Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) 3 Ocak 2026 tarihinde Venezuela’ya yönelik askeri müdahalesi, Nicolás Maduro’nun yakalanmasıyla sonuçlanan “Absolute Resolve” operasyonu, uluslararası ilişkilerde önemli bir dönüm noktası teşkil etmektedir. Bu hamle, ABD’nin “Trump Corollary” olarak adlandırılan Monroe Doktrini’nin yeniden yorumlanması kapsamında, Batı Yarımküre’de hegemonik konumunu pekiştirmeyi amaçlamakta olup küresel istikrarsızlığı artırmıştır.[i] Operasyon, narko-terörizm suçlamalarıyla gerekçelendirilse de uluslararası hukuk normlarını ihlal ettiği için geniş çaplı eleştirilere yol açmıştır. Bu bağlamda Kanada’nın Çin’le yakınlaşması, ABD’nin tek taraflı politikalarına karşı bir stratejik girişim olarak değerlendirilebilir. Kanada Başbakanı Mark Carney’nin Ocak 2026 tarihinde Pekin ziyareti, sekiz yıl aradan sonra gerçekleşen ilk üst düzey temas olmuştur. Bu temaslar, ticaretin çeşitlendirilmesini ve çok taraflı işbirliğini ön plana çıkarmaktadır.[ii]
Venezuela müdahalesi, ABD’nin Latin Amerika’daki nüfuzunu yeniden tesis etme çabasının bir yansımasıdır. Operasyon, Caracas’ta büyük ölçekli hava saldırılarıyla desteklenmiş ve Maduro’nun New York’ta narko-terörizm suçlamalarıyla yargılanmasıyla sonuçlanmıştır. Bu eylem, BM uzmanları tarafından uluslararası hukukun ihlali olarak nitelendirilmiş, özellikle sivil kayıplar ve egemenlik ihlali nedeniyle eleştirilmiştir. Müdahale sonrası Venezuela’da Delcy Rodríguez’ün geçici başkanlığı altında istikrarsızlık artmış, ekonomik yaptırımlar ve petrol ambargosu ülkeyi daha da zor duruma sokmuştur. Küresel Güney’de bu olay, ABD’nin “gunboat diplomacy” olarak adlandırılan zorlayıcı diplomasisine karşı bir tepki dalgası yaratmıştır. Müdahale, Küresel Güney ülkelerinin ABD’ye olan güvensizliğini pekiştirmiş ve alternatif güç arayışlarını hızlandırmıştır.[iii]
ABD’nin Venezuela’ya yönelik müdahalesi, hegemonik güçlerin tek taraflı eylemlerinin küresel istikrarsızlığa nasıl katkıda bulunduğunu göstermektedir. Operasyon, ABD’nin narko-terörizm iddialarını gerekçe göstererek askeri güç kullanmasıyla uluslararası hukuk kurallarını göz ardı etmiştir. Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları, bu eylemin BM Şartı’nın 2(4) maddesini ihlal ettiğini vurgulamış, sivil ölümler ve petrol tesislerinin tahrip edilmesi gibi sonuçları nedeniyle eleştirmiştir. Müdahale, Venezuela’nın iç istikrarsızlığını derinleştirmiş; Maduro’nun yakalanması sonrası Rodríguez hükümeti, ekonomik çöküş ve toplumsal protestolarla karşı karşıya kalmıştır. Bu durum, Latin Amerika’da bölgesel dengeleri bozmuş, Küba ve Kolombiya gibi ülkeleri doğrudan etkilemiştir.[iv]
İstikrarsızlığın küresel yansımaları, özellikle Küresel Güney’de belirgindir. Müdahale, ABD’nin Latin Amerika’daki arka bahçe yaklaşımını yeniden canlandırmış, bu da Brezilya ve Meksika gibi ülkelerde anti-ABD duyarlılığını artırmıştır. Bu eylemin Rusya’yı Avrupa’da cesaretlendirebileceği ve Ukrayna Krizini etkileyebileceği düşünülmektedir. Ayrıca operasyonun petrol piyasalarını sarsması, küresel enerji güvenliğini tehdit etmekte olup Çin’in Venezuela’daki petrol yatırımlarını riske atmıştır. Bu bağlamda istikrarsızlık, hegemonik rekabetin bir sonucu olarak çok kutuplu bir dünya düzenine geçişi hızlandırmaktadır.[v]
Kanada, bu istikrarsızlık ortamında, ABD’ye bağımlılığını azaltmak amacıyla Çin’e yönelmiştir. Carney’nin ziyareti, ABD’nin Venezuela hamlesinin yarattığı belirsizliğin bir yansımasıdır. Müdahale, Kanada’nın ABD ile olan ekonomik entegrasyonunu sorgulatmış, ABD-Meksika-Kanada Anlaşması (USMCA) anlaşmasının geleceğini belirsizleştirmiştir. Bu bağlamda Kanada-Çin yakınlaşması, istikrarsızlığın yarattığı fırsatları değerlendirme stratejisi olarak görülebilir.
