Analiz

Vagadugu’dan Yörüngeye: Sahel’in İlk Ortak Uydusu ve Stratejik Özerklik Arayışı

Sahel’in gökyüzüne çizilen bu yeni hattın dikkatle yönetilmesi gerekmektedir.
AES, yeryüzündeki kırılgan denklemleri yörüngeden yeniden tanzim etme imkânına kavuşabilecektir.
Yörüngeye yerleştirilmesi planlanan bu uydu, Sahel’in gökyüzüyle birlikte jeopolitik koordinatlarını da yeniden tanımlama potansiyelini bünyesinde barındırmaktadır.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Vagadugu’da Rusya Büyükelçisi ile Burkina Faso Başbakanı arasında gerçekleşen görüşme, Sahel’in ilk ortak telekomünikasyon uydusunu masaya yatırmıştır. Bu temas, teknik bir altyapı hamlesinin çok ötesinde anlamlar taşımaktadır. Mali, Nijer ve Burkina Faso’nun teşkil ettiği Sahel Devletleri İttifakı (AES) şemsiyesi altında Moskova ile yürütülen bu süreç, uydu teknolojisi hususunda derinleşen bir ortaklığa işaret etmektedir.

Söz konusu işbirliği; bölgenin egemenlik arayışı, inşa edilmeye çalışılan yeni güvenlik mimarisi ve dış politika yönelimi açısından kritik bir eşik teşkil etmektedir. Bilhassa Fransa ve Batılı diğer aktörlerin askerî varlığını geri çektiği bir konjonktürde bu adım oldukça manidardır. Yörüngeye yerleştirilmesi planlanan bu uydu, Sahel’in gökyüzüyle birlikte jeopolitik koordinatlarını da yeniden tanımlama potansiyelini bünyesinde barındırmaktadır.

AES tarafından planlanan telekomünikasyon uydusunun ilk katmanı, somut iletişim hizmetleri ve kamu diplomasisi üzerinden okunabilir. Bamako’daki temaslarda projenin detayları netleşmiştir.[i] Hedefler arasında televizyon ve radyo yayınlarının tüm AES coğrafyasına ulaştırılması önceliklidir. Ayrıca altyapısal eksikliklerin hissedildiği kırsal bölgelerde ve sınır hatlarında internet ile telefon hizmetlerinin VSAT teknolojisiyle temin edilmesi amaçlanmaktadır.[ii]

Kesintisiz ve kriptolu resmî-askerî haberleşme imkânı sunulması da projenin sacayaklarından biridir. Söz konusu ağın tam kapasiteye ulaşması durumunda Sahra Altı Afrika internet etkileşiminde ciddi bir artış beklenebilir. Angola örneğinde görülen sıçrama buna emsal teşkil etmektedir. Angola, AngoSat‑2 hamlesinin akabinde bir yıl içerisinde internet kullanıcısını takriben üç milyon artırmıştır. Mobil hat abone sayısında ise dokuz milyondan fazla artış sağlanmıştır. Dolayısıyla proje, AES nezdinde “ulaşılmayan noktaya erişim” hedefiyle somut bir teknik zemine oturmaktadır.

Meselenin ikinci katmanı güvenlik ve gözetim boyutunda şekillenmektedir. AES ile Roscosmos arasında mutabık kalınan ikili uydu programı telekomünikasyonun yanı sıra yer gözlem kapasitesini de ihtiva etmektedir.[iii] Planlanan yer gözlem uydusu sınır hatlarının izlenmesi ve geniş alan gözetimi için kullanılacaktır. Terör gruplarının hareketliliğinin takibi, doğal afetlerin ve çevresel şokların gözlemlenmesi maksadıyla yüksek çözünürlüklü görüntü akışı sağlanacaktır.

Terör grupları havaalanlarına saldırı düzenleyebilmekte ve sınır karakollarını sıklıkla hedef almaktadır. Böyle bir ortamda gerçek zamanlı yahut kısa gecikmeli uydu görüntüleri hayati önem taşır. Bu veriler, sahadaki birliklerin konuşlanmasından lojistik faaliyetlere kadar geniş bir yelpazede karar alıcıların elini güçlendirecektir. Bu çerçevede yörüngedeki platform, AES’in ortak savunma söylemini teknik ve kurumsal düzlemde tahkim eden bir kuvvet çarpanı hüviyetine bürünmektedir.

Üçüncü katman ise AES’in egemenlik ve stratejik özerklik söylemiyle doğrudan ilintilidir. İttifak liderleri son dönemde “kendi kaderini tayin”, dış müdahalelere mesafe ve yeni ortaklık mimarisi kavramlarını sıklıkla vurgulamaktadır. Uydu programı bu söylemin somutlaştığı dosyalardan biri olarak gelişim göstermektedir. Bu yapı kritik veriyi kendi topraklarında üretecek ve ortak bir uzay projesi etrafında siyasi birlik görüntüsü verecektir. Böylece bölgesel ve küresel düzeyde yeni bir özneleşme iddiası ortaya konulmaktadır. Bilhassa televizyon ve radyo yayınlarının AES’e ait bir uydu üzerinden gerçekleştirilmesi mühimdir. Bu durum bilginin dolaşımı kadar sembolik egemenlik açısından da stratejik bir kazanım olarak görülmektedir.

