Myanmar’da 2021 yılında yaşanan darbeden sonra ilk kez seçimlerin düzenlenmesi, ülkedeki iç savaş ortamına rağmen birçok kesim tarafından umut ışığı olarak yorumlanmaktadır. Min Aung Hlaing liderliğindeki Myanmar Ordusu, 1 Şubat 2021 tarihinde Aung San Suu Kyi liderliğindeki sivil hükümeti devirerek iktidara gelmişti. Ülke bu tarihten itibaren etnik grupların da dahil olduğu bir iç savaşa doğru sürüklenmişti. Aung San Suu Kyi ve beraberindeki birçok iktidar partisi yöneticisi tutuklanıp hapse atılmıştı. 2015 ve 2020 seçimlerini kazanan Ulusal Demokrasi Birliği ise seçim komisyonu tarafından feshedilmiş durumdadır. Barış planları çerçevesinde ASEAN, Suu Kyi’nin serbest bırakılmasını ve taraflar arasında diyalog başlatılması istemesine rağmen Cunta Hükümeti, bu konuda adım atmamıştır.
Myanmar’da seçimlerin 1. Aşaması 28 Aralık’ta 102 ilçede gerçekleşmiştir. 2. Aşama seçimlerin 11 Ocak 2026’da 100 ilçede ve 3. aşama seçimlerin 25 Ocak 2026’da 63 kasabada gerçekleşmesi beklenmektedir. Ülkenin birçok bölgesinde çatışmalar devam ettiği için seçimler sadece belirli ilçe ve kasabalarda gerçekleşmektedir. Genel bir tablo çizecek olursak Myanmar’ın 330 ilçesinden toplam 265’inde seçimler düzenlenecektir. 60’ın üzerindeki kasabanın ise girişlere kapalı olduğu bilinmektedir.[1] Rusya, Çin, Belarus, Kazakistan, Kamboçya, Vietnam, Nikaragua ve Hindistan’dan birçok uluslararası gözlemci seçimleri izlemek üzere ülkeye gelmiş ve bazı yabancı siyasi gözlemciler ise hükümeti adil ve şeffaf seçimler yapmamakla eleştirmiştir.[2]
Seçimlerde ordunun desteklediği Birlik Dayanışma ve Kalkınma Partisi (USDP) favori olarak gösterilmektedir. Bu bağlamda USDP’nin, diğer partilerin de desteğini alarak yeniden iktidara geleceği ve cunta yönetiminin yerini koruyacağı tahmin edilmektedir. Nitekim bu tür seçimler, genellikle iktidarı ele geçiren cunta yönetimlerinin sandık yoluyla koltuklarını meşrulaştırma girişimi olarak görülmektedir. Fakat iç savaşın hâlâ devam ettiği bir ülkede askeri cuntanın kontrolündeki bir hükümetin ulusal ve uluslararası düzeyde destekçi kazanması pek olası görünmemektedir.
2021 yılında ülkenin iç savaşa sürüklenmesinin temel nedeni, cunta yönetiminin şiddet içermeyen protestolara karşı sert güce başvurması ve halkı hedef alması olarak gösterilebilir. İktidarı kaybeden ve muhalif durumuna düşen milletvekilleri ve parlamenterlerden oluşan Ulusal Birlik Hükümeti (UBH) koalisyonu ise paralel veya sürgün hükümeti kurmayı amaçlamış, tüm ülkede “Halk Savunma Güçleri” (HSG) adıyla silahlı direniş güçleri kurarak cunta hükümetine karşı koymaya çalışmış, bunu yaparken etnik ayrılıkçı gruplarla da işbirliği yapmayı hedeflemiştir.
2021 yılından günümüze oluşan tabloda, ülkedeki iç savaşın durumunu ve tarafları şu şekilde özetlemek mümkündür: Cunta Hükümeti ve bu anlamda Myanmar Ordusu, tüm ülke genelinde hem etnik ayrılıkçı gruplarla hem de devrik muhalif güçlerden oluşan UBH ve onların kurmuş olduğu HSG ile çatışma halindedir. İktidarı kaybetmesine rağmen direnişine devam eden UBH koalisyonu ve ona bağlı HSG, birçok bölgede ayrılıkçı gruplarla güç birlikteliği yaparak Myanmar Ordusu’na karşı savaşmaktadır. Son 4-5 yıldır Myanmar Ordusu’na karşı yürütülen savaştan bağımsız olarak bazı ayrılıkçı örgütler de kendi aralarında yaşadıkları ihtilaf nedeniyle on yıllardır birbirleriyle savaşabilmektedir. Ülkenin çok etnikli yapısı ve ayrılıkçı örgütlerin uzun yıllardır verdiği silahlı mücadele nedeniyle halihazırda kırılgan bir yapıda olan Myanmar’da 2021 yılında gerçekleşen askeri darbe, ülkede merkezi otoritenin çökmesine neden olmuş ve iç savaş kaçınılmaz hale gelmiştir.
