ABD-Çin Askeri Temasları Gerilimi Azaltabilir mi?

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

2 Ağustos 2022 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin Tayvan’ı ziyaret etmesinin ardından Çin, buna cevap olarak 8 maddelik “karşı tedbirler (counter measures)” açıklamıştı. Bu maddelerden biri deüst düzey askeri temasların askıya alınmasıydı. Bu tarihten itibaren iki ülke arasında olası çatışma riskini azaltabilecek askeri temaslar ortadan kalkmıştı.

Geçen süre boyunca ABD tarafı, bu görüşmelerin yeniden başlatılması için yoğun çaba sarf etti. En sonunda, 16 Kasım 2023 tarihinde Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in San Francisco ziyareti esnasında ABD Başkanı Joe Biden’la yaptığı görüşmede taraflar, ikili ilişkilerin rayına oturtulması ve savunma diyaloğunun yeniden başlatılmasına karar vermişlerdir.[1] Bunun üzerine Pentagon, 21 Aralık 2023 tarihinde ABD Genelkurmay Başkanı General Charles Brown’un Çin Halk Kurtuluş Ordusu’ndan mevkidaşı General Liu Zhenli’yle görüşme yaptığını duyurmuştur.[2] Peki bu askeri temasların yeniden başlatılması, en çok hangi tarafın çıkarlarına uygundur ve ikili rekabetin gidişatını nasıl etkileyecektir?

Uzun bir aradan sonra yeniden başlayan bu görüşmeler, tarafların dünyadaki yeni jeopolitik depremlere şimdiden hazırlık yapma çabası olarak görülebilir. Nitekim Ukrayna’daki savaş halen devam ederken ABD, Orta Doğu’daki yeni krizlerle ilgilenebilmek adına zaman kazanma arayışındadır. Yine Çin, dünyadaki öngörülemeyen krizlerin ve ABD’yle yaşanan rekabetin ülke ekonomisine getireceği olumsuz etkileri en aza indirmeyi amaçlamaktadır.

Mevcut risk ve tehditlerin yanı sıra gelecekte ikili ilişkilere zarar vermesi muhtemel bazı belirsizlikler de vardır. Örneğin, Ocak 2024 tarihinde Tayvan’daki seçimlerde ABD yanlısı Demokratik İlerleme Partisi (DPP) veya Çin anakarasıyla yakın ilişkilere sahip Kuomintang arasında ciddi bir rekabet yaşanabilir. Bu seçimlerin sonucu, ABD-Çin ilişkilerinde büyük kırılmalar yaratabilir. Yine Rusya-Ukrayna Savaşı’nın olası bir şekilde sona ermesi ve bunun sonucunda Rusya’nın ilgisinin Asya-Pasifik’e doğru kayması, ABD’nin Çin’e yaklaşımının daha da sertleşmesine yol açabilir. Yine 2024 yılının sonunda gerçekleşecek ABD Başkanlık Seçimlerini Cumhuriyetçi bir adayın kazanması, Çin’le ticaret savaşının yeniden derinleşmesine ve askeri gerilimin bir kez daha tırmanmasına neden olabilir.   

Pentagon, “rekabeti sorumlu bir şekilde yönetmek, yanlış hesaplamaları önlemek, açık ve doğrudan iletişim hatlarını sürdürmek için birlikte çalışmanın önemini” vurgulamaktadır. Zira ABD, Çin’in diyalog ve işbirliğine önem veren bu ılımlı yaklaşımını kendi çıkarlarını ilerletmek için kullanabilir. Daha açık bir ifadeyle Çin’in diyalog ve işbirliği yanlısı tutumu, ABD’nin Tayvan ve diğer olası kriz alanlarındaki çıkarlarını daha da ilerletmesine zemin hazırlayabilir. Hatırlatmak gerekirse ABD, 2 Ağustos 2022 tarihinde dönemin Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin uçağını Tayvan’a indirinceye kadar sürekli Çin’le iletişim halinde kalmıştı. Yani Washington ve Pentagon, bu ziyaret esnasında Çin’in herhangi bir müdahalesini önlemek adına yoğun bir şekilde iletişim kanallarını kullanmıştır. Bu potansiyel kriz esnasında Çin’le kurulan yakın diyalog sayesinde ABD, Tayvan’ı ziyaret etmeyi başarmış ve böylece küresel arenadaki imajını yükseltebilmişti.

