Tarih:

Paylaş:

Aşkabat-Taşkent Hattında Güçlü İşbirliği Dönemi: Berdimuhamedov’un Özbekistan Ziyareti

Benzer İçerikler

This post is also available in: English Русский

Türkmenistan Cumhurbaşkanı Sayın Serdar Berdimuhamedov’un 14-15 Temmuz 2022 tarihlerinde gerçekleştirdiği Özbekistan ziyareti gerek Orta Asya’daki bölgesel işbirliği, barış ve refah ortamına gerekse de Türk Dünyası entegrasyon süreçlerine olan katkıları nedeniyle son derece önemli bir ziyaret olarak uluslararası kamuoyunun gündemindeki yerini almıştır. Üstelik ziyaretin Güney Asya-Orta Asya temelli bölgesel işbirliği süreçlerine ve Güney Asya-Orta Asya-Hazar Denizi-Kafkasya-Türkiye-Avrupa rotasına; yani Orta Koridor’a da katkı sağlayan gelişmeler barındırdığını söylemek mümkündür.

Bu kapsamda Sayın Berdimuhamedov’un ziyareti aracılığıyla Türkmenistan ile Özbekistan arasında 19 anlaşmaya imza atılmış ve bu vesileyle iki ülke arasındaki çok yönlü işbirliğinin ve stratejik ortaklık ilişkisinin geliştirilmesi ve derinleştirilmesi hususundaki kararlılık teyit edilmiştir.[1] 

Bahse konu olan kararlılığı yansıtan en önemli anlaşmalardan biri de iki ülkenin Amu Derya Nehri’nin kullanımı konusunda tarihi bir anlaşmaya varmasıdır. Özbekistan Cumhurbaşkanı Sayın Şevket Mirziyoyev’in bu anlaşmayı “bölgedeki su ve enerji kaynaklarının rasyonel kullanımını sağlayacak bir gelişme” şeklinde yorumlaması da tarafların işbirliğine verdikleri önemi net bir biçimde gözler önüne sermiştir.[2]

Bu noktada Türk Devletleri Teşkilatı’nın 12 Kasım 2021 tarihli İstanbul Zirvesi’nde alınan Türk Dünyası’ndaki entegrasyon süreçlerinin hızlandırılması amacıyla üye devletler arasındaki ikili ilişkilerin geliştirilmesi yönündeki karar hatırlandığında, Aşkabat-Taşkent hattındaki temasların ve imzalanan anlaşmaların Türk Dünyası entegrasyon süreçleri bakımından mühim adımlar olduğu ifade edilebilir.  Zira iki ülke arasında imzalanan anlaşmaların 451 milyon dolarlık bir hacme sahip olduğu aktarılmaktadır.[3]

Öte yandan Sayın Mirziyoyev ile Sayın Berdimuhamedov arasında Taşkent’teki Göksaray’da gerçekleşen görüşmenin Türk Dünyası’nın müşterek projesi olan Orta Koridor bağlamında da etkilerinin olacağı aşikardır. Zira Özbekistan, Türkmenistan-Hazar Denizi bağlantısı üzerinden Batı’ya açılmak isterken; Türkmenistan da aynı koridoru kullanmak suretiyle Batılı ülkelere yönelik doğalgaz ihracatını arttırma arzusundadır.

