Analiz

Hindistan-ABD İlişkilerinde Yumuşama Dönemi

ABD’yle ilişkileri yeniden rayına oturtmak, esasında Hindistan’ın dış politikasındaki stratejik dengenin devam etmesi anlamına gelmektedir.
Venezuela’daki petrol satışlarından büyük bir gelir elde etmeyi planlayan Trump, bu petrolü kendi müttefiklerine yönlendirme arayışındadır.
Rusya yerine ABD ve Venezuela’dan petrol alımını tercih etmek, Hindistan’ın enerji politikalarında önemli bir değişimi ifade etmektedir.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, 3 Şubat 2026 tarihinde Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile yaptığı telefon görüşmesi sonrasında “gümrük vergileri” ve “Rus petrolünün sıfıra indirilmesi” konularında anlaşmaya varıldığını açıklamıştır.[i] Hindistan mallarına uygulanan gümrük vergilerini %50’den %18’e indireceklerini açıklayan Trump, bunun karşılığında ise Hindistan’ın Rus petrol alımını sıfıra indireceğini ve durduracağını söylemiştir. Bu kapsamda Trump, ayrıca Hindistan’ın ABD ve Venezuela’dan petrol alımını kabul ettiğini duyurmuştur.[ii]

Hatırlatmak gerekirse 2025 yılının Ağustos ayında Trump yönetimi, Yeni Delhi’nin Moskova’dan devam eden petrol alımları nedeniyle Hindistan’a ek gümrük vergileri getirmişti. O dönemki konjonktüre bakıldığında Trump, Pakistan ve Hindistan arasındaki çatışmaların durdurulmasında “arabulucu” rol oynadığına vurgu yapmış ve “olası bir nükleer savaşı” önlediğini söylemişti.[iii] Hindistan ise Trump’ın Keşmir meselesinde oldukça proaktif davranmasından, bu meseleden kendine pay çıkarmasından ve Pakistan’la yakınlaşan tavrından rahatsız olmuştu. Bu süreçte Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, Trump’ın Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmesi gerektiğini birkaç kez dile getirmiş ve Washington’u ziyaret ederek Trump yönetimiyle yakınlaşma eğilimi göstermişti. Yine bu dönemde Batılı kaynaklara göre Modi, hem Trump’ın Washington davetini hem de gümrük tarifeleri konusundaki telefon görüşmesi taleplerini reddetmişti.[iv]

Genel itibariyle Hindistan, ABD’nin Pakistan’la ilişkilerini geliştirmesinden duyduğu rahatsızlık nedeniyle Trump yönetimiyle gümrük tarifelerinde büyük bir restleşme yaşamış ve dış politikada Çin ve Rusya’yla yeni işbirliği fırsatları aramaya başlamıştı. Bu bağlamda Modi, 31 Ağustos-1 Eylül 2025 tarihlerinde Çin’in Tianjin kentinde gerçekleşen Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi’ne katılmış ve uzun bir aradan sonra Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile biraya gelerek ilişkilerde yumuşama mesajı vermişti. Diğer yandan, Temmuz 2025 tarihinde Moskova’yı ziyaret ederek Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le bir araya gelen Modi, aralık ayında ise kendi ülkesinde Putin’i ağırlamıştı. Kısacası son altı-yedi aylık periyotta dünya medyasında çıkan analizlerde Hindistan’ın ABD’den uzaklaşarak Rusya ve Çin eksenine doğru kaymaya başladığı ve deyimi yerindeyse ABD’nin Hindistan’ı “Rusya ve Çin’e kaptırdığı” yorumları yapılmıştı.[v]Pek çok analist ise Hindistan’ın dış politikada stratejik özerklik arayışında olduğunu, fakat Trump yönetimiyle yaşanan anlaşmazlığın tehlikeli boyutlara ulaştığını ve ilişkileri tehlikeye attığını belirtmiştir.[vi]

Gelinen nokta itibariyle Hindistan’ın Trump yönetimiyle gümrük tarifleri konusunda uzlaşıya varması, ABD’yle ilişkilerde yumuşama ve normalleşmenin başlangıcı olarak yorumlanabilir. Bu normalleşme, 2022 yılında Rusya-Ukrayna Savaşı başlamadan önceki konjonktürle benzerlik taşımaktadır. Nitekim bu tarihten önce Hindistan’ın Rusya’dan petrol alımları da düşük seviyedeydi ve Moskova-Yeni Delhi arasında Avrasya’da yürütülen işbirliğinin de belirli sınırları vardı. 2022 öncesinde Rusya, özellikle Çin ve Hindistan arasındaki anlaşmazlıkları azaltma konusunda önemli bir arabulucu aktör olarak konumlanıyordu. Ancak 2022 yılında Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısıyla birlikte üç aktör arasındaki uyum bozulmuş ve “Ukrayna meselesi”, Hindistan ile Çin’in Rusya’yla ilişkilerini sınırlandıran bir faktör olmuştur. Fakat bunu aynı zamanda fırsat olarak da gören Hindistan ve Rusya, petrol ticaretinde önemli işbirliklerine girişmişti. Batı’nın baskısı altında sürdürülmeye çalışılan Moskova ve Yeni Delhi arasındaki bu petrol ticareti, her iki aktör açısından da cazip bir işbirliği fırsatı sunmaktaydı. Fakat 2022-2026 döneminde Hindistan, hem Moskova hem Pekin’le işbirliğinde önemli bazı sınırlıklara sahip olduğunu ve Avrasya’da uzun vadeli-kalıcı bir ittifak kurmanın zorluklarını görebilmiştir. 

