Özbekistan, dünyada nadir görülen biçimde çift karasal (double landlocked) ülkelerden biridir. Diğeri Lihtenştayn’dır. Yani, kendisi karasal bir devlet ve komşusu bütün devletler de karasal devletlerdir. Dolayısıyla Özbekistan’ın açık denizlere ve okyanuslara ulaşması için (Hazar Denizi’nin yani Hazar Su Kütlesinin bir kapalı iç deniz olduğunu da hesaba katarsak), sadece komşu olan bir ülkeye değil, karasal devlet olan komşularının da komşularının sınırlarından geçerek onların aracılığıyla en yakın ihracat limanlarına erişimi olduğu unutulmamalıdır.
Klasik jeopolitik yaklaşımlarda denize erişimin olmaması genellikle yapısal bir dezavantaj olarak ele alınsa da bu durum Heartland (bir bölgenin kalbi, merkezi ya da en önemli yeri) perspektifiyle değerlendirildiğinde farklı bir anlam kazanmaktadır. MacKinder’in bu konudaki çalışmalarında, birçok farklı coğrafi bölgenin merkezinde yer alarak onlara erişebilmek bir avantajdır.[1] Özellikle Avrasya’nın merkezinde yer alan Özbekistan için bu coğrafi özellik, doğru stratejilerle bir kırılganlık ya da daha az avantajlı olmaktan çıkarak jeostratejik bir avantaja dönüşebilmektedir.
Cumhurbaşkanı Sayın Şevket Mirziyoyev döneminde Özbekistan, bölgeyle ve komşularla iyi ilişkilere önem veren, uluslararası piyasalarla daha bütünleşmiş ve çeşitli bağlantısallık projeleri (connectivity projects) ile ticaret koridorları önceleyen bir dış politika yürütmektedir. Cumhurbaşkanı Mirziyoyev’in Cumhurbaşkanlığı dönemindeki dış ekonomik politika, diplomasi ve ekonomik işbirliklerine değer veren bir vizyon sunmaktadır. Özbekistan’ın yeniden farklı ekonomik işbirlikleri, ticaret partnerleri ve dengeli ortaklıklar üzerinden bölgesel bir düğüm noktası olma yönünde dikkat çekici bir dönüşüm yaşamaktadır. Aslında tarih boyunca, belki de MacKinder’in Heartland teorisine de esin kaynağı olan Emir Timur’un imparatorluğu da tam da ticaret yollarının kalbinde yer almaktaydı. Günümüzde de benzer şekilde farklı koridorların ve ticaret rotaları, yani kısaca yeniden canlandırılan Yeni İpek Yolu rotasının kalbinde bulunan Özbekistan’ın bu konumu avantaja çevirmesine yönelik bir vizyon ve irade söz konusudur.
Dünya Bankası verilerine göre 2024 yılında 36.4 milyonluk bir nüfusa sahip olan Özbekistan’ın nüfusu da istikrarlı biçimde artmaktadır[2] ve resmi verilere göre 2025 yılında Özbekistan’da yerleşik daimi nüfus 37.5 milyonu geçmiştir.[3] Yani 2024 ile 2025 arası bir yılda nüfusun bir milyondan fazla attığı anlaşılmaktadır. Artan nüfus, genç demografik yapı ve sanayileşme hedefleri, ülkeyi İpek Yolu’nun çağdaş versiyonlarını yeniden canlandırmaya elverişli kılmaktadır. Hatta bunu biraz da mecburiyet haline getirmektedir. Bu da bağlantısallığı (connectivity) Özbekistan için tercih edilen bir strateji hâline getirmektedir. Bu süreçte Türkiye için, Orta Koridor proje hedefleri bakımından ve Türkiye’den sonra nüfusu en kalabalık Türk Devletleri Teşkilatı’na (TDT) üye ülke olması sebebiyle TDT bağlamında Özbekistan kilit bir stratejik ortak ülkedir.[4] Türkiye, Özbekistan’ın ticaret rotalarının çeşitlendirilmesi konusunda stratejik, tamamlayıcı ve güvenilir bir ortak olarak öne çıkmaktadır.
Karasal Dezavantajdan ‘Heartland’ Avantajına
Jeopolitik literatürde denize erişim, tarihsel olarak ekonomik kalkınma, ticaret hacmi ve güç projeksiyonu açısından belirleyici bir unsur olarak kabul edilmiştir. Buna karşılık Halford Mackinder’ın geliştirdiği Heartland Teorisi, kara hâkimiyetinin ve kıtasal merkezlerin de küresel güç dengelerinde en az deniz gücü kadar belirleyici olabileceğini savunmaktadır. Bu çerçevede değerlendirildiğinde, Özbekistan’ın çift karasal (double landlocked) yapısı bir dezavantaj değil; aksine Avrasya’nın merkezinde yer alan stratejik bir konumun sonucu olarak ele alınabilir. Özbekistan, Çin, Rusya, Güney Asya, Orta Doğu ve Hazar havzası arasında konumlanan coğrafyasıyla tarihsel İpek Yolu’nun kalbinde yer almıştır. Günümüzde bu tarihsel mirasın modern bağlantısallık projeleri ve çağdaş ticaret ağları üzerinden yeniden işlevsel kılınmasından en çok faydalanacak ülkelerden biri Özbekistan’dır.
