Küba devleti ve resmî basını, 3 Ocak 2026 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Venezuela’ya yönelik askeri operasyonunu “devlet terörü” ve “suç teşkil eden askeri saldırı” olarak nitelendirmiştir. Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, Havana’daki Anti-Emperyalist Tribün’de yaptığı açıklamada bu müdahaleyi hem uluslararası hukuka açık bir ihlal hem de bölgenin barışına yönelik ciddi bir saldırı olarak değerlendirmiştir. Ona göre, bu eylem “‘barış bölgesi’ olarak ilan edilmiş Latin Amerika ve Karayipler’e karşı doğrudan bir saldırıdır.”[i][ii]
Prensa Latina aracılığıyla yayımlanan ve Küba Komünist Partisi’nin organı Granma’da yer alan resmi açıklamada açıkça vurgulanan bu değerlendirme, saldırının sadece bir askeri operasyon olmadığını, aynı zamanda emperyalist amaçlarla yürütülen bir hegemonik girişim olduğunu söylemektedir. Granma, bu saldırının sadece Venezuela’ya değil, tüm Latin Amerika ve Karayipler’deki egemenliğe yönelik bir tehdit olduğunu belirtmiştir.[iii]
Granma üzerinden yayımlanan Küba hükümeti bildirisine göre saldırı, ABD’nin uzun süredir sürdürdüğü “savaş kampanyasının” bir parçası olup bunun amacı emperyalist kontrolü genişletmek, bölgedeki doğal kaynaklara erişimi sağlamak ve alternatif hükümet modellerini tasfiye etmektir. Bu perspektif, Küba basınında operasyonun motivasyonuna ilişkin resmi okumanın temelini oluşturmaktadır.[iv]
Küba resmî açıklamalarında, ABD’nin eylemi uluslararası hukukun ihlali, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’na aykırı saldırıve bağımsız bir ülkenin egemenliğine müdahale olarak tanımlamaktadır. Resmî haber ajansı Prensa Latina, Díaz-Canel’in ifadelerini aktarırken, ABD’nin iddia ettiği gerekçelerin (örneğin “narco-terörle mücadele” vb.) tamamen temelsiz olduğunu ve bu saldırının “haklı ve meşru hiçbir gerekçesi olmadığını” belirtmektedir. Küba liderliği, saldırının sadece askeri güç kullanımı değil, aynı zamanda siyasi müdahale ve rejim değişikliği amacı taşıdığınıvurgulamaktadır.[v]
Küba basını bu çerçevede saldırıyı, uluslararası barış ve güvenliğe yönelik bir tehdit olarak görmektedir. Bu bakışla, olay sadece Venezuela için değil, tüm bölge için “yeni bir hegemonik saldırı” anlamına gelmektedir. Küba yayımlarında bu söylem, saldırının sadece bir askeri hamle değil, aynı zamanda ideolojik ve ekonomik bir proje olarak ele alındığı bir perspektifle sunulmaktadır.[vi]
Küba, saldırının somut insani maliyetini vurgulamak üzere, operasyonda ölen Kübalıların sayısını ve kimliklerini de gündeme taşımıştır. Küba hükümeti 32 Kübalı asker ve güvenlik görevlisinin hayatını kaybettiğini duyurmuş ve ülke çapında yas ilan etmiştir. Küba devlet medyası bu olayı “kardeş halkların kanının Venezuela’da birleştiği” şekilde yorumlayarak, dayanışma ve bağlılık mesajını güçlendirmiştir.[vii]
Küba kaynaklarında öne çıkan bu dramatik unsur, saldırının sadece politik bir eylem olmadığını, aynı zamanda Küba toplumu için gerçek ve ağır bir trajedi olduğunu göstermektedir. Bu kayıplar, Havana’nın resmî anlatısında saldırının insani boyutunu öne çıkaran en önemli argümanlardan biri olmuştur.
Havana merkezli resmi değerlendirmeler, saldırının ardında ABD’nin bölgesel hegemonyasını yeniden tesis etme arayışını olduğunu vurgulamaktadır. Granma’daki resmi hükümet bildirisi, saldırının amacı olarak Venezuela’nın doğal kaynaklarına —özellikle petrol rezervlerine— erişimi göstermekle birlikte, Bolivarcı ve Chavista projeyle dayanışmayı zayıflatmak olarak da tanımlamaktadır. Bu yüzden saldırı, sadece askeri değil, stratejik bir saldırı olarak yorumlanmaktadır.[viii]
Küba siyasî söyleminde bu saldırı, Monroe Doktrini’nin yeniden canlandırılması ve ABD’nin bölgedeki eski nüfuz mekanizmalarını yeniden devreye sokma çabası olarak sunulmaktadır. Küba basınının saldırıyı tarihsel bir bağlamda, ABD-Latin Amerika ilişkilerinin uzun geçmişi üzerinden anlattığı görülmektedir.
