Tarih:

Paylaş:

Yeni Kazakistan: Yenilenme ve Modernizasyon Yolu

Benzer İçerikler

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

16 Mart 2022 tarihinde “Ulusa Sesleniş” konuşması gerçekleştiren Kazakistan Cumhurbaşkanı Sayın Kasım-Cömert Tokayev, Yeni Kazakistan’ın yol haritasını gözler önüne seren mesajlar verdi. Nitekim Kazak liderin konuşmasının “Yeni Kazakistan: Yenilenme ve Modernizasyon Yolu” başlığını taşıması da ülkenin geleceğine dair ipuçları barındırıyor. Artık Kazakistan’da yenilenme ve modernizasyon dönemine girildiği net bir şekilde ifade ediliyor.

“Kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in önderliğinde halkımız, büyük icraatler gerçekleştirdi, önemli başarılar elde etti. Ancak birlik ve beraberliğimizi korumazsak tüm kazanımlarımızı kaybedebiliriz. Bunu Ocak olaylarında açıkça gördük.” diyen Kazak lider, Yeni Kazakistan’ın 30 yıllık bağımsızlık döneminin birikimlerini reddetmediğini; fakat güçlü bir ulus inşasına ve birliktelik duygusuna da ihtiyaç duyduğunu belirti. Aslında Sayın Tokayev’in konuşması, Kazakistan’ın geçmişin birikiminden hareketle müreffeh bir geleceğe ulaşmak istediğini açıkça ortaya koyuyor.

Bu çerçevede konuşmasına ülkenin bağımsızlığından itibaren karşılaştığı en ciddi terör olaylarına değinerek başlayan Kazakistan Cumhurbaşkanı, “Sarsılmaz birliğimiz sayesinde vatanımıza sahip çıktık.” diyerek Kazak halkının birlikteliğinin öneminin altını çizdi. Olaylara ilişkin soruşturmalar hakkında bilgi veren Kazak liderin sözleri üç mesajı barındırıyor. Bunlar “şeffaflık”, “adalet” ve “terörle mücadeledeki kararlılık”. Zira Sayın Tokayev, terörle mücadelenin önemine ve bu bağlamda ulusal birlikteliğe dikkat çekerken; “Başsavcılığa suçluların derecesini belirlemesi ve ağırlaştırıcı nedenlerin olmaması halinde tutuklulara verilen cezanın hafifletilmesi talimatını verdim. Sonuç olarak, birçok vatandaş serbest bırakıldı.” sözleriyle de adil yönetime ehemmiyet verdiğini göstermiştir. Sayın Tokayev, tüm bunları ise Kazak halkıyla şeffaflık çerçevesinde paylaşmıştır.

Bu çerçevede yaşanan terör eylemlerinin nedenlerini de yorumlayan Kazakistan Cumhurbaşkanı, “Kazakistan son yıllarda radikal bir modernleşme ve dönüşüm yoluna girmiştir. Çeşitli alanlarda büyük ölçekli dönüşümler başladı. Bazı zümreler bundan hoşlanmadı.” sözleriyle barışçıl niteliklerle başlayan protestoların yıkıcı bir eyleme dönüştürüldüğüne işaret ediyor.

Kazak lidere göre, kendisinin asıl görevini halkın talep ettiği reformların hayata geçirilmesi ve uygulanması oluşturuyor. Cumhurbaşkanı olduğu günden itibaren “Halkın Sesini Duyan Devlet” şeklinde nitelendirdiği yaklaşım çerçevesinde önemli adımlar atan Sayın Tokayev, reformların tutarlı bir demokratikleşme sürecine katkıda bulunduğunu, devletin istikrarını ve yönetilebilirliğini sağladığını düşünüyor. Zaten ülke içinde meydana gelen toplumsal değişimler ve artan jeopolitik gerilim karşısında Kazakistan’ın konumunu koruması için istikrarlı reformlar yapılmasını gerekiyor.

