Çin’de cinsiyetler arası bakış açısı, sosyolojik bir perspektiften ele alındığında, geleneksel ataerkil yapılar ile modernleşme süreçlerinin gerilimli etkileşimini ortaya koyan bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır. Güney Kore’de genç erkeklerin muhafazakârlaşması ile genç kadınların liberal eğilimleri arasındaki keskin kutuplaşma, seçim sonuçlarında belirginleşmiş ve toplumsal istikrarı etkilemiştir. Çin’de ise benzer bir “makas farkı” gözlemlenmekte olup kadınların eşitlikçi tutumları ile erkeklerin geleneksel rollere bağlılığı giderek derinleşmektedir.[i]
Bu çerçevede Anthony Giddens’a göre, toplumsal yapılar ile bireysel eylemler arasında ikili bir ilişki vardır; yapılar hem eylemi olanaklı kılar hem de eylemler tarafından yeniden üretilir veya dönüştürülür. Çin’de cinsiyet ilişkileri, bu perspektiften, modernitenin refleksif doğası içinde (küreselleşme, internet ve piyasa reformları aracılığıyla) geleneksel yapıların yerinden sökülme sürecine girmesiyle anlaşılabilir. Bireyler, özellikle genç kuşaklar, toplumsal cinsiyet normlarını refleksif olarak izler ve dönüştürürken, devlet politikaları ile kültürel kalıntılar bu süreci kısıtlamaktadır.
Anthony Giddens’ın Yapılaşma Kuramı, ne bireyin (fail/ajans) mutlak özgürlüğünü ne de toplumsal yapıların mutlak determinizmini kabul etmektedir. Giddens’a göre yapı, hem eylemi kısıtlayan hem de onu mümkün kılan ikili bir doğaya sahiptir. Çinli genç kadınlar, internet kültürünü, isimsiz forumları, popüler kültürü ve ekonomik bağımsızlıklarını birer “kaynak” olarak kullanarak bu yapıya karşı kendi fail (ajans) kapasitelerini üretmektedirler.[ii]
Çin’deki cinsiyet ideolojisinin evrimi, Mao dönemi eşitlikçi söylemden piyasa reformlarına geçişle birlikte karmaşıklaşmıştır. Bu, Giddens’ın modernite teorisinde vurguladığı gibi, yerinden sökülme mekanizmalarının (soyut sistemlerin geleneksel bağları koparması) cinsiyet rollerini yeniden yapılandırdığını göstermektedir. Ancak bu dönüşüm eşitlik getirmemiş, aksine yeni gerilimler yaratmıştır. Güney Kore’de gittikçe büyüyen anti-feminist tepki ile Çin’deki genç erkeklerin “erkek ekmek kazanan” ideolojisine dönüşü, benzer bir refleksif modernite krizini yansıtmaktadır.[iii]
Tarihsel olarak Çin’de cinsiyet bakışının kronolojik evrimi, Konfüçyüsçü ataerkil köklerden başlamakta ve modern devlete uzanmaktadır. Geleneksel dönemde, patrilineal sistem erkekleri aile mirasının ve soyadının taşıyıcısı olarak konumlandırırken, kadınları ev içi rollerle sınırlamıştır; bu yapı, Giddens’ın terminolojisiyle, rutinleşmiş pratiklerin toplumsal düzeni yeniden ürettiği bir yapıdır. Mao Zedong dönemi (1949-1976), “kadınlar da gökyüzünün yarısını tutar” sloganıyla eşitlikçi politikalar benimseyerek bu yapıyı kısmen sarsmış, kadınların işgücüne katılımını artırmıştır.