Bu aşamada uydu programının işletme modeline ilişkin tartışmalar da ciddiyet kazanmaktadır. Mevcut anlaşmalar uyduların tasarım, üretim ve fırlatma süreçlerinin Rus tarafınca üstlenildiğini göstermektedir. AES ise bu kapasiteye hizmet alımı üzerinden erişecektir. Lakin şimdiden “AES Uzay Ajansı” benzeri bir kurumsal çerçevenin gerekliliği tartışılmaya başlanmıştır.

Uzun vadede yörünge slotlarının yönetimi ve yer istasyonlarının işletilmesi gibi konular gündeme gelecektir. Spektrum tahsisleri ve gelir paylaşımı başlıkları da AES bünyesinde teknik ve siyasi karar gerektirecektir. Böylesi bir kurumsallaşma hamlesi ittifakın kapasitesini artıracaktır. Böylece güvenliğin ötesinde dijital ve uzay alanlarında da ortak politika üretme imkânı doğacaktır.

Uydu programının dış aktörler nezdinde nasıl okunduğu hususu, Sahel jeopolitiğinin yeni katmanını anlamlandırmak açısından ayrıca önemlidir. Paris ve Brüksel açısından AES’in Moskova ile telekomünikasyon ve uzay dosyasında derinleşmesi endişe vericidir. Bu durum, hâlihazırda zayıflayan etki alanının daha da daralması manasına gelmektedir. Avrupa Birliği’nin son stratejik belgelerinde bazı uyarılar dikkat çekmektedir.[iv] Rusya’nın Afrika’daki bilgi alanını şekillendirme ve dezenformasyon ağlarını genişletme kapasitesine vurgu yapılmaktadır.

Washington cephesinde ise uydu dosyası daha farklı ele alınmaktadır. Sahel’de Rusya ve diğer aktörlerin askerî-teknolojik varlığının kalıcı hale gelme ihtimali belirmiştir. Bu sebeple güvenlik planlamasında yeni revizyonlar zorunlu olabilir. NATO ve ABD kaynaklı analizlerde Sahel hattı artık enerjinin yanı sıra göç ve bilgi güvenliği bağlamında da “stratejik derinlik alanı” olarak değerlendirilmektedir.

Bölgesel düzlemde ECOWAS çevresi ile Cezayir, Nijerya ve Moritanya gibi aktörler açısından da durum hassastır. AES’in uydu hamlesi muhtelif refleksler doğurabilir. Bölgedeki iletişim ve gözetim kapasitesinin artması bir taraftan faydalıdır. Sınır aşan tehditlerin takibi açısından dolaylı katkı sağlayabilir. Diğer taraftan Sahel’deki askerî yönetimlerin yeni bir güç projeksiyonu aracı kazanması dengeleri değiştirecektir. Bu durum siyasal denge ve rekabet dinamiklerini sertleştirebilir. Dolayısıyla uydu programı Sahel içi ve Sahel çevresi jeopolitiğinde yeni bir faktördür. Bu hamle yeni çatışma alanları yaratabileceği gibi sürtünme sahalarının ortaya çıkmasına da sebebiyet verebilir.

Uydu dosyası veri egemenliği ve siber kırılganlık bağlamında da kritik soruları beraberinde getirmektedir. Telekomünikasyon ve yer gözlem uydularından elde edilecek verinin nerede depolanacağı mühimdir. Hangi altyapılar üzerinden işlendiği, yazılım güncellemeleri ve bakım süreçlerinin kimlerin kontrolünde olacağı hususları belirsizliğini korumaktadır. Bu detaylar AES’in uzun vadeli teknolojik bağımlılık düzeyini doğrudan etkileyecektir.

Rus yapımı platformlara ve yer istasyonlarına bağlı bir sistemde bazı riskler mevcuttur. Şifreleme anahtarlarının, ağ yönetim protokollerinin ve yazılım bileşenlerinin kontrolü Moskova’ya geçebilir. Bu da Rusya’ya önemli bir kaldıraç kazandırabilir. Bu vaziyet uydu programının niteliğini sorgulatmaktadır. Projenin egemenliği tahkim eden bir araç mı yoksa yeni bağımlılık ilişkileri üreten bir kanal mı olacağı tartışılacaktır.