Tüm bunlara ek olarak Sayın Berdimuhamedov’un Taşkent ziyareti, Orta Asya-Güney Asya merkezli istikrara da hizmet edecek bir hadise olarak not edilmelidir. Çünkü hem Türkmenistan hem de Özbekistan, Afganistan’la sınırdaştır. Bu sınırdaşlık durumunun Afganistan merkezli güvenlik sorunları üzerinden Orta Asya’yı istikrarsızlaştırma riskini de barındırdığı aşikardır.Fakat her iki ülke de Afganistan Sorunu’na karşı insan yaşamına öncelik veren ilkeli bir kamu diplomasisi yürütmekte ve söz konusu ülkeye yönelik yardım faaliyetlerinde bulunarak Afganistan’daki krizin derinleşmesini engellemeye çalışan yapıcı bir tutum sergilemektedir. Bu nedenle de Türkmenistan-Özbekistan yakınlaşmasının Afganistan’da kalıcı barışın sağlanmasına yönelik çabaları arttıracağı öngörülebilir. Nitekim Sayın Mirziyoyev, bölgesel güvenliğin tesisi amacıyla bölge devletlerinin bir araya geldiği Şanghay İşbirliği Örgütü’nün (ŞİÖ) Özbekistan’ın Semerkant şehrinde düzenlenecek zirvesine Sayın Berdimuhamedov’u onur konuğu olarak davet etmiştir. Bu da Türkmenistan’ın ŞİÖ başta olmak üzere uluslararası örgütlerle olan temaslarını, daimi tarafsızlık statüsüne gölge düşürmeyecek şekilde geliştirmeye devam edeceğinin habercisidir.

Anlaşılacağı üzere Özbekistan ve Türkmenistan, bir yandan Türk Dünyası entegrasyon süreçlerine yapıcı katkılarda bulunmakta ve bu durumu Orta Koridor üzerinden Batı’ya açılmaya yönelik bir fırsat olarak değerlendirmekte; diğer taraftan da Rusya ve Çin gibi aktörlerin yer aldığı ŞİÖ gibi uluslararası örgütler vesilesiyle bölgesel işbirliklerinin gelişmesine hizmet etmektedir.

Kısacası Aşkabat ve Taşkent’in dış politika bağlamında içselleştirdikleri ortak duruş, güç merkezleri arasındaki dengeleri gözeten çok vektörlü-yönlü bir diplomasi anlayışını barındırmaktadır. Bu nedenle de iki ülke arasındaki ilişkilerin genişlemesi ve derinleşmesi, özelde Aşkabat ile Taşkent’in ve genelde ise Orta Asya başkentlerinin çok vektörlü dış politika yaklaşımının sürdürüleceği anlamına gelmektedir.

Bahsi geçen dış politika yaklaşımı, aktörlerin iç politikalarında da reform süreçlerini beraberinde getirmektedir. Bilindiği gibi Özbekistan, Üçüncü Rönesans döneminin bir parçası olarak Sayın Mirziyoyev’in öncülüğünde son derece mühim reformlar gerçekleştirmektedir. Bu reformlar, Özbekistan’ın dünyaya açılarak liberalleşme ve demokratikleşme atılımları gerçekleştirmesini içermekte ve iç politikaya ise ekonomik anlamda toplumsal refahın artması şeklinde yansımaktadır.

Türkmenistan’da ise Türkmen halkının “Ulusun Lideri” sıfatına layık gördüğü Sayın Gurbangulı Berdimuhamedov, büyük bir demokratik olgunluk göstererek hayatta ve sağlıklı olduğu bir dönemde siyasetin gençleşmesi hedefi doğrultusunda görevinden çekilmiş ve yine Türkmen halkının “Ulusun Oğlu” unvanını verdiği Sayın Serdar Berdimuhamedov’un Cumhurbaşkanı seçilmesiyle devlet yönetimine bir “gençlik aşısı” yapılmıştır. Bu da ülkeye yeni bir dinamizm katmıştır. Bu nedenle Türkmenistan Cumhurbaşkanı Sayın Berdimuhamedov’un Taşkent’e gerçekleştirdiği ziyaret, Özbekistan’daki reform süreçlerinin ve kalkınma hamlelerinin benzerlerinin Türkmenistan’da da gerçekleştirilebileceğine işaret etmektedir.

Bu bağlamda Sayın Berdimuhamedov ile Sayın Mirziyoyev arasında gerçekleştirilen görüşmenin ardından iki liderin yaptığı ortak açıklamada yer alan şu ifade oldukça dikkat çekicidir:[4]

“Türkmenistan ve Özbekistan Cumhurbaşkanları, toplumsal cinsiyet eşitliğine ve toplumda barış ve uyumun sağlanmasına ve sürdürülebilir kalkınma hedeflerine uygun olarak insan potansiyelinin tam olarak kullanılmasında kilit rol oynayan kadınların rolünün güçlendirilmesi konusundaki taahhütlerini yinelediler.”