Bu süreçte ABD’nin hem Pakistan hem Hindistan’la ilişkilerini dengeli şekilde yönetmesi dikkat çekmiştir. Pakistan’la yakınlaşma belirtisi göstererek Hindistan’dan bazı tavizler alan Washington yönetimi, benzer şekilde Hindistan’la yakınlaşan politikaları sayesinde Pakistan’dan tavizler almaya çalışmıştır. Son altı-yedi aylık periyotta yaşananlar da bunun bir göstergesi sayılabilir. Ancak burada dikkat çeken bilhassa Hindistan’ın son derece pragmatik bir dış politika izlemesidir. Rusya yerine ABD ve Venezuela’dan petrol alımını tercih etmek, Hindistan’ın enerji politikalarında önemli bir değişimi ifade etmektedir. 2022 yılından sonra Rusya’dan cazip fiyatla ve garantilerle petrol alımına ağırlık veren Hindistan’ın 2026 yılı itibariyle ABD ve Venezuela’ya yönelecek olması, dikkate değer bir gelişmedir. Bu dönemde Moskova’yla petrol ticaretini savunurken Yeni Delhi’nin belirttiği husus; benzer indirimlerle ve avantajlarla sundukları takdirde ABD’den de petrol alabileceği şeklindeydi. 

Venezuela’daki petrol satışlarından büyük bir gelir elde etmeyi planlayan Trump, bu petrolü kendi müttefiklerine yönlendirme arayışındadır. Venezuela’yı da hesaba katarak petrol arzında büyük sıçramaya sahip olduğunu düşünen Trump, Hindistan dahil olmak üzere Avrupa ve diğer Asya-Pasifik’teki müttefikleriyle yeni petrol anlaşmaları yapmak için harekete geçmek isteyebilir. 

Sonuç olarak Venezuela’da değişen konjönktür, devamında domino etkisiyle Rusya ve Çin’in petrol ticaretinde ve dünya enerji piyasasında önemli değişikliklere sebep olacak gibi durmaktadır. Hindistan açısından bakıldığında Rusya’yla yapılan petrol anlaşmasıyla benzer şartlarda ve yüksek miktarda ABD veya Venezuela’dan petrol alabilmek, son derece cazip bir senaryo olarak görülebilir. Politik açından ise Hindistan’ın Rusya’yla sarsılmaz bir ilişki geliştirdiği ve daha yakın zamanda “ayrıcalıklı stratejik ortaklık” ilan ettiklerini[vii] vurgulamak gerekir. Dolayısıyla ABD’yle ilişkileri yeniden rayına oturtmak, esasında Hindistan’ın dış politikasındaki stratejik dengenin devam etmesi anlamına gelmektedir.


[i] “US and India reach trade deal, Trump says after Modi call”, BBC, https://www.bbc.com/news/articles/c5yve1x9zv0o, (Erişim Tarihi: 05.02.2026).

[ii] Aynı yer.

[iii] “PM Modi avoided four Donald Trump calls, says German media, as US-India ties sour”, Times of India, https://timesofindia.indiatimes.com/india/pm-modi-avoided-four-donald-trump-calls-says-german-media-as-us-india-ties-sour/articleshow/123529092.cms, (Erişim Tarihi: 05.02.2026).

[iv] Aynı yer.

[v] “Has the United States Really Lost India?”, GMFUS, https://www.gmfus.org/news/has-united-states-really-lost-india, (Erişim Tarihi: 05.02.2026).

[vi] “Avrasya’da İşbirliği Bağlamında Hindistan’ın Batı’dan Uzaklaşması Mümkün mü?”, ANKASAM, https://www.ankasam.org/anka-analizler/avrasyada-isbirligi-baglaminda-hindistanin-batidan-uzaklasmasi-mumkun-mu/, (Erişim Tarihi: 05.02.2026).

[vii] “Russia Proposes Cooperation with India to Develop Shipbuilding Industry”, Maritime Executive, https://maritime-executive.com/article/russia-proposes-cooperation-with-india-to-develop-shipbuilding-industry, (Erişim Tarihi: 05.02.2026).

Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk Tamer, 2014 yılında Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Gazi Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları Bilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başlamıştır. 2016 yılında “1990 Sonrası İran’ın Irak Politikası” başlıklı teziyle master eğitimini tamamlayan Tamer, 2017 yılında ANKASAM’da Araştırma Asistanı olarak göreve başlamış ve aynı yıl Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Programı’na kabul edilmiştir. Uzmanlık alanları İran, Mezhepler, Tasavvuf, Mehdilik, Kimlik Siyaseti ve Asya-Pasifik olan ve iyi derecede İngilizce bilen Tamer, Gazi Üniversitesindeki doktora eğitimini “Sosyal İnşacılık Teorisi ve Güvenlikleştirme Yaklaşımı Çerçevesinde İran İslam Cumhuriyeti’nde Kimlik İnşası Süreci ve Mehdilik” adlı tez çalışmasıyla 2022 yılında tamamlamıştır. Şu anda ise ANKASAM’da Asya-Pasifik Uzmanı olarak görev almaktadır.

Benzer İçerikler