3 Ocak 2026 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Venezuela’ya yönelik bir askerî operasyon düzenlemiş; bu operasyon kapsamında Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile eşi Cilia Flores gözaltına alınmıştır. Müdahaleden yalnızca saatler önce Maduro’nun, Latin Amerika’dan Sorumlu Çin Özel Temsilcisi Qiu Xiaoqi ile Karakas’ta bir araya gelmiş olması, yaşanan gelişmelere belirgin bir diplomatik ve stratejik boyut kazandırmıştır. Bu yönüyle ABD’nin Venezuela’ya müdahalesi, yalnızca ülkenin iç siyasi dengelerini sarsmakla kalmamış; aynı zamanda Çin’in Venezuela’da zaman içinde inşa ettiği ekonomik etki alanını ve stratejik konumlanmasını da doğrudan etkileyen yeni bir güç mücadelesi zeminini ortaya çıkarmıştır. Söz konusu gelişme, Pekin’in Venezuela merkezli çıkarlarının sürdürülebilirliğini ve Latin Amerika’daki genel stratejik yaklaşımının sınırlarını yeniden tartışmaya açmıştır.
Çin, Üçüncü Dünya ülkeleriyle ilişkilerinde uzun süredir benimsediği kalkınma odaklı diplomatik yaklaşımın bir yansıması olarak Latin Amerika’yı barışçıl bir işbirliği alanı olarak çerçevelendirmiştir. Bu söylem, Çin’in kendisini askerî ve ideolojik rekabetten uzak; altyapı yatırımları, ticaret ve finansman yoluyla kalkınmayı teşvik eden bir ortak olarak konumlandırmasına imkân tanımıştır. Buna paralel olarak birçok Latin Amerikalı aktör de büyük güç rekabetinin yarattığı jeopolitik maliyetlerden kaçınarak Çin’le ilişkilerini öncelikle ekonomik kazanç ve kalkınma fırsatları temelinde şekillendirmeyi tercih etmiştir. Venezuela bu yaklaşımı benimseyen ülkeler arasında yer almıştır.
Venezuela’nın Çin’le geliştirdiği ilişkiler, 1999 yılında Hugo Chávez’in iktidara gelişiyle birlikte güçlenmiş; 2013 yılı sonrasında Nicolás Maduro döneminde ise bu etkileşim daha kapsamlı ve çok boyutlu bir nitelik kazanmıştır. Özellikle ABD ile artan gerilimlerin Venezuela’nın dış politika söylemine hâkim olması, Karakas’ın ekonomik ve mali ihtiyaçlarını büyük ölçüde Çin üzerinden karşılamasına zemin hazırlamış; bu yakınlaşma zamanla savunma alanını da kapsayacak şekilde genişlemiştir. Nitekim Venezuela, Latin Amerika’da Çin menşeli savunma sistemlerini en yoğun biçimde tedarik eden ülke olarak öne çıkmış; bu alımlar hafif zırhlı platformlar ve roket sistemlerinden tanksavar ve gemi savar füze teknolojilerine uzanan geniş bir yelpazeye yayılmıştır.[i]
Bu stratejik yakınlaşmanın ekonomik temelini ise yirmi birinci yüzyılın başından itibaren Çin tarafından Venezuela’ya sağlanan yüksek hacimli krediler oluşturmuştur. Çin, Güney Amerika’daki en yakın ortaklarından biri olan petrol zengini Venezuela’ya 100 milyar doları aşan tutarda kredi sağlayarak, ülkeyi küresel ölçekte Çin finansmanının en büyük tek alıcısı konumuna taşımıştır. Söz konusu krediler ağırlıklı olarak demiryolları, elektrik santralleri ve diğer büyük ölçekli altyapı projelerinin finansmanında kullanılmış,[ii] geri ödeme mekanizması ise petrol sevkiyatlarına dayalı olarak kurgulanmıştır.
Bu ekonomik bağımlılık ilişkisi, özellikle 2019 yılında Trump yönetimi tarafından Venezuela’ya yönelik yaptırımların uygulanmasının ardından daha görünür hâle gelmiştir. Yaptırımlar sonrasında Çin, Venezuela ham petrolü için başlıca alıcı konumuna yükselmiş; nitekim Kpler tarafından yayımlanan piyasa raporu, 2025 yılının son aylarında Venezuela’nın petrol ihracatının yaklaşık %80’inin Çin pazarına yöneldiğini ortaya koymuştur.[iii] Bununla birlikte bu yüksek ticari yoğunlaşmaya rağmen Venezuela kaynaklı petrolün Çin’in toplam petrol ithalatı içerisindeki payının yalnızca yaklaşık %4 seviyesinde kalması, söz konusu bağımlılığın Pekin açısından sınırlı bir stratejik ağırlığa sahip olduğunu göstermektedir. Ortaya çıkan bu asimetrik yapı, Çin’e Venezuela dosyasında daha geniş bir esneklik ve manevra alanı tanımaktadır.
