Analiz

Körfez Sermayesinin Orta Asya’ya Açılımı: Özbekistan-BAE Yatırım İş Ortaklığı

Özbekistan ile BAE arasındaki ilişkiler, sınırlı ticaretten stratejik ortaklığa evrilmiştir.
İki ülke arasında 20 milyar doları aşan yatırım portföyü, ekonomik entegrasyonun derinliğini göstermektedir.
Özbekistan ile BAE arasındaki yeni ekonomi ve madencilik sektörleri, iş ortaklığının geleceğini şekillendiren temel alanlar olarak ön plana çıkmaktadır.

Paylaş

Küreselleşmenin hız kazandığı 21. yüzyılda, ülkeler arası ekonomik ilişkiler sadece ticaret olanaklarıyla sınırlı kalmayıp çok boyutlu stratejik ortaklıklar şeklinde yeni baştan şekil almaktadır. Bu aşamada bilhassa gelişmekte olan devletler, ekonomik büyüme ve kalkınma gayelerine ulaşabilmek amacıyla dış yatırımları çekmeye yönelik politikalar geliştirmekte ve milletlerarası iş ortaklıklarını çeşitlendirmektedir. Orta Asya bölgesinin önemli aktörlerinden bir tanesi olan Özbekistan, son senelerde uygulamaya koyduğu reform politikalarıyla bu değişim aşamasının dikkat çeken örneklerinden biri haline evrilmiştir. 2016 yılı sonrasında başlatılan ekonomik değişim ve liberalleşme, yatırım ortamının iyi bir duruma getirilmesi ve beynelmilel entegrasyon politikaları, ülkenin küresel ekonomiyle daha güçlü bağlar kurmasına olanak tanımıştır.

Bu kapsamda Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Özbekistan’ın ekonomik açılım süresince ön plana çıkan stratejik ortaklardan biri olarak dikkatleri üzerine çekmektedir. Körfez bölgesinin finansal kapasitesi kuvvetli ve yatırım odaklı ekonomilerinden bir tanesi olan BAE, global ölçekte sermaye ihracı gerçekleştiren önemli bir aktör konumundadır. Özbekistan ile BAE arasındaki ilişkiler, en başta sınırlı ticari etkileşimler etrafında gelişmiş olsa da zaman içerisinde yatırım, altyapı, enerji ve yeni ekonomi sektörlerini ihtiva eden çok katmanlı bir yapıya evrilmiştir. 

Özbekistan ile BAE arasındaki ekonomik ilişkiler, bilhassa 2010’lu senelerin sonlarından beri belirgin bir ivme kazanmıştır. Özbekistan’ın 2016 sonrası zaman diliminde uygulamaya koyduğu ekonomik reformlar ve yatırım dostu politikalar, devleti yabancı yatırımcılar açısından cazip bir hale getirmiştir. Bu aşamada BAE, finansal kapasitesi ve küresel yatırım deneyimiyle ön plana çıkan önemli bir ortak olarak dikkat çekmiştir. Başlangıç olarak daha kısıtlı ticari ilişkiler seviyesinde kalan bu bağlar, zaman içerisinde enerji, altyapı ve finans gibi farklı stratejik sektörlere yayılmıştır.

Günümüzde ikili arasındaki iş ortaklığı, geniş kapsamlı yatırım projeleriyle birlikte derin bir hale gelmiştir. Yaklaşık 100 projeden meydana gelen ve 20 milyar doları aşan yatırım portföyü, bu devletler arasındaki ekonomik entegrasyonun ulaştığı seviyeyi ortaya koymaktadır.[i] Bu durum, milletlerarası ilişkiler literatüründe ekonomik karşılıklı bağımlılık ve stratejik ortaklık kavramlarıyla açıklanabilmektedir.

Dikkat çeken bir diğer unsur, söz konusu büyük ölçekli yatırım portföyünün sadece ekonomik aktörler tarafından değil, doğrudan üst düzey siyasi ve yönetsel aktörler tarafından şekillendirilmiş olmasıdır. Özbekistan Başbakan Yardımcısı ve Yatırım, Sanayi ve Ticaret Bakanı Camşid Hocayev ile BAE tarafında başta Şeyh Mansur bin Zayed Al Nahyan olmak üzere üst düzey hükümet temsilcileri arasında gerçekleştirilen bu görüşmeler, projelerin siyasi irade temelinde de geliştirildiğini göstermektedir.[ii] Ayrıca madencilik alanındaki iş ortaklığı anlaşmasının, BAE Yatırım Bakanı Mohamed Hassan Alsuwaidi ile Hocayev aracılığıyla imzalanması, ekonomik ortaklığın salt olarak piyasa dinamiklerine değil, ülkeler arası kurumsal koordinasyona da dayandığını ortaya koymaktadır.[iii] Bu durum, söz konusu 100 projelik yatırım portföyünün rastlantısal olarak değil, planlı ve stratejik bir kapsamda oluşturulduğunu ve uzun vadeli ekonomik gayelerle uyumlu olduğunu gözler önüne sermektedir.

Özbekistan-BAE ortaklığı, sadece geleneksel sektörlerle sınırlı kalmamaktadır. Turizm, Finansal Teknoloji (Fintech), havacılık, lojistik ve yenilenebilir enerji gibi “yeni ekonomi” alanlarında meydana getirilen ortaklıklar, ilişkilerin dinamik ve geleceğe yönelik bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir. Bilhassa Fintech ve dijital ekonomi alanındaki ortaklıklar, Özbekistan’ın ekonomik modernizasyon aşamasında önemli bir rol oynamaktadır. Bunun yanı sıra BAE’de faaliyet gösteren 2.300’den fazla Özbek firma, ekonomik ilişkilerin kurumsallaşma düzeyini ortaya koymaktadır. 