Ancak bu devlet güdümlü eşitlik bireysel değil, merkezi yapının ürünüdür. Giddens’ın eleştirisiyle, yapıların ajans olmadan dönüştürülemezliği burada belirgindir. Reform ve Açılma Dönemi (1978 sonrası), piyasa ekonomisiyle birlikte geleneksel rollerin yeniden canlanmasına yol açmıştır. Kadınların emek piyasasındaki konumunun zayıflaması, “erkek kariyer öncelikli, kadın aile öncelikli” ideolojisini güçlendirmiş, ev içi iş bölümü gelenekselleşmiştir. Bir çocuk politikası (1979-2015), bu süreci dramatikleştirmiş; oğul tercihiyle cinsiyet oranı 120 erkek/100 kıza ulaşmış, milyonlarca “kayıp kadın” yaratmıştır. Bu demografik çarpıklık, Giddens’ın risk toplumu kavramıyla örtüşmektedir. Modernitenin istenmeyen sonuçları, aile yapılarını değiştirerek yeni güvensizlikler doğurmuştur. Politika sonrası dönemde (2016 yılından itibaren), üç çocuk teşvikiyle devlet, kadınları yeniden ev ve doğurganlık rollerine yönlendirmiş, ancak sosyal medya ve küreselleşme genç kadınların bilinç düzeyini artırmıştır.[iv]
Çin Genel Sosyal Araştırması (CGSS) verileri, cinsiyet ideolojisindeki geçişi net biçimde ortaya koymaktadır. 1990’lardan 2010’lara kadar piyasa reformları, kadınların emek piyasasındaki gerilemesiyle “erkek ekmek kazanan” modelini güçlendirmiş; Zhang ve diğerlerinin (2025) çalışması, bu dönemde kadınların ekonomik bağımlılığının geleneksel tutumları pekiştirdiğini göstermiştir. Ancak 2010 sonrası, internet ve sosyal medyanın etkisiyle eşitlikçi tutumlar artmıştır.[v]
CGSS, 2021 yılında yayımladığı rapora göre, %80 oranında eşler ev işlerini paylaşmalı derken, kadınlar erkeklerden daha eşitlikçi görüşlere sahiptir. Genç kadınlarda “makas farkı” belirgindir; kadınlar kamusal alanda eşitliği daha fazla benimserken, özel alanda (ev içi) geleneksel kalıntılar sürmektedir. Erkeklerde istikrarlı muhafazakârlık gözlenmektedir. Bu bulgular, Giddens’ın refleksivite kavramıyla eleştirildiğinde, gençlerin toplumsal cinsiyeti bilgi toplumunda sürekli izlediği ancak yapısal engellerle sınırlı kaldığı anlaşılmaktadır. Eleştirel olarak bu veriler eşitlikçi görünse de pratikte kadınların yükünün arttığını gizlemekte; sosyolojik titizlikle, ideoloji-pratik uçurumu Giddens’ın ikilemini doğrulamaktadır. [vi]
Güney Kore ile karşılaştırmalı sosyolojik analiz, Çin’deki cinsiyet bakışının potansiyel kutuplaşmasını aydınlatmaktadır. Güney Kore’de genç erkekler feminist politikaları “erkek ayrımcılığı” olarak algılayıp muhafazakâr partilere yönelirken (2022 seçimlerinde %59 genç erkek desteği), genç kadınlar liberal eğilim göstermektedir. Çin’de benzer bir ayrım, henüz politik seçimlerde değil ama tutumlarda belirgindir. Çin’de devlet, feminizmi “yabancı etki” olarak bastırarak bu ayrımı kontrol altında tutmaktadır; Güney Kore’de açık tartışma kutuplaşmayı derinleştirmiştir.[vii]
Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) cinsiyet politikaları, Giddens’ın yapılandırma teorisinde “kurumsal boyutlar” olarak ele alınabilir. Bir çocuk politikasının mirası (cinsiyet dengesizliği, 30 milyon fazla erkek), ÇKP’yi nüfus krizi karşısında kadınları aileye dön politikasını teşvik etmeye yöneltmiştir. Bu, geleneksel yapıları yeniden üretirken, genç kadınların tercilerini bastırmaktadır. CGSS’nin 2021 yılı verileri, patrilineal değerlerin cinsiyet eşitsizliği tutumlarını beslediğini göstermektedir. Devlet, bu yapıyı “sosyal istikrar” adına korumaktadır. Güney Kore’deki gibi genç erkeklerin muhafazakârlığı, Çin’de de hiper meritokrasi ve anti-feminist tepkilerle örtüşmektedir. Ancak Çin’de bu, seçimler yerine sosyal medya ve evlilik piyasasında tezahür etmektedir. ÇKP’nin eşitlik söylemi (resmi feminizm) ile pratik ayrımcılık (işgücü, ücret farkı) arasındaki çelişki, Giddens’ın modernleşme eşitlik vaat ederken, yapısal güçler eşitsizliği yeniden üretmektedir. Politik anlamda bu ayrım, gelecekte seçim benzeri kutuplaşmaya (genç erkekler sağa, kadınlar sola) evrilebilir.
