Analiz

Bangui’de Üçüncü Perde: Touadéra’nın Üçüncü Dönem Hesabı

Sandık, güvenlikle meşruiyet arasındaki pazarlığın adeta ölçüm cihazı haline gelmektedir.
Touadéra’nın kazanması güçlü bir ihtimaldir; asıl soru, bu zaferin nasıl bir devlet biçimi üreteceğidir.
Orta Afrika’da istikrar, hizmetin ritmini yakalayamadığında yönetim güvenliğe daha fazla yaslanmakta, bu yaslanma siyaseti daha fazla sertleştirmektedir.

Paylaş

Bangui’de sandığa gidilen bir gün, Orta Afrika Cumhuriyeti’nde çoğu kez sıradan bir takvim maddesi olmaktan çıkmaktadır. 28 Aralık 2025 tarihinde yapılan genel seçimler de bu gerçeği yeniden hatırlatmaktadır.[i] Bu kez tartışma, bir liderin yeniden seçilmesi ihtimalinden daha geniş bir zeminde akmaktadır. Devletin hangi yöntemle ayakta kaldığı, kimleri sisteme dahil ettiği, kimlerin dışarıda tutulduğu ve bütün bu tercihlerin bölgesel dengeyi nasıl etkilediği seçimin asıl anlamını belirlemektedir. Sandık, güvenlikle meşruiyet arasındaki pazarlığın adeta ölçüm cihazı haline gelmektedir. Bu nedenle Orta Afrika’da seçim, pusuladan ibaret bir prosedür olmamakta; kimin kazandığından çok, kazanmanın hangi bedelle mümkün hale geldiğini göstermektedir.

Seçimin kapsamı olağan dışı bir ağırlık taşımaktadır. Yaklaşık 2,3 milyon kayıtlı seçmen, cumhurbaşkanını, parlamentoyu, bölgesel yapıları ve belediyeleri aynı gün belirlemektedir.[ii] Ülkenin büyük bölümünde oy verme sürecinin lojistiği, yolların durumu ve idari kapasite gibi nedenlerle her zaman riskli bir başlık olmuştur. Bu nedenle seçim, siyasi rekabetin ötesinde devletin “işleyebilme” kabiliyetini de test etmektedir. Yerel seçimlerin ülkede uzun süre kesintiye uğramış olması, merkez ile taşra arasındaki bağları yeniden kurma iddiasını güçlendirmektedir. Başkanlık yarışı vitrin olmaktadır. Asıl belirleyici alan, taşrada kimlerin yönetim ağı kuracağı ve bu ağın güvenliği mi yoksa hizmeti mi önceleyeceği sorusudur.

Sandığa bu kadar anlam yüklenmesinin bir nedeni de 2023’te yaşanan anayasal kırılmadır.[iii] Değişiklikler, görev süresini beş yıldan yedi yıla taşımış, dönem sınırlamasını kaldırarak üçüncü dönem yolunu açmıştır. Resmî sonuçlar yüksek bir “evet” oranına işaret etmiştir. Muhalefet ise o süreçte boykot çizgisine yönelmiş, tartışma ülkenin siyasal geleceğini belirleyen bir fay hattına dönüşmüştür. Dolayısıyla bu seçim, bir bakıma 2023’te atılan adımın sahadaki onay testi anlamına gelmektedir. Sandıktan çıkan sonuç, bir dönemi başlatmaktan çok, bir düzenin kalıcılaşıp kalıcılaşamayacağını söylemektedir.

Faustin-Archange Touadéra bu sistemin merkezindeki isimdir. Matematik kökenli bir akademisyen olarak başlamış, Bangui Üniversitesi’nde yöneticilik yapmış, 2008–2013 arasında başbakanlık görevini yürütmüş, 2016’da ise ülkenin en ağır kırılmalarından biri sonrasında cumhurbaşkanlığına seçilmiştir. 2010’ların iç savaş dalgası ve 2013 darbesinin bıraktığı yıkım ortamında “devletin geri dönüşü” söylemiyle alan açmıştır. İkinci döneminde “düzeni tutma” iddiasını öne çıkarmıştır.[iv] Bugün onu ayakta tutan siyasal akıl, güçlü bir ittifak mühendisliğiyle güvenlik şemsiyesini bir araya getirmektedir. Yönetim, sadakat ve kaynak dağıtımı üzerinden bir merkez kurmakta ve bu merkez, kendi çevresini genişletirken muhalefetin manevra alanını daraltmaktadır.