Lakin Özbekistan’ın istikrarlı biçimde artan nüfusu dolayısıyla genç nüfusu ve genç iş gücünün bulunması, ekonomik açılımları ve bağlantısallık projelerini bir bakıma elzem kılmaktadır. Özbekistan’ın hızla artan nüfusu ve genç iş gücü potansiyeli, istihdam yaratma baskısını ve ihracata dayalı ekonomik büyüme ihtiyacını artırmaktadır. Denize doğrudan erişimin olmaması, ülkeyi tek bir hatta bağımlı kalmaksızın çoklu ticaret ve ulaştırma koridorlarına eş zamanlı yatırım yapmaya yöneltmektedir. Bu kapsamda Orta Asya-Çin bağlantıları, Hazar geçişli batı yönlü hatlar ile Güney Asya ve Orta Doğu’ya uzanan alternatif rotalar, Özbekistan’ın ekonomik ve jeopolitik açılımının temel ayaklarını oluşturmaktadır. Özbekistan’ın bir yandan Rusya ve Çin, diğer yandan da Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) ile iyi ilişkiler yürütmesindeki temel mantık bu çeşitlendirme yaklaşımıdır.
Bu nedenle bağlantısallık, Özbekistan açısından hem altyapısal bir tercih, hem de ekonomik sürdürülebilirlik, dış politika manevra alanı ve bölgesel ağırlık kazanımı açısından gereklidir. Rota çeşitlendirme stratejisiyle olası ekonomik kırılganlıklar ve tedarik zincirinin aksama riskleri minimum seviyeye indirilebilir.
Mirziyoyev Döneminde Dengeli ve Çok Yönlü Açılım
Özbekistan Cumhurbaşkanı Sayın Şevket Mirziyoyev yönetimi, Özbekistan dış politikasında belirgin bir vizyon temsil etmektedir. Bu çok yönlü yaklaşım, tek bir büyük güce aşırı bağımlı olmayan, çok ortaklı ve dengeli bir dış politika anlayışına dayanmaktadır. Çok yönlü ve dengeli diplomasi demek, kimseden vazgeçildiği anlamına gelmez. Aksine dostların sayısının arttırılması bakımından yeni dostlarla yeni işbirlikleri geliştirilirken, eski dostlarla da daha derinden bağların sağlamlaştırılması anlamına gelir.
Ticaret, yatırım, ulaştırma ve lojistik merkezli bu çok taraflı vizyon, çok yönlü iyi ilişkileri ve dengeli bağları öncelemektedir.[5] Özbekistan’ı yalnızca bir transit ülke olmaktan çıkararak aynı zamanda üretim, dağıtım ve ticaret merkezi hâline getirmeyi hedeflemektedir.[6] Ayrıca hem turizm hem de çeşitli bilişim ve teknoloji sektörlerinde hizmet sağlayıcı bir ülke potansiyelinin de geliştirilmesine de büyük önem verilmektedir. Bu durum, Türkiye ile Orta Asya ülkeleri arasında sadece mal ve hizmet ticaretinin de ötesinde bilim diplomasisi[7] ve teknolojik işbirliğinin de önümüzdeki yıllarda önemli olacağının bir göstergesi olarak kabul edilebilir.
Bu çerçevede geliştirilen koridor diplomasisi, Türkiye dâhil, bölgesel ve bölge dışı ortaklarla kurulan dengeli ilişkilerle somutlaşmaktadır. Mirziyoyev yönetiminin farklı güzergâhları eş zamanlı olarak değerlendiren yaklaşımı, Özbekistan’a jeopolitik esneklik kazandırmakta ve ülkenin stratejik özerkliğini güçlendirmektedir.