Bununla birlikte Sayın Tokayev’in popülizmin tuzağına düşmeyen tecrübeli bir siyasetçi olduğu ve meseleleri büyük bir sağduyuyla okuduğu da açık. Yani Kazakistan Cumhurbaşkanı, sadece siyasi popülizm uğruna reform yapmıyor; bilakis böylesi bir anlayışa, yaklaşıma karşı çıkıyor. Reform anlayışının temeline halkın ve devletin ihtiyaçlarını yerleştiriyor. Bu da takdire şayan.

Bu çerçevede adil ve açık rekabet koşullarının oluştuğu bir piyasa sisteminin yaratılmasının halkın refahı için elzem olduğuna dikkat çeken Sayın Tokayev, “Halkın Sesini Duyan Devlet” yaratabilmek için de Parlamento’nun rolünün güçlendirilmesini hedefliyor. Bu da “Halkın Sesini Duyan Devlet” kavramının yanına yeni bir slogan ekliyor: “Güçlü Cumhurbaşkanı, Etkili Parlamento, Sorumlu Hükümet”

Bahsi geçen sloganın ruhunu yansıtacak şekilde Kazak lider, 10 farklı girişim önermiş ve aslında bu girişimlerle reformların yönünü; dolayısıyla Kazak siyasetinin geleceğinin nasıl şekilleneceğini gözler önüne sermiştir.  Söz konusu girişimler şu şekilde sıralanabilir:

1. Cumhurbaşkanı’nın Yetkilerinin Azaltılması

Sayın Tokayev, büyük bir demokratik olgunluk göstererek ülkenin daha müreffeh ve demokratik yarınlara koşabilmesi için Cumhurbaşkanlığı’nın yetkilerini şu ifadeyle tartışmaya açıyor:

“Kazakistan’da bir Süper Başkanlık Hükümet Modeli gelişti. Ülkenin kalkınmasının ilk aşamasında, böyle bir modele ihtiyaç vardı. Fakat biz yerimizde sabit durmuyoruz. Toplum değişiyor, ülke değişiyor. Ve siyasi sistemimiz sürekli olarak yeni gerçekliklere uyum sağlamalıdır. Bugün ülkemizde kelimenin tam anlamıyla her şey Cumhurbaşkanı’nın etrafında dönüyor ve bu temelde yanlıştır. Yavaş yavaş bu uygulamadan uzaklaşmamız gerekiyor.”

Dahası Sayın Tokayev, devlet yetkilerinin tek bir kişinin elinde toplanmasının bu kişinin ailesi başta olmak üzere yakın çevresini güçlendirdiğini ve mali-oligarşik yapıların ortaya çıktığını belirterek; bu durumun da Kazakistan’daki gelir dağılımı adaletsizliğinin temel nedeni olduğuna dikkat çekiyor. Bu çerçevede Kazakistan Cumhurbaşkanı, “Nepotizm, hangi ülkede olursa olsun, kaçınılmaz olarak olumsuz personel seçimine yol açar, yolsuzluğun gelişmesi için verimli bir zemin haline gelir.” diyerek Cumhurbaşkanı olarak kendisinin tüm vatandaşlar için eşit fırsatlar yaratılmasının garantörü şeklinde konumlanacağını ifade ediyor.

2. Devletin Temsil Organlarının Yeniden Biçimlendirilmesi

Cumhurbaşkanı’nın yetkilerinin azaltılması ve Parlamento’nun rolünün arttırılması gerektiğini belirten Sayın Tokayev, “Ülkenin, halkın güvenini kazanmış sorumlu milletvekillerinin devlet inşasında aktif rol oynayacağı güçlü bir temsilci organa ihtiyacı var.” sözleriyle milli iradenin tecellisine verdiği önemi dile getiriyor. Ayrıca Tokayev, “Senato’daki Cumhurbaşkanı kotası, bir kontrol aracı olarak değil; Parlamento’da yetersiz temsil edilen toplumsal grupların oylarını ve görüşlerini dikkate alan bir mekanizma olarak görülmelidir.” diyerek tüm fikirlerin temsil edildiği bir düzen tahayyül ettiğini de belirtmekte. Buna ek olarak mevzubahis kotanın suiistimal edilmemesi adına Kazakistan Cumhurbaşkanı, kotadan seçilen milletvekili sayısının da 15’ten 10’a indirilmesini öneriyor. Tüm bu öneriler ise Sayın Tokayev’in güçlü bir lider olması, halkına olan inancının yansıması şeklinde değerlendirilebilir.

