Tarih:

Paylaş:

Orta Asya ile Avrupa Yakınlaşmasında Stratejik Önemi Artan Azerbaycan

Benzer İçerikler

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın başladığı süreçte Avrupa devletleri, Avrupa Birliği (AB) çerçevesinde alınan yaptırım kararlarına uyarak Moskova’yla olan ilişkilerini kesmişlerdir. Taraflar arasında artan tansiyonun neticesinde Avrupa, enerji temini ve güvenliği için alternatif kaynaklara yönelmiştir. Bu süreçte dikkat çeken en önemli gelişmelerden biri Avrupa ile Orta Asya arasında artan enerji temelli işbirliğidir.

Avrupa’nın Orta Asya’ya ulaşma noktasında kullanabileceği güzergahlar oldukça sınırlıdır. Özellikle de Orta Koridor, bu noktada Avrupa’ya en kısa ve en az maliyetli rotayı sunmaktadır. Zira son 30 yıldır yapılan anlaşmalar ve çalışmalarla birlikte, söz konusu güzergâha göre hazır bir altyapı inşa edilmiştir. Orta Asya’ya yönelik stratejiler geliştiren Avrupalı devletler için mevzubahis rota üzerindeki en kritik ülkelerden biri Azerbaycan’dır. Çünkü Azerbaycan hem enerji kaynakları hem de jeopolitik konumu itibarıyla hayati önem taşımaktadır.

Bu bağlamda öncelikle Azerbaycan petrolü Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Boru Hattı üzerinden Avrupa’ya gönderilmektedir. Ayrıca Azerbaycan ile AB arasında 2011 yılında Güney Gaz Koridoru’na dair yapılmış bazı anlaşmalar da bulunmaktadır. Bu kapsamda Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı (TANAP), Güney Kafkasya Boru Hattı (SCP) ve Trans Adriyatik Boru Hattı (TAP) üzerinden Azerbaycan doğalgazının Avrupa’ya taşınması planlanmaktadır.[1]

Diğer yandan Azerbaycan, Hazar’ın batısında bulunan bir ülke olarak Hazar’ın doğusundaki Kazakistan ve Türkmenistan’la önemli ilişkilere sahiptir. Öncelikle taraflar, Alat (Azerbaycan), Aktau ve Kurık (Kazakistan) ve Türkmenbaşı (Türkmenistan) gibi limanlar üzerinden önemli miktarda transit taşımacılık faaliyetleri gerçekleştirilmektedir. Ayrıca taraflar, gelişmekte olan işbirlikleri ve artan iktisadi ilişkileri kapsamında söz konusu limanların kapasitesini arttırmaktadır.

Türkmenistan ve Kazakistan, dünyada önemli yeraltı kaynaklarına sahip olan devletleridir. Örneğin Türkmenistan’ın dünyanın gaz rezervi konusunda en zengin dördüncü ülkesidir. Kazakistan’ın ise önemli petrol kaynaklarının olduğu bilinmektedir. Zira Türkmenistan’ın doğalgaz ve Kazakistan’ın petrol kaynaklarının önemli bir kısmı Hazar havzasındadır. Bu noktada Orta Asya’nın yeraltı kaynaklarının Avrupa’ya ulaştırılmasının maliyeti azalmaktadır. Düşük maliyetlerle temin edilebilen Orta Asya’nın enerji kaynaklarının Avrupa için dünya piyasalarının belirsizliğinin arttığı bir dönemde daha da önem kazandığı ifade edilebilir.

Bu noktada Avrupa için söz konusu kaynaklara ulaşma noktasında Azerbaycan’ın jeopolitik, jeostratejik ve jeoekonomik önemi artmaktadır. Çıkarları çerçevesinde Azerbaycan’a yönelen Avrupa devletlerinin Kafkasya’ya yönelik politikalarında da önemli bir değişim söz konusudur.

Avrupa, uzun yıllar boyunca Kafkasya’da Ermenistan yanlısı bir politika izlemiştir. Özellikle de Karabağ’ın uluslararası hukuka aykırı bir şekilde Ermenistan tarafından işgal edilmesine karşı Avrupa’dan önemli bir ses çıktığını söylemek zordur. Hatta Fransa gibi ülkeler, bölgedeki çatışmaların ve krizlerin derinleşmesi noktasında bir tutum benimsemiştir. Zira Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) Minsk Grubu’nun yaklaşık 30 yıl boyunca çözmediği veya çözmek istemediği Karabağ Sorunu, donmuş bir çatışmaya dönüşmüştü. Fransa ise Minsk Grubu’nda dahil olan bir devlet olarak çözümsüzlüğü desteklemiştir.