Touadéra’nın kampanya dilinde en güçlü kart güvenlik olmaktadır. Ülke, yıllardır silahlı grupların yağma, yol kesme ve zorla vergilendirme pratikleriyle yaşamaktadır. Başkent Bangui’nin sembolik mahallesi PK5’te bile “sakin oy verme” ihtimalinin konuşulması, hafızadaki travmanın büyüklüğünü göstermektedir. 2015’te roket sesleriyle anılan, 2020’de sandık gününün silahlı baskı ve kesintilerle hatırlandığı bir ülke için 2025’te nispeten daha sakin bir atmosferin dile getirilmesi, seçmen psikolojisini doğrudan etkilemektedir.[v] Seçmen, “hak ve temsil” kadar “yarın sabah dükkânı açabilme” ihtimalini de tartmaktadır. Bu tartı, güvenlik söylemini siyasetin merkezine yerleştirmektedir.

İç siyaset cephesinde tablo daha karmaşık görünmektedir. Muhalefetin bir kısmı, süreci adil bulmadığı gerekçesiyle boykot hattına yaslanmaktadır. Buna rağmen sahaya çıkan güçlü adaylar da vardır. Eski başbakanlar Anicet-Georges Dologuélé ve Henri-Marie Dondra gibi isimler, yönetimin devlet kaynaklarını seçim lehine kullandığını ve kampanya alanının daraldığını savunmaktadır. Bu itirazlar, ülkede “seçim var fakat yarış var mı” sorusunu büyütmektedir. Öte yandan iktidarın idari kapasitesi, yerel ağların dağıtım gücü ve güvenlik şemsiyesi, Touadéra’nın elini belirgin biçimde güçlendirmektedir. Bu nedenle seçim, bir isim yarışı olarak kalmamakta; iktidar ağının sürekliliğini ölçmektedir.

Dış politika boyutu ise resmin görünmeyen parantezidir. Touadéra yönetimi, güvenlik ve rejim istikrarı adına Rusya ve Ruanda ile derinleşen bir ortaklık kurmuştur. Bunun sahadaki karşılığı; eğitim, danışmanlık, koruma ve operasyonel destek şeklinde görünmektedir. Birleşmiş Milletler’in barışı koruma varlığı da lojistik ve güvenlik bakımından seçim sürecinin omurgalarından biri haline gelmiştir. Böyle bir denklem egemenlik algısını iki yönde itmektedir. Bir tarafta silahlı grupların geriletilmesi ve başkentin nefes alması vardır. Diğer tarafta güvenlik mimarisinin dış ortaklıklar üzerinden kalıcılaşması, devletin kendi kapasitesini “askıya alma” riskini büyütmektedir. Bu ikilem, Orta Afrika’nın kaderini belirleyen temel gerilimlerden biri olarak kalmaktadır.

Ülkenin neden önemli olduğu sorusu tam burada yanıt bulmaktadır. Orta Afrika Cumhuriyeti, kıtanın kalbinde durmaktadır ve komşu krizlerin basıncını doğrudan hissetmektedir. Sudan hattındaki dalgalanma, Çad sınırındaki geçişkenlik, Kamerun koridoru üzerinden ticaretin kırılganlığı her gün devlet kapasitesini aşındırmaktadır. Üstelik altın, elmas, uranyum ve yeni arayışlarda öne çıkan madenler, güvenliğin ekonomiyle iç içe geçtiği bir alan yaratmaktadır. Kaynakların kontrolü, bütçe ve kamu harcamaları anlamına gelmektedir. Kaynakların kimler tarafından, hangi ağlar üzerinden yönetileceği sorusu ise siyasetin en sert alanıdır. Bu nedenle Bangui’deki her seçim, ülkedeki maden sahalarından sınır kapılarına kadar uzanan bir güç haritasını yeniden çizmektedir.