Mevzubahis açıklama aracılığıyla iki lider, kadın haklarının geliştirilmesini toplumsal cinsiyet eşitliği çerçevesinde ele almış ve bunu hem toplumsal barış ve uyumun arttırılması hem de ülkelerinin insan potansiyelinin verimli kullanılmasıyla ilişkilendirmiştir. Dolayısıyla her iki ülkenin de kadın hakları noktasında kayda değer reformlar gerçekleştireceği, söz konusu reformların liberalleşme adımlarıyla paralel bir şekilde ilerleyeceği; yani demokratikleşme süreçlerinin bir parçası olacağı söylenebilir.

Aynı zamanda reformlar, ülkelerin insan gücünün tam kapasitede kullanılması amacını barındırmasından ötürü her iki devletin de ekonomik hedeflerine ulaşma iradesini yansıtmaktadır. Daha da önemlisi bu yaklaşım, her iki ülkenin de Batılılaşma yönünde attığı ve atacağı adımlardaki kararlılığı net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Sonuç olarak Sayın Berdimuhamedov’un Özbekistan ziyareti, özelde Türkmenistan-Özbekistan ilişkilerinde güçlü işbirliği dönemine yönelik somut bir irade beyanı niteliği taşırken; genelde ise bölgesel işbirliği, istikrar ve refaha hizmet eden bir gelişme olarak dikkat çekmektedir. Üstelik iki ülke arasındaki işbirliği, Orta Asya devletlerinin liberalleşme atılımlarındaki kararlılığını da yansıtmaktadır. Aynı zamanda iki ülke, bu süreci bağımsızlıklarını, egemenliklerini ve toprak bütünlüklerini korumalarına hizmet eden en önemli stratejileri olan çok vektörlü dış politika anlayışıyla sürdüreceklerini de bir kez daha teyit etmiştir.


[1] “Президент Туркменистана встретился с председателем Сената Олий Мажлиса”, Central Asia, https://centralasia.news/16219-prezident-turkmenistana-vstretilsja-s-predsedatelem-senata-olij-mazhlisa.html, (Erişim Tarihi: 16.07.2022).

[2] “Узбекистан и Туркменистан подписали “историческое соглашение по Амударье””, Podrobn, https://podrobno.uz/cat/politic/uzbekistan-i-turkmenistan-podpisali-istoricheskoe-soglashenie-po-amudare/, (Erişim Tarihi: 16.07.2022).

[3] “Завершился государственный визит Сердара Бердымухамедова в Узбекистан”, Turkmen Portal, https://turkmenportal.com/blog/49503/zavershilsya-gosudarstvennyi-vizit-serdara-berdymuhamedova-v-uzbekistan, (Erişim Tarihi: 16.07.2022).

[4] “Мирзиёев и Бердымухамедов договорились продвигать гендерное равенство и расширять права женщин”, Central Asia, https://centralasia.media/news:1793131, (Erişim Tarihi: 16.07.2022).

Dr. Doğacan BAŞARAN
Dr. Doğacan BAŞARAN, 2014 yılında Gazi Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Yüksek lisans derecesini, 2017 yılında Giresun Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda sunduğu ‘’Uluslararası Güç İlişkileri Bağlamında İkinci Dünya Savaşı Sonrası Hegemonik Mücadelelerin İncelenmesi’’ başlıklı teziyle almıştır. Doktora derecesini ise 2021 yılında Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı‘nda hazırladığı “İmparatorluk Düşüncesinin İran Dış Politikasına Yansımaları ve Milliyetçilik” başlıklı teziyle alan Başaran’ın başlıca çalışma alanları Uluslararası ilişkiler kuramları, Amerikan dış politikası, İran araştırmaları ve Afganistan çalışmalarıdır. Başaran iyi derecede İngilizce ve temel düzeyde Farsça bilmektedir.