Analiz

Venezuela’nın Askerlik Mobilizasyonu ve Bölgesel Güvenliğe Etkileri

Karakas, savunma alanında çok yönlü bir dengeleme politikası izlemektedir.
Venezuela’nın 200.000 askerlik mobilizasyonu, ABD’nin Karayipler’deki artan askerî mevcudiyetine verilen stratejik ve sembolik bir yanıt niteliği taşımıştır.
Bölge ülkelerinin temkinli yaklaşımı, Latin Amerika’da jeopolitik rekabetin arttığını; fakat doğrudan çatışmanın şimdilik uzak bir ihtimal olarak görüldüğünü ortaya koymuştur.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Venezuela’nın 11 Kasım 2025 tarihinde 200 bin askerlik geniş çaplı bir askerî mobilizasyona girişmesi, Latin Amerika’nın uzun süredir görmediği türde bir ulusal savunma hamlesi olarak dikkat çekmiştir. “Plan Independencia 200” kapsamında başlatılan bu geniş ölçekli seferberlik, ilk bakışta Karakas’ın güvenlik algısının sertleştiğini ve özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Karayipler’deki askerî mevcudiyetini doğrudan bir tehdit olarak değerlendirdiğini göstermiştir. Bolivarcı yönetim, bu adımın ülkenin “kapsamlı savunma doktrini” çerçevesinde atıldığını vurgulamıştır.[i]

Venezuela Savunma Bakanlığı, 200.000 askerin eş zamanlı olarak ülke çapında konuşlandırılmasını “komuta-kontrol ve iletişim kapasitesinin optimize edilmesi” ifadesiyle açıklamıştır.[ii] Bu ifade, klasik anlamda bir savaş hazırlığı dilinden ziyade Bolivarcı doktrinin hibrit savunma yaklaşımına işaret etmiştir. Ülkede askerî harcamalar ve savunma yapılanmaları, 2015 yılı sonrası Amerikan yaptırımlarının yoğunlaşmasıyla birlikte yeni bir yön kazanmıştır.

Karakas yönetimi, ABD’nin Karayipler’de özellikle USS Gerald R. Ford uçak gemisinin konuşlanmasını, Venezuela kıyılarına yakın askerî gözdağı olarak nitelendirmiştir. Washington yönetiminin, Karayipler ve Pasifik’te uyuşturucu operasyonları kapsamında yürüttüğü faaliyetlerin 76 kişinin ölümüne ve en az 20 botun imhasına yol açmış olması, Karakas’ın güvenlik endişelerini artıran unsurlar arasında gösterilmiştir. Bu bağlamda Venezuela’nın ZODI (Bütünleşik Savunma Operasyon Bölgeleri) adı verilen bölgesel savunma yapılanmasını ülke genelinde yaygınlaştırması, askerî bir merkezîleşmeden çok askerî “dağıtık savunma” stratejisine kaydığını göstermiştir.

Bütün bu gelişmeler doğrultusunda, Venezuela yönetimi son mobilizasyonu yalnızca bir askerî tatbikat olarak değil, “olası dış müdahaleye karşı hazırlık” olarak sunmuştur. Özellikle Bolivarcı milislerin ve yurttaş güvenlik birimlerinin de tatbikatlara dâhil edilmesi, devletin sivil-asker bütünleşmesini güçlendirmeye çalıştığını işaret etmiştir.

ABD’nin Güney Komutanlığı (SOUTHCOM), Latin Amerika’yı son yıllarda jeopolitik rekabetin yeniden canlandığı bir alan olarak değerlendirmektedir. Washington’un Venezuela açıklarında artan askerî mevcudiyeti, yalnızca Karakas yönetimine baskıyı artırma amacı taşımakla kalmamış, aynı zamanda ABD’nin Çin ve Rusya gibi aktörlere karşı bölgedeki “etki alanı”nı koruma çabalarının bir uzantısı olarak görülmüştür.

Latin Amerika’da ABD’nin kara ve hava unsurları, resmi olarak “narko-trafiğe karşı mücadele” kapsamında faaliyet gösterse de bölge halkları ve bazı hükümetler bu misyonun zaman zaman siyasi amaçlar taşıdığı görüşünü savunmuştur. Bu nedenle Venezuela’da yapılan geniş ölçekli askerî mobilizasyon, Washington’un bölgesel varlığına karşı doğrudan bir siyasal mesaj niteliği taşımıştır.

ABD’nin 2023 yılı sonrası Latin Amerika politikasında güvenlik merkezli yaklaşımın, demokrasi-insan hakları söyleminin önüne geçtiği yorumları yapılmıştır. Bu durum, Karakas’ın dış politikada daha agresif bir savunma söylemine geçmesine katkı sağlamıştır.

Konunun öne çıkan noktalarından biri, dış ilişkiler kanadından yapılan ve ek savunma desteği talebine yönelik iddiaların doğrulanmadığını belirten açıklama olmuştur. İlk etapta bu yaklaşım, ilgili tarafların mevcut işbirliği düzeyinde bir tereddüt oluştuğu izlenimini verebilmiş olsa da resmi sözcüler tarafından hatırlatılan mevcut anlaşmaların sürmekte olduğuna dair ifadeler, ilişkilerin genel seyrinin korunduğunu göstermiştir.

Bu dönemde ilgili tarafların ek savunma işbirliğine dair daha açık ve iddialı ifadeler kullanmaktan özellikle kaçınması, uluslararası ortamın hassasiyetleriyle uyumlu, temkinli bir yaklaşımı yansıtmıştır. Küresel ölçekte ekonomik ve diplomatik baskıların yoğunlaştığı bir dönemde, bölge dışındaki aktörlerin Latin Amerika’da daha dikkatli bir iletişim dili tercih etmesi doğal görülmüştür. Aynı şekilde büyük güçler arasında gereksiz gerilim yaratabilecek açıklamalardan uzak durulması, mevcut atmosferde karşılıklı dengeyi muhafaza etmeye yönelik bir tutum olarak değerlendirilebilecektir.

