Analiz

Konakri’de Sükûnet: Gine Seçimi Sahel’e Ne Söylemektedir?

Konakri’de bugün rüzgâr hafif esmektedir.
Dış politika hattında belirleyici başlık maden jeopolitiğidir.
Doumbouya’nın kazanması güçlü bir ihtimal olarak konuşulmaktadır.

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

Konakri’de sandıkların açıldığı 28 Aralık sabahı, şehir beklenmedik bir sakinlikle uyanmıştır.[i] Bu sükûnet olaysız bir seçim günü manzarası sunmaktadır. Fakat Batı Afrika’nın son yıllardaki kırılgan siyaset haritasını bilenler için asıl gürültü görünmeyen yerde kopmaktadır. Gine, darbeler kuşağının Atlas kıyısındaki büyük eşiği sayılmaktadır. Çünkü bu seçim, sandıkla kışla arasındaki gerilimin hangi biçimde kalıcılaşacağını, yani “geçiş” denilen sürecin bir kapı mı yoksa bir kilit mi olduğunu göstermektedir.

Gine’yi okumak, boksit tonajlarını, liman yüklemelerini, Konakri sokaklarının nabzını ve siyasi sınıfın “eski-yeni” çatışmasını tek bir fotoğrafta toplamayı gerektirmektedir. Ülke, küresel alüminyum zincirinin kritik halkalarından biridir. Dünya piyasasında boksit akışı kesintiye uğradığında dalga yalnız Batı Afrika kıyılarında kabarmamaktadır. Simandou’da devreye giren dev demir cevheri projesi ise ekonomik ufku büyütmektedir. Ancak ne var ki yeraltı zenginliği, gündelik hayatın hafiflemesi anlamına gelmemektedir. Bununla beraber geniş kitleler yoksulluk ve gıda güvensizliği kıskacında yaşamaktadır. İşte bu çelişki, Gine siyasetinin yakıtı niteliğindedir: zengin topraklar, ağır hayatlar; büyük projeler, kırılgan kurumlar.

Gine Neden Önemlidir?

Gine, coğrafi konumu ve ekonomik ağırlığı itibarıyla Batı Afrika’da uç ülke statüsünde durmamaktadır. Sahil kuşağının Atlantik kapısı, Sahel’e açılan hinterlandı, limanları ve madenleriyle bölgesel denklemin kilit taşlarından biridir. Üstelik 2020’lerden itibaren Batı Afrika’da kışla tonunun yükseldiği, Sahel’de askeri yönetimlerin yeni bir ittifak dili kurduğu bir dönemde Gine’nin sandığa gitmesi bölge açısından bir örnek teşkil etmektedir. Sandık, darbe dalgasının durduğunu mu ilan edecektir, yoksa yeni bir meşruiyet kılıfını mı tarif edecektir? Sorunun ağırlığı Konakri’nin sınırlarını aşmaktadır.

Daha önemlisi, bu sandık bir “ilk” niteliği taşımaktadır. Son beş yılda askeri yönetimlerin kontrol ettiği ülkelerde seçim takvimleri ya ertelenmiş ya da referandumlarla esnetilmiştir. Gine’nin sandığa gitmesi, bölgeye “kışla yönetimi sandıkla kurumsallaşabilir” mesajı da verebilir, “sandık baskıyı yumuşatır” düşüncesini de besleyebilir. Bu ikilik, Batı Afrika’nın önümüzdeki yıllarını şekillendirecek kadar kuvvetlidir.

Doumbouya Kimdir ve Bu Noktaya Nasıl Gelmiştir?

Gine siyasetinin yeni merkezinde yer alan Mamady Doumbouya, 5 Eylül 2021’de Alpha Condé’yi deviren müdahalenin baş aktörü olarak sahneye çıkmıştır.[ii] Ordu içindeki seçkin birliklerin komutanı kimliği, onu kısa sürede “düzeni kuracak adam” imgesine taşımıştır. Müdahalenin meşruiyet dili, Condé’nin üçüncü dönem arayışının yarattığı toplumsal öfke üzerinden kurulmuştur. 2020’de anayasal düzenlemeler, protestolar ve sert güvenlik müdahaleleri, ülkedeki siyasal gerginliği zaten yükseltmiş durumdaydı. Doumbouya bu dalganın üzerine oturmuş, “yeniden başlangıç” vaadini kışla disiplinine yaslamıştır.

