Güneydoğu Asya siyasetinde son yıllarda gözlemlenen kutuplaşma eğilimlerinin bir yansıması olarak Tayland’da 8 Şubat 2026 Pazar günü gerçekleştirilen genel seçimler, iki karşıt siyasal vizyon arasındaki rekabetin belirleyici olduğu bir sürece işaret etmiştir. Seçimlerin galibi, Başbakan Anutin Charnvirakul’un liderliğini yürüttüğü Bhumjaithai Partisi olmuştur. Bu sonuç, Tayland siyasal yaşamında uzun yılların ardından bir muhafazakâr partinin seçimlerden açık ve belirgin bir çoğunlukla çıkması bakımından tarihsel bir dönüm noktasını ifade etmektedir. Muhafazakâr-kraliyetçi çizgide konumlanan parti; milliyetçi söylem, monarşik yapıya bağlılık ve mevcut siyasal düzenin korunması vurgusuyla öne çıkmaktadır. Toplumsal ve siyasal desteğini büyük ölçüde eski bürokratik elitler, askerî çevreler ve monarşi yanlısı kesimlerden almaktadır.
Bu muhafazakâr süreklilik vurgusunun karşısında ise seçim sürecinde alternatif bir siyasal yönelim belirginleşmiştir. Halk Partisi’nin temsil ettiği bu çizgi, değişim talebi, anayasal reform çağrıları ve daha kapsayıcı bir demokratik düzen vaadi etrafında şekillenmiştir. Nitekim, 2023 seçimlerinde partinin selefi olan Move Forward Partisi en yüksek oy ve sandalye sayısına ulaşarak askerî-kraliyetçi siyasal düzen içerisindeki rakiplerine karşı önemli bir başarı elde etmiş; ancak askerler tarafından atanmış senatörlerin engellemesi nedeniyle iktidara gelememiştir. Akabinde Anayasa Mahkemesi, monarşiyi eleştirmeyi ağır biçimde cezalandıran lèse-majesté yasasında reform öngören programını anayasaya aykırı bularak partinin kapatılmasına karar vermiştir.[i]
Bu siyasal müdahalelere rağmen reformist çizgi bütünüyle tasfiye edilememiş; aksine, Halk Partisi çatısı altında yeniden örgütlenerek programatik bir çerçeve kazanmıştır. Parti, ekonomik ve siyasal güç yoğunlaşmasını sınırlandırmayı, askerî yapının kamusal alandaki etkisini dengelemeyi, geniş ve merkeziyetçi bürokrasiyi yeniden yapılandırmayı ve eğitim sistemini çağdaş normlar doğrultusunda reforme etmeyi amaçlayan kapsamlı bir dönüşüm gündemi ortaya koymuştur. Hareketin kuruluşundan bu yana geçen sekiz yıllık süreçte söz konusu reformist ajanda, özellikle genç kuşaklar nezdinde güçlü bir toplumsal karşılık üretmiş ve partinin siyasal mobilizasyon kapasitesini artırmıştır.
Hatırlatmak gerekirse, Halk Partisi erken seçim kararı alınması ve askerî müdahale sürecinde hazırlanan anayasanın yeniden yazılmasına yönelik bir referandumun başlatılması şartıyla Anutin’e destek vermeyi kabul etmiştir. Bu siyasi uzlaşı sonucunda Anutin, geçtiğimiz yılın sonlarında Meclis’teki en büyük blok konumundaki Halk Partisi’nin desteğiyle başbakanlık görevine gelmiştir. Söz konusu siyasi uzlaşının bir sonucu olarak, 8 Şubat seçimleriyle eş zamanlı biçimde seçmenler 2017 yılında askerî yönetim altında hazırlanan anayasanın reforme edilip edilmeyeceğine ilişkin bir referandumda da oy kullanmıştır. Anayasa karşıtları, mevcut anayasanın mahkemeler ve Senato gibi doğrudan halk tarafından seçilmeyen kurumlara geniş yetkiler tanıyarak demokratik temsil mekanizmalarını sınırladığını ve siyasal dengeyi seçilmiş organlar aleyhine bozduğunu ileri sürmektedir.
