Analiz

Japonya’nın Orta Asya Yapay Zekâ Diplomasisi

Tokyo Deklarasyonu, Japonya’nın Orta Asya’ya yönelik yeni önceliklerini açık bir şekilde ortaya koymuştur.
Japonya’nın Orta Asya’daki yapay zekâ diplomasisi, sadece bölge devletlerinin kapasite açığını gidermeye yönelik değildir.
Japonya’nın Orta Asya’da geliştirdiği yapay zekâ temelli ortaklık modeli, görünürlüğü düşük fakat etkisi uzun sürede derinleşebilecek bir diplomasi şekli sunmaktadır.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Orta Asya, son senelerde milletlerarası sistemdeki güç dengelerinin yeni baştan şekillenmesiyle beraber stratejik bir merkez hâline gelmiştir. Bu coğrafyanın sahip olduğu enerji ve kritik mineral kaynakları, Avrupa ile Asya arasındaki ulaşım ve ticaret koridorları üzerindeki jeoekonomik konumu ve çok vektörlü dış politika arayışları, Orta Asya’yı büyük güç rekabetinin yoğunlaştığı bir alan hâline getirmiştir. Bu kapsamda Japonya’nın Orta Asya’ya yönelik yaklaşımı, diğer küresel aktörlerden belirgin bir şekilde ayrışmaktadır.

Tokyo, bu coğrafyayla ilişkilerini askeri ittifaklar, güvenlik garantileri veya büyük ölçekli altyapı uygulama ve projeleri üzerinden değil; uzun süreli kurumsal iş ortaklığı, insan kaynağı geliştirme ve yönetişim kapasitesinin kuvvetlendirilmesi üzerinden inşa etmiştir. 1997 yılında şekillenen “İpek Yolu Diplomasisi” anlayışı ve 2004 yılında başlatılan “Orta Asya + Japonya Diyaloğu (CA+JAD)”, bu yaklaşımın kurumsal temelini meydana getirmiştir. Aralık 2025 tarihinde Tokyo’da organize edilen ve ilk defa devlet başkanları düzeyine yükseltilen CA+JAD Zirvesi ise Japonya’nın Orta Asya’yı artık stratejik bir ortak olarak konumlandırdığını ortaya koymaktadır.

Tokyo’da düzenlenen 2025 zirvesiyle beraber kabul edilen Tokyo Deklarasyonu, Japonya’nın Orta Asya’ya yönelik yeni önceliklerini açık bir şekilde ortaya koymuştur. Yeşil dönüşüm ve dayanıklılık, insan kaynağı geliştirme ve bağlantısallık başlıkları altında şekil alan bu kapsama eşlik eden Orta Asya-Japonya Yapay Zekâ İşbirliği Ortaklığı, Japon diplomasisinin teknolojiye yaklaşımındaki özgünlüğü ortaya koymaktadır. Japonya, yapay zekâyı doğrudan ihraç edilen bir teknoloji ya da altyapı paketi şeklinde değil, kamu yönetimi ve kurumsal aşamalar değiştirip dönüşüme uğratabilen bir yönetişim aracı şeklinde ele almaktadır.[i]

Bu yaklaşım, Çin’in finansman ve altyapı merkezli dijitalleşme modeli ya da Güney Kore’nin şirket odaklı teknoloji ihracı stratejisinden zaman zaman farklı bir hal almaktadır. Japonya’nın önceliği, yapay zekânın gümrükler, kamu denetimi, lojistik yönetimi ve düzenleyici kurumlar içinde kademeli bir şekilde entegre edilebilmesinin sağlanmasıdır. Bu bağlamda öngörülen risk analizi sistemleri, otomatik denetim mekanizmaları ve veri temelli karar alma mekanizmaları, idari süreçlerin hızlanmasını ve öngörülebilirliğin artmasını amaçlamaktadır.[ii]

Japonya’nın yapay zekâ iş ortaklığını Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Rotası ile ilişkili hale getirmesi, teknoloji ile bağlantısallık arasındaki stratejik bağı kuvvetlendirmektedir. Rusya’yı baypas eden Orta Koridor’un desteklenmesi, hem Orta Asya devletlerinin stratejik özerkliğini artırmakta hem de Japonya’nın ekonomik güvenlik öncelikleriyle örtüşmektedir. Aktau Limanı’nda gerçekleştirilen gümrük modernizasyonuna yönelik projeler, yapay zekânın fiziksel altyapıyla bütünleştiği somut örnekler arasında yer almaktadır.[iii]

