Burkina Faso’da 12 Ocak tarihinde Geçiş Dönemi Devlet Başkanı Yüzbaşı İbrahim Traoré liderliğinde gerçekleştirilen kabine revizyonu, bürokratik bir görev değişiminden ziyade, devletin genetik kodlarının ve yönetim felsefesinin sahadaki sert gerçekliğe göre yeniden tanımlanması olarak okunmaktadır.[i] Başkent Vagadugu’daki askeri yönetimin aldığı kararlar, hükümet üyelerinin isimlerinden çok bakanlıkların tabelalarındaki ve kurumsal kimliklerindeki köklü değişikliklerle dikkat çekmektedir.
Bu hamle, Sahel Kuşağı’nda yıllardır süregelen güvenlik krizine, toprak kayıplarına ve devlet otoritesinin aşınmasına karşı geliştirilen yeni bir devlet aklının somut ilanı niteliğindedir. Traoré yönetimi, bu revizyonla birlikte uluslararası toplumun normatif beklentilerini bir kenara bırakarak, ülkenin bekasını merkeze alan, tamamen içe dönük ve olağanüstü koşullara göre dizayn edilmiş bir “savaş devleti” mimarisine geçiş yapmaktadır.
Yeni kabine yapısındaki en çarpıcı ve sembolik değeri en yüksek değişiklik, hiç şüphesiz Savunma Bakanlığı’nın isminin “Savaş ve Vatansever Savunma Bakanlığı” olarak güncellenmesidir.[ii] İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan modern uluslararası düzende devletler, askeri yapılanmalarını “savaş” gibi agresif bir kavram yerine “savunma” terminolojisi üzerine kurmayı tercih etmişlerdir. Ancak Burkina Faso yönetiminin, 21. yüzyılda “savaş” kelimesini resmi bir bakanlık adına taşıması, diplomatik bir mesajdan öte, sahadaki durumun dürüst bir itirafı olarak değerlendirilebilir.
Ülke topraklarının önemli bir kısmının devlet dışı silahlı aktörlerin ve terör gruplarının kontrolünde olduğu bir konjonktürde “savunma” kavramı, pasif ve statükoyu korumaya yönelik bir reflekstir. Oysa Vagadugu yönetimi, bu kavramsal değişiklikle devletin güvenlik doktrinini “koruma” psikolojisinden çıkarıp “toprakları geri alma” ve “düşmanı yok etme” odaklı bir taarruz stratejisine evirmektedir.
“Savaş” ibaresi, ordunun ve güvenlik bürokrasisinin artık barış zamanı kurallarıyla hareket etmeyeceğini, devletin tüm imkanlarının seferberlik mantığıyla çatışma sahasına kanalize edileceğini göstermektedir. Bu yeni isimlendirme, sivil halka ve orduya verilen “olağanüstü halin kalıcılaştığı” mesajını da içermektedir.
Söz konusu bakanlığın adına eklenen “Vatansever Savunma” ibaresi ise rejimin toplumsal tabanını konsolide etme arayışının bir yansımasıdır.[iii] Traoré yönetimi, terörle mücadeleyi profesyonel ordunun uhdesinden çıkarıp “Vatan Savunması Gönüllüleri” (VDP) gibi sivil milis yapılanmalarıyla tabana yayma stratejisini sürdürmektedir.
Bakanlık ismindeki bu vurgu, sivil halkın silahlandırılarak güvenlik mimarisine entegre edilmesinin artık geçici bir tedbir olmaktan çıkıp kurumsal bir devlet politikasına dönüştüğünü kanıtlamaktadır. Bu bağlamda devlet, güvenliği sağlayan tek tekel olmaktan çıkıp halkla birlikte savaşan bir organizmaya dönüşmektedir.
Kabine revizyonundaki bir diğer kritik hamle, Adalet Bakanlığı’nın bünyesinden “İnsan Hakları” ibaresinin çıkarılmasıdır.[iv] Batı merkezli okumalarda bu durum, otoriterleşme ve hak ihlallerinin önünün açılması olarak yorumlansa da Burkina Faso’nun iç dinamikleri açısından bakıldığında durum, öncelikler hiyerarşisinin yeniden düzenlenmesidir. Güvenlik krizinin varoluşsal bir tehdit boyutuna ulaştığı ülkede yönetim, liberal hukuk normlarını ve insan hakları söylemini, terörle mücadele operasyonlarının hızını kesen ve devletin elini zayıflatan unsurlar olarak görmektedir.
“İnsan Hakları” tabelasının indirilmesi, rejimin yargı mekanizmasını bireysel özgürlükleri koruyan bir denetim mekanizması olmaktan çıkarıp devletin egemenliğini tahkim eden ve “vatan hainliği” ile suçlanan unsurları cezalandıran bir aygıta dönüştürme iradesini yansıtmaktadır. Bu durum, Burkina Faso’nun Batı menşeli hukuk ve yönetim standartlarından koparak kendi yerel gerçekliğine uygun, daha sert ve pragmatik bir hukuk düzenine geçtiğini göstermektedir.