Nitekim Venezuela kaynaklı petrol ihracatında olası bir aksama yaşanması hâlinde Çin’in, Kanada, İran ve Irak gibi ülkelerden benzer niteliklere sahip ham petrol tedarik etme kapasitesine sahip olduğu değerlendirilmektedir.[iv] Ancak bu alternatif tedarik kanallarının daha yüksek maliyetler doğurması, söz konusu seçeneğin uzun vadede ekonomik açıdan sürdürülebilirliğini tartışmalı hâle getirmektedir. Bu durum, Venezuela petrolünün Çin için vazgeçilmez bir kaynak olmaktan ziyade maliyet ve risk dengesi çerçevesinde değerlendirilen ikincil bir unsur olarak konumlandığını ortaya koymaktadır.
Buna karşın, son yıllarda Venezuela’nın Çin’e olan milyarlarca dolarlık kredi geri ödemelerinde yaşanan aksamalar ve petrol üretimindeki yapısal sorunlar nedeniyle Çin yatırımlarında belirgin bir gerileme gözlemlenmiş olsa da Pekin’in Karakas’a atfettiği siyasi ve jeopolitik önemin bütünüyle ortadan kalktığını söylemek güçtür. Nitekim 2023 yılında Nicolás Maduro’nun Pekin’e gerçekleştirdiği resmî ziyaret sırasında ikili ilişkilerin; siyaset, ticaret, enerji ve diğer stratejik alanlarda uzun vadeli işbirliğini öngören ve Çin dış politikasında sınırlı sayıda ülkeye atfedilen “her koşulda stratejik ortaklık” düzeyine yükseltilmesi, Çin’in Venezuela’yı yalnızca ekonomik bir ortak değil, aynı zamanda bölgesel ve küresel hesaplarında stratejik bir aktör olarak görmeye devam ettiğini göstermektedir.
Çin’in Venezuela ile ilişkilerini bu düzeyde muhafaza etmesi ve Latin Amerika genelindeki varlığını sürdürme iradesi ise Washington tarafından daha geniş bir jeopolitik çerçeve içerisinde değerlendirilmektedir. Amerika Birleşik Devletleri, Çin’in bölgede derinleşen varlığını, kendi yakın çevresinde siyasi ve ekonomik etki alanını artırabileceği stratejik bir alanın ortaya çıkışı olarak değerlendirmekte; bu durumun, bölgenin geleneksel olarak ABD’nin nüfuz alanı olarak algılanan jeopolitik konumunu sorgulatan bir gelişme niteliği taşıdığını düşünmektedir. Bu nedenle Çin’in bölgedeki ilerleyişi, yalnızca iktisadi rekabet çerçevesinde değil, küresel güç dengeleri ve stratejik çevreleme tartışmaları bağlamında da ele alınmaktadır.
Trump’ın, Çin ve Rusya’nın ABD’nin “kapı komşusu” hâline gelmesinden duyduğu rahatsızlığı açıkça dile getirmesi de bu söylemsel çerçevenin bir uzantısı olarak okunabilir.[v] Bu politik arka plan bağlamında Pekin yönetimi ise Washington’un, geçici Venezuela yönetimine Çin ve Rusya ile olan ekonomik ilişkilerini sonlandırması yönünde talimat vereceğini ileri süren bir ABD raporunu kesin bir dille reddetmiş; söz konusu iddiayı güçlü ifadelerle kınamıştır.[vi]
Bu tepkisel çerçevenin yansıması olarak Şi Cinping, ABD’nin Venezuela’daki eylemlerini “tek taraflı ve yıldırıcı bir davranış” olarak nitelendirmiş; “hiçbir ülkenin dünyanın hakimi gibi hareket edemeyeceğini” ve uluslararası hukuka saygının “üstün gelmesi gerektiğini” vurgulamıştır. İleriye dönük olarak değerlendirildiğinde, Çin’in, diplomatik söylemini sertleştirmesi ve Venezuela dosyasında ekonomik çıkarlarını korumaya yönelik daha temkinli ve koruyucu tedbirler geliştirmesi olası görünmektedir. Bununla birlikte The China-Global South Project’in genel yayın yönetmeni Eric Olander’a göre Çin açısından asıl kaygı, Güney Amerika’daki diğer ülkelerin ABD’nin olası tepkilerini gözeterek büyük ölçekli Çin yatırımlarına mesafeli yaklaşmaya başlamasıdır.[vii] Bu durum, Venezuela krizinin Çin için yalnızca ikili ilişkiler bağlamında değil, Latin Amerika genelindeki stratejik konumlanması açısından da yapısal riskler barındırdığını ortaya koymaktadır.
