Analiz

Trump-Lula Görüşmesi: Latin Amerika’da Yeni Güç Dengesi

Trump ile Lula arasındaki görüşmede tarifeler ve kritik mineraller temel gündem maddeleri arasında yer almaktadır.
ABD, Çin’e olan nadir toprak bağımlılığını azaltmak için Brezilya’yı stratejik ortak olarak görmektedir.
Bolsonaro davası ve ticaret tarifeleri, Washington-Brazilya hattındaki siyasi gerilimi artırmaktadır.

Paylaş

Donald Trump ile Luiz Inacio Lula da Silva arasında Washington’da gerçekleşen görüşme, yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, Latin Amerika’daki jeopolitik dengeler bakımından da dikkat çekmektedir. Son yıllarda Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Brezilya arasındaki ilişkiler, ticaret tarifeleri, ideolojik farklılıklar ve stratejik kaynak rekabeti nedeniyle dalgalı bir seyir izlemektedir. Bu nedenle Beyaz Saray’daki temasların ekonomik işbirliği kadar siyasi gerilimlerin yönetilmesi açısından da önemli olduğu değerlendirilmektedir.

Trump yönetiminin Brezilya ürünlerine yönelik uyguladığı tarifeler, iki ülke arasındaki ilişkilerde en büyük kriz başlıklarından biri olarak öne çıkmaktadır. Özellikle 2025 yılında Brezilya ürünlerine getirilen ek yüzde 40’lık gümrük tarifesi, Brazilya yönetiminde ciddi rahatsızlık yaratmıştır. Washington bu kararı resmî olarak ekonomik gerekçelerle açıklasa da süreç doğrudan Brezilya iç siyasetiyle bağlantılı görülmektedir. Çünkü Trump yönetimi, eski Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro hakkında açılan davaları da tarifelerin gerekçeleri arasında göstermektedir.[i]

Bolsonaro’nun darbe girişimine liderlik ettiği gerekçesiyle mahkûm edilmesi, Brezilya’daki siyasi kutuplaşmayı daha da derinleştirmektedir. Trump’ın Bolsonaro’ya açık destek vermesi ise Washington’un Brezilya iç siyasetine doğrudan müdahil olduğu yönündeki tartışmaları güçlendirmektedir. Özellikle Trump’ın Lula’ya gönderdiği mektupta suçlamaların düşürülmesini istemesi, iki ülke arasındaki diplomatik gerilimi artırmaktadır. Lula yönetimi bu yaklaşımı Brezilya’nın egemenlik alanına müdahale olarak değerlendirmektedir.

Bununla birlikte iki liderin son dönemde daha kontrollü bir iletişim geliştirmeye çalıştığı görülmektedir. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sırasında gerçekleşen kısa görüşme, ilişkilerde yumuşama sinyali vermektedir. Trump’ın Lula hakkında kullandığı olumlu ifadeler ve “iyi bir kimya yakaladık” açıklaması, tarafların tamamen kopuş istemediğini göstermektedir.[ii] Çünkü mevcut küresel ekonomik koşullar hem Washington’u hem de Brazilya’yı pragmatik işbirliğine yöneltmektedir.

Görüşmenin en kritik başlıklarından birini kritik mineraller oluşturmaktadır. Özellikle nadir toprak elementleri konusunda Brezilya’nın sahip olduğu rezervler, ABD açısından stratejik önem taşımaktadır. Washington yönetimi, ikinci Trump döneminde Çin’e olan bağımlılığı azaltmayı hedeflemektedir. Bu nedenle Çin dışındaki alternatif tedarik zincirleri oluşturulmaya çalışılmaktadır. Bu strateji kapsamında Brezilya, ABD için önemli ortaklardan biri hâline gelmektedir.

Nadir toprak elementleri ve kritik mineraller, günümüz teknolojik rekabetinin temel unsurları arasında yer almaktadır. Elektrikli araç bataryaları, yarı iletken çipler, füze sistemleri, rüzgâr türbinleri ve uydu teknolojileri gibi alanlarda kullanılan bu mineraller, yalnızca ekonomik değil aynı zamanda askerî değer taşımaktadır. Özellikle lityum, kobalt ve niyobyum gibi kaynaklar, küresel güç rekabetinde stratejik avantaj sağlamaktadır.

ABD yönetimi, Çin’in kritik mineraller üzerindeki baskın konumunu kırmaya çalışmaktadır. Çin’in dünya nadir toprak rezervlerinin yaklaşık %60’ını kontrol ettiği ve rafinasyon kapasitesinin %90’ına sahip olduğu belirtilmektedir. Bu durum Washington açısından ulusal güvenlik meselesi olarak görülmektedir. Çünkü ABD savunma sanayiinin önemli bölümü Çin merkezli tedarik zincirlerine bağımlı durumdadır. Brezilya’nın ise dünyanın en büyük ikinci nadir toprak rezervine sahip olması, ülkeyi jeopolitik açıdan daha değerli hâle getirmektedir.[iii]

Ancak Brezilya yönetimi, bu kaynakların kontrolü konusunda daha milliyetçi bir yaklaşım benimsemektedir. Lula hükümeti yalnızca ham madde ihracatına dayalı bir model istememektedir. Brazilya yönetimi, kritik minerallerin işlenmesi ve katma değerli üretimin ülke içinde gerçekleştirilmesini savunmaktadır. Bu nedenle ABD şirketlerine sınırsız erişim verilmesine temkinli yaklaşılmaktadır.