Geçiş döneminin ilk evresinde verilen söz nettir: siyasi hayat yeniden rayına oturtulacak, kurumlar toparlanacak, ülke sivil yönetime dönecektir.[iii] Lakin takvim uzadıkça askeri yönetimin kendi iç mantığı güçlenmiştir. Eylül 2025 tarihinde yapılan referandumla yeni anayasanın kabul edilmesi, başkanlık süresinin yedi yıla çıkarılması ve Doumbouya’nın adaylığının önünün açılması bu dönüşümün dönüm noktasıdır.[iv] Seçim böylece “dönüş” iddiasının bir yemin törenine mi yoksa bir iktidar tahkimine mi hizmet edeceği sorusunu keskinleştirmiştir.

Doumbouya’nın tarzı “hız” ve “disiplin” üzerinden ilerlemektedir. Bu tarz, bir yandan devletin yeniden işleyişe sokulduğu iddiasını güçlendirmektedir. Öte yandan muhalefetin nefes alanını daraltan bir güvenlik refleksi üretmektedir. Kampanya döneminde siyasi faaliyetlerin sınırlı kalması, protesto alanlarının kısıtlanması, medya üzerindeki denetim tartışmaları ve muhalif aktörlere yönelik baskı iddiaları seçim ikliminin kırılganlığını artırmıştır. Yakın dönemde 2009 stadyum katliamı dosyasıyla bilinen bir eski askeri figürün affedilmesi gibi hamleler de “devlet aklı” tartışmasını büyütmüştür. Bu noktada adalet mi hızlanacaktır, uzlaşma mı öne çıkacaktır, yoksa hesaplaşma mı ertelenecektir?

Sandıkta Tablo: Rekabet mi, Onay mı?

28 Aralık seçimi, 2021 sonrası ilk başkanlık seçimi olarak “anayasal düzene dönüş” başlığıyla sunulmuştur.[v] Seçmen kütüğünde yaklaşık 6,7 milyon kayıtlı seçmenin bulunduğu belirtilmektedir. Sandıklar sabah açılmış, akşam saatlerinde kapanmıştır. Aday listesinde Doumbouya’nın yanı sıra sekiz isim daha yer almaktadır. Ancak sahadaki algı, güçlü bir rekabetten ziyade bir onay mekanizmasına işaret etmektedir. Zira güçlü muhalefet figürlerinin bir kısmı sürgünde kalmış, bazı aktörler siyasal alandan itilmiş, kimi adaylar yarış dışı bırakılmış, çok sayıda parti dağıtılmıştır. Muhalefetten gelen boykot çağrıları, seçimin meşruiyet zemini üzerinde kalın bir gölge bırakmaktadır.

Günün kendisi iki görüntüyü aynı karede toplamaktadır: Bir yanda sayım sürecinin başlaması ve “büyük olay yaşanmadı” cümleleri, diğer yanda Konakri’de düşük katılım hissi ve “sonuç belli” düşüncesi. Geçici sonuçların iki-üç gün içinde açıklanması beklenmektedir. Bu aralık, siyasi psikoloji açısından belirleyicidir. Çünkü beklenti yönetimi, seçim sonrası sokağın nabzını tayin etmektedir. Seçmen sandığa gitmemiş olsa bile sokak siyasetinin dili değişebilmektedir.

Doumbouya Neden Güçlü Görünmektedir?

Doumbouya’nın favori görünmesinin temel nedeni, devlet aygıtı üzerindeki kontrolün pekişmiş olmasıdır. Ancak mesele bununla sınırlı kalmamaktadır. Gine’de eski siyaset sınıfına yönelik yaygın bir yorgunluk hissi bulunmaktadır. Genç nüfusun ağırlığı bu hissi keskinleştirmektedir. Doumbouya, kampanyasında büyük altyapı projelerini, yol ve enerji yatırımlarını, şehir düzenlemelerini bir vitrin olarak kullanmıştır. Bu vitrin, özellikle işsiz gençler için “en azından bir hareket var” duygusu üretmektedir.

