ANKARA, 11 Şubat. /“Dünya” AA/.
Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) portalında, Türkiyeli bağımsız araştırmacı ve uluslararası ilişkiler uzmanı Göktuğ Çalışkan’ın “Ankara–Taşkent İş Birliği Hattında Yeni Bir Sayfa: Türkiye ve Özbekistan’ın Ortak Vizyonu” başlıklı makalesinin yayımlandığı bildirildi.
Makalede, Özbekistan ve Türkiye Cumhurbaşkanları arasında en üst düzeyde gerçekleştirilen diplomatik temasların büyük önem taşıdığı vurgulanmaktadır. İki liderin liderliğinde yürütülen stratejik ilişkilerin, kişisel dostluktan iki devlet arasındaki kurumsal ortaklığa evrildiği ifade edilmektedir.
Zirve kapsamında imzalanan ortak bildiri, Ankara ile Taşkent arasındaki mevcut kapsamlı stratejik ortaklık düzeyini daha da pekiştirmiştir. Bu gelişme, Avrasya’nın merkezinde yeni bir güç mimarisinin şekillenmekte olduğuna işaret etmektedir.
Yazar, zirvenin en dikkat çekici anlarından birinin, resmî görüşmelerin yanı sıra Hatay’da inşa edilen konutların teslim törenine ilişkin canlı bağlantı olduğunu belirtmektedir. 2023 depremlerinin ardından Özbekistan’ın üst düzey dayanışmasıyla inşa edilen konutların, iki ülke arasındaki kardeşlik ilişkilerinin kalıcı bir mirası haline geldiği vurgulanmaktadır. Bu somut adım, iki ülke arasındaki ilişkilerin yalnızca diplomatik düzeyle sınırlı olmadığını ve devletlerarası ilişkilerin insani boyutunu ortaya koymaktadır. Bu mekanizma, taraflar arasındaki güvenin en açık göstergesi olarak değerlendirilmektedir.
Özbekistan Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin “dünyanın yeni jeopolitik güç merkezlerinden biri hâline gelmekte olduğunu” ifade etmiştir. Şevket Mirziyoyev’in bu değerlendirmesi, iki ülke arasındaki ilişkilerin yalnızca ikili düzeyle sınırlı kalmayıp küresel bir boyut kazandığını göstermektedir. Başka bir ifadeyle, Ankara artık Taşkent için vazgeçilmez bir ortak konumundadır.
İki ülke arasındaki ilişkiler karşılıklı çıkara dayalı bir ortaklık modeline dönüşmüştür. Ankara, Taşkent’in reform süreci ve kalkınma girişimlerine aktif katkı sunmaya hazır olduğunu ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, Türk dünyası içindeki dayanışmanın somut bir örneği olarak değerlendirilmektedir.
Ankara zirvesinin en önemli sonuçlarından biri, kurumsal diyalog mekanizmalarının güçlendirilmesidir. Dördüncü Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi toplantısı, bakanlıklar ve kurumlar arası koordinasyon için yeni bir zemin oluşturmuştur. Siyasi, ekonomik ve kültürel gündemin koordinasyon temelinde yürütülmesi konusunda mutabakata varılmıştır. Bu durum, liderler arasındaki yakın ilişkilerin tüm devlet yapısına yayılan sistematik bir iş birliği modeline dönüştüğünü göstermektedir. Bu, ilişkilerin sürdürülebilirliği açısından kritik önemdedir.
Metinde, ekonomik entegrasyon hedeflerinin siyasi diyaloğun en güçlü bileşenlerinden biri olduğu belirtilmektedir. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2025 yılı sonu itibarıyla 3 milyar doları aşmıştır. Liderler, bu rakamın yakın vadede 5 milyar dolara çıkarılması konusunda mutabakata varmıştır. Bu hedef doğrultusunda gümrük prosedürlerinin sadeleştirilmesi ve ticaretteki engellerin kaldırılması planlanmaktadır. Ekonomik ilişkiler, mevcut potansiyelin altında kalmaması için yeni teşvik mekanizmalarıyla desteklenecektir.
Özbekistan’da Türk şirketlerinin stratejik sektörlerdeki varlığı giderek derinleşmektedir. İnşaat ve taahhüt sektörlerinin yanı sıra tekstil, gıda ve enerji alanlarına da önemli yatırımlar yapılmaktadır. Özbekistan, zengin yer altı kaynaklarını ekonomiye kazandırma sürecinde Türk teknolojilerine dayanmaktadır. Türk sanayicileri açısından Özbekistan, tüm Orta Asya pazarına açılan bir “endüstriyel merkez” (industrial hub) konumundadır. Bu özellikler, ekonomik ilişkilerin daha da kurumsallaşmasına zemin hazırlamaktadır.
Enerji ve madencilik alanlarındaki iş birliği de Ankara zirvesinin öncelikli gündem maddeleri arasında yer almıştır. Özbekistan’ın altın, uranyum ve doğal gaz rezervleri, Türkiye’nin hammadde arz güvenliği açısından stratejik öneme sahiptir. İmzalanan anlaşmalar, bu kaynakların ortak projeler yoluyla işlenmesini, katma değer yaratılmasını ve küresel pazarlara sunulmasını öngörmektedir.
Ulaştırma ve lojistik, Türkiye–Özbekistan ilişkilerinin jeopolitik temelini oluşturmaktadır. Özbekistan, yalnızca kendisi değil, komşuları da denize çıkışı olmayan ülkeler arasında yer almaktadır. Bu coğrafi dezavantajın aşılmasında Hazar üzerinden geçen “Orta Koridor” önemli bir alternatif olarak öne çıkmaktadır. Türkiye’nin bu hattın en kritik batı kapısı olduğu dikkate alındığında, lojistik hatların entegrasyonu yoluyla iki ülkenin Çin’den Avrupa’ya uzanan ticaret koridorunda merkezi bir rol üstleneceği açıktır.