İpek Yolu’nun Güncellenmesi ve Orta Koridor’un Önemi
Günümüzde İpek Yolu, tarihsel bir metaforun ötesinde; enerji güvenliği, lojistik verimlilik, dijital altyapı ve küresel tedarik zincirlerinin dayanıklılığı tartışmalarının merkezinde yer almaktadır.[8] Çin’in önderliğindeki Yol ve Kuşak Girişimi de bu Yeni İpek Yolu canlandırılmasının önemini ortaya seren atılımlardan belki de en bilinenidir. Bu bağlamda Orta Koridor, Özbekistan için yalnızca bir alternatif değil, stratejik bir zorunluluk olarak öne çıkmaktadır. Orta Koridor’a daha güçlü entegrasyon, transit sürelerini kısaltmakta, ticaret maliyetlerini düşürmekte ve Özbekistan’ın küresel tedarik zincirlerindeki görünürlüğünü artırmaktadır.[9]
Bu noktada Türkiye hem coğrafi konumu hem de siyasi ve diplomatik kapasitesiyle Özbekistan’ın Batı’ya açılan güvenli ve istikrarlı kapısı konumundadır. Türkiye-Özbekistan stratejik işbirliği, Orta Asya ve Türk Devletleri ekseninde olmakla birlikte birçok alanda aslında “Stratejik Tamamlayıcılık” üzerine kurulu olduğu söylenebilir.[10] Türkiye ile Özbekistan arasındaki ilişkiler, klasik ikili ticaret anlayışının ötesine geçerek lojistik, ulaştırma, enerji, sanayi, eğitim ve insan sermayesi gibi alanlarda stratejik bir tamamlayıcılık üretmektedir.[11] Türkiye’nin Orta Koridor vizyonu ile Özbekistan’ın bağlantısallık ihtiyacı büyük ölçüde örtüşmektedir. Bu durum iki ülkeyi rakip değil, birbirini güçlendiren ortaklar hâline getirmektedir.
Sonuç
Özbekistan örneği, klasik jeopolitikte dezavantaj olarak görülen karasal konumun, 21. yüzyıl bağlantısallık projeleri sayesinde avantaja dönüştürülebileceğini (heartland teorisinde olduğu gibi) açık biçimde göstermektedir. Mirziyoyev liderliğinde izlenen dengeli, çok yönlü ve koridor odaklı politika, Özbekistan’ı yeniden Avrasya’nın merkezine taşımaktadır. Günümüz dünyasında güç, yalnızca askerî kapasiteyle değil; ticaret akışlarını yönlendirme, koridorları şekillendirme ve bağlantısallık üretme kabiliyetiyle ölçülmektedir. Bu açıdan bakıldığında Özbekistan, Heartland’ın aktif bir jeoekonomik düğüm noktası olma yolunda ilerlemektedir.
[1] Diriöz, A. O. & Alımlı, K. (2020). “Klasik jeopolitik yaklaşımlar üzerinden Rusya’nın Suriye politikaları”. Cappadocia Journal of Area Studies, 2(2), 104-126. https://doi.org/10.38154/cjas.47.
[2] Dünya Bankası (2026), World Bank Data, Total Population of Uzbekistan https://data.worldbank.org/indicator/SP.POP.TOTL?locations=UZ, (Erişim Tarihi: 20.01.2026).
[3] Özbekistan Mission to UN Geneva. http://uzbekistan-geneva.ch/the-permanent-population-of-uzbekistan-has-exceeded-37-5-million.html, (Erişim Tarihi: 20.01.2026).
[4] TRT Avaz, Mirziyoyev ve Orta Koridor.
https://www.trtavaz.com.tr/haber/tur/turkistandan/ozbekistan-cumhurbaskani-mirziyoyev-orta-koridorun-imkanlarinin-genisletilmes, (Erişim Tarihi: 20.01.2026).
[5] Toktogulov, B., Uzbekistan’s Foreign Policy under Mirziyoyev, Eurasian Research Journal.
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/2224459, (Erişim Tarihi: 20.01.2026).
[6] Kocatepe, Ö. F., Mirziyoyev Döneminde Dış Politika Değişimi ve Etkileri.
https://dergipark.org.tr/en/pub/tubar/issue/78126/1280986, (Erişim Tarihi: 20.01.2026).
[7] Güzel, M. & Erol, M. S. (2019). “Türkiye İle Türk Cumhuriyetleri Arasındaki İlişkilerin Bilim Diplomasisi Boyutu”. Bölgesel Araştırmalar Dergisi, 3(1), 12–49.
[8] Dadabaev, T., Connectivity, Energy, and Transportation in Uzbekistan’s Strategy.
https://www.researchgate.net/publication/344359460, (Erişim Tarihi: 20.01.2026).
[9] Eurasianet, Uzbekistan unveils plan to upgrade Middle Corridor trade.
https://eurasianet.org/uzbekistan-unveils-plan-to-upgrade-middle-corridor-trade, (Erişim Tarihi: 20.01.2026).
[10] Central Asia’s Strategic Autonomy in the New Heartland.
https://reference-global.com/download/article/10.2478/ecdip-2025-0013.pdf, (Erişim Tarihi: 20.01.2026).
[11] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Türkiye–Özbekistan Anlaşmaları.
https://www.iletisim.gov.tr, (Erişim Tarihi: 20.01.2026).