Nitekim ayrılıkçı grupları bastırması gereken merkezi otoritenin iyice zayıflaması, ülkede kaosun tırmanmasına ve ayrılıkçı grupların güçlenip hakimiyetlerini genişletmesine yol açmıştır. Bu nedenledir ki cunta yönetimi, birçok kasabada sadece kentsel alanları kontrol edebilmekte ve buralarda seçimler düzenleyebilmektedir. Bu bağlamda seçimlerin yapılması planlanan diğer birçok kasabada da çatışmaların devam ettiği bilinmektedir.[3] Örneğin Kaçin,[4] Rakhine, Shan, Karenni, Chin ve Sagaing gibi eyaletlerin yönetim merkezlerindeki ya da kırsalındaki kontrolün çoğunlukla etnik direniş güçlerinde ya da kısmi olarak HSG’de olduğu belirtilmektedir.[5] Mevcut şartlarda Myanmar’da cunta yönetiminin sert güç yoluyla ülkede tam kontrolü ele geçirmesinin neredeyse mümkün olmadığı görülmektedir. Ülkede iç savaşın sona ermesi için öncelikle siyasi olarak Myanmar’daki istikrarın ve meşru bir yönetimin tesis edilmesi gerekmektedir.
Myanmar’daki krizi sonlandırmak üzere diplomatik çabalara öncülük eden ASEAN ülkeleri, 2022 yılında Kamboçya’nın başkenti Phnom Penh’deki zirvede ortaya koydukları 5 maddelik planda, şiddetin derhal durdurulması, insani yardıma olanak sağlanması, taraflar arasında diyalog başlatılması, ASEAN özel temsilcisinin arabulucu rolü üstlenmesi ve özel temsilcinin ülkeyi ziyaret ederek tüm taraflarla görüşmesini önermişti. Ancak cunta yönetimi, ülkedeki diyalog ve gerilimi azaltma vaatlerini yerine getirmemiş ve ASEAN özel temsilcisinin devrik lider Suu Kyi ve diğer tutuklu isimlerle görüşmesine izin vermemişti. Her ne kadar cunta yönetimi, devrik lider Suu Çii ile müzakerelere başlamayı vadetmiş olsa da daha sonra bu anlaşmaya uymamıştı. ASEAN da bunun üzerine askeri lideri, zirve toplantılarına katılmaktan men etmişti.
ASEAN toplantılarından men edilen Myanmar’ın yeniden ulusal, bölgesel ve küresel düzeyde meşruiyet kazanabilmesi için seçimleri bir araç olarak kullanacağı endişesi hakimdir. Sivil görünümlü cunta yetkililerinden oluşan USDP’nin seçimleri kazanarak iktidardaki yerini sağlamlaştırması ve gücünü pekiştirmesi beklenmektedir. Seçimler yoluyla meşruiyet kazandığını ileri sürmesi beklenen Myanmar’daki askeri vesayet rejimi, böylelikle ülke genelinde muhaliflere ve etnik ayrılıkçı örgütlere karşı savaşını derinleştirmeyi hedeflemekte ve ASEAN’la diplomatik temaslarında elini güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca cunta yönetimi, seçimlerden sonra Rusya ve Çin gibi büyük güçlerden uluslararası arenada daha fazla destek talep edebilir. Fakat ülkede tam manasıyla seçimler yoluyla gelen sivil bir yönetim tesis edilmeden ulusal ve uluslararası düzeyde tanınan-egemen bir Myanmar’ın ortaya çıkması olası görünmemektedir. Her şeyden önce cunta yönetiminin muhalif gruplarla diyaloğa başlayarak gerçek bir demokratik geçiş sürecini başlatması ve sivil bir yönetimin ülkede hakim kılınması elzemdir. Aksi halde ülkedeki iç savaşın kısa ve orta vadede sona ermesi kolay olmayacaktır.
[1] “Myanmar Election’s Third Phase to Cover Fewer Areas Than Thought”, Irrawaddy, https://www.irrawaddy.com/news/politics/myanmar-elections-third-phase-to-cover-fewer-areas-than-thought.html, (Erişim Tarihi: 31.12.2025).
[2] “Sunday Polls Bring Hopes To Myanmar, Govt Says On Election Eve”, Bernama, https://www.bernama.com/en/news.php/?id=2506514, (Erişim Tarihi: 31.12.2025).
[3] “Myanmar Election’s Third Phase to Cover Fewer Areas Than Thought”, a.g.e., (Erişim Tarihi: 31.12.2025).
[4] Aynı yer.
[5] Aynı yer.
