Analiz

Almanya ve Kanada Hattında Yükselen “Stratejik Ortaklık”

Transatlantik ilişkilerde eğilim giderek Kanada-Birleşik Krallık hattına doğru kaymıştır.
Avrupa’nın itici güçlerinden Almanya’nın hem Birleşik Krallık hem Kanada ile stratejik ortaklıkları güçlenmeye başlamıştır.
Kanada, Almanya’nın Avrupa dışındaki en büyük partnerinden biri konumundadır.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Avrupa kamuoyunda son dönemde çok fazla tartışılan hususlardan biri, Kanada’nın Avrupa Birliği’nin (AB) “ortak üyesi” olabileceği yönündedir.[i] Ottowa ve Brüksel’i bir araya getiren en temel sebep ve ortak gaye; Trump yönetiminin neden olduğu transatlantik ilişkilerdeki çatlakların düzeltilmesi ve yeni uluslararası düzenin birlikte inşa edilmesidir. Bu bağlamda 2026 yılının başında Davos Zirvesi’ndeki çıkışlarıyla dikkat çeken Kanada Başbakanı Mark Carney ve Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ismini anmadan uluslararası sistemdeki mevcut sorunlara dikkat çekmiş ve bunların aşılması için birlikte hareket edilmesi çağrısı yapmışlardır.[ii]

Trump yönetiminin Kanada ve AB dahil olmak üzere tüm dünyaya gümrük tarifelerini bir baskı (zor kullanma) aracı olarak kullanması, bu iki aktörün çıkarlarının örtüşmesine ve birlikte hareket etmelerine katkıda bulunmuştur. Başka bir deyişle Trump’ın özellikle AB’ye yönelik baskı-güç politikaları, transatlantik ilişkilerde büyük bir kırılmaya yol açmış ve daha da önemlisi Kanada’yı transatlantik ilişkilerin sürdürülmesini sağlayan “köprü ülke/başat aktör” haline getirmiştir. Daha önceleri büyük oranda ABD ve Birleşik Krallık üzerinden sürdürülen transatlantik ilişkilerde eğilim giderek Kanada-Birleşik Krallık hattına doğru kaymıştır. Bunun da doğal bir sonucu olarak Avrupa’nın itici güçlerinden Almanya’nın hem Birleşik Krallık hem Kanada ile stratejik ortaklıkları güçlenmeye başlamıştır.

25 Eylül 2026 tarihinde Kanada ve Almanya arasında duyurulan İstihbarat Paylaşımı Anlaşması,[iii] iki aktör arasında gelişen stratejik ortaklığın en yeni ve somut örneği olmuştur. Başbakan Carney, Ottowa ve Brüksel arasında daha yakın ilişkiler kurulması çağrısında bulunmuş ve Kanada Dışişleri Bakanı Anita Anand ise Almanya’nın bu ortaklıkta merkezi bir role sahip olduğunu belirtmiştir.[iv] Mevcut durumda Kanada, Almanya’nın Avrupa dışındaki en büyük partnerinden biri konumundadır. İki ülke arasındaki bu yakın bağlar, hem Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) hem G7 bünyesindeki ortak çıkarlar sayesinde daha da pekişmiş durumdadır. Bu ortak endişelerin başında Trump yönetimi gelmektedir. Kanada ziyareti esnasında bu endişelerini dile getiren Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadepuhl, ABD Başkanı Donald Trump ve yönetiminden doğrudan bahsetmeksizin hem Kanada’nın hem de Avrupa’nın “uluslararası düzende büyük değişimler” yaşadığına dikkat çekmiştir.[v] Trump yönetiminin getirdiği belirsizlik nedeniyle hızla değişen ve kırılgan hale gelen uluslararası ortamda Almanya ve Kanada, son derece güvenilir bir stratejik ortaklık inşa etme arayışındadırlar.

Daha güvenli bir Avrupa için transatlantik bağların güçlü tutulması gerekmektedir. Bu bağları koruma vazifesi de AB içerisindeki Atlantikçi ülkelere değil, yine çoğunlukla Almanya’ya düşmektedir. Nitekim Almanya, AB içerisindeki Atlantikçi ve Avrupacı eğilim arasında dengeleyici ve köprü vazifesi gören bir konumdadır. Bilhassa güvenlik alanında Almanya, nükleer caydırıcılık da dahil olmak üzere ulusal güvenliğinin temel sütunu olarak NATO’yu ve ABD’yle olan askeri ittifakı hayati görmektedir. Bu yönüyle Almanya, transatlantik bağların ayakta kalmasını sağlayan bir “tutkal vazifesi” görmektedir. Bu bağların Kuzey Amerika ayağında ise ABD’nin oluşturduğu birtakım güç boşluklarını Kanada doldurmaya başlamıştır. Halihazırda Kanada, NATO bünyesinde Avrupa’nın güvenliğine katkıda bulunmaya devam etmektedir. Bu kapsamda Letonya’da 2000’den fazla asker konuşlandıran Kanada, ayrıca Ukrayna’ya sağladığı kesintisiz askeri ve insani yardımlarla “güvenilir ve kararlı” bir müttefik olduğunu göstermektedir.[vi]