3. Seçim Sisteminin İyileştirilmesi

Ülkesinin orantılı (partili) bir seçim modelini benimsediğini ve hatta bu durumun yerel temsil organları için de geçerli olduğunu söyleyen ve bu durumu eleştiren Sayın Tokayev, “Senato’daki Cumhurbaşkanı kotası bir kontrol aracı olarak değil; Parlamentoda yetersiz temsil edilen toplumsal grupların oylarını ve görüşlerini dikkate alan bir mekanizma olarak görülmelidir.” diyerek temsilde adaleti esas alan bir yaklaşım doğrultusunda seçim sisteminin revize edileceğinin sinyallerini veriyor. Sayın Tokayev’e göre, orantılı-çoğunluk modeli (partili ve bağımsızlar modeli) hem ulusal hem de bölgesel düzeyde seçmenlerin çıkarlarını daha iyi yansıtacak. Üstelik böylesi bir modelin milletvekilleri ile halk arasındaki bağı kuvvetlendireceği ve milletin sorunlarının çözülmesini kolaylaştıracağı da aşikar.

4. Siyasi Partiler Sisteminin Geliştirilmesi

Kazakistan Cumhurbaşkanı’na göre, güçlü demokrasiye giden yol, adil ve özgür siyasi rekabet ortamının sağlanmasından geçiyor. Bu ise Yeni Kazakistan’ın en önemli sac ayağı olacak. Bunun için de Kazak lider, parti kurma süreçlerinin kolaylaştırılması ve partilere üyelik prosedürlerinin basitleştirilmesi gerektiğini düşünmekte. Zira Kazak halkının sorunlarını ivedi bir şekilde dile getirebilecek yeni partilere ihtiyaç var. Dahası bu konu, ülke siyasetindeki liberalleşme sürecinin de bir gereği olarak karşımıza çıkıyor.

5. Seçim Sürecinin Modernizasyonu

Sayın Tokayev, güçlü bir demokrasinin olmazsa olmazının adil ve şeffaf seçimler düzenlenmesi olduğunun farkında. Bu kapsamda seçim prosedürlerinin kolaylaştırılmasından yana. Ayrıca Kazak lider, gözlemcilerinin faaliyetlerinin yasallaştırılmasını da önemsiyor. Buna ek olarak seçim kampanyası yürüten aktörlerin mali şeffaflığı da hem demokrasi hem de ülkenin bağımsızlığının olmazsa olmazlarından. Bu kapsamda Kazakistan’da seçim süreçlerinin de modernize edileceğini söylemek mümkün.

6. İnsan Hakları Kurumlarının Güçlendirilmesi

Kazakistan Cumhurbaşkanı’na göre, ülkenin anayasası en yüksek yasal güce sahiptir ve hukuk sisteminin temelidir. Ancak belirli yasama eylemlerinin ve kararlarının anayasaya uygunluğu da tartışmaya açık. Üstelik Anayasa Konseyi, vatandaşların doğrudan iletişim kurma fırsatından da mahrum olduğu kurum.