Touadéra kazanırsa neler değişebilir ya da gerçekten bir değişim olur mu? İlk olasılık, mevcut güvenlik mimarisinin sürmesidir. Bu durum, kısa vadede başkentte ve ana ticaret hatlarında daha öngörülebilir bir düzen doğurabilir. İkinci olasılık, yerel ve bölgesel seçimlerin sonuçları üzerinden yeni bir dağıtım haritasının kurulmasıdır. Uzun süre yapılamayan yerel seçimler, merkezin taşraya nüfuz etme biçimini değiştirebilir. Fakat bu değişim kurumsallaşmış yerel yönetim kapasitesi üretmekten çok, patronaj ilişkilerini daha ince katmanlara yayabilir. Üçüncü olasılık, anayasal düzenlemenin açtığı alanın muhalefeti daha fazla radikalleştirmesidir. Muhalefetin sandığı reddeden damarları güç kazanırsa siyaset yeniden “seçim sonrası sokak” gerilimine kayabilir.

Sonuçlar açısından kısa vadeli beklenti, Touadéra’nın ilk turda avantaj sağlaması yönündedir. Geçici sonuçların ocak ayının ilk haftasında açıklanması beklenmektedir. Bu süreçte en kritik unsur, sayım düzeninin güven üretip üretemeyeceğidir. Seçim günü bazı merkezlerde pusula tedariki, seçmen listeleri ve kimlik doğrulaması gibi başlıklarda aksaklıklar konuşulmuştur. Seçim gününde daha sakin bir atmosferin varlığı, sonrasının otomatik biçimde sakin geçeceği anlamına gelmemektedir. Orta Afrika’da gerilim çoğu kez sandık kapanınca başlamaktadır. Sonuçların şeffaf biçimde ilan edilmesi, itirazların yönetilmesi, sokakların provokasyondan korunması ve güvenlik güçlerinin ölçülü davranması, seçimin kaderini belirleyen eşikler haline gelmektedir.

Orta Afrika’da gidişatın nereye evrileceği, sonuçtan ziyade seçim sonrasına bağlıdır. Seçim, devletin bir anlık fotoğrafını vermektedir. Devletin filmi ise adalet, hizmet ve temsil üzerinden akmaktadır. PK5 gibi sembolik alanlarda barışın “silahların susması” seviyesinde kalması, sosyal barışın kırılganlığını korumaktadır. Elektrik, su, yol, kimlik belgesi, eğitim, istihdam gibi gündelik başlıklar çözülmedikçe güvenlik kazanımı siyasal sermayeye dönüşse bile toplumsal rıza dar bir zeminde kalacaktır. Bu nedenle Touadéra’nın üçüncü dönem ihtimali, bir istikrar vaadinden daha fazlasını gerektirmektedir. İstikrar, hizmetin ritmini yakalayamadığında yönetim, güvenliğe daha fazla yaslanmakta, bu yaslanma da siyaseti daha fazla sertleştirmektedir.

Türkiye açısından bakıldığında Orta Afrika dosyası, Afrika politikasının sessiz test alanlarından biri sayılmaktadır. Ankara’nın kıtada egemenlik, kalkınma ve insani diplomasi vurgusu, Bangui’deki kırılgan istikrar denklemine temas etmektedir. Seçim sonrası dönemde Türkiye’nin katkısı; kurum inşası, insani yardım, eğitim ve ticaret koridorları üzerinden devlet kapasitesini güçlendirecek başlıklarda somutlaşabilir. Bu çizgi, güvenlik rekabetlerinin içine sürüklenmeyen bir ortaklık dili geliştirebildiği ölçüde karşılık bulmaktadır. Orta Afrika’da “kim daha çok asker getirir” tartışması yerine “kim daha çok kurum bırakır” sorusu öne çıktığında, dış politika alanı daha sağlıklı bir zemine oturacaktır.

