13-15 Şubat 2026 tarihlerinde icra edilen Münih Güvenlik Konferansı’ndaki en önemli tartışmalarından biri Amerika Birleşik Devletleri (ABD) olmadan Avrupa’nın kendi güvenliğini nasıl sağlayacağı olmuştur. Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) olmadan Avrupa’nın kendi güvenliğini sağlama çabaları, 1992 yılında Maastricht Anlaşması’nda ilan edilen ve Avrupa Birliği’nin (AB) üç sütunundan biri olan Ortak Dış ve Güvenlik Politikası (ODGP) ile somut bir hal almıştı. Fakat ODGP sütunu, büyük oranda NATO’yla birlikte ve uyumlu bir stratejinin takip edilmesini öngörmüştü.
Fransa’nın öncülüğünde on yıllardır dile getirilen Avrupa Ordusu fikri, hayata geçmeyen bir proje olarak kalmış ve kıtanın güvenliği için NATO’ya bağımlılık devam etmiştir. Münih Güvenlik Konferansı’nda bu konuda bir çıkışta bulunan Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, “Avrupa’nın karşılıklı savunma maddesini hayata geçirme” çağrısı yapmıştır.[1] Von der Leyen’in bahsetmiş olduğu AB Antlaşması’nın 42. maddesinin 7. Fıkrası ise şu şekildedir: “Bir üye devletin topraklarına silahlı bir saldırı olması durumunda, diğer üye devletler, ellerinden gelen tüm yardım ve desteği sağlamakla yükümlüdür.”[2]
Özellikle ABD’nin Grönland’a yönelik saldırı tehdidi sonrası Avrupa için bu maddenin hayata geçirilmesi artık kaçınılmaz hale gelmiştir. Fakat Avrupa ülkelerinin savunma bütçelerine ayırdıkları paylar, orduların modernizasyonu açısından düşük kalmaktadır. Bu yüzdendir ki kıta güvenliğini sağlayacak bir Avrupa Ordusu için hem kararlı bir siyasi iradeye hem de ülke düzeyinde güçlü ordulara ihtiyaç duyulmaktadır.
Birliğin öncülüğünü yapan Fransa ve Almanya’nın bu açıdan Avrupa’nın geri kalanına örnek teşkil edecek adımları atmadıkları sıkça dile getirilmektedir. İkinci Dünya Savaşı sonrası askerî açıdan pasif hale getirilen Alman Ordusu’nun modernize edilmesine duyulan ihtiyaç, 2022 yılında Rusya’nın Ukrayna’ya saldırıyla birlikte ciddi düzeyde ortaya çıkmıştır. Rusya’ya karşı verilen savaşta Ukrayna’ya gereken askeri desteği yapabilme ve sürdürebilme konusunda oldukça zorlanan Alman Hükümeti, ordusunu geliştirmek için harekete geçmiş olsa bile bu modernizasyonun en az on yıl süreceği tahmin edilmektedir.[3]
Alman savunma sanayindeki bu zafiyet, Ukrayna’ya Taurus füzelerinin tedarikinde yaşanan gecikmelerde açık şekilde görülmüştür. Paris yönetimi de asker gönderme seçeneği dahil olmak üzere Kiev’e en güçlü desteği veren Avrupalı aktörlerden biri olmuştur. Ukrayna’ya asker konuşlandırma planlarını güçlü şekilde dile getiren Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, bu çıkışları sebebiyle Rusya’nın ağır eleştirilerine maruz kalmıştır.
Ukrayna’ya savunma alanında en güçlü desteği veren aktörlerden biri de Birleşik Krallık olmuştur. Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşan İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Brexit yıllarının sona erdiğini belirterek Avrupa’nın savunmasına olan desteklerini yinelemiştir.[4] İngiltere olmadan Avrupa’nın güvenliğinin sağlanamayacağını vurgulayan Starmer,[5] bütünleşik bir savunma anlayışının geliştirilmesine duyulan ihtiyacı dile getirmiştir. Bu bağlamda Starmer, Avrupa NATO’sunun kurulması için Birleşik Krallık’ın AB’yle daha yakın çalışması gerektiğini belirtmiştir.[6]
Bu açıdan İngiltere’nin hem Atlantik hem Avrasya kanadında kritik bir aktör olarak devreye girdiği ve transatlantik bağların sürdürülmesini sağladığı söylenebilir. Transatlantik ilişkilerde kritik rol oynayan Birleşik Krallık’ın bu politikalarının da esasında hegemonya arayışlarının bir parçası olduğu düşünülebilir. Bu anlamda Birleşik Krallık, uluslararası arenada kendisini hem ABD’nin “Grönland” gibi çıkışlarını dizginleyebilecek bir aktör hem de Avrupa’nın “güvenliğinin garantörü” olarak konumlandırma arzusundadır. Böylelikle hem Avrupa’nın hem Atlantik’in lider ülkelerinden biri olarak uluslararası sistemde yükselme arayışındadır.