Kanada-Çin ilişkilerinin yakınlaşması, ekonomik, politik ve jeopolitik boyutlarda incelenebilir. Ekonomik olarak, Kanada’nın ABD’ye bağımlılığı (ihracatın %75’i), Trump’ın %25’lik tarifeleriyle tehdit edilmiştir. Carney’nin ziyareti, Çin’in devasa pazarını kullanarak ticaret çeşitlendirmeyi amaçlamakta olup elektrikli araç tarifeleri ve kanola tohumu anlaşmazlıklarının çözümü hedeflenmektedir.[vi]
Politik boyutta, Huawei üst düzey yöneticisi Meng Wanzhou’nun 2019 tarihinde ABD’nin talebi üzerine Kanada havalimanında gözaltına alınması[vii] sonrası gerilen ilişkiler, Carney’nin yeni tip stratejik ortaklık vurgusuyla yumuşatılmaktadır. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, güven artırıcı iletişim ve müdahale eliminasyonunu önermekte, Kanada’nın ise çok taraflı işbirliğini (iklim değişikliği, enerji) ön plana çıkarmaktadır. Bu yakınlaşma, Kanada’nın stratejik özerkliğini artırma çabasıdır.[viii]
Jeopolitik olarak, Venezuela müdahalesi sonrası ABD’nin Donroe Doktrini, Kanada’yı Çin’e yaklaştırmıştır. Yakınlaşma, ABD hegemonyasına karşı bir denge unsuru olarak işlev görmektedir.[ix] Bu boyutlar, Kanada’nın realist bir yaklaşımla, güç dengesini yeniden yapılandırma çabasını yansıtmaktadır. Ancak ulusal güvenlik ve insan hakları gibi konularda sınırlılıklar mevcuttur.
Küresel Güney, Venezuela müdahalesi sonrası ABD’nin hegemonik eylemlerine karşı artan bir tedirginlik yaşamaktadır. Müdahale, Latin Amerika’da organize suç ve göç sorunlarını derinleştirmiş, Brezilya ve Kolombiya gibi ülkelerde suç örgütlerinin (ELN, Tren de Aragua) yayılmasını tetiklemiştir. İstikrarsızlık yabancı suç gruplarını çekmektedir. Müdahale, ABD’nin Küresel Güney’deki “gunboat” diplomasisini canlandırmış, Afrika ve Asya ülkelerinde anti-ABD duyguları artırmıştır. Güney Afrika ve Gana gibi ülkeler, Maduro’nun serbest bırakılmasını talep etmiş, bu da Küresel Güney’in egemenlik savunmasını pekiştirmiştir. Bu olay, Çin’in BM Şartı’nı savunma imajını güçlendirmektedir. Kanada-Çin yakınlaşması, Küresel Güney’e örnek teşkil etmekte olup çok kutuplu düzen arayışını desteklemektedir. Venezuela’daki insani krizler devam etmekte, yardım örgütleri belirsizliğe dikkat çekmektedir.[x]
Sonuç olarak Çin, ABD hegemonyasına meydan okumakta, ancak onun yerine geçecek şekilde bir küresel hakimiyet peşinde koşmamaktadır. Aksine çok kutuplu düzen istediğini vurgulamaktadır. Çin’in Küresel Güney’de yumuşak gücü (yatırımlar, ticaret) etkili olup ABD’nin hipokrasisini eleştirmektedir. ABD’nin Venezuela müdahalesi sonrası artan istikrarsızlık, uluslararası ilişkiler disiplininde hegemonik geçiş teorilerini (örneğin, Organski’nin güç geçişi modeli) yeniden gündeme getirerek, Kanada-Çin yakınlaşmasını yapısal bir yanıt olarak konumlandırmakta olup bu süreç çok kutuplu bir dünya düzeninin oluşumunu hızlandırmaktadır. Zira ABD’nin tek taraflı eylemleri, Küresel