Japonya’nın Orta Asya’daki yapay zekâ diplomasisi, sadece bölge devletlerinin kapasite açığını gidermeye yönelik değildir. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Çin karşısında yapay zekâ alanında görece geride kalan Japonya, Orta Asya’yı normatif ve kurumsal temelli bir teknoloji ortaklığı geliştirmek için uygun bir alan olarak değerlendirmektedir. Japon hükümetinin büyükelçiliklerde yapay zekâ yetkilileri görevlendirmesi ve Orta Asya devletlerini “birincil yapay zekâ ortakları” şeklinde tanımlaması, bu küresel stratejinin parçasıdır.[iv]

Orta Asya devletleri açısından bakıldığında ise Japonya ile derinleşen iş ortaklığı, ne Çin’e alternatif arayışı ne de Rusya’dan bir kopuş anlamına gelmektedir. Aksine bu aşama, coğrafyanın uzun zamandır benimsediği çok yönlü dış politika ve dengeleme stratejisinin bir uzantısıdır. Bilhassa Kazakistan’ın Astana’da bölgesel bir yapay zekâ merkezi kurulması yönündeki önerisi, Japonya’nın yönetişim odaklı yaklaşımının yerel inovasyon ekosistemleriyle uyumlu hâle getirilmesine yönelik bir iradeyi yansıttığını ortaya koymaktadır.[v]

Japonya’nın Orta Asya’da geliştirdiği yapay zekâ temelli ortaklık modeli, görünürlüğü düşük fakat etkisi uzun sürede derinleşebilecek bir diplomasi şekli sunmaktadır. “Önce yönetişim, sonra teknoloji” ilkesine dayanan bu yaklaşım, bölge devletlerine kurumsal kapasite kazanımları sağlarken, bununla beraber dış kaynaklı normların idari sistemlere yerleşmesi sorununu da beraberinde getirmektedir. Bu sebeple Japonya’nın Orta Asya ülkelerine karşı dürdürdüğü sessiz yapay zekâ diplomasisi, bu coğrafya için fırsat niteliği taşımaktadır.

Uzun aşamada belirleyici olan, bu iş ortaklığının yerel kurumların analitik özerkliğini kuvvetlendirip kuvvetlendiremeyeceği olacaktır. Orta Asya devletleri, Japonya’nın sunduğu yönetişim temelli teknoloji ortaklığından faydalanırken, bununla beraber yapay zekâ sistemlerini tanımlama, denetleme ve yeniden uyarlama kapasitesini de geliştirmek zorunda kalacaklardır. Aksi hâlde teknik olarak tarafsız gibi görünen bu sistemler, yeni bir bağımlılık biçimi üretebilmektedir. Bu kapsamda Japonya’nın Orta Asya’daki yapay zekâ diplomasisi, Avrasya’da normların, bilginin ve otoritenin nasıl ve ne şekilde dolaşıma gireceğini belirleyecek önemli bir örnek teşkil etmektedir.

[i] “Governance first, technology second, in Japan’s quiet Central Asian AI diplomacy”, East Asia Forum, https://eastasiaforum.org/2026/01/23/governance-first-technology-second-in-japans-quiet-central-asian-ai-diplomacy/, (Erişim Tarihi: 26.01.2026).

[ii] Aynı Yer.

[iii] “The Summit of the “Central Asia plus Japan” Dialogue (CA+JAD)”, Ministry of Foreign Affairs of Japan, https://www.mofa.go.jp/erp/ca_c/pageite_000001_01438.html, (Erişim Tarihi: 26.01.2026).

[iv] Aynı Yer.

[v] “Japan Is Back in Central Asia, But on Different Terms”, The Diplomat, https://thediplomat.com/2026/01/japan-is-back-in-central-asia-but-on-different-terms/, (Erişim Tarihi: 26.01.2026).

Dilara Cansın KEÇİALAN
Dilara Cansın KEÇİALAN
Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olan Dilara Cansın KEÇİALAN, ilk yüksek lisans eğitimini Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda tamamlamıştır. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi yüksek lisans programında ise “Kuşak-Yol ve Yeşil Enerji Projeleri Bağlamında Kazakistan-Çin Halk Cumhuriyeti İş Birliği, Fırsatlar ve Riskler” başlıklı tezini savunmuştur. 2025 yılında T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Yurt Dışı Lisansüstü Eğitim Bursunu kazanan KEÇİALAN, Ukrayna’da Taras Şevçenko Kiev Ulusal Üniversitesinde doktora çalışmalarını sürdürmektedir. Ayrıca Atatürk Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü’nde öğrenim görmekte olup ANKASAM’da (Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi) Avrasya Araştırma Uzmanı olarak görev yapmaktadır. Başlıca ilgi alanları Avrasya ve özellikle Orta Asya bölgesidir. İngilizce ve Rusça bilmekte, temel düzeyde Ukraynaca bilgisine sahip olup Kazakça öğrenmektedir.

Benzer İçerikler