Bu yapısal uyumsuzluk, her iki cinsiyet için de derin bir mutsuzluk üretmektedir. Giddens’a göre ontolojik güvenliğini kaybeden birey, varoluşsal bir anksiyete içine düşmektedir. Çin’de evlenemeyen ve kırsalda yoksullukla boğuşan milyonlarca erkek ciddi bir toplumsal patlama riski taşımaktadır. Bu “artık erkekler (bare branches/guanggun)”, rejim için potansiyel bir istikrarsızlık unsurudur. Diğer yanda ise şehirlerde son derece eğitimli, iyi kazanan ancak ataerkil beklentiler yüzünden yalnız kalmayı seçen “artık kadınlar (shengnu)” bulunmaktadır. Bu kavramlar bile bizzat yapının bireyleri nasıl dışladığının dildeki tezahürüdür.[viii]
Sonuç olarak Çin’de genç kadınlar ve erkekler arasında giderek derinleşen ideolojik yarılma, Giddens’ın yapılaşma ve düşünümsel modernleşme kavramları ekseninde okunduğunda, geç-modernitenin sancılı ve varoluşsal bir sistem krizi olarak karşımıza çıkmaktadır. Güney Kore örneğinin de çarpıcı bir biçimde kanıtladığı üzere, ontolojik güvenliğini kaybeden genç erkeklerin devlet teşvikiyle muhafazakar-milliyetçi bir zemine savrulması ile eğitim ve ekonomik bağımsızlık yoluyla kendi failliklerini inşa eden genç kadınların ataerkil evlilik kurumuna karşı geliştirdiği radikal “sessiz boykot”, ülkeyi geri dönüşü olmayan bir demografik ve sosyo-ekonomik darboğaza sürükleyebilir.
[i] “China’s Growing Gender Divide”, GGD World, https://www.ggd.world/p/chinas-growing-gender-divide, (Erişim Tarihi: 24.03.2026).
[ii] Giddens, A. (2014). Structuration theory: past, present and future. In Giddens’ theory of structuration (pp. 201-221). Routledge.
[iii] “Why South Korean young men and women are more politically divided than ever”, Los Angeles Times, https://www.latimes.com/world-nation/story/2025-07-03/why-south-korean-young-men-and-women-are-more-politically-divided-than-ever, (Erişim Tarihi: 24.03.2026).
[iv] “Millions of missing women: China grapples with legacy of one-child policy as population ages”, The Guardian, https://www.theguardian.com/world/2022/nov/15/millions-of-missing-women-china-grapples-with-legacy-of-one-child-policy-as-population-ages, (Erişim Tarihi: 24.03.2026).
[v] Zhang, C., Tong, X., & Liu, A. (2025). Sociological studies on women/gender in China during the past 40 years. Chinese Journal of Sociology, 11(2), 161-190.
[vi] Aynı yer.
[vii] “The Fight Over Gender Equality in South Korea”, Carnegie endowment, https://carnegieendowment.org/research/2025/04/the-fight-over-gender-equality-in-south-korea, (Erişim Tarihi: 24.03.2026); “Has China’s Progress Toward Women’s Equality Stalled?”, China Power, https://chinapower.csis.org/china-gender-inequality/, (Erişim Tarihi: 24.03.2026).
[viii] Jiang, Q., & Sánchez-Barricarte, J. J. (2011). Bare branches and social stability: A historical perspective from China. Frontiers of History in China, 6(4), 538-561.
