Japonya, bölgesel gerilimlerin artmasıyla eş zamanlı olarak savunma-güvenlik hamlelerini artırmaktadır. Bunun bir parçası olarak Japonya, 18 Ocak 2024 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’yle (ABD) 400 adet Tomahawk seyir füzesi satın almak için bir anlaşma imzalamıştır. Tokyo Hükümeti, 2027 yılına kadar yıllık savunma harcamalarını yaklaşık 10 trilyon yen (68 milyar dolar) seviyesine çıkarmayı taahhüt etmiştir. Bu da Japonya’yı ABD ve Çin’den sonra dünyanın en büyük üçüncü askeri harcama yapan ülkesi haline getirecektir.[1]
Japonya, Çin’le yaşanan gerilimler ve Kuzey Kore’den gelen tehditler nedeniyle ülkenin Dünya Savaşı’ndan bu yana karşılaştığı “en ciddi” güvenlik ortamıyla karşı karşıya olduğunu belirtmektedir. Bu da Japonya’nın ABD, Avustralya, Birleşik Krallık ve diğer dost ülkelerle askeri işbirliğini artırmasına neden olmaktadır.
Japonya’nın ABD’yle olan askeri işbirliğini güçlendirmeye yönelik adımları, bölgesel güvenlik endişeleri ve artan tehditlere yanıt olarak değerlendirilebilir. Bu bağlamda Japonya’nın savunma harcamalarını artırma taahhüdü, ülkenin savunma kapasitesini güçlendirmeyi ve bölgesel güvenliği sağlamayı amaçlamaktadır.
2023 yılının Kasım ayında ABD, 200 adet Blok IV füze ve 200 adet yükseltilmiş Blok V versiyonunun 2.35 milyar dolarlık satışını onaylamıştır. Yetkililere göre; bunlar, savaş gemilerinden fırlatılabilir ve 1,600 kilometre (1,000 mil) uzaktaki hedefleri vurabilirler.[2]
2023 yılının sonlarında Tokyo Hükümeti, ölümcül silahların ihracatına yönelik bir yasağı hafifletmiş ve Japon yapımı Patriot füzelerinin ABD’ye satışına izin vermiştir.[3] Ayrıca Japonya, Kuzey Kore’deki hedeflere ulaşabilen uzun menzilli seyir füzelerinin dağıtımını hızlandırırken, Japon birlikleri ABD ve diğer dost ülkelerle giderek daha fazla yan yana çalışmaktadır.
Japonya’nın ABD’yle olan askeri işbirliği, bölgesel güvenliği sağlamak ve ülkenin savunma kapasitesini artırmak adına önemli bir unsur olarak öne çıkmaktadır. Bu işbirliği, bölgesel dengeyi sürdürme çabalarına katkıda bulunabilir ve ABD’nin Asya-Pasifik bölgesindeki çıkarlarını destekleyebilir.
Özellikle ABD’yle yapılan anlaşmalar, Japonya’nın savunma yeteneklerini artırmaya yönelik somut adımları temsil etmektedir. Tomahawk seyir füzeleri gibi yüksek teknolojiye sahip silah sistemlerinin alımı, Japonya’nın savunma kapasitesini modernize etme çabalarını yansıtmaktadır. Bu durum, Japonya’nın ABD ve diğer dost ülkelerle askeri işbirliğini derinleştirmesiyle birlikte bölgesel dengenin korunmasına katkıda bulunabilir.
Japonya’nın savunma harcamalarını artırma taahhüdü, bölgesel güvenlik endişelerinin ciddiyetini yansıtmaktadır. Ancak bu artışın aynı zamanda ekonomik ve politik yansımaları olabilir. Bu durum, hükümetin stratejik öncelikleri arasında denge kurma zorunluluğunu ortaya koyabilir.
Bu harcamalar, Japonya hükümetinin iç politikada muhalefetiyle ve çeşitli protestolarla karşılaşmasına da neden olabilir. Bu yüzden Tokyo’nun dış politika üretim sürecinin de sekteye uğrayacağı söylenebilir. Zira Asya-Pasifik Bölgesi küresel güvenlik sistemindeki fay hatlarının geçtiği bir bölgedir. Kararlı olamayan bir dış politika üretim sürecinin bu bölgedeki aktörler açısından oldukça olumsuz ve dengesiz sonuçlar doğurabileceği çıkarımı yapılabilir.