Bu noktada Lula yönetiminin kalkınmacı ekonomi anlayışı ön plana çıkmaktadır. Lula, geçmiş dönemlerinde sosyal refah politikaları ile ekonomik büyümeyi birlikte yürütmeye çalışan bir lider profili çizmektedir. Devletin stratejik sektörlerde daha aktif rol üstlenmesini savunan yaklaşım, kritik mineraller konusunda da etkisini göstermektedir. Dolayısıyla Washington’un serbest piyasa merkezli beklentileri ile Brazilya’nın devlet kontrolünü önceleyen politikaları arasında ciddi farklılık bulunmaktadır.

Tarifeler meselesi ise ekonomik ilişkilerdeki en hassas konu olmaya devam etmektedir. ABD’nin uyguladığı ek vergiler nedeniyle Brezilya’nın ABD’ye ihracatı son yılların en düşük seviyesine gerilemektedir. 2026 yılının ilk çeyreğinde ihracatın yüzde 18,7 düşmesi, Brezilya ekonomisi açısından dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.[iv]Özellikle çelik, tarım ürünleri ve sanayi malları üzerindeki tarifeler Brezilyalı ihracatçılar üzerinde baskı oluşturmaktadır.

Washington yönetimi son dönemde bazı tarifeleri gevşetmiş olsa da Brezilya tarafı bunun yeterli olmadığını düşünmektedir. Özellikle Trump yönetiminin küresel ithalata yönelik %15’lik genel tarifesi, Brezilya ürünlerinin rekabet gücünü azaltmaktadır. Bu nedenle Lula hükümeti görüşmelerde ekonomik taviz elde etmeye çalışmaktadır.

Görüşmede organize suçlarla mücadele konusunun da ele alınması planlanmaktadır. Son yıllarda Latin Amerika merkezli uyuşturucu ağları, silah kaçakçılığı ve sınır aşan suç örgütleri hem ABD hem de Brezilya açısından güvenlik tehdidi oluşturmaktadır. Özellikle Amazon havzasındaki yasa dışı madencilik faaliyetleri ve yasa dışı madde rotaları, iki ülkenin güvenlik işbirliğini zorunlu hâle getirmektedir.

ABD açısından Brezilya yalnızca ekonomik ortak değildir. Aynı zamanda Latin Amerika’daki güç dengelerinde belirleyici ülkedir. Washington yönetimi, Çin’in bölgedeki ekonomik etkisinin artmasından rahatsızlık duymaktadır. Lula yönetiminin BRICS içerisindeki aktif rolü ve Çin’le geliştirdiği yakın ilişkiler, ABD tarafından dikkatle takip edilmektedir. Bu nedenle Trump yönetimi Brezilya’yı tamamen Çin eksenine kaybetmek istememektedir.

Lula ise çok kutuplu dünya düzenini destekleyen bir dış politika izlemektedir. Brezilya yönetimi, ABD’yle ilişkileri sürdürürken aynı zamanda Çin, Rusya ve diğer yükselen güçlerle de dengeli ilişkiler kurmaya çalışmaktadır. Bu yaklaşım, Brezilya’nın küresel sistemde daha bağımsız hareket etme isteğini göstermektedir.

Sonuç olarak Trump-Lula görüşmesi, yalnızca iki lider arasındaki diplomatik temas olarak değerlendirilmemektedir. Görüşme; ticaret savaşları, kritik mineral rekabeti, Latin Amerika’daki nüfuz mücadelesi ve küresel güç dengeleri açısından önemli sonuçlar doğurabilecek bir süreç olarak görülmektedir. Tarafların ilişkileri tamamen normalleştirmesi kısa vadede zor görünmektedir. Ancak ekonomik çıkarlar ve stratejik ihtiyaçlar, Washington ile Brazilya’yı kontrollü işbirliğine yönlendirmektedir. Özellikle kritik mineraller konusunda ortaya çıkacak olası anlaşmalar, önümüzdeki dönemde ABD-Brezilya ilişkilerinin yönünü belirleyebilecek temel unsur hâline gelmektedir.


[i] Bush, Daniel, and Leandro Prazeres. “Brazil’s President Lula to Discuss Economy and Security with Trump at White House”, BBC News, https://www.bbc.com/news/articles/c8d84g963eeo, (Erişim Tarihi: 17.05.2026).

[ii] Aynı yer.

[iii] Aynı yer.

[iv] Aynı yer.

Ali Caner İNCESU
Ali Caner İNCESU
Ali Caner İncesu, 2012 yılında Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olmuştur. Eğitimine Kapadokya Üniversitesi Turist Rehberliği ön lisans programında devam etmiş ve 2017 yılında mezun olmuştur. 2022 yılında Hoca Ahmet Yesevi Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi'nde Seyahat İşletmeciliği ve Turizm Rehberliği alanlarında yüksek lisans eğitimlerini başarıyla tamamlamıştır. 2024 yılında Amerika Birleşik Devletleri'nde University of Maryland Global Campus (UMGC) Siyaset Bilimi lisans programından mezun olmuştur. 2023 yılı itibarıyla Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler bölümünde doktora eğitimine devam etmektedir.2022 yılında Paraguay Cumhuriyeti Büyükelçiliği’nde (Ankara) özel danışmanlık görevi de yürüten İncesu, ileri seviyede İspanyolca ve İngilizce bilmekte olup İngilizce ve İspanyolca dillerinde yeminli tercümandır.Çalışma alanları Latin Amerika, uluslararası hukuk ve turizmdir.

Benzer İçerikler