Bununla birlikte Maduro’nun “sakin ve çok faydalı bir askerî işbirliği içinde olunduğu” açıklaması, Venezuela-Rusya ilişkilerinin stratejik boyutunun sürdüğünü göstermiştir.[iii] Her iki devlet de savunma işbirliğini doğrudan ilan etmek yerine daha düşük profilli bir diplomatik dil kullanmayı uygun görmüştür.

Venezuela’nın Çin ve İran’dan ek savunma desteği talep ettiğine dair iddialar resmî olarak doğrulanmamış olsa da bu durum ülkenin farklı ortaklarla ilişkilerini çeşitlendirme arayışını tamamen geçersiz kılmamıştır. Çin, uzun süredir enerji altyapısı ve teknik sistemler üzerinden ülkede önemli bir varlık göstermekte olup bu ilişki istikrarlı biçimde sürmektedir. İran’la yürütülen temaslar ise özellikle teknoloji ve savunma sanayii alanlarında gelişen işbirliği çerçevesinde ilerlemektedir. Genel tablo, Karakas’ın dış ilişkilerinde farklı kanalları bir arada değerlendirmeye açık olduğunu göstermektedir.

Dolayısıyla ek yardım talebinin doğrulanmaması, bu ilişkilerin olmadığı anlamına gelmemektedir. Venezuela’nın küresel tedarik zincirlerini çeşitlendirme çabası, ABD yaptırımlarının yarattığı baskıyı hafifletmeye yönelik “zorunlu pragmatizm” şeklinde yorumlanmıştır

Venezuela’nın bu ölçekte askerî harekete girişmesi, doğal olarak komşu ülkelerde tedirginlik yaratmıştır. Kolombiya, Brezilya ve Guyana gibi ülkeler, Bolivarcı yönetimin askerî kapasiteyi genişletmesinin kendi sınır güvenlikleri açısından yeni riskler doğurabileceğini değerlendirmiştir. Özellikle Guyana’yla Essequibo bölgesi üzerindeki tarihsel anlaşmazlık, her askerî mobilizasyonda yeniden gündeme gelen bir gerilim hattı oluşturmuştur.

Bununla birlikte Venezuela’nın mobilizasyonu doğrudan komşu ülkelere yönelik değil, ABD’nin bölgesel mevcudiyetini hedef alan stratejik bir hamle olarak görülmüştür. Latin Amerika’da askerî müdahale olasılığına dair tarihsel hafıza güçlü olduğundan bölge ülkeleri, Karakas’ın hamlesine ihtiyatlı bir diplomatik dille yaklaşmayı tercih etmiştir

Venezuela’nın 200.000 askerlik mobilizasyonu, ABD’nin Karayipler’deki varlığı ve Rusya’nın temkinli tutumu birlikte değerlendirildiğinde, Latin Amerika’nın yeni bir jeopolitik kırılganlık dönemine girdiği sonucuna ulaşılmıştır. Karakas’ın attığı adımlar, salt askerî bir güç gösterisi değil, aynı zamanda “algı yönetimi” stratejisinin bir parçası olarak da yorumlanmıştır. ABD’nin bölgesel güvenlik mimarisindeki ağırlığı artmış, Rusya ve Çin ise Venezuela üzerinden bu mimariye kısmen dolaylı bir yanıt vermeye çalışmıştır.

Sonuç olarak Venezuela’nın son hamlesi, Latin Amerika’da büyük güç rekabetinin dinamiklerini yeniden görünür hâle getirmiştir. Bu gelişmenin kısa vadede tansiyonu artırdığı, ancak tarafların temkinli açıklamalarıyla olası bir doğrudan çatışmanın şimdilik uzak ihtimal olarak konumlandığı söylenmiştir. Tüm bu unsurlar birlikte değerlendirildiğinde, bölgenin güvenlik mimarisinin önümüzdeki dönemde daha da karmaşık bir hâl alacağı öngörülmüştür.


[i] Fernández, Sleither. “Venezuela Mobilizes 200,000 Troops While Russia Denies Extra Request for Military Aid.” Guacamaya, https://guacamayave.com/en/venezuela-mobilizes-200000-troops-while-russia-denies-extra-request-for-military-aid/, (Erişim Tarihi: 16.11.2025).

[ii] Aynı yer.

[iii] Aynı yer.

Ali Caner İNCESU
Ali Caner İNCESU
Ali Caner İncesu, 2012 yılında Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olmuştur. Eğitimine Kapadokya Üniversitesi Turist Rehberliği ön lisans programında devam etmiş ve 2017 yılında mezun olmuştur. 2022 yılında Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nde Seyahat İşletmeciliği ve Turizm Rehberliği alanlarında yüksek lisans eğitimlerini başarıyla tamamlamıştır. 2024 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde University of Maryland Global Campus (UMGC) Siyaset Bilimi lisans programından mezun olmuştur. 2023 yılı itibarıyla Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde doktora eğitimine devam etmektedir.2022 yılında Paraguay Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nde (Ankara) özel danışmanlık görevi de yürüten İncesu, ileri seviyede İspanyolca ve İngilizce bilmekte olup İngilizce ve İspanyolca dillerinde yeminli tercümandır.Çalışma alanları Latin Amerika, uluslararası hukuk ve turizmdir.

Benzer İçerikler