Bu risk algısına rağmen Çin’in Venezuela’ya yönelik doğrudan ve somut bir destek müdahalesinde bulunma olasılığı oldukça sınırlı görünmektedir. Pekin yönetiminin, Nisan ayında gerçekleştirilmesi öngörülen ABD Başkanı Donald Trump ile Şi Cinping arasındaki ikili zirveyi ve ABD ile yeni tesis edilen kırılgan ticaret ateşkesini riske sokabilecek adımlardan kaçınması beklenmektedir.[viii] Bu çerçevede Çin’in, Latin Amerika’da ABD ile kapsamlı bir jeopolitik rekabeti tırmandırmaktan ziyade, mevcut dengeleri gözeterek ekonomik çıkarları üzerinde ortaya çıkabilecek olası maliyetleri sınırlamaya öncelik vermesi daha muhtemel bir stratejik tercih olarak öne çıkmaktadır.[ix]
Sonuç olarak ABD’nin Venezuela’ya yönelik askerî müdahalesi, Çin’in bu ülkede uzun yıllar boyunca inşa ettiği ekonomik ve stratejik varlığın kırılganlığını görünür kılarken, Pekin’in Latin Amerika’daki angajmanlarının sınırlarını da net biçimde ortaya koymuştur. Venezuela örneği, Çin’in bölgedeki etkisinin yüksek düzeyde ekonomik yoğunlaşmaya rağmen stratejik açıdan asimetrik bir yapıya dayandığını ve Pekin’in doğrudan askerî ya da sert güç temelli bir karşılık vermekten özellikle kaçındığını göstermektedir. Bu bağlamda Çin, söylemsel düzeyde egemenlik ve çok taraflılık vurgusunu sürdürürken, pratikte ABD ile doğrudan bir jeopolitik tırmanmayı göze almadan, riskleri sınırlamaya ve bölgesel konumlanmasını daha temkinli bir çerçevede yeniden dengelemeye yönelmektedir. Venezuela krizi bu yönüyle, Çin’in Latin Amerika politikasının ideolojik iddialardan ziyade maliyet, risk ve büyük güç dengeleri tarafından şekillenen pragmatik karakterini açığa çıkaran çarpıcı bir örnek teşkil etmektedir.
[i] “China-Venezuela Fact Sheet”, U.S.-China Economic and Security Review Commission, https://www.uscc.gov/research/china-venezuela-fact-sheet-short-primer-relationship#_edn43, (Erişim Tarihi: 14.01.2026).
[ii]“Venezuela owes China Money. Will Beijing see it?’, GZERO, https://www.gzeromedia.com/news/analysis/venezuela-owes-china-money-will-beijing-see-it, (Erişim Tarihi: 14.01.2026).
[iii] “Maduro’s capture is a blow to China. But on Chinese social media it’s being hailed as a blueprint for Taiwan”, CNN, https://edition.cnn.com/2026/01/06/world/venezuela-china-taiwan-analysis-intl-hnk, (Erişim Tarihi: 14.01.2026).
[iv] “China-Venezuela Fact Sheet”, U.S.-China Economic and Security Review Commission, https://www.uscc.gov/research/china-venezuela-fact-sheet-short-primer-relationship#_edn43, (Erişim Tarihi: 14.01.2026).
[v] Aynı yer.
[vi] “Trump’s Venezuela raid has created chaos – and that is a risk for China”, BBC, Donald Trump’s Venezuela risk brings risk to China’s plans, (Erişim Tarihi: 14.01.2026).
[vii] Aynı yer.
[viii] Aynı yer.
[ix] “Maduro’s capture is a blow to China. But on Chinese social media it’s being hailed as a blueprint for Taiwan”, CNN, https://edition.cnn.com/2026/01/06/world/venezuela-china-taiwan-analysis-intl-hnk. (Erişim Tarihi: 14.01.2026).
