bulunmaktadır. Bunlardan bazılarının isimleri şu şekildedir: “Hayalden Gerçeğe Türk Birleşik Devletleri”, “Türkiye-AB İlişkileri: Dış Politika ve İç Yapı Sorunsalları”, “Avrasya’da Yeni Büyük Oyun”, “Türk Dış Politikasında Strateji Arayışları”, “Türk Dış Politikasında Güvenlik Arayışları”, “Türkiye Cumhuriyeti-Rusya Federasyonu İlişkileri”, “Sıcak Barışın Soğuk Örgütü Yeni NATO”, “Dış Politika Analizinde Teorik Yaklaşımlar: Türk Dış Politikası Örneği”, “Krizler ve Kriz Yönetimi: Aktörler ve Örnek Olaylar”, “Kazakistan” ve “Uluslararası İlişkilerde Güncel Sorunlar”. 2002’den bu yana TRT Türkiye’nin sesi ve TRT Radyo 1 (Ankara Radyosu) “Avrasya Gündemi”, “Stratejik Bakış”, “Küresel Bakış”, “Analiz”, “Dosya”, “Haber Masası”, “Gündemin Öteki Yüzü” gibi radyo programlarını gerçekleştirmiş olan Prof. Erol, TRT INT televizyonunda 2004-2007 yılları arasında “Arayış”, 2007-2010 yılları arasında Kanal A televizyonunda “Sınır Ötesi” ve 2020-2021’de de BBN TÜRK televizyonunda “Dış Politika Gündemi” programlarını yapmıştır. 2012-2018 yılları arasında Millî Gazete’de “Arayış” adlı köşesinde dış politika yazıları yayımlanan Prof. Erol’un ulusal-uluslararası medyada çok sayıda televizyon, radyo, gazete, haber siteleri ve dergide uzmanlığı dahilinde görüşlerine de başvurulmaktadır. 2006-2018 yılları arasında Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde ve Ankara Üniversitesi Latin Amerika Araştırmaları Merkezi’nde (LAMER) de dersler veren Prof. Erol, 2018’den bu yana Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde öğretim üyesi olarak akademik kariyerini devam ettirmektedir. Prof. Erol, 2006 yılından itibaren Ufuk Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde de dersler vermiştir. Prof. Erol’un başlıca ilgi ve uzmanlık alanları ve bu kapsamda lisans, master ve doktora seviyesinde verdiği derslerin başlıcaları şu şekilde sıralanabilir: “Jeopolitik”, “Güvenlik”, “İstihbarat”, “Kriz Yönetimi”, “Uluslararası İlişkilerde Güncel Sorunlar”, “Türk Dış Politikası”, “Rus Dış Politikası”, “ABD Dış Politikası”, “Orta Asya ve Güney Asya”. Çok sayıda dergi ve gazetede yazıları-değerlendirmeleri yayımlanan Prof. Erol’un; “Avrasya Dosyası”, “Stratejik Analiz”, “Stratejik Düşünce”, “Gazi Bölgesel Çalışmalar”, “The Journal of SSPS”, “Karadeniz Araştırmaları gibi” akademik dergilerde editörlük faaliyetlerinde bulunan Prof. Erol, “Bölgesel Araştırmalar”, “Uluslararası Kriz ve Siyaset Araştırmaları”, “Gazi Akademik Bakış”, “Ege Üniversitesi Türk Dünyası İncelemeleri”, “Ankara Uluslararası Sosyal Bilimler”, “Demokrasi Platformu” dergilerinin editörlüklerini hali hazırda yürütmekte, editör kurullarında yer almaktadır. 2016’dan bu yana Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) Kurucu Başkanı olarak çalışmalarını devam ettiren Prof. Erol, evli ve üç çocuk babasıdır.

Benzer İçerikler