Bahse konu olan sorunlar bağlamında Kazakistan Cumhurbaşkanı, Anayasa Mahkemesi kurulmasını önermekte. Kazak liderin buradaki temel önceliği ise vatandaşların temel haklarının korunması. Çünkü Sayın Tokayev’e göre, insan hakları sorunları, sürekli iyileştirme gerektirmektedir. Burada Kazakistan’ın idam cezasının kaldırılması ve işkenceyle mücadele konularında kritik adımlar attığı vurgulanmalı. Sayın Tokayev’in amacı halkın yargıya ve dolayısıyla devlete olan güvenini sağlayacak biçimde insan haklarını güvence altına alacak reformlar yapmak. Kuşkusuz bu yönde atılan adımlar, Kazakistan’daki devlet-millet birlikteliğini çok daha güçlü hale getirecektir.

7. Medyanın Rekabet Gücünün ve Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolünün Güçlendirilmesi

İlk olarak medyanın gücünden başlamak gerekirse, modern dönemlerde herhangi bir ilerici ülkenin rekabetçi ve özgür medyaya sahip olmasının büyük önem arz ettiğine dikkat çekilmelidir. Bunun bilincinde olan Sayın Tokayev, devletin güçlü medya oluşumuna olanak sağlayacağını ve bu konuyu önemseyeceğini belirtmiştir. Nitekim Kazakistan Cumhurbaşkanı’nın “Bağımsız ve sorumlu medya olmadan daha fazla demokratik dönüşümün imkânsız olduğuna inanıyorum.” şeklindeki sözleri, bu hassasiyeti ortaya koymaktadır. Lakin Sayın Tokayev, medya kuruluşlarının dışarıdan gelen emirlerle çalışmaması ve toplumsal kutuplaşmayı arttıracak eylemlerde bulunmaması gerektiğine de dikkat çekiyor. Dolayısıyla Kazak lider, eleştiren ve özgür düşünen ama ülkesinin çıkarlarını savunmaktan başka bir gayesi olmayan güçlü bir medya istiyor. Bunun için de özgür gazeteciliği destekleyeceğini dile getiriyor.

Öte yandan Sayın Tokayev, güçlü toplumların ve güçlü demokrasilerin güçlü sivil toplumlara ihtiyaç duyduğunu da ifade ediyor. Bu kapsamda Kazak liderin şu sözleri, onun demokrasi bilincinin ne kadar yüksek seviyede olduğunu gözler önüne seriyor:

“Reformların hazırlanmasında ve uygulanmasında sivil toplum kuruluşlarının ve aktivistlerin daha geniş ve derin katılımına ihtiyaç vardır. Bunun için öncelikle tüm ulusal projelerin ve stratejik belgelerin açık olarak tartışılmasını sağlamak gerekiyor.”

Kazak atasözünde de ifade edildiği üzere, “danışılarak dikilmiş kürk, kısa olmayacaktır”. Bu anlamda Sayın Tokayev’in demokrasiye yaklaşımının aslında “Ulu Bozkır”ın demokratik geleneğinin yeniden canlandırılması olduğunu söylemek mümkün. Bu çerçevede Kazakistan Cumhurbaşkanı, “Toplumsal Güven Konseyi”nin yerine “Ulusal Kurultay”ın kurulmasını önermiştir.

8. Ülkenin İdari ve Bölgesel Yapısının İyileştirilmesi

Kazakistan’da atılacak demokratikleşme adımları noktasında idari ve bölgesel yapının iyileştirilmesine yönelik reformların yapılacağı da söylenebilir. Bu ihtiyacın farkında olan Kazak lider, uygulamak istediği politikayı “Güçlü Bölgeler, Güçlü Ülke” sloganıyla 2019 yılındaki Ulusal Sesleniş konuşmasından beri çeşitli platformlarda dillendirmekte. Sayın Tokayev’in ülkenin idari ve bölgesel yapısının iyileştirilmesine yönelik fikirlerini “Her Şeyden Önce Bağımsızlık” başlıklı makalesinde de görmek mümkün.

