Analiz

Hürmüz’de Mahsur Kalan Gemi İnsanları: Küresel Ticaretin Görünmeyen Rehineleri

Hürmüz Boğazı, son aylarda yalnızca petrol tankerlerinin değil, binlerce gemi insanının da sıkışıp kaldığı bir kriz bölgesine dönüşmüştür.
Hürmüz’de yaşanan bu insani durum, dünya kamuoyunun odaklandığı büyük askeri ve jeopolitik stratejilerin gölgesinde kalmaktadır.
Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim ve beraberinde getirdiği deniz güvenliği zafiyeti, Aden Körfezi ve Somali açıklarındaki güvenlik mimarisini de doğrudan sarsmıştır.

Paylaş

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail’in 28 Şubat 2026 tarihinde İran’a karşı başlattıkları savaşın etkileriyle ilgili olarak büyük çoğunlukla artan petrol ve doğal gaz fiyatları, ABD’nin Hürmüz Boğazı’na uyguladığı abluka, İran’ın Körfez’i kapatması ve birçok geminin Körfez’de mahsur kalması gibi konular konuşulurken, gemilerdeki personelin yaşadığı sıkıntılar kamuoyu başta ekonomik olanlar olmak üzere diğer konular kadar sıklıkla yer bulmamaktadır. Oysaki küresel enerji tedarikinde önemli rol oynayan Hürmüz Boğazı, son aylarda yalnızca petrol tankerlerinin değil, binlerce gemi insanının da sıkışıp kaldığı bir kriz bölgesine dönüşmüştür. Hürmüz’de yaşanan bu durum, dünya kamuoyunun odaklandığı büyük askeri ve jeopolitik stratejilerin gölgesinde kalmakta, stratejik hesapların ve enerji savaşlarının ötesinde binlerce insanın temel ihtiyaçlarından dahi mahrum bırakmakta ve bu süreç, savaşın göz ardı edilen en ağır insani kriz alanlarından birini oluşturmaktadır.

Birleşik Krallık Donanması’na bağlı Birleşik Krallık Deniz Ticaret Operasyonları Ajansı (UKMTO), Hürmüz Boğazı ve Basra Körfezi’ndeki güvenlik durumunu en yüksek risk seviyesi olan “kritik” olarak ilan ederken, Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) Genel Sekreteri Arsenio Dominguez, 2000 gemideki yaklaşık 20.000 gemi insanının mahsur kaldığı ve ayrılamadığı Hürmüz Boğazı’ndaki sorunu ele almak için tüm üye devletlerin çabalara destek vermesi ve gerekli güvenlik garantileri sağlandıktan sonra bir tahliye koridoru olarak açılması çağrısında bulunmuştur.[i]

Nisan ayının son haftasında UKMTO, Umman ve İran açıklarında seyreden çok sayıda konteyner ve tanker gemisinin ağır silahlarla hedef alınırken özellikle MSC Francesca ve Epaminondas gibi gemilere yönelik el koyma girişimleri,[ii] gemi insanlarının sadece mahsur kalmadığını, aynı zamanda aktif bir savaş bölgesinde doğrudan hedef haline geldiğini göstermektedir. Bölgeden geçiş yapan ve/veya mahsur kalan özellikle tanker ve konteyner gemileri, füze, silahlı insansız deniz ve hava araçları (UAV, USV) tehdidine maruz kalırken halihazırda UKMTO’nun 2 Mayıs 2026 tarihli verilerine göre Basra Körfezi, Hürmüz Boğazı ve Umman Körfezi içinde ve yakınında bulunan gemileri etkileyen ve 23’ü gemilere saldırı, 15’i şüpheli faaliyet[iii] ve ikisi de gemi kaçırma olmak üzere 41 olay raporlanmıştır (Advisory UKMTO #2026).[iv] Raporlarda saldırı, şüpheli faaliyet veya gemi kaçırmanın kim ya da kimler tarafından gerçekleştirildiği belirtilmemekle birlikte uluslararası medyada ve güvenlik değerlendirmelerinde bazı olayların yaygın olarak İran bağlantılı aktörlerle ilişkilendirildiği görülmektedir.[v]

Saldırılar her kim tarafından yapılırsa yapılsın, krizin en ağır yükünü taşıyan gemi insanları, ölerek, yaralanarak veya çatışmanın başladığı 28 Şubat 2026 tarihinden bu yana gemide mahsur kalarak yalnızca güvenlik tehdidiyle değil; su, gıda, ilaç ve iletişim eksikliğiyle de mücadele etmektedir. Haftalardır limana yanaşamayan gemilerde personel değişiminin yapılamazken dron saldırılarında yaralanan personele de gerekli tıbbi müdahale de yapılamamaktadır. 

Uluslararası Nakliyat İşçileri Federasyonu (ITF), ticari gemilerin “savaşın bir parçası haline geldiğini” ve gemi insanlarının doğrudan hedef olduğunu açıklarken sendikaya göre birçok gemi insanı artık Hürmüz geçişli gemilere çıkmayı reddetmekte; bazı şirketler ise değişim için mürettebat bulmakta zorlanmaktadır. ITF, mahsur kalan gemi insanlarından binlerce yardım çağrısı aldıklarını belirtirken, krizin çözümü için diplomatik kanalların tıkalı olması endişeleri artırmaktadır.[vi]  

Modern denizcilik tarihinde yaşanan ve gemilerde personelin kontrat sürelerinden çok daha uzun süreler çalışmak zorunda kalarak psikolojik sorunlara yol açan COVID-19 döneminde yaşanan küresel krize oranla, Hürmüz’de mahsur kalan/bölgeden geçiş yapan gemilerin personelinin yaşadığı kriz, gemi insanlarını doğrudan fiziksel riske maruz bırakmakta, personel geçmişte yalnızca evlerine  geç dönme korkusu yaşarken bugün ise sürekli saldırı veya patlama tehdidi altında yaşamanın ağır psikolojik tahribatının yanında hayatta kalamama korkusunu da yaşamaktadır.

Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim ve beraberinde getirdiği deniz güvenliği zafiyeti, Aden Körfezi ve Somali açıklarındaki güvenlik mimarisini de doğrudan sarsmıştır. Uluslararası Denizcilik Bürosu (IMB) ve UKMTO’nun son analizlerine göre, koalisyon güçlerine ait savaş gemilerinin Hürmüz’deki devletler arası gerilime ve Kızıldeniz’deki saldırılara odaklanmak için devriye alanlarını kaydırması, Somali açıklarında bir güvenlik boşluğu yaratmış, bu durum, 2010’lu yılların başından bu yana büyük ölçüde baskılanan Somalili deniz haydutlarının yeniden organize olmasına ve 2026 başından itibaren ticari gemilere yönelik başarılı gemi kaçırma eylemlerini tekrar başlatmasına zemin hazırlamıştır.[vii] Bölgesel istikrarsızlığın yarattığı bu domino etkisi, deniz haydutluğunun sadece ekonomik bir fırsatçılık değil, küresel güvenlik kaynaklarının bölünmesinin doğrudan bir sonucu olduğunu ve Hürmüz’deki krizin aslında Hint Okyanusu’nun tamamını kapsayan çok katmanlı bir istikrarsızlık sarmalına dönüştüğünü kanıtlamaktadır.

Sonuç olarak Hürmüz’de mahsur kalan gemi insanlarının yaşadığı güvenlik ve yaşam koşulları sorunu, savaşın enerji fiyatları, askeri operasyonlar ve jeopolitik sonuçları kadar görünür olmasa da aslında küresel ticaretin sürekliliğini sağlayan binlerce gemi insanının doğrudan hayatını etkileyen ciddi bir insani kriz niteliği taşımakta ve etkisi Hint Okyanusunun doğu sınırlarına dayanmaktadır.


[i] IMO, (2026). “No safe transit through Strait of Hormuz: IMO Secretary-General”, https://www.imo.org/en/mediacentre/pressbriefings/pages/no-safe-transit-through-hormuz-imo-secretary-general.aspx?utm_source, (Erişim Tarihi: 03.05.2026).

[ii] “Iran releases video of forces seizing ship in the Strait of Hormuz”, Youtubehttps://youtu.be/KMZScyykYdw?si=iN4vDJ2RBnMMXAmL, ErişimTarihi: 03.05.2026.

[iii] Bir ticari gemiye yönelik saldırı veya silahlı müdahale henüz gerçekleşmemiş olsa dahi; geminin izlenmesi, yüksek süratli teknelerin olağandışı yaklaşması, kimliği belirsiz hava veya deniz araçlarının takip davranışı göstermesi, yetkisiz telsiz çağrıları, GPS/GNSS karıştırması (jamming/spoofing), rota kesme manevraları veya potansiyel boarding hazırlığı gibi deniz güvenliği açısından tehdit oluşturabilecek anormal faaliyetleri ifade etmektedir. 

[iv] UKMTO, https://www.ukmto.org/recent-incidents#ff64365a-a734-437e-ba67-4c5fa2f767db, (Erişim Tarihi: 03.05.2026).

[v] Saul, J. (2026). “Iran fast-boat swarms add to Hormuz threats for shipping”, Reuters, https://www.reuters.com/world/asia-pacific/iran-fast-boat-swarms-add-hormuz-threats-shipping-2026-04-23/, (Erişim Tarihi: 03.05.2026).

[vi] ITF. (2026). “ITF condemns fresh wave of attacks and seizures on civilian vessels in the Strait of Hormuz”, https://www.itfseafarers.org/en/news/itf-condemns-fresh-wave-attacks-and-seizures-civilian-vessels-strait-hormuz?utm_source, (Erişim Tarihi: 03.05.2026).

[vii] Oral. F. (2025). Environmental impacts of the Houthis’ attacks against commercial shipping in the Red Sea. Front. Polit. Sci, 7(1711643), doi: 10.3389/fpos.2025.1711643.

Emekli Deniz Albay Dr. Ferhan ORAL
Emekli Deniz Albay Dr. Ferhan ORAL
1972 yılında Denizli’de doğdu. 1994 yılında Deniz Harp Okulu’ndan mezun oldu. Deniz Kuvvetleri’ndeki 24 yıllık kariyeri süresince değişik denizaltı gemileri ve karargahlarda görev yaptı. Karargâh görevleri arasında Bosna-Hersek AB Gücü Sivil-Asker İş Birliği Başkanlığı, Genel Kurmay Başkanlığı Plan Prensipler Başkanlığı, Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Karargâhı (SHAPE) ve Çokuluslu Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi bulunmaktadır. Sosyoloji alanında yüksek lisans ve Denizcilikte Emniyet, Güvenlik ve Çevre Yönetimi alanında doktora derecesine sahiptir. Milli hakemli dergilerde yayınlanmış makaleleri bulunmaktadır. Araştırma ve çalışma alanları arasında deniz güvenliği, NATO ve AB savunma politikaları bulunmaktadır. İngilizce ve temel seviyede Fransızca bilmektedir.

Benzer İçerikler