Ancak geriye dönük olarak değerlendirildiğinde, Halk Partisi’nin bu tercihi stratejik açıdan tartışmalı bir adım olarak görülmektedir. Zira söz konusu destek, Anutin’e iktidarın kurumsal ve siyasal imkânlarından yararlanma fırsatı sunmuş; muhafazakâr seçmeni konsolide etmesine alan açmış ve aynı zamanda Halk Partisi’nin kendi ideolojik konumlanışını zedelemiştir.[ii] Nitekim son seçim sonuçları, 2023 yılında elde edilen başarıyı yeniden üretmeyi hedefleyen Halk Partisi açısından belirgin bir gerilemeye işaret etmektedir. Uzmanlara göre partinin geçmişte dile getirdiği askerî reform talepleri, Anutin tarafından millî hassasiyetlere mesafeli bir siyasi çizgi izlediği algısını oluşturmak amacıyla stratejik biçimde kullanılmış ve bu söylem çerçevesi de partinin kamuoyu desteğinin aşınmasına katkı sağlamıştır.[iii]
Bununla birlikte seçim sonuçlarının yalnızca iç siyasal dengelerle değil, güvenlik ve dış politika bağlamındaki gelişmelerle de bağlantılı olduğu değerlendirilebilir. 2025 yılında Kamboçya ile yaşanan iki kısa süreli sınır çatışmasının ardından yükselen milliyetçi söylemi siyasal stratejisinin merkezine yerleştiren Anutin Charnvirakul liderliğindeki Bhumjaithai Partisi, monarşi ve ordu gibi Tayland siyasal sisteminin köklü kurumlarının konumunu koruma taahhüdüyle muhafazakâr kesimlerin başlıca temsilcisi konumuna yükselmiştir.
Nitekim Tayland-Kamboçya hattında tırmanan gerilim, kamuoyunda egemenlik ve ulusal güvenlik hassasiyetlerini belirgin biçimde artırmıştır. Çatışma sürecinin beslediği milliyetçi atmosferi siyasal mobilizasyon aracı olarak değerlendiren Anutin, Tayland-Kamboçya sınırı boyunca fiziksel bir duvar inşa edilmesi ve askerî kapasitenin artırılması yönündeki taahhütlerini yeniden gündeme taşımış; güvenlik temelli söylemi seçim kampanyasının temel eksenlerinden biri hâline getirmiştir.
Bu güvenlik merkezli siyasal çerçeve, muhalefet açısından ise daha karmaşık bir tablo ortaya çıkarmıştır. Kamboçya-Tayland sınır geriliminin tırmanması, Halk Partisi’ni siyasal açıdan zor bir denge arayışına itmiştir. Parti, ulusal güvenlik hassasiyetlerini gözetme ile ordu ve monarşi reformu hedeflerini sürdürme arasında sıkışmış; bu durum manevra alanını daraltmıştır. Çatışma ortamının ordunun toplumsal desteğini artırması ise Halk Partisi’nin daha ılımlı seçmenlere açılmasını güçleştirmiştir. Kriz dönemlerinde seçmen davranışının genellikle istikrar, düzen ve güçlü liderlik vurgusu yapan siyasal aktörlere yöneldiği göz önünde bulundurulduğunda, seçim sonuçları güvenlik temelli reflekslerin sandık tercihine yansıması olarak değerlendirilebilir.
Bununla birlikte Başkan Donald Trump döneminde ABD dış politikasının zaman zaman öngörülemez bir karakter arz etmesi, bölgedeki müttefik ülkelerde stratejik belirsizlik algısını derinleştirmiştir. Tayland gibi geleneksel bir ABD müttefiki açısından bu durum, dış tehditler karşısında iç bütünlüğü ve düzeni önceleyen bir siyasal yönelimi teşvik edebilmektedir. Bu çerçevede seçim sonuçları, seçmen tercihinin yalnızca iç siyasi dinamiklerle değil, aynı zamanda bölgesel güvenlik ortamı ve küresel güç dengelerindeki belirsizlikler tarafından da şekillendiğini göstermektedir. Ortaya çıkan tablo, Tayland toplumunun mevcut konjonktürde kapsamlı bir reform sürecinden ziyade öngörülebilirliği ve istikrarı önceleyen bir tercihte bulunduğuna işaret etmektedir.