Güney’de egemenlik normlarının erozyonuna yol açarken, Çin’in “kazan-kazan” diplomasisi dünyada yeni bir denge unsuru olarak yükselmektedir. Gelecekteki senaryolarda, realist perspektiften bakıldığında, Kanada’nın stratejik hamlesi ABD baskısı altında kalıcılaşabilir ve öngörüldüğü üzere, küresel ticaretin parçalanmasıyla Kanada-Çin ekonomik entegrasyonu derinleşebilir. Buna karşılık yapısalcı yaklaşımlar, Batılı ülkelerin ideolojik tepkilerinin (örneğin, insan hakları söylemiyle) bu yakınlaşmayı sınırlayacağını, Küresel Güney’in ise Çin’in yumuşak gücünden yararlanarak özerklik arayışını sürdüreceğini vurgulamaktadır. 2030’lara uzanan dönemde hegemonik rekabetin hibrit savaşlara evrilmesi muhtemel olup bu bağlamda Kanada-Çin ilişkileri, küresel istikrarsızlığın yönetiminde kritik bir test alanı teşkil edecektir.
[i] “Trump’ın Venezuela baskınını gerekçelendirdiği ‘Monroe Doktrini’ nedir?”, Euro News, https://tr.euronews.com/2026/01/07/trumpin-venezuela-baskinini-gerekcelendirdigi-monroe-doktrini-nedir, (Erişim Tarihi: 15.01.2026).
[ii] “The global implications of the US military operation in Venezuela”, Brookings, https://www.brookings.edu/articles/the-global-implications-of-the-us-military-operation-in-venezuela/, (Erişim Tarihi: 15.01.2026).
[iii] Aynı yer.
[iv] “UN experts condemn US aggression against Venezuela”, United Nations, https://www.ohchr.org/en/press-releases/2026/01/un-experts-condemn-us-aggression-against-venezuela, (Erişim Tarihi: 15.01.2026).
[v] “Venezuela: Navigating a New Era of Uncertainty”, Holland & Knight, https://www.hklaw.com/en/insights/publications/2026/01/venezuela-navigating-a-new-era-of-uncertainty, (Erişim Tarihi: 15.01.2026).
[vi] “Canada’s strategic shift: Pragmatic cooperation with China amid US uncertainty”, CGTN, https://news.cgtn.com/news/2026-01-14/Canada-s-strategic-shift-Cooperation-with-China-amid-US-uncertainty-1JVrLpvvsfm/p.html, (Erişim Tarihi: 15.01.2026).
[vii] “Huawei’nin üst düzey yöneticisi Meng Wanzhou Kanada hükümetine dava açtı”, BBC News, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-47438281, (Erişim Tarihi: 15.01.2026).
[viii] “Caught Between Superpowers, Canada Seeks a New Path in Beijing”, The New York Times, https://www.nytimes.com/2026/01/14/world/canada/carney-trip-china-relations-trump.html, (Erişim Tarihi: 15.01.2026).
[ix] “As Carney visits China to diversify Canada’s trade, the ‘Donroe Doctrine’ further strains US relations”, Chatham House, https://www.chathamhouse.org/2026/01/carney-visits-china-diversify-canadas-trade-donroe-doctrine-further-strains-us-relations, (Erişim Tarihi: 15.01.2026).
[x] “What are the implications of the US intervention in Venezuela for organized crime?”, Global Initiative, https://globalinitiative.net/analysis/what-are-the-implications-of-the-us-intervention-in-venezuela-for-organized-crime/, (Erişim Tarihi: 15.01.2026).