Bu kapsamda Tokayev, geçmişte bu yönde atılmış adımları ve yeni sürece dair önerilerini şu sözlerle dile getirmekte:

“Daha önce Çimkent, ulusal öneme sahip bir şehir statüsü aldı ve Güney Kazakistan ili, Türkistan olarak yeniden adlandırıldı ve Türkistan şehri idari merkez oldu. Bunlar halkın desteklediği doğru kararlardı… Öncelikle merkezi Semey şehri olacak şekilde Abay ilini oluşturmayı öneriyorum. Bölge halkının uzun zamandır bu konuyu gündeme getirdiğini biliyorum. Bugün, örneğin eski altyapı gibi çözülmemiş birçok sorun var. Bir zamanlar Alaş Hareketi’nin merkezi olan Semey şehrinin durumu iç açıcı değil. Tarihi adaleti yeniden sağlamalı ve halkımıza nice büyük evlatlar vermiş olan bu kutsal toprakları diriltmeliyiz. Eski Jezkazgan İli topraklarında da Ulutau İli oluşturulmalıdır. Jezkazgan şehri yeniden bölgesel bir merkez olacaktır. Bu bölgede ayrı bir il oluşturulmasının sadece ekonomik değil; aynı zamanda manevi ve kültürel önemi de vardır. Kazakistan’ın uçsuz bucaksız topraklarının tam ortasında yer alan Ulutau bölgesi, tarihimizde özel bir yere sahiptir… Ulu Bozkır’ın kalbinde yer alan Ulutau, büyük bir turizm potansiyeline sahiptir. Üretim ve lojistik kabiliyetlerini tam anlamıyla gerçekleştirmek gerekiyor. Tek kelimeyle, Ulutau bölgesinin kalkınmasının yolunu açıyoruz. Almatı bölgesiyle ilgili de birçok soru var. Bölgenin sakinleri çoğunlukla Almatı’nın banliyölerinde yaşıyor. Aynı zamanda, Taldıkorgan’dan Uzunagaş’ın veya Talgar’ın sorunlarını çözmek kolay değil. Ayrıca bölge merkezine ulaşmak için insanların uzun mesafeler kat etmesi gerekiyor. Bu ve diğer koşullar göz önüne alındığında, söz konusu bölgeyi Jetisu (Yedi su) ve Almatı olarak bölmeyi öneriyorum. Almatı İli’nin merkezi Kapşagay, Jetisu İli’nin merkezi ise Taldıkorgan olacak. Bu adımların bölgenin kalkınmasına güçlü bir ivme kazandıracağına inanıyorum… Örneğin, Kapşagay şehri, halkımızın tarihinde olağanüstü bir kişilik olan Dinmuhammed Kunayev ile yakından bağlantılıdır. Ve halk bu şehre onun adını vermeyi teklif ederse, böyle bir tutumu destekleyeceğim. Bütün bunları vatandaşların öneri ve görüşlerine dayanarak söylüyorum. Yerel sakinler bu girişimleri destekliyorsa, yakın gelecekte uygulamaya konmalıdırlar.”

Yukarıdaki ifadelerinden de anlaşılacağı üzere Sayın Tokayev, Kazakistan’ın tüm vilayetlerinin sorunlarına ve bu şehirlerdeki fırsatlara son derece hakim olduğu görülüyor. Hem bölgelerin sosyo-ekonomik kalkınmasını hem de tarihi kimliğin yeniden canlandırılmasını önemsiyor. Bu da mevzubahis alanda da mühim reformların yapılacağının habercisi.

9. Yerel Yönetimin Adem-i Merkezileşmesi

Merkezin bölgeleri güçlendireceğini vurgulayan Sayın Tokayev, “Güçlü bir yerel özyönetim sisteminin, vatandaşların kendi yerel bölgelerindeki yaşam kalitesini iyileştirmeye doğrudan katılımının temeli olduğu anlaşılmalıdır.” diyerek yerel yönetimlerin adem-i merkezileştirileceğinin mesajını vermekte. Zira Kazakistan Cumhurbaşkanı’na göre, bu yönde atılacak adımlar, bölgelerin kalkınmasının anahtarı. Nitekim Kazakistan Cumhurbaşkanı, “Yerel İdari Yönetim Yasası”nı geliştirirken bu hususun da dikkate alınması yönünde talimat verdiğini belirtmiştir. Bu kapsamda bölgelerin ekonomik finansman sisteminin de kökten revize edileceği öngörülebilir.