Dünya siyasetinde ve Avrasya’daki dinamiklerde yaşanan dönüşüm, ülkelerin politikalarını değiştirmesine yol açmıştır. Özellikle de yeni dengeler, devletler için bütün çatışma bölgelerinin artık sürdürülemez bir hal aldığını göstermiştir. Rusya-Ukrayna Savaşı nedeniyle Avrupa’nın Asya’yla olan doğu bağlantısı kopmuştur. Söz konusu çatışma, Avrupa’nın önceliklerini farklılaştırmıştır.

Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan önceki dönemde Avrupa nazarında Kafkasya’daki dengeleri değiştiren gelişmeler, Ermenistan’ın saldırgan tutumu sebebiyle başlayan ve Azerbaycan’ın uluslararası hukuka uygun bir şekilde neticelendirdiği İkinci Karabağ Savaşı’yla yaşanmıştır. Azerbaycan, Ermenistan’ın 30 yıllık süre zarfında uzlaşıya yanaşmaması nedeniyle askeri güç kullanmış ve Kafkasya’da barış, istikrar ve işbirliğinin tesisi konusunda gerekli ortamı sağlamıştır. Bir dönem Kafkasya’daki uluslararası hukuka aykırı duruma karşı çıkmayan Avrupa, Azerbaycan’ın zaferinin ardından Bakü’yle yakınlaşma sürecine girmiştir. Doğusunda yaşanan savaş sürecinde de Avrupa için Balkanlardan Kafkasya’ya uzanan hat üzerindeki istikrar, kritik bir önem kazanmıştır. Bu noktada Avrupa, güneydoğudan; yani Balkanlar üzerinden Asya’ya açılma politikası izlemeye başlamıştır.

Avrupa’nın genelinde ve AB’de Azerbaycan’a yönelik önemli bir değişim yaşanırken; Fransa, uluslararası politikaya ve Azerbaycan-Ermenistan normalleşme sürecine zarar verecek kararlar almaya devam etmektedir. Zira iki ülke arasındaki ilişkilerde tansiyon gittikçe artmaktadır.[2] Bunun karşısında ise Paris yönetiminin Orta Asya’da önemli yatırımları bulunmaktadır. Fransa’nın sadece Kazakistan’da 17 milyar dolarlık yatırımı bulunmakta ve çeşitli şirketleri bölgede faaliyet göstermektedir. Aslında Fransa’nın Kafkasya’da barış bozucu politikaları ve normalleşme sürecine zarar verecek adımları, hem kendi çıkarlarına hem de Avrupa’ya zarar verecektir.

Sonuç olarak Azerbaycan’ın Kafkasya’da kazandığı zaferle birlikte başlayan normalleşme süreci, Avrupa’ya; Balkanlardan Kafkasya’ya ve Hazar’dan Orta Asya’ya yönelik bir politika geliştirmesi için uygun zemin yaratmıştır. Ayrıca Rusya-Ukrayna Savaşı’yla birlikte Avrupa’nın doğudan Asya’yla olan bağlantısının kesilmesi, ABD’yi de Kafkasya’ya yönlendirmiştir. Bu süreçte özellikle de Azerbaycan hem Kafkasya’da bulunması hem enerji kaynakları hem de Hazar Denizi üzerinden Orta Asya’yla kurduğu bağlantı sayesinde AB nezdindeki önemini arttırmıştır. Bu yüzden de AB’nin Azerbaycan’a yönelik politikalarında değişimler yaşanmakta ve Bakü, AB’nin Orta Asya’ya açılması noktasında bir merkez üssüne dönüşmektedir.


[1] “TANAP”, TANAP, https://www.tanap.com/tanap-projesi, (Erişim Tarihi: 08.12.2022).

[2] Ismi Aghayev, “French Parliament Calls for Government to Consider Sanctions Against Azerbaijan”, OC Media, https://oc-media.org/french-parliament-calls-for-government-to-consider-sanctions-against-azerbaijan/, (Erişim Tarihi: 08.12.2022).

Dr. Emrah KAYA
Dr. Emrah KAYA
ANKASAM Dış Politika Uzmanı Dr. Emrah Kaya, Akdeniz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezundur. Yüksek lisans derecesini 2014 yılında Süleyman Demirel Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde hazırladığı “Latin Amerika'da Sol Liderlerin Yükselişi ve Uluslararası Politikaya Etkisi: Venezuela-Bolivya Örneği” başlıklı teziyle almıştır. Kaya, doktora derecesini de 2022 yılında aynı üniversitede hazırladığı "Terörle Mücadelede Müzakere Yöntemi: ETA-FARC-LTTE-PKK" başlıklı teziyle elde etmiştir. İyi derecede İngilizce bilen Kaya'nın başlıca çalışma alanları; Orta Asya, Latin Amerika, terörizm ve barış süreçleridir.