Küresel ölçekte göç konusu, son senelerde sadece yalnızca demografik bir hareketlilik olmanın ötesine geçerek ülkelerin güvenlik, ekonomi ve kalkınma politikalarını doğrudan etkileyen temel konulardan biri haline gelmiştir. Bilhassa işgücü göçü, bir yandan kaynak devletler için döviz transferleri ve istihdam baskısının azalması anlamına gelmekteyken, bir diğer yandan da hedef ülkeler için işgücü ihtiyacının karşılanmasında önemli bir rol oynamaktadır. Fakat bu süreç, sadece ekonomik fayda üzerinden değerlendirildiğinde eksik kalmaktadır. Çünkü göçmen pek çok zaman hukuki güvencesizlik, düşük ücret, sosyal dışlanma, kayıt dışı çalışma ve ailelerinden uzak kalma gibi çok yönlü problemlerle karşılaşabilmektedir.
18-19 Mayıs 2026 tarihlerinde Özbekistan Taşkent’te düzenlenen ilk Taşkent Uluslararası Göç Forumu, göçün konusunu hem ekonomik hem de insani boyutlarını beraber ele alması bakımından dikkat çekmektedir. Söz konusu forumun “işçi göçmenlerin ve aile üyelerinin sosyal ve hukuki korunması” teması ile gerçekleştirilmesi, göçmenlerin salt işgücü piyasasının bir unsuru olarak değil, hakları ve ihtiyaçları olan bireyler olarak görülmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu yaklaşım, çağdaş göç yönetiminde insan onuru, sosyal adalet ve uluslararası işbirliği ilkelerinin giderek daha fazla önem kazandığını ortaya koymaktadır.[i]
Özbekistan’ın bu foruma ev sahipliği yapması da tesadüf değildir. Devletin sahip olduğu genç ve dinamik nüfusu, yurt dışında çalışan vatandaşlarının sayısı ve ülke ekonomisinde döviz transferlerinin taşıdığı ehemmiyet, Özbekistan’ı göç politikaları açısından merkezi bir konuma yerleştirmektedir. Bu sebeple forum, sadece bir milletlerarası toplantı şeklinde değil, Özbekistan’ın göç yönetişiminde daha kurumsal, açık ve işbirliğine dayalı bir politika geliştirme arayışının göstergesi olarak değerlendirilebilir. 40’tan fazla ülkeden yaklaşık 600 katılımcının bu forumda yer alması ise göç meselesinin artık tek bir ülkenin sınırları içerisinde çözülemeyecek kadar global ve çok aktörlü bir konu olduğunu açık bir şekilde göstermektedir.[ii]
Forumun temel vurgularından biri de güvenli, düzenli ve yasal göç yollarının kuvvetlendirilmesidir. Bu yaklaşım, göç konusunu yalnızca bir problem şeklinde değil, doğru yönetildiğinde hem göçmenler hem kaynak ülkeler hem de ev sahibi toplumlar için fırsat yaratabilecek bir aşama olarak değerlendirmektedir. Uluslararası Göç Örgütü’nün 2026 Dünya Göç Raporu’na göre dünya genelinde yaklaşık olarak 304 milyon uluslararası göçmen bulunmakta, bu sayının 168 milyonu işçi göçmenlerden meydana gelmektedir. Bunun yanı sıra göçmenlerin ailelerine gönderdikleri yıllık havalelerin yaklaşık 905 milyar dolara erişmesi, göçün ekonomik kalkınma açısından güçlü bir rezerv olduğunu ortaya koymaktadır.[iii]
Özbekistan açısından bakıldığında göç, devletin toplumsal ve ekonomik yapısında ehemmiyetli bir yer tutmaktadır. Her sene yaklaşık 600.000 kişinin işgücü piyasasına girmesi, istihdam oluşturma meselesini ülke için stratejik bir hale getirmektedir. Yaklaşık 1,2 milyon Özbek vatandaşının yurt dışında çalışması ve 2025 senesinde Özbekistan’a gelen havalelerin 18,9 milyar dolara ulaşması, göçmen emeğinin ulusal ekonomi için taşıdığı önemi göstermektedir.[iv]
“Vatandaşlarımızın dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, emekleri, bilgileri ve sorumlulukları nedeniyle değer görmelerini istiyoruz.”