10. Öncelikli Krizlere Karşı Önlemler Alınması

Sayın Tokayev, Kazakistan’ın jeopolitik durumun keskin bir biçimde kötüleşmesiyle bağlantılı olarak birtakım mali ve ekonomik zorluklarla karşı karşıya kaldığını belirtmiş; fakat panik yapacak bir şey olmadığını da dile getirmiştir. Çünkü Kazakistan, büyük çaplı krizlerin dahi üstesinden gelebilmek için gerekli imkanlara sahiptir. Lakin bazı adımların atılması da elzem.

Bu çerçevede Kazak lider, “Her şeyden önce, ulusal para biriminin istikrarını sağlamak gerekir. Bu, ekonomik güvenliğimizde önemli bir faktördür.” diyerek uygulanacak mali politikaların önemine vurgu yapmıştır. Bu kapsamda bankaların durumuna da değinen Kazak lider, gıda güvenliğinin öneminin de altını çizmiştir.

Sonuç Yerine

Yeni Kazakistan’ın temeli, siyasi ve ekonomik reformların uyumuna dayanmaktadır. Bu ahenk ise ülkenin ilerlemesini ve Kazak halkının daha müreffeh bir geleceğe kavuşmasını sağlayacaktır. Sayın Tokayev’in “Ulusa Sesleniş” konuşmasından da anlaşılacağı gibi, Kazakistan’da ülkenin siyasi sistemini ve idari-bölgesel yapısını değiştirecek reformlar yapılacaktır. Bu reformlar ise ülkenin demokratikleşme yolunda ciddi bir atılımda bulunmasını sağlayacaktır. Dolayısıyla iç ve dış zorlukların farkında olan Sayın Tokayev, vatanseverlik ruhu yüksek bir millet olan Kazak halkının hedeflerine ulaşacağına olan inancı doğrultusunda mühim adımlar atmaktadır. Söz konusu reformlar, Kazak halkının ihtiyaçları göz önünde bulundurularak popülizmden uzak bir şekilde hayata geçirilecektir. Bu sürecin en önemli aşaması ise Kazakistan’da demokrasinin güçlendirilmesi olacaktır. Bu anlamda Sayın Tokayev’in kendi yetkilerini azaltmayı düşünmesi ise onun demokratik olgunluğunun ve yurtseverliğinin somut bir göstergesi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROL
Prof. Dr. Mehmet Seyfettin EROLhttps://www.ankasam.org/author/mse/?lang=en
1969 Dörtyol-Hatay doğumlu olan Prof. Dr. Mehmet Seyfettin Erol, Boğaziçi Üniversitesi (BÜ) Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden 1993 yılında mezun oldu. BÜ’de 1995 yılında Yüksek Lisans çalışmasını tamamlayan Erol, aynı yıl BÜ’de doktora programına kabul edildi. Ankara Üniversitesi’nde doktorasını 2005’de tamamlayan Erol, 2009 yılında “Uluslararası İlişkiler” alanında doçent ve 2014 yılında da Profesörlük unvanlarını aldı. 2000-2006 tarihleri arasında Avrasya Stratejik Araştırmaları Merkezi (ASAM)’nde görev yapan Erol, 2009 yılında Stratejik Düşünce Enstitüsü’nün (SDE) Kurucu Başkanlığı ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulundu. Uluslararası Strateji ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi (USGAM)’nin de kurucu başkanı olan Prof. Erol, Yeni Türkiye Stratejik Araştırmalar Merkezi (YTSAM) Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Başkanlığını da yürütmektedir. Prof. Erol, Gazi Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi (GAZİSAM) Müdürlüğü görevinde de bulunmuştur. 