Seçimlerin ardından piyasalarda gözlemlenen tepki de bu yönelimi destekler niteliktedir. Siyasi istikrarsızlık riskinin görece azalacağına dair beklentiler, finansal piyasalara olumlu yansımış; Tayland borsası yaklaşık %3 oranında yükselerek son bir yılı aşkın sürenin en yüksek seviyesine ulaşmıştır.[iv] Bu gelişme, yatırımcıların seçim sonucunu kısa vadede istikrarı güçlendiren bir unsur olarak değerlendirdiğini ortaya koymaktadır.
Bu ekonomik iyimserlik, sandık sonuçlarının siyasal düzlemde yarattığı güç dağılımıyla örtüşmektedir. Seçim Komisyonu verilerine göre Bhumjaithai, rakiplerinin açık ara önüne geçerek Tayland Parlamentosu’ndaki 500 sandalyenin 194’ünü kazanmıştır. Seçim öncesi kamuoyu yoklamalarında önde konumlandığı görülen Halk Partisi, sandık sonuçlarına göre 118 milletvekilliğiyle beklentilerin gerisinde kalmıştır. Buna karşılık eski Başbakan Thaksin Shinawatra’nın siyasi mirasını temsil eden popülist Pheu Thai Partisi, 74 sandalye elde ederek parlamentoda üçüncü sıraya yerleşmiştir.[v] Bhumjaithai Partisi’nin seçimlerden birinci parti olarak çıkmasına rağmen Anutin Charnvirakul’un yeniden başbakan seçilebilmesi için Meclis’te basit çoğunluğu ifade eden 251 sandalyeye ulaşılması zorunludur. Partinin tek başına bu çoğunluğu sağlayamaması, hükümetin kurulabilmesi açısından koalisyon arayışını kaçınılmaz kılmaktadır.
Sol siyasal çizgide yer alan Halk Partisi, Anutin Charnvirakul liderliğinde kurulması muhtemel bir koalisyon hükümetinde yer almayacağını açıkça beyan etmiştir. Diğer yandan Pheu Thai Partisi’nin, Bhumjaithai Partisi öncülüğünde oluşturulacak olası bir koalisyon hükümetine katılım yönünde yapılacak bir davete olumlu yaklaşabileceği yönünde siyasal çevrelerde güçlü bir kanaat bulunmaktadır.[vi] Bununla birlikte Senato’daki koltukların önemli bir bölümünün Bhumjaithai’ye yakın isimlerce doldurulmuş olması, Parlamento’nun iki kanadı üzerinde de belirleyici bir etki ve fiilî kontrol tesis etme olasılığını güçlendirmektedir. Seçim sonuçları, Bhumjaithai’nin koalisyon görüşmelerine oldukça avantajlı bir noktadan başlayacağını göstermektedir. Parti, hükümeti kurarken küçük partilere kilit bakanlıklar vermek zorunda kalmayacak; sınırlı sayıda ortakla işbirliği yaparak yönetimin ana kontrolünü elinde tutabilecektir.
Başbakan, yeniden göreve gelmesi durumunda mevcut maliye, dışişleri ve ticaret bakanlarının yeni kabine yapılanmasında da görevlerini muhafaza edeceğini daha önce kamuoyuyla paylaşmıştır. Kabinede kilit ekonomik ve diplomatik pozisyonların korunacağı yönündeki açıklama, özellikle seçim sonrası belirsizlik ortamında piyasalara ve yatırımcılara “politika sürekliliği” taahhüdü sunmaktadır. Maliye ve ticaret alanlarında ani yön değişimlerinin olmayacağı beklentisi, makroekonomik istikrar algısını güçlendirebilir.
Ancak bu süreklilik vurgusu, Tayland ekonomisinin karşı karşıya bulunduğu yapısal sorunları ortadan kaldırmamaktadır. Uzun yıllardır devam eden siyasi istikrarsızlık, büyüme performansını aşağı çekmiş ve ülkenin “Asya’nın yeni hasta adamı” olarak nitelendirilmesine yol açmıştır. Geçtiğimiz yıl yalnızca %1,5 oranında gerçekleşen büyüme, bu kırılgan tabloyu somutlaştırmaktadır.[vii] Bu nedenle Anutin, seçimlerden elde ettiği güçlü halk desteğini yalnızca mevcut politikaları sürdürmek için değil, aynı zamanda siyasi istikrarı güçlendirerek iş dünyası odaklı reformları hayata geçirmek için bir fırsat olarak değerlendirmektedir.
