Asya-Pasifik’te “Çok Uluslu” İttifaklar Dönemi

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avustralya’dan üst düzey savunma ve dışişleri yetkilileri, 28 Temmuz 2023 tarihinde “33. Avustralya-ABD Bakanlar Arası Danışma Toplantısı (AUSMIN)” çerçevesinde bir araya gelmişlerdir. Taraflar; bölgenin güvenlik ve istikrarını sağlamak için Hindistan, Japonya, Endonezya, Filipinler ve Güney Kore’yle daha fazla işbirliği yapma konusunda anlaşmışlardır. Görüşme sırasında iki ülke, bir dizi tatbikat yoluyla Asya-Pasifik ülkeleriyle işbirliğini artırmaya karar vermişlerdir. Ayrıca bildiride; ABD ve Avustralya liderliğinde düzenlenen “TALISMAN SABRE 2023” tatbikatına Fiji, Endonezya, Papua Yeni Gine ve Tonga’nın ilk kez katılımını ve ayrıca Hindistan, Singapur, Tayland ve Filipinler’in gözlemci göndermesini memnuniyetle karşılamışlardır.[1]

AUSMIN kapsamında mutabık kalınan diğer hususlar şunlardır; şeffaflığa olan bağlılığın teyit edilmesi, deniz güvenliği ve denizcilik alan farkındalığının artırılması, yasadışı balıkçılığın önlenmesi için işbirliği yapılması, ittifaka ivme kazandırılması ve bu yıldan itibaren Amerikan denizaltılarının Avustralya’ya daha düzenli ziyareti şeklinde sıralanabilir. İki ülke ayrıca, egemenlik ve toprak bütünlüğü temel ilkeleri de dahil olmak üzere uluslararası hukuka dayalı bir küresel düzeni sürdürmeyi kabul etmişlerdir. Bildiriye göre, karşılıklı ittifaklarını, ortaklıklarını, üçlü ve çok taraflı güvenlik düzenlemelerini güçlendirmek için bir dizi kilit öncelik belirlenmiştir.[2]

Asya-Pasifik’le ilgili Batılı aktörlerin sıkça üzerinde durduğu endişeler şunlardır: Güney ve Doğu Çin Denizi’ndeki artan askeri eylemler, Tayvan Boğazı ve çevresindeki güvenlik sorunları, genel olarak bölgesel barışı ve istikrarı baltalayan istikrarsızlaştırıcı veya zorlayıcı tek taraflı eylemler şeklinde sıralanabilir. Avustralya ve ABD, bölgesel meselelerin güç veya baskı tehdidi veya kullanımı olmadan diyalog yoluyla barışçıl bir şekilde çözülmesi çağrısında bulunmuşlardır. Buna ek olarak iki ülke, Tayvan’ın önde gelen bir demokrasi olduğuna dikkat çekerek uluslararası kuruluşlara katılımını desteklediklerini açıklamışlardır.[3] Bu konuda olası bir çatışmayı önleyebilmek adına Çin’le güvenilir ve sağlıklı iletişim kanallarının kurulmasına dikkat çekilmiştir. Batılı güçler, Pekin’le yapıcı ilişkilerin kurulması, şeffaflığın artırılması ve ortak çıkarların olduğu alanlarda Çin’le işbirliği yapılmasının önemini vurgulamaktadırlar.

ABD ve onun askeri müttefikleri, Asya-Pasifik’teki ikili, üçlü veya dörtlü gruplaşmalar dahil olmak üzere farklı düzeylerde mekanizmalar kurmak suretiyle Çin’i dengeleme ve sınırlamaya çalışmaktadırlar. Bu dengeleme eyleminde Hindistan, Endonezya, Fransa, Yeni Zelanda ve Singapur gibi ülkeler, çoğunlukla askeri olmayan mekanizmaları tercih etmektedirler. Bahsi geçen ülkeler, büyük ölçüde Çin’i dengelemeye odaklanmakta ve askeri yeteneklerini güçlendirmek için ABD’den teknik destek istemektedir.

Batılı güçlerin sıklıkla üzerinde durdukları kavram ise “Özgür ve Açık Hint-Pasifik”tir. Japonya Başbakanı Şinzo Abe tarafından 2016 yılında ortaya atılan bu kavram, o zamandan beri ABD ve tüm müttefikleri tarafından yapıcı bir önerme olarak onaylanmıştır. Bu ifadeye en güçlü desteği verenler Hindistan ve Fransa olarak öne çıkmaktadır. Daha önceleri Avustralya da bu kavramın güçlü destekçilerinden biriydi. Ancak ABD ve İngiltere’yle imzalanan AUKUS anlaşması nedeniyle Kanberra, daha ziyade bölgesel kutuplaşma ve savunma ittifaklarından yana olduğunu göstermiştir. 2017 yılında başlatılan Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (QUAD) da esas olarak “Özgür ve Açık Hint-Pasifik” ilkesini esas almaktadır. ABD, Avustralya, Japonya ve Hindistan’dan oluşan bu diyalog, geçen 6 yıllık süre zarfında giderek kuruluş amacından uzaklaşmıştır. Yeni Delhi, bu oluşum içerisinde Washington ve Tokyo’yu sakinleştiren bir rol oynamaktadır. Hindistan’ın tüm çabalarına ABD liderliğindeki Batılı aktörler, Çin’i provoke edecek güvenlik ittifaklarına hız vermişlerdir.