Madencilik sektörü ise bu ortaklığın stratejik boyutunu kuvvetlendiren bir diğer önemli alan olmaktadır. Taraflar arasında imzalanan anlaşmalar, sadece rezerv çıkarımını değil, bununla beraber dijitalleşme, altyapı modernizasyonu ve sürdürülebilir üretim aşamalarını da ihtiva etmektedir.[iv] Özbekistan’ın zengin doğal kaynakları ile BAE’nin yatırım gücünün birleşmesi ile beraber karşılıklı faydaya dayalı bir ekonomik model ortaya koymaktadır.

Bu bilgilerin yanı sıra ekonomik veriler de bu gelişmelere destek vermektedir. 2026 senesinin ilk iki ayında iki ülke arasında ticaret hacminde %21,1’lik artış kaydedilmesi, ilişkilerin istikrarlı bir büyüme trendine sahip olduğunu göstermektedir.[v] Ayrıca turizm alanında meydana gelen artışlar, ekonomik ortaklığın toplumsal ve kültürel boyutlara da yansıdığını ortaya koymaktadır.

Bu bilgilerin ışığında Özbekistan ile BAE arasındaki ekonomik ortaklık tarihsel olarak kısıtlı ticari ilişkilerden başlayarak günümüze değin çok katmanlı ve stratejik bir ortaklığa evrilmiştir. Bilhassa Özbekistan’ın reform aşamasıyla beraber hız kazanan bu ilişkiler, yatırım, ticaret ve sektörel çeşitlilik açısından önemli bir derinlik kazanmıştır. Günümüze dek kaydedilen 20 milyar doları aşan yatırım hacmi ve çok sayıda ortak proje, bu tarihsel gelişimin en somut göstergesi şeklinde değerlendirilebilmektedir.

Analitik açıdan bakıldığı zaman, bu iş ortaklığının sadece ekonomik değil, aynı zamanda jeo-ekonomik bir anlam da taşımaktadır. Körfez sermayesinin Orta Asya’ya doğru yönelmesi, bölgesel güç dengeleri ve ekonomik ağlar açısından yeni fırsatlar meydana getirmektedir. Bu durum, Özbekistan’ın küresel ekonomik sistemdeki konumunu kuvvetlendirirken, BAE’nin de yatırım coğrafyasını çeşitlendirmesine imkân sağlamaktadır.

Bununla beraber söz konusu ortaklığın sürdürülebilirliği belirli koşullara bağlıdır. Özellikle yönetişim kalitesi, hukuki altyapı, şeffaflık ve yerel ekonomik kapasitenin güçlendirilmesi, uzun vadeli başarı açısından kritik öneme sahiptir. Aksi halde dış yatırımlara aşırı bağımlılık ve ekonomik kırılganlık gibi farklı riskleri ortaya çıkabilir.

Özbekistan-BAE ilişkileri, günümüzde “kalkınma odaklı stratejik ekonomik ortaklık” modeli şeklinde tanımlanabilecek bir yapıya evrilmiştir. Geçmişten günümüze dek gelişen ikili ilişkiler, doğru politikalar ve sürdürülebilir stratejilerle desteklendiği takdirde, sadece iki devlet için değil, Orta Asya bölgesi için de önemli ekonomik ve politik kazanımlar sağlaması muhtemeldir.


[i] “Uzbekistan, UAE deepen investment co-op with 100 joint projects”, 30 Trend, https://www.trend.az/business/4174833.html, (Erişim Tarihi: 15.04.2026).

[ii] Aynı yer.

[iii] “Uzbekistan, UAE Sign Deal to Boost Mining Cooperation”, The Caspian Post, https://caspianpost.com/uzbekistan/uzbekistan-uae-sign-deal-to-boost-mining-cooperation, (Erişim Tarihi: 15.04.2026).
[iv] “UAE, Uzbekistan discuss strengthening partnerships in new economy sectors”, Gulf News, https://gulfnews.com/amp/story/uae%2Fuae-uzbekistan-discuss-strengthening-partnerships-in-new-economy-sectors-1.500505754, (Erişim Tarihi: 15.04.2026).

[v] Aynı yer.

Dilara Cansın KEÇİALAN
Dilara Cansın KEÇİALAN
Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden mezun olan Dilara Cansın KEÇİALAN, ilk yüksek lisans eğitimini Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda tamamlamıştır. Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi yüksek lisans programında ise “Kuşak-Yol ve Yeşil Enerji Projeleri Bağlamında Kazakistan-Çin Halk Cumhuriyeti İş Birliği, Fırsatlar ve Riskler” başlıklı tezini savunmuştur. 2025 yılında T.C. Millî Eğitim Bakanlığı Yurt Dışı Lisansüstü Eğitim Bursunu kazanan KEÇİALAN, Ukrayna’da Taras Şevçenko Kiev Ulusal Üniversitesinde doktora çalışmalarını sürdürmektedir. Ayrıca Atatürk Üniversitesi Yeni Medya ve Gazetecilik Bölümü’nde öğrenim görmekte olup ANKASAM’da (Ankara Kriz ve Siyaset Araştırmaları Merkezi) Avrasya Araştırma Uzmanı olarak görev yapmaktadır. Başlıca ilgi alanları Avrasya ve özellikle Orta Asya bölgesidir. İngilizce ve Rusça bilmekte, temel düzeyde Ukraynaca bilgisine sahip olup Kazakça öğrenmektedir.

Benzer İçerikler