Buradan da anlaşılacağı üzere Özbekistan’ın göç politikasındaki ana beklentisi, yurt dışında çalışan vatandaşlarının sadece ekonomik katkı sağlayan işgücü olarak değil, nitelikli ve saygın kişiler şeklinde kabul edilmesidir. Bu açıdan bakıldığında Özbekistan Cumhuriyeti Bakanlar Kurulu’na bağlı Göçmenlik Dairesi/Göç Ajansı Direktörü Behzod Musaev’in bu sözleri, Özbekistan’ın göçmen emeğini insan onuru, mesleki yeterlilik ve sosyal koruma çerçevesinde değerlendirdiğini göstermektedir. Bu vesileyle Taşkent yönetiminin göç politikalarına sadece döviz transferleri ve istihdam baskısının azaltılması bakımından değil, aynı zamanda vatandaşlarının uluslararası alanda güvenli, yasal ve saygın koşullarda yer alması perspektifinden yaklaştığını ifade etmek gerekmektedir.[v]
Forumda göçmenlerin hukuki ve sosyal korunmasının ön plana çıkarılması da oldukça önem teşkil etmektedir. Çünkü güvenli göç sadece sınır geçişlerinin düzenlenmesi anlamına gelmemekte; bununla beraber göçmenlerin çalışma yaşamında, aile hayatında ve sosyal çevrede korunmasını da içermektedir. Özbekistan’ın 40 ülke ve yaklaşık 500 şirketle 76 hükümetler arası göç anlaşması imzalaması, göç yönetimini daha kurumsal bir hale getirme çabasını göstermektedir. Ayrıca devlette 643 eğitim merkezinin faaliyette olması ve 104.400’den fazla bireyin dil ve mesleki hazırlık programlarını tamamlaması, işgücü göçünün daha planlı yürütülmek istendiğini göstermektedir.[vi]
Forumda ayrıca toplumsal gençlik politikası, cinsiyet eşitliği, mesleki yeterlilikler ve iklim değişikliğinin göç üzerindeki etkisinin ele alınması, göç konusunun çok boyutlu karakterini ortaya koymaktadır. Bilhassa iklim değişikliği, gelecekte yeni göç hareketlerini artırabilecek önemli bir faktör olduğu kabul edilmiştir. Bu sebeple göç politikalarının sadece bugünkü işgücü ihtiyacına değil, gelecekte ortaya çıkabilecek çevresel ve insani krizlere de hazırlıklı olması gerektiği de göz önüne alınmaktadır.
Taşkent Uluslararası Göç Forumu, Özbekistan’ın göç yönetimi alanında daha kurumsal, insani ve uluslararası iş ortaklığına dayanan bir yaklaşım geliştirme gayesini ortaya koymuştur. Forum, göçün sadece ekonomik kazanç ya da işgücü hareketliliği olarak değil; sosyal koruma, hukuki güvence, insan onuru ve sürdürülebilir kalkınma bağlamında ele alınması gerektiğini göstermiştir. Bu yönüyle forum, göçmen işçilerin salt üretim sürecine katkı sağlayan kişiler olarak değil, hakları korunması gereken bireyler olarak değerlendirilmesi bakımından önem taşımaktadır.
Özbekistan’ın sahip olduğu genç nüfusu, yurt dışında çalışan vatandaşlarının sayısı ve döviz transferlerinin ekonomi içindeki rolü, göç politikasını ülke açısından stratejik bir mesele haline getirmektedir. Fakat bu stratejinin başarılı olabilmesi için yalnızca yeni anlaşmalar yapılması veya milletlerarası toplantılar düzenlenmesi yeterli olmamaktadır. Asıl önemli olan, göçmenlerin gittikleri devletlerde yasal, güvenli ve insan onuruna uygun koşullarda çalışabilmeleridir. Bu sebeple mesleki eğitim, dil hazırlığı, hukuki danışmanlık, sosyal güvenlik ve ailelerin korunması gibi alanlarda somut uygulamaların güçlendirilmesi gerekmektedir.
[i] “Tashkent Hosts First International Migration Forum”, Uz Daily, https://www.uzdaily.uz/en/tashkent-hosts-first-international-migration-forum/, (Erişim Tarihi: 21.05.2026).
[ii] “Representatives of the ILLP took part in an international migration forum”, Institute of Legislation and Legal Policy under the President of the Republic of Uzbekistan, https://eng.illp.uz/representatives-of-the-illp-took-part-in-an-international-migration-forum/, (Erişim Tarihi: 21.05.2026).
[iii] “First International Migration Forum held in Tashkent”, Kazinform, https://qazinform.com/news/first-international-migration-forum-held-in-tashkent, (Erişim Tarihi: 21.05.2026).
[iv] Aynı Yer.
[v] “IOM and Uzbekistan Convene First International Migration Forum in Tashkent”, IOM UN Migration, https://eca.iom.int/news/iom-and-uzbekistan-convene-first-international-migration-forum-tashkent, (Erişim Tarihi: 21.05.2026).
[vi] Aynı Yer.