ABD tarafından yapılan açıklamalarda; “gerçek manada kurulan diyaloğun yanlış anlamaları azaltacağı belirtilmektedir. Burada iki ülkenin anlaşamadıkları veya birbirlerini anlamakta zorlandıkları temel husus; Tayvan ve Güney Çin Denizi gibi konularda tarafların statükoyu tek taraflı olarak değiştirme hamlelerinde bulunup bulunmadığıdır. Çin’e göre; ABD, Tayvan’a diplomatik ziyaretler gerçekleştirerek, askeri destekte bulunarak, adayı savunacağını söyleyerek ve onun uluslararası kuruluşlara katılımını destekleyerek Tayvan’ın statükosunu tek taraflı olarak değiştirmeye çalışmaktadır. Bu, Çin’in kırmızı çizgisi olduğu için kabul edilemez bir durumdur. ABD ise Çin’in bölgedeki faaliyetlerini “statükoyu değiştirme hamleleri” olarak görmektedir.

Karşılıklı anlayış, iki süper güç arasındaki istikrarlı ve sürdürülebilir ilişkiler açısından kritik öneme sahiptir. Pekin, Washington’un “sözlerinde ve eylemlerinde dikkatli ve tutarlı olmasını” gerektiğini sık sık dile getirmektedir. Zira ABD, bir yandan Tayvan’la yakınlaşmaya devam ederken, diğer yandan Çin’in “Tek Çin” ilkesine saygılı olduğunu dile getirmektedir. Fakat Çin’in ABD’ye kazan-kazan anlayışıyla yaklaşması sebebiyle Washington, artık stratejik belirsizlik politikasını sürdürebilmekte zorlanmaktadır. Tarafların, niyetlerini artık birbirlerine doğru ve samimi bir şekilde anlatabilmesi, gelecekteki olası çatışmaların önlenebilmesi adına oldukça kıymetli olacaktır. Her iki taraf da Asya-Pasifik’te büyük bir askeri karşılaşma istemeyecektir. Bu yüzden askeri diyaloğun yeniden başlatılması, gerilimin hızla azaltılmasında faydalı olacaktır.


[1] @POTUS, “Today, I’m announcing that the U.S. and PRC are resuming military-to-military communications.”, X, 16 Kasım 2023, https://x.com/POTUS/status/1724976837086904382?s=20, (Erişim Tarihi: 23.11.2023).

[2] “US And China Resume Military Contacts At The Highest Level”, FT, https://www.ft.com/content/e499f036-ab76-4c1a-a53e-b2583bd1bc45, (Erişim Tarihi: 23.12.2023).

Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk Tamer, 2014 yılında Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Gazi Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları Bilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başlamıştır. 2016 yılında “1990 Sonrası İran’ın Irak Politikası” başlıklı teziyle master eğitimini tamamlayan Tamer, 2017 yılında ANKASAM’da Araştırma Asistanı olarak göreve başlamış ve aynı yıl Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Programı’na kabul edilmiştir. Uzmanlık alanları İran, Mezhepler, Tasavvuf, Mehdilik, Kimlik Siyaseti ve Asya-Pasifik olan ve iyi derecede İngilizce bilen Tamer, Gazi Üniversitesindeki doktora eğitimini “Sosyal İnşacılık Teorisi ve Güvenlikleştirme Yaklaşımı Çerçevesinde İran İslam Cumhuriyeti’nde Kimlik İnşası Süreci ve Mehdilik” adlı tez çalışmasıyla 2022 yılında tamamlamıştır. Şu anda ise ANKASAM’da Asya-Pasifik Uzmanı olarak görev almaktadır.

Benzer İçerikler