Analiz

Carney ve Merz’den “Büyük Güç Rekabeti” Uyarısı

Avrupa’nın üzerindeki “taraf seçme” baskısı belirginleşmektedir.
Büyük güçler arasında denge kurma politikalarının sürdürülebilirliği de son derece zorlaşmıştır.
ABD’den uzaklaşan Batılı güçler, Çin’le işbirliği yapabilecekleri fırsatları da kaçırmak istemeyeceklerdir.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

20 Ocak 2026 tarihinde İsviçre’deki Davos Zirvesi esnasında Kanada Başbakanı Mark Carney, dünyada “büyük güç rekabeti çağının yaşandığı”[1] uyarısında bulunmuş ve bundan iki gün sonra Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, “güce ve zor kullanmaya dayanan yeni büyük güçler dünyası” ifadesini kullanmıştır.[2] Her iki lider de isim zikretmeden aslında Donald Trump’ın son dönemdeki politikalarını hedef almışlardır. Hem Carney hem Merz’in Davos’taki konuşmaları, günümüz uluslararası ilişkilerini anlamak ve analiz etmek için son derece önemli uyarılar barındırmaktadır. Dolayısıyla bu yazıda, her iki liderin söylemlerinden yola çıkarak ve yukarıda belirtilen kaynaklardan istifade ederek bazı tespit ve öngörülerde bulunmak mümkündür.

Trump’ın göreve gelmesiyle Kanada-ABD ilişkilerinde önemli bir kırılma yaşanmıştır. Daha önce Kanada’yı “51. eyalet” yapmak istediğini açıklayan Trump, Carney’in Davos’taki konuşmasından sonra onu “Vali” olarak nitelendirmiş ve Çin’le yapılan ticaret anlaşmasından dolayı Kanada’ya yüzde yüz gümrük vergisi uygulamakla tehdit etmiştir.[3] Trump’ın Batılı müttefiklerini zor durumda bırakan bu politikaları, yalnızca Kanada’yı değil, İngiltere ve Fransa dahil birçok müttefikini Çin’le ilişkilerde yeni bir sayfa açmaya yöneltmektedir. Daha önceleri ABD’nin uyarıları doğrultusunda Çin’e karşı cephe almaya başlayan Batılı güçler, bu duruşlarını giderek değiştirmeye ve Çin’le işbirliğinin yollarını aramaya yönelmişlerdir. Hem Carney hem Merz’in Davos’taki çıkışlarına benzer şekilde İngiltere Başbakanı Keir Starmer de “Trump’a boyun eğmeyeceğini” söyleyerek[4] aslında Amerikan hegemonyasına karşı bir çıkış gerçekleştirmiştir. Bu itirazları sıkça dile getiren aktörlerden biri de Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dur. Davos’taki konuşmasında “zorbalığa değil, saygıya öncelik veririz”[5] ifadesini kullanan Macron, ABD’yle iş yapmak yerine kendilerine saygı duyan Çin gibi aktörlerle çalışabileceklerinin mesajını vermiştir.

Kanada, Almanya, Fransa ve İngiltere dahil olmak üzere birçok Batılı güç, Amerikan hegemonyasına karşı itirazlarını güçlü şekilde dile getirmeye başlamıştır. Daha da önemlisi bu aktörler “birlikte hareket etme” mesajları vermektedir. Almanya ve Kanada liderlerinin vurguladığı temel husus şudur: Dünya, büyük güç politikaları çağına girmiştir ve Carney’nin ifadesiyle; “dünya bir geçiş döneminde değil, aksine bir kopuşun ortasındadır.” Carney’e göre; orta güçler artık birlikte hareket etmelidir. Zira orta güçlerin güvenip dayandığı çok taraflı kurumlar da tehdit altındadır. Bu konuda Merz, Avrupa ile benzer düşünen partnerlerin bir araya gelmesi ve savunmaya yatırım yapmaları çağrısı yapmıştır. Kanada ve Almanya’nın mesajları çoğunlukla Trump’ın politikalarıyla ilişkili görünmektedir. Amerika’nın liderliği Rusya ve Çin tarafından aşındırılırken, aynı zamanda kurallara dayalı düzen zayıflamakta, güçlü olan istediğini yaparken, zayıf olan bedel ödemektedir. Carney’e göre; “kurallar artık sizi korumadığında, kendinizi korumak zorundasınız.”

Bu bağlamda uluslararası sistemde barış ve güvenliği sağlamakla görevlendirilen BM Güvenlik Konseyi vasfını ve önemini yitirmiştir. Konseyde yer alan hem ABD hem Rusya’nın uluslararası hukuku yok sayan hamleleri, uluslararası barış ve güvenliği tehlikeye atmaktadır. Büyük güçler arasındaki rekabet, dünyadaki diğer tüm aktörlerin ve özellikle orta güçlerin birlikte hareket etmesini kaçınılmaz hale getirmektedir. Çünkü Carney’e göre; “masada değilseniz, menüdesinizdir.” Bu noktada Avrupa’nın büyük güçler arasındaki rekabette ABD’nin “menüsünde” yer almaya başlaması, sistemde önemli bir kırılmaya işaret etmektedir. Zira Kanada’nın Çin’le “stratejik ortaklık” ilan etmesi de bu noktada oldukça anlamlıdır. Batı ekseni içerisinde kabul edilen aktörler hem Rusya hem Çin’le kuracakları işbirliğinde yeni fırsatlar görmeye başlamışlardır.