Devletin sivil yüzüne ilişkin yapılan değişiklikler de en az askeri kanattaki kadar radikal mesajlar içermektedir. Altyapı ve Şehircilik bakanlıklarının birleştirilerek “Vatanın İnşası Bakanlığı” adı altında toplanması, teknik bir birleşmeden ziyade ideolojik bir tercihtir. “İnşa” kavramı, burada fiziksel bir imar faaliyetinin ötesinde ulus bilincinin ve devlet otoritesinin yeniden tesisi anlamını taşımaktadır.
Benzer şekilde Kamu Hizmeti Bakanlığı’nın “Halkın Hizmetkarları Bakanlığı” olarak yeniden adlandırılması, Thomas Sankara döneminin devrimci ruhuna yapılan açık bir atıftır. Traoré, bürokrasinin halka tepeden bakan, elitist ve sömürge döneminden kalma hantal yapısını kırmayı hedeflemekte; devlet memurunu bir “yönetici” olmaktan öte devrime ve halka hizmet eden bir “nefer” olarak konumlandırmaktadır. Bu semantik mühendislik, rejimin meşruiyetini sandıktan veya anayasal süreçlerden değil, halkla kurduğu doğrudan ve popülist bağdan alma çabasının ürünüdür.
Kabine değişikliğinin zamanlaması ve gerekçeleri incelendiğinde, yönetimin performans odaklı ve popülist bir yaklaşım sergilediği görülmektedir. Spor, Gençlik ve İstihdam Bakanı Roland Somda’nın, Fas’ta düzenlenen Afrika Uluslar Kupası’nda (CAN 2025) milli takımın erken elenmesi gerekçesiyle görevden alınması, bu yaklaşımın en somut örneğidir. Futbolun Afrika toplumları üzerindeki birleştirici gücü ve sosyal tansiyonu düşürme etkisi göz önüne alındığında, sahadaki başarısızlığın siyasi bir bedelinin olması, Traoré yönetiminin kamuoyu hassasiyetlerini ne denli yakından takip ettiğini göstermektedir.
Bakanın görevden alınması, halkın moralini bozan ve ulusal gururu zedeleyen her türlü başarısızlığın, güvenlik veya ekonomi alanında olmasa dahi, tolere edilmeyeceğinin mesajıdır. Bu durum, askeri yönetimin kendi meşruiyetini sürekli başarı hikayeleri ve halk memnuniyeti üzerine kurmak zorunda hissettiğini ortaya koymaktadır.
Dış politika perspektifinden bakıldığında, bu yeni kabine mimarisi, Burkina Faso’nun geleneksel Batılı müttefiklerinden, özellikle Fransa’dan kopuşunu ve Rusya eksenine kayışını kurumsal hale getirmektedir. Traoré’nin St. Petersburg’daki temasları ve Rusya ile geliştirilen askeri işbirlikleri, “Savaş Bakanlığı” gibi agresif doktrinlerin hayata geçirilmesinde Moskova’nın sağladığı lojistik ve siyasi desteğin önemini artırmaktadır.
Batı’nın “insan hakları” ve “demokrasiye dönüş” şartlarına bağlı yardımları yerine, Rusya’nın “sonuç odaklı” ve “rejimin bekasını önceleyen” pragmatik desteği, Vagadugu’daki yeni devlet aklıyla birebir örtüşmektedir. Dolayısıyla 12 Ocak revizyonu, Burkina Faso’nun egemenliğini, Batı’nın onayladığı demokratik reçetelerle değil, Doğu blokuyla kurduğu stratejik ortaklıklar ve kendi askeri kapasitesini maksimize eden sert güç unsurlarıyla sağlama iradesidir.
Sonuç olarak Burkina Faso’da yaşanan bu sürecin “geçici bir askeri yönetimin rutin idari tasarrufları” olarak görülmesi pek olası değildir. Yüzbaşı İbrahim Traoré, devlet aygıtını “olağan şartlara” göre değil, “sürekli savaş” ve “devrim” koşullarına göre yeniden yapılandırmaktadır. “Savaş”, “Vatanın İnşası” ve “Halkın Hizmetkarları” gibi kavramlar, bürokrasinin teknik dilinden çıkarılıp birer siyasi mobilizasyon aracına dönüştürülmüştür. Vagadugu yönetimi, bu yeni kurumsal kimlikle, terörle mücadelede uluslararası toplumun dayattığı yöntemleri reddetmekte ve “Afrika’nın sorunlarına Afrika’ya özgü çözümler” üretme iddiasını taşımaktadır.
Bu radikal dönüşümün sahada güvenliği sağlayıp sağlamayacağı belirsizliğini korumakla birlikte, Burkina Faso devletinin karakterinin geri dönülmez bir biçimde değiştiği ve “güvenlikleştirilmiş” yeni bir devlet modelinin Sahel’de kök salmaya başladığı açıktır. Traoré’nin inşa ettiği bu yapı, bölgedeki diğer askeri yönetimler için de bir prototip oluşturma potansiyeli taşımaktadır.
[i] “Au Burkina Faso, avec les ministères de la guerre, des serviteurs du peuple et de la construction de la patrie, Ibrahim Traoré poursuit sa « révolution »”, Le Monde, 12 Ocak 2026, https://shorturl.at/K2ouC, (Erişim Tarihi: 13.01.2026).
[ii] Aynı yer.
[iii] Aynı yer.
[iv] Aynı yer.