Tüm bu unsurlar bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilebilir. AES’in uydu hamlesi birkaç yıl zarfında bölgeyi dönüştürebilir. Sahel’in güvenlik dokusunu, bilgi altyapısını ve dış politika manzarasını yeniden şekillendirme potansiyeli mevcuttur. Yörüngeye gönderilmesi planlanan telekomünikasyon ve yer gözlem uyduları basit cihazlar değildir. Bunlar AES için kapsama alanı genişleten teknik araçlar olmanın ötesindedir.

Sınırların, kaynakların, göç yollarının ve çatışma hatlarının uzaydan okunabildiği yeni bir egemenlik tahayyülünün bileşenleri haline gelmektedir. Sahel’in gökyüzüne çizilen bu yeni hattın dikkatle yönetilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde bölgeyi farklı bağımlılık ilişkilerine daha fazla açabilir. Doğru kurgulandığı takdirde ise sonuç farklı olacaktır. AES, yeryüzündeki kırılgan denklemleri yörüngeden yeniden tanzim etme imkânına kavuşabilecektir.

[i] “Burkina Faso, Mali, Niger Turn to Russia to Build the Sahel’s First Shared Telecom”, Business Insider Africa, 22 Ocak 2026, https://africa.businessinsider.com/local/lifestyle/burkina-faso-mali-niger-turn-to-russia-to-build-the-sahels-first-shared-telecom/efg8sh6, (Erişim Tarihi: 23.01.2026).

[ii] “La Russie Pourrait Lancer un Satellite de Télécommunications au Profit des Pays du Sahel.” Kosmos News, 22 Ocak 2026, https://kosmosnews.fr/2026/01/22/la-russie-pourrait-lancer-un-satellite-de-telecommunications-au-profit-des-pays-du-sahel/, (Erişim Tarihi: 23.01.2026).

[iii] “La Russie et le Burkina Faso ont Discuté de la Possibilité de Lancer un Satellite Russe de Télécommunications pour les Pays du Sahel”, Afrinz, 22 Ocak 2026, https://afrinz.ru/fr/2026/01/la-russie-et-le-burkina-faso-ont-discute-de-la-possibilite-de-lancer-un-satellite-russe-de-telecommunications-pour-les-pays-du-sahel/, (Erişim Tarihi: 23.01.2026).

[iv] “AES : Le Burkina Faso et la Russie en Négociations pour un Satellite de Communication.” La Nouvelle Tribune, 22 Ocak 2026, https://lanouvelletribune.info/2026/01/aes-le-burkina-faso-et-la-russie-en-negociations-pour-un-satellite-de-communication/, (Erişim Tarihi: 23.01.2026).

Göktuğ ÇALIŞKAN
Göktuğ ÇALIŞKAN
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde lisans eğitimi alan Göktuğ ÇALIŞKAN, aynı süreçte çift anadal programı kapsamında üniversitenin Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yer alan Uluslararası İlişkiler bölümünde de eğitim görmüştür. 2017 yılında lisans mezuniyetini tamamladıktan sonra Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde yüksek lisans programına başlayan Çalışkan, bu programı 2020 yılında "Hindistan Şiiliği ve İran’ın Hindistan Politikasının Yumuşak Güç Çerçevesinde Değerlendirmesi: Kontrüktivist Bir Bakış" adlı teziyle başarı ile tamamlamıştır. 2018 yılında ise çift ana dal programı kapsamında eğitim gördüğü Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olmuştur. Millî Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Seçme ve Yerleştirme (YLSY) programı kapsamında Fransa’da dil eğitimi alan Göktuğ Çalışkan, ardından Fas’ta bulunan Uluslararası Rabat Üniversitesinde 2. yüksek lisansını "La Présence Chinoise En Afrique Et L’évaluation De La Politique Africaine De La Chine Dans Le Contexte Du Projet « La Ceinture Et La Route » : Les Cas du Kenya et de l’Ouganda" (Çin'in Afrika'daki Varlığı ve Çin'in Afrika Politikasının Kuşak ve Yol Projesi Bağlamında Değerlendirilmesi: Kenya ve Uganda Örnekleri) teziyle 2022 yılında tamamlamıştır. Aynı zamanda Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi olan Çalışkan, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde de doktorasına devam etmektedir. Çalışkan, ayrıca YLSY kapsamında Fas’ta yine Uluslararası Rabat Üniversitesi’nde doktoraya başlamıştır. Ankasam Uluslararası İlişkiler uzmanı olarak çeşitli konularda röportajları ve analizleri bulunan Çalışkan, kitap bölümleri, makaleler ve kitap incelemelerine de devam etmektedir. Çalışkan, iyi derecede İngilizce ve Fransızca bilmekte olup, Çin-Afrika İlişkileri, Sahel, Sahel’de Din ve Güvenlik, İran, Şiilik, Hindistan, Gıda Güvenliği, Afrika'da İklim, İsyanlar ve Terörizm, Afrika Jeopolitiği, Kuşak ve Yol Projesi, Orta Asya üzerine akademik çalışmalarını sürdürmektedir.

Benzer İçerikler