İkinci unsur, kaynak siyaseti üzerinden inşa edilen yeni anlatıdır. Simandou’nun devreye girmesi, ülkenin “kendi payını alma” iddiasının sembolüne dönüşmektedir. Yıl içinde yaşanan lisans iptalleri, sözleşme revizyonları ve varlıkların devlet şirketlerine devri gibi adımlar, kamuoyunda milli çıkar söylemini büyütmüştür. Bu hat, Sahel’deki askeri yönetimlerin egemenlik vurgusuyla aynı rezonansı taşımaktadır. Dolayısıyla Doumbouya, sandıkta bir kişi olarak yarışmaktan çok, “düzen kuran lider” anlatısını oylatmaktadır.

Bölgesel ve Dış Politika Boyutu: Sahel Dalgası ve Maden Jeopolitiği

Gine seçimi, Batı Afrika’da darbeler dalgasının içinde ayrı bir yere oturmaktadır. Mali, Burkina Faso ve Nijer’deki askeri yönetimler bölgesel kurumlarla kopuşlar yaşamış, yeni bir güvenlik ve ittifak dili kurmuştur. Gine ise bölgesel çerçevenin içinde kalmayı tercih etmiş, fakat iç siyasette “hâkî ton” ağır basmıştır. Bu tablo, bölgesel örgütler açısından da bir sınamadır: İlkesel baskı mı, pragmatik kabulleniş mi? Konakri’den çıkacak siyasal sonuç, Sahel’deki askeri yönetimlere “sandıkla tahkim edilmiş iktidar” fikrini cazip kılabilir. Sahil kuşağındaki rejimlere ise “güvenlik gerekçesiyle daralma” eğilimini meşrulaştırabilir.

Dış politika hattında belirleyici başlık maden jeopolitiğidir. Boksit tedariki, küresel alüminyum zincirinin kritik halkasıdır. Simandou projesi ise Çin sermayesinin ağırlıkta olduğu bir model üzerinden ilerlemektedir. Dolayısıyla Konakri’deki iktidar matematiği, Pekin’den Körfez’e, Avrupa limanlarından küresel emtia piyasalarına uzanan bir yankı üretmektedir. Bu yankı, istikrar kavramını yeniden tanımlamaktadır: İstikrar, sandığın rekabetiyle mi, madenin akışıyla mı ölçülecektir?

Seçim Sonrası Nereye Evrilir?

Doumbouya’nın kazanması güçlü bir ihtimal olarak konuşulmaktadır. Böyle bir sonuç, geçiş döneminin sivil bir başlık altında devam etmesi anlamına gelecektir, ancak güvenlik aygıtının siyasetteki ağırlığı büyük ihtimalle korunacaktır. Bu noktada iki senaryo öne çıkmaktadır.

Birinci senaryoda, ekonomik açılım ve büyük maden gelirlerinin yarattığı beklenti yönetimi kritik hale gelmektedir. Simandou’nun demiryolu ve liman yatırımlarıyla birlikte yaydığı istihdam vaadi karşılanırsa, kısa vadede bir “rızanın ekonomisi” kurulabilir. Fakat yoksulluk ve gıda güvensizliği geniş kitleleri sıkıştırmayı sürdürürse vitrin hızla solabilir. O zaman bugün görülen sükûnet, daha sert bir toplumsal gerilime evrilebilir.

İkinci senaryoda, siyasetin daralması, muhalefetin parçalanması ve medya alanındaki kısıtlar, kurumların uzun vadede zayıflamasına yol açabilir. Seçim, bir başlangıç eşiği olmaktan çıkıp bir kapanış kapısına dönüşürse, normalleşme söylemi otoritenin süreklileşmesine hizmet edebilir. Üstelik geçmişte verilen “aday olmayacağım” vaadinin gölgede kalması, yeni dönemde güven krizini büyütebilir.