Almanya ve Kanada ise savunma sanayileri arasında daha yakın işbirliği de dahil olmak üzere güvenlik ve savunma işbirliğini daha da ilerletme arzusundadırlar. Kanada’nın Almanya’dan yeni denizaltılar tedarik etme planlarına ek olarak enerji alanındaki işbirlikleri de giderek artmaktadır. Bu konuda Almanya Dışişleri Bakanı Johann Wadepuhl, enerji tedarik zincirlerinin tehdit altında olduğunu ve özellikle Kanada’dan daha fazla sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) alımına ihtiyaç duyduklarını belirtmiştir.[vii] Söz konusu gaz transferinin, halihazırda yasal onay süreçlerini tamamlamış olan 10 milyar dolar değerindeki yüzer LNG ihracat tesisi Ksi Lisims Projesi üzerinden sevk edilmesi öngörülmektedir.[viii] Enerji uzmanları, Avrupa ülkelerinin Amerikan gazına aşırı bağımlı hale gelmek istemediklerini; bunun nedeninin kısmen Trump yönetimiyle yaşanan ticari gerilimler olduğunu ifade etmektedir.[ix] Bu bakımdan Kanada, tıpkı askeri caydırıcılıkta olduğu gibi enerji güvenliği ve kritik hammadde tedarikinde de Avrupa için riski dağıtan ve son derece güvenilir bir stratejik ortak olarak öne çıkmaktadır.

Küresel sistemin çok kutuplu ve çatışmalı bir yapıya evrildiği günümüzde transatlantik güvenlik mimarisi, klasik ABD-Avrupa ekseninin ötesine geçen yeni dayanışma hatlarına ihtiyaç duymaktadır. Almanya’nın Avrupa içerisindeki dengeleyici ve birleştirici aktör rolü, Kanada’nın ise Kuzey Amerika cephesinden Avrupa güvenliğine ve enerji arzına sağladığı somut katkılarla birleştiğinde, transatlantik ittifakın geleceği için son derece dirençli bir eksen oluşturmaktadır. Askeri tedarikten istihbarat paylaşımına ve enerji güvenliğine uzanan Almanya-Kanada stratejik ortaklığı; hem Avrupa’nın tek taraflı bağımlılıklardan korunmasını sağlayacak hem de transatlantik bağların yeniden dizayn edilmesine imkân tanıyacaktır. Eksenin geleneksel yapısından kayarak Kanada-Birleşik Krallık hattında yeniden şekillenmesi, Almanya gibi Avrupa’nın itici güçlerini bu iki aktörle daha derin ve dirençli stratejik ortaklıklar kurmaya yöneltmiştir. Netice itibarıyla ABD’nin tek taraflı hamleleri transatlantik ilişkileri zayıflatmaktan ziyade ittifak içi dengelerin yeniden dağılmasına ve Kanada ile Almanya öncülüğünde daha çok merkezli, esnek ve dayanıklı yeni bir küresel işbirliği mimarisinin doğmasına zemin hazırlamıştır.


[i] “EU chief backs plan for Canada to become ‘associate member’”, BBC, https://www.bbc.com/news/articles/cjwyzrr9d3dko, (Erişim Tarihi: 08.10.2026).

[ii] “Read Mark Carney’s full speech on middle powers navigating a rapidly changing world”, CBC, https://www.cbc.ca/news/politics/mark-carney-speech-davos-rules-based-order-9.7053350, (Erişim Tarihi: 26.01.2026); “Davos: Germany’s Merz says old world order ‘unraveling’“, Dw, https://www.dw.com/en/davos-germanys-merz-says-old-world-order-unraveling/a-75606240, (Erişim Tarihi: 26.01.2026).

[iii] “Canada inks intelligence-sharing deal with Germany amid bid for closer EU ties”, Global News, https://globalnews.ca/news/12072868/anita-anand-german-trade-security-talks/, (Erişim Tarihi: 08.10.2026).

[iv] Aynı yer.

[v] Aynı yer.

[vi] “Germany and Canada – transatlantic friendship, common security”, Auswaertiges-amt, https://www.auswaertiges-amt.de/en/aussenpolitik/laenderinformationen/kanada-node/2803906-2803906, (Erişim Tarihi: 08.10.2026).

[vii] “‘Our supply chains are under threat,’ German minister says his country wants more Canadian LNG”, CTV News, https://www.ctvnews.ca/business/article/our-supply-chains-are-under-threat-german-minister-says-his-country-wants-more-canadian-lng/, (Erişim Tarihi: 08.10.2026).

[viii] “Germany, Canada to Sign Major LNG Deal as Europe Seeks Energy Security”, Energy Now, https://energynow.ca/2026/05/germany-canada-to-sign-major-lng-deal-as-europe-seeks-energy-security/, (Erişim Tarihi: 08.10.2026).

[ix] Aynı yer.

Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk Tamer, 2014 yılında Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Gazi Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları Bilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başlamıştır. 2016 yılında “1990 Sonrası İran’ın Irak Politikası” başlıklı teziyle master eğitimini tamamlayan Tamer, 2017 yılında ANKASAM’da Araştırma Asistanı olarak göreve başlamış ve aynı yıl Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Programı’na kabul edilmiştir. Uzmanlık alanları İran, Mezhepler, Tasavvuf, Mehdilik, Kimlik Siyaseti ve Asya-Pasifik olan ve iyi derecede İngilizce bilen Tamer, Gazi Üniversitesindeki doktora eğitimini “Sosyal İnşacılık Teorisi ve Güvenlikleştirme Yaklaşımı Çerçevesinde İran İslam Cumhuriyeti’nde Kimlik İnşası Süreci ve Mehdilik” adlı tez çalışmasıyla 2022 yılında tamamlamıştır. Şu anda ise ANKASAM’da Asya-Pasifik Uzmanı olarak görev almaktadır.

Benzer İçerikler