Kuzey Kore, Güney Kore ve Çin Üçgeninde Gelişen Güvenlik Denklemi

Paylaş

Bu yazı şu dillerde de mevcuttur: English Русский

2022 yılı Kuzey Kore’nin en çok balistik füze denemesi gerçekleştirdiği yıl olarak tarihe geçmiştir. 2021 senesinde toplam altı deneme gerçekleştiren Pyongyang yönetimi, 2022 yılı henüz bitmeden yaklaşık 70 deneme gerçekleştirmiştir.[1] Mevzubahis durum ise bölgedeki güvenlik endişelerini kritik bir seviyeye yükseltmiştir. Nitekim Kuzey Kore’nin faaliyetlerinin yükselişe geçirdiği endişeler, bölgede Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Güney Kore ve Japonya ortaklığında askeri tatbikatlar gerçekleştirilmesi şeklinde karşılık bulmuştur. Söz konusu tatbikatlar ise Kuzey Kore’yi caydırmaktan çok provoke etmektedir.

Nitekim söz konusu tatbikatlarla geri adım attırılamayan Kuzey Kore’yi caydırma amacıyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) içerisinde yaptırımların arttırılması kararı alınmaya çalışılmış; fakat bu karar da Çin ve Rusya’nın onay vermemesi sebebiyle alınamamıştır. Bunun yanı sıra ABD, birçok kez bu konuda diplomatik kanalların açık olduğunu ve Washington’ın diplomasi aradığını belirtmiş; lakin Pyongyang’dan diyalog çağrılarına herhangi bir yanıt gelmemiştir.

Mevcut durumda Pyongyang, denemelerine aynı hızla devam etmekte; haliyle bölgesel aktörlerin güvenlik endişeleri de durulmamaktadır. Bilhassa Güney Kore ve Japonya hem coğrafi yakınlıkları hem de Kuzey Kore’nin kendilerini hedef alan tutumu nedeniyle bu tehlikeyi en yakından hisseden devletlerdir.  Kuzey Kore’ye bir türlü geri adım attırılamaması da tehlikeyi tetiklemekte ve aktörleri, farklı yollar aramaya itmektedir.

Anlaşılacağı üzere Pyongyang, gittikçe büyüyen bir nükleer tehlike yaratmakta ve bunun önüne geçilememektedir. Bu sebeple tehlikeyi en yakından hisseden ve Kuzey Kore’nin birçok tehdidine maruz kalan Güney Kore, Pyongyang’ın dış politika üretimi açısından jeostratejik müttefiki olarak görülen Çin’e söz konusu sorunun çözümü noktasında bir çağrıda bulunmuştur.

Bu kapsamda Güney Kore Dışişleri Bakanı Park Jin, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’yle bir video konferans görüşmesi düzenlemiş ve Wang’a Çin’in Güney Kore’nin Kuzey Kore’yle diyalog çabalarını aktif olarak desteklemesini beklediğini söylemiştir. Park, daha sonra da Kuzey Kore’nin 2022 yılında gerçekleştirdiği rekor sayıdaki balistik füze denemesi ve gittikçe büyüyen nükleer gücünden bahsetmiş, Seul’un duyduğu endişeyi dile getirmiş ve Pyongyang’ın olası nükleer testler gibi daha fazla provokasyondan kaçınması ve diyaloğa girmesi gerektiğini belirtmiştir.[2]

Öte yandan Güney Kore’nin yaptığı çağrının Çin’in BMGK içerisinde Kuzey Kore yaptırımlarını onaylamadığı ve Seul’un ABD’yle tatbikatlar düzenlediği bir dönemde gelmesi son derece dikkat çekicidir.

Bu noktada değerlendirilebilecek ilk husus, Kuzey Kore’nin eylemlerinin Güney Kore üzerinde yarattığı rahatsızlığın boyutudur. Nitekim bahsedildiği üzere Güney Kore, Batı yanlısı bir tutum sergilemektedir. Zira Asya-Pasifik bölgesinde Washington, Seul ve Tokyo işbirliği yapmaktadır. Hatta tatbikatların aslında Çin’i çevreleme amacı güttüğü de öne sürülmektedir. Fakat buna rağmen Güney Kore, artan güvenlik kaygıları nedeniyle Çin’e diyalog çağrısı yapma ihtiyacı hissetmiştir.