Benzer biçimde, Dışişleri Bakanı’nın görevine devam etmesi de mevcut dış politika önceliklerinin korunacağına işaret etmektedir. Bu durum, özellikle büyük güç rekabetinin yoğunlaştığı bir konjonktürde Tayland’ın dış politika yöneliminde radikal bir kırılma yaşanmayacağı mesajını vermektedir. Bu durum, seçim sonrası dönemde “değişim” yerine “istikrar” söyleminin öne çıkarıldığını göstermektedir.
Asya’daki en eski ABD müttefiklerinden biri olan Tayland’ın, bu çerçevede büyük güçler arasında keskin bir saflaşmaya gitmek yerine pragmatik ulusal çıkarlarını merkeze alan bir denge politikası izlemesi muhtemel görünmektedir. Öte yandan Anutin’in, Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) çerçevesinde özellikle iç savaşın devam ettiği Myanmar meselesinde daha etkin bir rol üstlenerek bölgesel istikrara katkı sunma yönünde bir irade ortaya koyduğu görülmektedir.
Sonuç olarak 8 Şubat seçimleri, Tayland siyasetinde yalnızca partiler arası bir güç değişimini değil; aynı zamanda mevcut konjonktürde seçmen önceliklerinin nasıl şekillendiğini de ortaya koymuştur. Güvenlik kaygılarının arttığı, bölgesel ve küresel belirsizliklerin derinleştiği bir dönemde seçmenlerin kapsamlı ve riskli bir reform ajandasından ziyade öngörülebilirlik, düzen ve kurumsal süreklilik vaat eden bir siyasal çizgiye yöneldiği anlaşılmaktadır. Bhumjaithai’nin elde ettiği başarı, muhafazakâr-kraliyetçi eksenin toplumsal meşruiyetini yeniden tahkim ederken; reformist hareketin ise söylemsel etkisini sürdürmesine rağmen geniş koalisyonlar kurma kapasitesinde sınırlılıklarla karşı karşıya kaldığını göstermektedir.
Bununla birlikte ortaya çıkan tablo, Tayland’da siyasal rekabetin sona erdiğine değil, aksine yeni bir evreye girdiğine işaret etmektedir. Ekonomik kırılganlıklar, anayasal reform tartışmaları ve büyük güç rekabetinin yarattığı dış politika baskıları, önümüzdeki dönemde hükümetin manevra alanını belirleyecek temel parametreler olmaya devam edecektir. Dolayısıyla seçim sonuçları kısa vadede istikrar arayışının galip geldiğini ortaya koymaktadır. Fakat orta ve uzun vadede Tayland siyaseti, “yapısal dönüşüm ve reform talepleri” ile “güvenlik ve düzen eksenli siyasal yaklaşım” arasındaki gerilim hattında ilerlemeye devam edecek gibi durmaktadır.
[i] “The pro-democrcy People’s party is leading the polls, but Thailand has been here before”, The Guardian, https://www.theguardian.com/world/2026/feb/07/the-pro-democracy-peoples-party-is-leading-the-polls-but-thailand-has-been-here-before, (Erişim Tarihi: 10.09.2026).
[ii] “Seeking Stability, Thai Voters Decisively Reject Progressive Party”, The New York Times, https://www.nytimes.com/2026/02/08/world/asia/thailand-election-opposition-conservatives.html, (Erişim Tarihi: 09.02.2026).
[iii] Aynı yer.
[iv] “Thailand’s ruling party readies for coalition talks after big election win”, Reuters, https://www.reuters.com/world/asia-pacific/thailands-bhumjaithai-prepares-coalition-talks-after-big-election-win-2026-02-09/, (Erişim Tarihi: 10.02.2026).
[v] Aynı yer.
[vi] “Thailand’s conservative Bhumjaithai party top polls but will need partners to form government”, AP News, https://apnews.com/article/thailand-election-anutin-peoples-politics-bhumjaithai-13e29b82fc2127a7de3bd2a1f332405a, (Erişim Tarihi: 10.02.2026).
[vii] “What Prime Minister Anutin Charnvirakul’s Election Means for Thailand and the World”, TIME, https://time.com/7373034/prime-minister-anutin-charnvirakul-thailand-election-result-bhumjaithai-interview-takeaways/, (Erişim Tarihi: 10.02.2026).