Japonya’nın bölgesel güvenlik ortamının zorluklarına karşı diğer dost ülkelerle de askeri işbirliğini güçlendirmesi, bölgesel istikrarı artırabilir. Ancak bu, aynı zamanda bölgesel tansiyonları da yükseltebilir.
Japonya’nın ölümcül silahlardaki ihracat kısıtlamalarını hafifletmesi, savunma endüstrisinin büyümesine ve ülkenin bu alandaki yeteneklerinin artmasına olanak tanıyabilir. Ancak, bu adımın bölgesel tansiyonları artırma potansiyeli olduğu unutulmamalıdır. Japonya’nın bu alandaki politikalarının, bölgesel istikrarı artırmak adına dengeli ve düşünceli bir şekilde yönetilmesi önemlidir.
Bu bağlamda Japonya’nın AUKUS ittifakına katılacağı ve akabinde söz konusu ittifakın adının JAUKUS olarak değişeceği iddiaları tekrar hatırlanabilir. Zira Japonya’nın bölgesel olarak ABD ve İngiltere’yle geliştirdiği yakın ilişkiler ve Çin’le yürüttüğü jeopolitik rekabet ışığında bahse konu iddialar tekrar gündeme gelebilir.
Öte yandan Tokyo, jeopolitik konumu nedeniyle de Kuzey Kore kaynaklı tehdidi en yakından hisseden devletlerin başında gelmektedir.
Pyongyang’ın da diplomasi ve müzakere yollarını kapatan hamleleriyle birlikte Tokyo’nun söz konusu tehdit bağlamında sert gücünü maksimize etmekten başka çaresinin olmadığı ileri sürülebilir.Nitekim Pyongyang’daki son Halk Meclisi toplantısında Kim, Güney Kore’yi Kuzey Kore’nin “değişmeyen başlıca düşmanı” olarak nitelendirmiş ve Pyongyang’daki birleşme anıtının yıkılması gerektiğini söylemiştir.[4] Aynı zamanda bu toplantıda Kuzey Kore’nin savaştan kaçınma niyetinin olmadığını ve provoke edilirse nükleer silahlarını kullanacağı belirtilmiştir.[5]
Zira Kuzey Kore’nin hem nükleer tehditleri hem de iç politikasındaki son hamleleriyle birlikte Asya-Pasifik Bölgesi sıcak çatışmaya hiç olmadığı kadar yakındır.
Aynı zamanda Kuzey Kore kaynaklı tehditlerin bölgedeki Batı İttifakı’nın “Çin karşıtı” eylemlerine de bahane yarattığı ve bir meşruiyet ortamı sağladığı söylenebilir. Çin karşıtlığı noktasında Kuzey Kore tehdidini göstererek bölgedeki nüfuzunu arttırmaya çalışan ülkelerin başında da Japonya gelmektedir. Nitekim Tokyo’nun Pekin’le yürüttüğü mücadelesinde bu hamleleri yapması uluslararası toplum tarafından tepki çekici olabilecektir. Ancak Pyongyang’ın hamleleri söz konusu aksiyonlara meşruiyet zemini yaratmaktadır.
Sonuç olarak Japonya’nın ölümcül silahların ihracatındaki kısıtlamaları hafifletmesi, savunma endüstrisinin büyümesine katkıda bulunabilir. Bu hem iç hem de dış politika açısından dikkate değer bir gelişmedir ve Japonya’nın savunma sanayiini nasıl yöneteceği önemlidir.
[1] “Japan Signs Agreement to Purchase 400 Tomahawk Missiles as US Envoy Lauds its Defense Buildup”, Associated Press News, https://apnews.com/article/japan-us-tomahawk-missile-defense-0bcabfc4a87bf1a16beceec1b0c426fb, (Erişim Tarihi: 19.01.2024).
[2] Aynı yer.
[3] Aynı yer.
[4] “Russia’s Putin to Visit North Korea Soon, State Media Says”, Cable News Network World, https://edition.cnn.com/2024/01/22/asia/putin-to-visit-north-korea-intl-hnk/index.html, (Erişim Tarihi: 01.02.2024).
[5] Aynı yer.