Değerlendirilebilecek bir diğer husus ise söz konusu çağrı vesilesiyle hem Çin’in bölgesel nüfuzunun hem de Kuzey Kore’yle olan yakın işbirliğinin kabul edilmesi durumudur. Çünkü gerek yaptırımlar gerek tatbikatlar gerekse de BMGK, Kuzey Kore üzerinde bir etki yaratmamaktadır. Bu noktada Kuzey Kore Sorunu’nun çözümünde Çin’in etkin bir aktör olarak yer almasının istenmesi hem Pekin ile Pyongyang arsındaki güçlü bağların hem de Pekin’in sahip olduğu nüfuzun kabul edilmesi anlamına gelmektedir.

Tüm bunların yanı sıra sorunun çözümüyle alakalı olarak Çin’in kapısının çalınması, aynı zamanda Batı’nın ve ABD’nin etkinliği noktasında bölgesel aktörlerin gözünde soru işaretleri yaratabilir. Hem BM hem de ABD ve müttefiklerinden oluşan Pasifik ittifakı, bu sorunun çözümünde başarı sağlayamamıştır. Zaten mevzubahis ittifakın bir üyesinin Çin’den destek talep etmesi de bunu teyit eder niteliktedir.

Bu noktada değerlendirilebilecek son husus ise yapılan çağrının Seul ile Washington arasında gerilime yol açma ihtimalidir. Zira Güney Kore’nin bu eyleminden ABD’nin haberinin olup olmadığı bilinmemektedir. Nitekim Seul yönetiminin bu hamlesinin Washington’u rahatsız etme ihtimali vardır. Zira Pekin’le iletişime öncelik veren bu yaklaşım, uzun vadede Tokyo-Seul-Washington hattındaki ittifaka zarar verebilir.

Hülasa Seul tarafından Pekin’e yapılan mevzubahis çağrının Kuzey Kore Sorunu’nu çözmekten çok bölgedeki Batı temelli ittifaka zarar verebilecek sonuçlara yol açması mümkündür. Nitekim Kuzey Kore’nin yarattığı nükleer tehdit devam ettikçe, bu tehdidi yakından hisseden devletlerin kendi çıkarları doğrultusunda hareket edecekleri ve bunun da ABD’yle olan ilişkilerine zarar vereceği öngörülebilir.


[1] “In Growing Arms Frenzy, North Korea Launched Nearly 70 Missiles in 2022”, El Pais, https://english.elpais.com/international/2022-12-02/in-growing-arms-frenzy-north-korea-launched-nearly-70-missiles-in-2022.html, (Erişim Tarihi: 13.12.2022).

[2] “South Korea Urges China to Support Diaologue with North Korea-S. Korea Ministry”, Swissinfo, https://www.swissinfo.ch/eng/south-korea-urges-china-to-support-dialogue-with-north-korea—s-korea-ministry/48127886, (Erişim Tarihi: 13.12.2022).

Zeki Talustan GÜLTEN
Zeki Talustan GÜLTEN
Zeki Talustan Gülten, 2021 yılında Yalova Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nden “Amerikan Dış Politikası” başlıklı bitirme teziyle ve 2023 yılında da Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Dış Ticaret bölümünden mezun olmuştur. Halihazırda Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda Tezli Yüksek Lisans öğrenimine devam eden Gülten, lisans eğitimi esnasında Erasmus+ programı çerçevesinde Lodz Üniversitesi Uluslararası ve Politik Çalışmalar Fakültesi’nde bir dönem boyunca öğrenci olarak bulunmuştur. ANKASAM’da Asya-Pasifik Araştırma Asistanı olarak çalışan Gülten’in başlıca ilgi alanları; Amerikan Dış Politikası, Asya-Pasifik ve Uluslararası Hukuk’tur. Gülten, iyi derecede İngilizce bilmektedir.

Benzer İçerikler