Çoğu zaman “güvenlik diyalogları” şeklinde devam eden ikili, üçlü ve dörtlü toplantılarda Hindistan’ın barışçıl güvenlik anlayışına büyük önem verdiği ve blok siyasetine kesinlikle karşı çıktığı görülmektedir. Bu bağlamda Yeni Delhi’nin Tokyo’yu da kendi yanına çekerek onu Washington’un “tehlikeli adımlarından” uzaklaştırmaya çalıştığı söylenebilir. Bu bağlamda Japonya’nın kendisi de “özgür ve açık” bölgesel güvenlik prensibinden uzaklaşarak ABD’yle birlikte bloklaşma siyasetine doğru yönelmektedir. Japonya’da, Şinzo Abe’nin mirası olan “özgür ve açık” kavramından uzaklaşılması ve proaktif bir savunma konseptine geçilmesi nedeniyle Fumio Kişida yönetimine dönük ciddi eleştiriler vardır. Çin, Japonya’yı izlemiş olduğu blok siyasetinden dolayı eleştirmektedir.[4] Asya-Pasifik’te “bloklaşma” şeklinde yorumlanan “çok taraflı” güvenlik diyaloglarından bazıları şunlardır:[5]

  • Japonya-Güney Kore-ABD
  • Japonya-Hindistan-İtalya
  • Japonya-İngiltere-Avustralya
  • Japonya-Avustralya-ABD
  • Japonya-Hindistan-ABD
  • Japonya-Avustralya-Hindistan
  • Avustralya-Endonezya-Hindistan
  • Avustralya-Hindistan-Fransa

Yukarıdaki üçlü mekanizmalardan hareketle Japonya’nın Çin ve Kuzey Kore kaynaklı güvenlik endişeleri nedeniyle çok boyutlu işbirliği ağı geliştirmeye çalıştığı görülmektedir. Hindistan ise Çin’le başa çıkma mekanizmaları konusunda diğer Batılı müttefiklerinden farklı düşünmektedir. Yeni Delhi, Washington’un “Pekin’e karşı” söyleminden ziyade daha “kapsayıcı” bir bölgesel güvenlik mimarisi arzu etmektedir. Çünkü Hindistan, Çin’le askeri olarak yüzleşmekten büyük ölçüde çekinmektedir.

Asya-Pasifik’te tutarlı bir güvenlik mekanizmasının olmayışı nedeniyle bölge ülkeleri, Batı’nın savunma ittifakı olan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün (NATO) deneyimlerinden faylanmayı arzulamaktadır. NATO’nun Asya-Pasifik’te kurallara dayalı bir düzen oluşturmaya katkıda bulunabileceği düşünülmektedir. Bu bağlamda Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda, NATO’nun 11-12 Temmuz 2023 tarihlerinde Litvanya’nın Vilnius kentinde düzenlenen yıllık toplantısına art arda ikinci kez katılmışlardır.  NATO’nun, Tokyo’da bir irtibat ofisi açma niyetinin dışında, dört ülkeyle de “Bireysel Olarak Uyarlanmış Ortaklık Programı (ITPP)” oluşturmayı planladığı söylenmektedir. NATO’nun bölgeye artan ilgisiyle birlikte Asya-Pasifik’teki ittifakların sayısında artışın yaşanması sürpriz olmayacaktır.


[1] “Joint Statement on Australia-U.S. Ministerial Consultations (AUSMIN) 2023”, US Department of Defense, https://www.defense.gov/News/Releases/Release/Article/3476104/joint-statement-on-australia-us-ministerial-consultations-ausmin-2023/, (Erişim Tarihi: 01.08.2023).

[2] “US, Australia To Cooperate With India To Ensure Security And Stability Of Indo-Pacific”, Economic Times, https://economictimes.indiatimes.com/news/defence/us-australia-to-cooperate-with-india-to-ensure-security-and-stability-of-indo-pacific/articleshow/102231936.cms?from=mdr, (Erişim Tarihi: 01.08.2023).  

[3] “Joint Statement on Australia-U.S. Ministerial Consultations (AUSMIN) 2023”, a.g.e., (Erişim Tarihi: 01.08.2023).

[4] “China Hits Out At Japan’s ‘Erroneous’ Defence White Paper”, SCMP, https://www.scmp.com/news/china/diplomacy/article/3229365/china-hits-out-japans-erroneous-defence-white-paper, (Erişim Tarihi: 01.08.2023).  

[5] “INDIA AND THE QUAD”, IISS, https://www.iiss.org/publications/strategic-dossiers/asia-pacific-regional-security-assessment-2022/aprsa-chapter-9, (Erişim Tarihi: 01.08.2023).   

Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk TAMER
Dr. Cenk Tamer, 2014 yılında Sakarya Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olmuştur. Aynı yıl Gazi Üniversitesi Ortadoğu ve Afrika Çalışmaları Bilim Dalı’nda yüksek lisans eğitimine başlamıştır. 2016 yılında “1990 Sonrası İran’ın Irak Politikası” başlıklı teziyle master eğitimini tamamlayan Tamer, 2017 yılında ANKASAM’da Araştırma Asistanı olarak göreve başlamış ve aynı yıl Gazi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Doktora Programı’na kabul edilmiştir. Uzmanlık alanları İran, Mezhepler, Tasavvuf, Mehdilik, Kimlik Siyaseti ve Asya-Pasifik olan ve iyi derecede İngilizce bilen Tamer, Gazi Üniversitesindeki doktora eğitimini “Sosyal İnşacılık Teorisi ve Güvenlikleştirme Yaklaşımı Çerçevesinde İran İslam Cumhuriyeti’nde Kimlik İnşası Süreci ve Mehdilik” adlı tez çalışmasıyla 2022 yılında tamamlamıştır. Şu anda ise ANKASAM’da Asya-Pasifik Uzmanı olarak görev almaktadır.

Benzer İçerikler