Rusya-Ukrayna Savaşı sonrası AB ülkelerinde Daimi Yapılandırılmış İşbirliği (PESCO) çerçevesinde savunma sanayi ortak projelerinde önemli bir ivme görülmüştür. PESCO kapsamında yürütülen askeri işbirliği projeleri, Avrupa Ordusu yolunda atılmış stratejik adımlar olup ulusal orduların geliştirilmesinde etkili olmaktadır. Dahası AB Komisyonu Başkanı’nın “karşılıklı savunma maddesinin hayata geçirilmesi” çağrısında bulunması ve AB Stratejik Pusulası kapsamında “2030 yılına kadar beş bin kişilik hızlı intikal kuvveti kurma” planı, son derece önemli gelişmelerdir.
Yine 29 Mayıs 2025 tarihinde yürürlüğe giren 150 milyar euroluk Avrupa Güvenlik Eylemi (SAFE) ortak savunma finansman programı çerçevesinde Avrupa ülkeleri, birbirlerinin savunma sanayilerinden de ortak satın alımlar yapabilmektedirler. Bu bütçeden en büyük payları ise Polonya, Fransa ve İtalya gibi ülkeler almıştır. Bu proje kapsamında Baltık ülkeleri başta olmak üzere savunma konusunda zayıf kalan diğer Avrupalı aktörlerin desteklenmesi amaçlanmıştır.
Sonuç olarak Avrupa, NATO’dan bağımsız bir güvenlik sistemi inşa edebilmek için büyük zorluklarla karşı karşıyadır. Bu zorlukların başında, üye ülkelerin askeri kapasitelerinin istenen düzeyde olmaması gelmektedir. Ayrıca Avrupa’nın toplam askeri gücünün Rusya’yla rekabet edebilecek gelişmişliğe ve yeteneklere sahip olmadığı, özellikle Baltık ve Doğu Avrupa ülkeleri açısından büyük zafiyetlerin bulunduğu belirtilmektedir. Donald Trump ile birlikte ABD, NATO çerçevesinde Avrupa’nın güvenliğini sağlama konusunda çekimser davranmaktadır. Bu yüzden Avrupa içerisinde İngiltere, Fransa ve Almanya gibi büyük güçlerin atacağı adımlar önem kazanmaktadır. Fakat Ukrayna’daki savaşla birlikte Avrupa’nın halihazırda siyasi, askeri ve ekonomik açıdan ciddi eksiklik ve imkansızlıklara sahip olduğu anlaşılmıştır. ABD, odağını Asya-Pasifik’e doğru çevirirken, Avrupa’nın kendi güvenliğini sağlayabilmesi için önünde fazla bir zamanının kalmadığı tahmin edilmektedir.
[1] “Von der Leyen says Europe must bring its mutual defence clause ‘to life’”, FT, https://www.ft.com/content/30ee3ac3-f1b1-42e6-a802-f19bf2f34a39, (Erişim Tarihi: 16.02.2026).
[2] Aynı yer.
[3] “Bir Ordu Yeniden Diriliyor: Alman Ordusu (Bundeswehr)”, Savunma Sanayist, https://www.savunmasanayist.com/bir-ordu-yeniden-diriliyor-alman-ordusu-bundeswehr/, (Erişim Tarihi: 16.02.2026).
[4] “UK’s Starmer calls for stronger ‘hard power’ and European defence ties”, Global Banking and Finance, https://www.globalbankingandfinance.com/uk-pm-starmer-urges-closer-collaboration-europe-defence/, (Erişim Tarihi: 16.02.2026).
[5] “No UK security without Europe, Starmer says at Munich summit”, East London And Vertiser, https://www.eastlondonadvertiser.co.uk/news/national/25854571.no-uk-security-without-europe-starmer-says-munich-summit/, (Erişim Tarihi: 16.02.2026).
[6] “No UK security without Europe, Starmer says at Munich summit”, Politico, https://www.politico.eu/article/keir-starmer-uk-must-get-closer-eu-to-build-european-nato/, (Erişim Tarihi: 16.02.2026).