Konakri’de bugün rüzgâr hafif esmektedir. Fakat Batı Afrika’da rüzgârın yönü, çoğu kez bir şehirdeki seçim günü sükûnetinden anlaşılmaz; madenin rayında, kışlanın koridorunda, gençlerin sabrında ve bölgesel dalganın ritminde ölçülür. Gine’nin sandığı, bu dört ritmin hangisini hızlandıracağını göstermektedir.

[i] “Guinea votes in presidential election expected to cement Doumbouya’s rule”, Reuters, 28 Aralık 2025. https://www.reuters.com/world/africa/guinea-votes-presidential-election-expected-cement-doumbouyas-rule-2025-12-28/, (Erişim Tarihi: 28.12.2025).

[ii] “Polls open in Guinea with junta leader favoured to win first presidential vote since 2021 coup”, Africanews, 28 Aralık 2025. https://www.africanews.com/2025/12/28/polls-open-in-guinea-with-junta-leader-favoured-to-win-first-presidential-vote-since-2021-/, (Erişim Tarihi: 28.12.2025).

[iii] Aynı yer.

[iv] Aynı yer.

[v] “Guinée : élection présidentielle, quatre ans après le coup d’État, Mamady Doumbouya grand favori, opposition écartée”, France 24, 28 Aralık 2025. https://www.france24.com/fr/afrique/20251228-guinee-élection-présidentielle-coup-état-mamady-doumbouya-junte-opposition, (Erişim Tarihi: 28.12.2025).

Göktuğ ÇALIŞKAN
Göktuğ ÇALIŞKAN
Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünde lisans eğitimi alan Göktuğ ÇALIŞKAN, aynı süreçte çift anadal programı kapsamında üniversitenin Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yer alan Uluslararası İlişkiler bölümünde de eğitim görmüştür. 2017 yılında lisans mezuniyetini tamamladıktan sonra Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde yüksek lisans programına başlayan Çalışkan, bu programı 2020 yılında "Hindistan Şiiliği ve İran’ın Hindistan Politikasının Yumuşak Güç Çerçevesinde Değerlendirmesi: Kontrüktivist Bir Bakış" adlı teziyle başarı ile tamamlamıştır. 2018 yılında ise çift ana dal programı kapsamında eğitim gördüğü Uluslararası İlişkiler bölümünden mezun olmuştur. Millî Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Seçme ve Yerleştirme (YLSY) programı kapsamında Fransa’da dil eğitimi alan Göktuğ Çalışkan, ardından Fas’ta bulunan Uluslararası Rabat Üniversitesinde 2. yüksek lisansını "La Présence Chinoise En Afrique Et L’évaluation De La Politique Africaine De La Chine Dans Le Contexte Du Projet « La Ceinture Et La Route » : Les Cas du Kenya et de l’Ouganda" (Çin'in Afrika'daki Varlığı ve Çin'in Afrika Politikasının Kuşak ve Yol Projesi Bağlamında Değerlendirilmesi: Kenya ve Uganda Örnekleri) teziyle 2022 yılında tamamlamıştır. Aynı zamanda Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi son sınıf öğrencisi olan Çalışkan, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde de doktorasına devam etmektedir. Çalışkan, ayrıca YLSY kapsamında Fas’ta yine Uluslararası Rabat Üniversitesi’nde doktoraya başlamıştır. Ankasam Uluslararası İlişkiler uzmanı olarak çeşitli konularda röportajları ve analizleri bulunan Çalışkan, kitap bölümleri, makaleler ve kitap incelemelerine de devam etmektedir. Çalışkan, iyi derecede İngilizce ve Fransızca bilmekte olup, Çin-Afrika İlişkileri, Sahel, Sahel’de Din ve Güvenlik, İran, Şiilik, Hindistan, Gıda Güvenliği, Afrika'da İklim, İsyanlar ve Terörizm, Afrika Jeopolitiği, Kuşak ve Yol Projesi, Orta Asya üzerine akademik çalışmalarını sürdürmektedir.

Benzer İçerikler