Díaz-Canel yönetimi, sadece saldırıyı kınamakla kalmamış, aynı zamanda uluslararası toplumdan güçlü bir tepki ve dayanışma çağrısı yapmıştır. Granma ve Prensa Latina gibi kaynaklarda yer alan açıklamalarda, diğer devletlere ve uluslararası örgütlere “acil tepki verme” çağrısı yer almıştır. Bu çağrı, BM ve diğer bölgesel kurumlar aracılığıyla Venezuela’nın egemenliğinin korunmasını hedeflenmektedir.
Bu çerçevede Küba medyası saldırının sadece iki ülke arasında bir çatışma olmadığını, bölgesel barışa ve uluslararası hukuka yönelik bir saldırı olduğunu belirtmektedir. Saldırının sonuçları arasında “Latin Amerika ve Karayipler’in barış bölgesi idealine zarar” vermesi en çok tekrar edilen temalardan biri olarak öne çıkmıştır.
Küba’ya bu saldırı, bölgedeki güç dengelerini ve dayanışma mekanizmalarını derinden etkilemektedir. Resmî medyada saldırı hem Venezuela hükümetinin hem de Bolivarcı müttefiklerin direniş kapasitesini sınayan bir eylem olarak sunulmaktadır. Bu etki, sadece askeri veya ekonomik değil, aynı zamanda siyasi dayanışma ve bölgesel birlik üzerinde bir sınav anlamına gelmektedir.
Küba kaynakları bunu, kendilerinin uzun süredir savunduğu anti-emperyalist ve entegrasyoncu politikalarla bağ kurarak değerlendirmektedir. Resmî söylemde saldırı, bölgenin dış müdahalelere karşı “barış bölgesi” ilan edilmesinin bir yalan olduğunu ortaya koyan bir durum olarak betimlenmektedir.
Küba’da Venezuela’ya yönelik ABD saldırısının bu denli sert bir dille ele alınması, yalnızca ideolojik dayanışma veya müttefiklik ilişkileriyle açıklanmamaktadır. Aksine bu tutum, Küba’nın kendi tarihsel deneyiminden beslenen bir güvenlik algısının yansımasıdır. Havana kaynaklı değerlendirmelerde, ABD’nin Latin Amerika’daki müdahaleci pratiği, Küba’nın Soğuk Savaş’tan bu yana maruz kaldığı askerî tehditler, ekonomik abluka ve rejim değişikliği girişimleriyle ilişkilendirilerek okunmaktadır. Bu çerçevede Venezuela’ya yönelik saldırı, Küba açısından yalnızca bölgesel bir kriz değil, kendi egemenliği ve siyasal varlığına yönelik potansiyel tehditlerin güncel bir hatırlatıcısı olarak konumlandırılmaktadır. Dolayısıyla Küba basınındaki sert söylem, dışsal bir dayanışmadan ziyade, tarihsel hafızaya dayalı bir savunma refleksi olarak şekillenmektedir.
[i] “Cuba Denounced the Direct Attack Against Venezuela: It Is State Terrorism.” Granma – Official Voice of the Communist Party of Cuba, en.granma.cu/cuba/2026-01-03/cuba-denounced-the-direct-attack-against-venezuela-it-is-state-terrorism, (Erişim Tarihi: 11.01.2026).
[ii] Prensa Latina. “Cuba Denounces Attack on Venezuela as an Act of State Terrorism.” PL English, www.plenglish.com/news/2026/01/03/cuba-denounces-attack-on-venezuela-as-an-act-of-state-terrorism/, (Erişim Tarihi: 11.01.2026).
[iii] Cubaminrex. “Cuba Strongly Condemns the Cowardly Aggression of the United States against Venezuela and Expresses Its Absolute Support for That Sister Nation.” Granma, en.granma.cu/cuba/2026-01-04/cuba-strongly-condemns-the-cowardly-aggression-of-the-united-states-against-venezuela-and-expresses-its-absolute-support-for-that-sister-nation, (Erişim Tarihi: 11.01.2026).
[iv] Aynı yer.
[v] Prensa Latina, a.g.e.
[vi] Granma, a.g.e. “Cuba Denounced the Direct Attack Against Venezuela…,”
[vii] Granma. “Información del Gobierno Revolucionario sobre combatientes caídos en cumplimiento de su deber en Venezuela.” Granma, www.granma.cu/cuba/2026-01-04/informacion-del-gobierno-revolucionario-sobre-combatientes-caidos-en-cumplimiento-de-su-deber-en-venezuela-04-01-2026-19-01-40, (Erişim Tarihi: 11.01.2026).
[viii] Cubaminrex, a.g.e.