2007 yılında Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı “Türk Dünyası Hizmet Ödülü”nü alan Prof. Erol, akademik anlamdaki çalışmaları ve medyadaki faaliyetlerinden dolayı çok sayıda ödüle layık görülmüştür. Bunlardan bazıları şu şekilde sıralanabilir: 2013 yılında Çağdaş Demokratlar Birliği Derneği tarafından “Yılın Yazılı Medya Ödülü”, 2015 yılında “APM 10. Yıl Hizmet Ödülü”, Türkiye Yazarlar Birliği tarafından “2015 Yılın Basın-Fikir Ödülü”, Anadolu Köy Korucuları ve Şehit Aileleri “2016 Gönül Elçileri Medya Onur Ödülü”, Yörük Türkmen Federasyonları tarafından verilen “2016 Türkiye Onur Ödülü”. Prof. Erol’un 15 kitap çalışması bulunmaktadır. Bunlardan bazılarının isimleri şu şekildedir: “Hayalden Gerçeğe Türk Birleşik Devletleri”, “Türkiye-AB İlişkileri: Dış Politika ve İç Yapı Sorunsalları”, “Avrasya’da Yeni Büyük Oyun”, “Türk Dış Politikasında Strateji Arayışları”, “Türk Dış Politikasında Güvenlik Arayışları”, “Türkiye Cumhuriyeti-Rusya Federasyonu İlişkileri”, “Sıcak Barışın Soğuk Örgütü Yeni NATO”, “Dış Politika Analizinde Teorik Yaklaşımlar: Türk Dış Politikası Örneği”, “Krizler ve Kriz Yönetimi: Aktörler ve Örnek Olaylar”, “Kazakistan” ve “Uluslararası İlişkilerde Güncel Sorunlar”. 2002’den bu yana TRT Türkiye’nin sesi ve TRT Radyo 1 (Ankara Radyosu) “Avrasya Gündemi”, “Stratejik Bakış”, “Küresel Bakış”, “Analiz”, “Dosya”, “Haber Masası”, “Gündemin Öteki Yüzü” gibi radyo programlarını gerçekleştirmiş olan Prof. Erol, TRT INT televizyonunda 2004-2007 yılları arasında Arayış, 2007-2010 yılları arasında Kanal A televizyonunda “Sınır Ötesi” ve 2020-2021’de de BBN TÜRK televizyonunda “Dış Politika Gündemi” programlarını yaptı. 2012-2018 yılları arasında Millî Gazete’de “Arayış” adlı köşesinde dış politika yazıları yayımlanan Prof. Erol’un ulusal-uluslararası medyada çok sayıda televizyon, radyo, gazete, haber siteleri ve dergide uzmanlığı dahilinde görüşlerine de başvurulmaktadır. 2006-2018 yılları arasında Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde ve Ankara Üniversitesi Latin Amerika Araştırmaları Merkezi’nde (LAMER) de dersler veren Prof. Erol, 2018’den bu yana Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nde öğretim üyesi olarak akademik kariyerini devam ettirmektedir. Çok sayıda dergi ve gazetede yazıları-değerlendirmeleri yayımlanan; Avrasya Dosyası, Stratejik Analiz, Stratejik Düşünce, Gazi Bölgesel Çalışmalar, The Journal of SSPS, Karadeniz Araştırmaları, gibi akademik dergilerde editörlük faaliyetlerinde bulunan Prof. Erol, Bölgesel Araştırmalar, Uluslararası Kriz ve Siyaset Araştırmaları, Gazi Akademik Bakış, Ege Üniversitesi Türk Dünyası İncelemeleri, Demokrasi Platformu dergilerinin editörlüklerini hali hazırda yürütmektedir. 2016’dan bu yana Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi (ANKASAM) Kurucu Başkanı olarak çalışmalarını devam ettiren Prof. Erol, evli ve üç çocuk babasıdır.