Trump’ın Batı dünyasını içeriden yıkan bu politikaları, Avrupa’nın uluslararası sistemde kendi başına bir eksen olma çabasını güçlendirmektedir. Bu süreçte Avrupa’nın üzerindeki “taraf seçme” baskısı belirginleşmektedir. Zira büyük güçler arasında denge kurma politikalarının sürdürülebilirliği de son derece zorlaşmıştır. Bu bağlamda Carney’e göre; “karşılıklı fayda” ve “entegrasyon”, büyük güçlere boyun eğmekle eşdeğer anlama gelmiştir. Örneğin liberal-kapitalist uluslararası düzende ABD, karşılıklı ekonomik bağımlılıkları kullanarak müttefiklerini diz çöktürmeye çalışmaktadır. Grönland Krizi, bunun en somut ve çarpıcı örneği olmuştur. Trump’ın Avrupa’yı yüksek gümrük tarifeleriyle tehdit etmesi sonrası buna misilleme olarak Avrupa Birliği (AB), ticaret anlaşmasını iptal etme restinde bulunmuştur. Bu karşılıklı restleşmeler sonucunda Grönland üzerindeki pazarlık başka bir sektöre doğru kaymıştır.

Trump’ın en belirgin özelliği de dış politikayı “merkantilist bir anlayışla” yürütmesi ve diplomasiyi çoğu zaman “açık bir pazarlığa” dönüştürmesidir. Bu durumda müttefikler, Trump’ı söz konusu isteklerinden vazgeçirmek ve onu ikna etmek için muhakkak bir taviz vermek durumunda kalmaktadır. Fakat Trump, bu yöntemi Avrupa için uygulamak istediğinde Batı dünyası içeriden zayıflamaya başlamaktadır. Nitekim uzun yıllardır Amerikan hegemonyasına rıza göstermiş olan bir Avrupa söz konusudur.

Gelinen noktada Avrupa içerisindeki büyük güçlerin bundan sonra izleyeceği politikalar, küresel düzeydeki rekabetin ve uluslararası sistemin şekillenmesinde başat rol oynayabilir. Bu bağlamda özellikle Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya’nın ABD’yle ilişkilerinde nasıl bir uzlaşıya varacakları önem kazanmaktadır. Diğer yandan bu süreci yakından takip eden Çin’in Avrupa’yla temaslarını sıklaştırıp işbirliklerini genişletmesi de dikkat çekmektedir. En nihayetinde ABD’den uzaklaşan Batılı güçler, Çin’le işbirliği yapabilecekleri fırsatları da kaçırmak istemeyeceklerdir. 

[1] “Read Mark Carney’s full speech on middle powers navigating a rapidly changing world”, CBC, https://www.cbc.ca/news/politics/mark-carney-speech-davos-rules-based-order-9.7053350, (Erişim Tarihi: 26.01.2026).

[2] “World is entering time of ‘great power politics’, warns German chancellor”, The Guardian, https://www.theguardian.com/business/2026/jan/22/friedrich-merz-german-chancellor-speech-davos-world-economic-forum, (Erişim Tarihi: 26.01.2026); “Davos: Germany’s Merz says old world order ‘unraveling’”, Dw, https://www.dw.com/en/davos-germanys-merz-says-old-world-order-unraveling/a-75606240, (Erişim Tarihi: 26.01.2026).

[3] “Trump threatens ‘Governor Carney’ with tariffs over China trade deal”, Timescolonist, https://www.timescolonist.com/the-mix/trump-threatens-governor-carney-with-tariffs-over-china-trade-deal-11785438, (Erişim Tarihi: 26.01.2026).

[4] “UK’s Starmer: I will not yield to Donald Trump”, Politico, https://www.politico.eu/article/uk-keir-starmer-will-not-yield-to-donald-trump-greenland/, (Erişim Tarihi: 26.01.2025).

[5] “We prefer respect over bullies, Macron says at Davos as Trump tensions mount”, Euronews, https://www.euronews.com/2026/01/20/we-do-prefer-respect-to-bullies-macron-says-at-davos-as-trump-tensions-mount, (Erişim Tarihi: 26.01.2025).

Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk Tamer, 2014 yılında Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Gazi Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları Bilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başlamıştır. 2016 yılında “1990 Sonrası İran’ın Irak Politikası” başlıklı teziyle master eğitimini tamamlayan Tamer, 2017 yılında ANKASAM’da Araştırma Asistanı olarak göreve başlamış ve aynı yıl Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Programı’na kabul edilmiştir. Uzmanlık alanları İran, Mezhepler, Tasavvuf, Mehdilik, Kimlik Siyaseti ve Asya-Pasifik olan ve iyi derecede İngilizce bilen Tamer, Gazi Üniversitesindeki doktora eğitimini “Sosyal İnşacılık Teorisi ve Güvenlikleştirme Yaklaşımı Çerçevesinde İran İslam Cumhuriyeti’nde Kimlik İnşası Süreci ve Mehdilik” adlı tez çalışmasıyla 2022 yılında tamamlamıştır. Şu anda ise ANKASAM’da Asya-Pasifik Uzmanı olarak görev almaktadır.

Benzer İçerikler