28 Aralık seçimleri bir “son” değildir. Orta Afrika’da sandık, çoğu kez bir başlangıcın adını koymaktadır. Touadéra’nın kazanması güçlü bir ihtimal taşımaktadır. Asıl soru, bu zaferin nasıl bir devlet biçimi üreteceğidir. İstikrar, güvenlik raporlarına yazılan bir satır olarak kalırsa ülke yeni bir döngüye sürüklenebilir. İstikrar, temsil ve hizmetle beslenen bir siyasal sözleşmeye dönüşürse Bangui, kıtanın kalbindeki kırılgan devlet anlatısını yavaşça tersine çevirebilir.


[i] “Présidentielle en Centrafrique: pour Faustin-Archange Touadéra, «le travail continue»”, Jeune Afrique, 28 Aralık 2025, https://www.jeuneafrique.com/1752491/politique/presidentielle-en-centrafrique-pour-faustin-archange-touadera-le-travail-continue/, (Erişim Tarihi: 28.12.2025).

[ii] Egbejule, Eromo, “Central African Republic goes to polls as president seeks third term”, The Guardian, 28 Aralık 2025, https://www.theguardian.com/world/2025/dec/28/central-african-republic-goes-to-polls-as-president-seeks-third-term, (Erişim Tarihi: 28.12.2025).

[iii] Aynı yer.

[iv] Aynı yer.

[v] Aynı yer.

Göktuğ ÇALIŞKAN
Göktuğ ÇALIŞKAN
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde lisans eğitimi alan Göktuğ ÇALIŞKAN, aynı süreçte çift anadal programı kapsamında üniversitenin Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yer alan Uluslararası İlişkiler bölümünde de eğitim görmüştür. 2017 yılında lisans mezuniyetini tamamladıktan sonra Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde yüksek lisans programına başlayan Çalışkan, bu programı 2020 yılında "Hindistan Şiiliği ve İran’ın Hindistan Politikasının Yumuşak Güç Çerçevesinde Değerlendirmesi: Kontrüktivist Bir Bakış" adlı teziyle başarı ile tamamlamıştır. 2018 yılında ise çift ana dal programı kapsamında eğitim gördüğü Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olmuştur. Millî Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Seçme ve Yerleştirme (YLSY) programı kapsamında Fransa’da dil eğitimi alan Göktuğ Çalışkan, ardından Fas’ta bulunan Uluslararası Rabat Üniversitesinde 2. yüksek lisansını "La Présence Chinoise En Afrique Et L’évaluation De La Politique Africaine De La Chine Dans Le Contexte Du Projet « La Ceinture Et La Route » : Les Cas du Kenya et de l’Ouganda" (Çin'in Afrika'daki Varlığı ve Çin'in Afrika Politikasının Kuşak ve Yol Projesi Bağlamında Değerlendirilmesi: Kenya ve Uganda Örnekleri) teziyle 2022 yılında tamamlamıştır. Aynı zamanda Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi olan Çalışkan, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde de doktorasına devam etmektedir. Çalışkan, ayrıca YLSY kapsamında Fas’ta yine Uluslararası Rabat Üniversitesi’nde doktoraya başlamıştır. Ankasam Uluslararası İlişkiler uzmanı olarak çeşitli konularda röportajları ve analizleri bulunan Çalışkan, kitap bölümleri, makaleler ve kitap incelemelerine de devam etmektedir. Çalışkan, iyi derecede İngilizce ve Fransızca bilmekte olup, Çin-Afrika İlişkileri, Sahel, Sahel’de Din ve Güvenlik, İran, Şiilik, Hindistan, Gıda Güvenliği, Afrika'da İklim, İsyanlar ve Terörizm, Afrika Jeopolitiği, Kuşak ve Yol Projesi, Orta Asya üzerine akademik çalışmalarını sürdürmektedir.

Benzer İçerikler